Töre Yüzünden basıma gelmeyen kalmadı
Orta anadolunun bir ilinde, merkeze yakın bir köyünde yaşayan, 30 yaşında bir gencim. Gelenek ve göreneklerine çok bağlı, muhafazakar bir ailem var. Kadınlarımızın tümü kapalı, başörtülü ve türbanlıdır.
Bir yıl önce amcaoğlunun ani gelişen hastalığı onu bizden ayırdı. Amcaoğlu ölmeden önce babama ve amcama, “Karıma, çocuklarıma sahip çıkın!” diye istekte bulunmuştu. Amcaoğlunun son isteği buydu. Babam ve amcam onun bu son isteğini kesin olarak yerine getirmek istiyordu.
Bizim geleneklerde bir kadın genç yaşta dul kalırsa, hele de çocuklu bir kadınsa, aile içinden bir erkekle evlendirilir. Kadının gözünün dışarda olmaması, kadına başka erkeklerin musallat olmaması içindir bu. Aileyi ve çocukları korumak içindir bir de…
Sonuçta, onun dul kalan karısı ile evlenmem için ailem bana baskı yapmaya başladı. Ailemin bu kararına, ben sürekli olmaz desem de, sonunda babam evlenmezsem beni evlatlıktan ve mirasından reddedeceğini söyledi. Ben de mecburen kabul ettim. Oysa sevdiğim başka bir kız vardı ve bu yaşananlar sonucu beni terk etti.
Yengemle aramızda önce imam nikahı kıyılacaktı. Yengem iki kız çocuk annesi bir kadın. 39 yaşında, kara kalın kaşlı, hafif kilolu, orta boyludur. İki kızı var, 20 ve 16 yaşlarında.
Yengemle amcaoğlunun evliliği boyunca ilişkimiz son derece resmiydi. Ama ne yalan söyleyeyim, bazen ona dikkatle baktığım da olurdu. Giydiği eteklerin, bluzların altında belli olan kalçaları, götü ve memeleri beni azdırırdı. Bizden birkaç sokak ötede küçük bir gecekonduda oturuyorlardı. Ama bizim eve sık sık gelip giderdi.
Yengemle evleneceğim kesinleştikten sonra, bazı akşamlar aldığım birkaç öte beriyi bırakmak için kapısını çalıyordum. Yine böyle bir akşam kapısını çalıp, aldığım birkaç parça yiyeceği bırakmak istedim. Kapıyı yengem açtı. Elimdekileri mutfağa bırakmak için içeri geçtim. Bana,
“Sana da böyle zahmet oluyor, sürekli bir şeyler getiriyorsun!” dedi.
“Ne zahmeti, görevim…!” dedim.
“Çay yapmıştım, beraber içelim istersen…” teklifini kabul ettim.
Kızları evde yoktu. Banyoya geçip elimi yıkamak istedim. Ellerimi yıkarken kenarda duran kirli sepetinin kapağının altından bir şeyin sarktığını gördüm. Merak ettim. Kapağı kaldırınca kirli çamaşırların üzerinde, yengemin krem renkli sutyenini gördüm. Koca memeleri için bunu giyiyordu demek ki.
Sutyeni burnuma götürüp kokladım. Memelerinin ucu sutyende iz yapmıştı ve belli oluyordu. Sutyenin altında kırmızı renkli, kenarları dantelli bir külot vardı. Bunu da elime aldım. Kokladım. Ter, sabun ve am kokuları birbirine karışmıştı. Külodun üzerinde birkaç kıl vardı. Bunlar yengemin amının kıllarıydı sanırım.
Bu minik külot yengemin koca götünün anca yarısını kapatırdı. Benim kapalı, türbanlı yengemin böyle dantelli, işlemeli külotlar, sutyenler giydiğini bilmiyordum. Yarağımı çıkardım ve külotunu sikime sürtmeye başladım. Sutyeni de ağzıma götürmüş, meme ucunun izini yalıyor, öpüyordum.
İnanılmaz zevk alıyordum o sırada. Kısa bir süre sonra boşalacağımı anladım ve kendime engel olmaya çalıştım, ama nafile… Büyük bir hışımla yengemin külotuna boşalmıştım. Artık yapacak bir şey yoktu. Yarağımdaki tüm dölleri küloduyla sildim.
Şimdi bu minik kırmızı külot benim yapış yapış döllerimle kaplanmıştı. Açıkçası ne yapacağımı bilemedim, ama yapacak da bir şey yoktu. Sonuçta yengem benim karım olacaktı ve beni anlayacağını sanıyordum. Hem belki çamaşırları makineye atacağı için fark etmeyeceğini düşündüm. Külot ve sutyeni tekrar sepete attım.
Odaya geçtim. Yengem mutfaktan demlikle beraber geldi. Sehpanın üzerinde bardaklar ve bir tabak bisküvi vardı. Demlikleri yere koydu. Bardakları sıcak suyla çalkalayıp çayları doldururken tam önümde eğilmişti. Arkasında belli olan koca götünden gözlerimi alamıyordum.
İçeriye girdiğim vakit üzerindeki uzun kollu ince kazağını çıkarmıştı. Gömleğinin üst düğmelerini kapatmamıştı ve başındaki türbanı ile gömleği arasından pamuk gibi beyaz koynu görünüyordu. Eğildiği zaman memelerinin çatalı belli oluyordu.
Üzerinde uzun ve bol bir eteği vardı, gömlek üzerine dar geliyordu. Memeleri dar gömleğin altından dışarı fırlayacakmış gibiydi.
Çayları doldurduktan sonra havadan sudan konuşmaya başladık. Birbirimize henüz isimlerimizle hitap etmiyor sadece ‘Sen’ diyorduk. Yengem bana karşı çekingen ve saygılı davranıyordu.
Bu olaydan kısa süre sonra bir akşam evde aile içinde küçük bir tören yaptık. Nikahımız kıyıldı. Daha sonra kadınlar ve erkekler ayrı ayrı oturduk. Kadınlar alt kata yengemin dairesine indiler.
Daha önce orada kiracımız vardı, ama ben yengemle evleneceğim için kıracıyı çıkardık. Evde tadilat yapıp, yeni eşyalar aldık. Bundan sonra alt katta yengemle beraber oturacaktık. Gecekondudan çıkarmıştık onu.
İlerleyen saatlerde misafirler gidince, babam,
“Hadi oğlum, aşağı in, bekletme karını!” dedi. Sonra da adet yerini bulsun diye sırtıma bir yumruk indirdi. Annem ve yengemin kızları da o sırada yukarı gelmişlerdi. Annem de babam gibi,
“Hadi oğlum, bekletme karını!” dedi, sonra da kulağıma, “İyi dölle şu karıyı da, ailemize bir erkek torun versin!” dedi.
Bunu duyunca istemeden sikimin sertleştiğini hissettim. Evet, birazdan yengemi sikip dölleyecektim.
O esnada yengemin büyük kızı Özge bana bakıyordu sürekli. Birazdan annesini sikecektim. Özge’nin dudaklarını ısırdığını gördüm.
İtiraf etmeliyim ki, annesinin yerine onu sikmek isterdim. Özge dolgun hatlı, orta boylu, güzel bir kızdı. Giydiği mavi elbisesinin altında büyük ve dik memeleri belli oluyordu. Daha yirmi yaşında çıtır çıtır fıstık gibi kızdı Özge…
Aşağı indim, yengem oturma odasında oturuyordu. Mor elbisesi vücudunu sarmıştı ve hatlarını belli ediyordu. Başında da yine mor renkli parlak türbanı vardı.
Beni görünce biraz heyecanlandı. Yanına oturdum. Eline geçen akşam kına yakmışlardı. Bana değil yere bakıyordu. Alçak sesle,
“Sen bana amcaoğlunun emanetisin! Bunu nasıl kabul ettiğimi ben de bilmiyorum!” deyince, bana bakmadan,
“Töremiz böyle! Yapacak bir şeyimiz yok…” dedi. Yengem her şeyi baştan kabul etmişti. Ben sessiz kaldım. Ardından elini tuttum, ayağa kalktım ve onu da kaldırıp içeriye, yatak odasına götürdüm.
Çok heyecanlıydı, ellerinin titrediğini hissediyordum. Odaya girince kapıyı kapadım.
“Ben hazırlanayım, istersen sen dışarı çık!” dedi. Onu kırmak istemedim. Dışarı çıktım. Beş dakika kadar sonra kapıyı tıklatıp,
“İçeri geleyim mi?” diye sordum.
“Evet!” dediğini duyunca yavaşça kapıyı açıp içeri girdim. Işığı söndürmüştü ve içerisi karanlıktı. Kalın kadife perdeler nedeniyle sokak lambasının ışığı içeriye vurmuyordu. Bunun üzerine kapıyı açıp içerdeki banyonun lambasını yaktım.
Şimdi içeriye loş bir ışık vuruyordu. Üzerimdekileri tek tek çıkardım ve tamamen çıplak kaldım. Yorganı kaldırıp yatağa girdim.
Kolum yengemin vücuduna değince irkildi.
Üzerine gecelik giymişti. Yavaşça yan döndüm ve onu yanaklarından öpmeye başladım. Ellerimi de vücudunda gezdiriyordum.
Elimi geceliğinin içinden sokup kalçalarını avuçladım. Etli kalçalarına dokunan elim onu biraz ürpertti sanırım. Kalçaları pürüzsüzdü. Bakımlı bir kadın olduğu belliydi.
Geceliğinin içine külot giymemişti. Elimle götünü okşamaya başladım. Göt yanaklarını sıkıyor, yoğuruyordum. Elimi amına atınca,
“Iıhh!” diye bir ses çıkardı. Amını okşamaya başladım. Amı tertemiz ve kılsızdı.
“Ağda mı yaptın?” diye sorunca,
“Bu sabah temizledim! Akşama gerdek var diye…” dedi.
Am dudakları etli ve büyüktü. Onları parmak uçlarımla sıkıyordum. Amının içine orta parmağımı sokup çıkarmaya başladım. Yengem hiç tepki vermiyordu. Ama amının sulandığını anladım. Amının içindeki parmağım ve elim su içinde kalmıştı.
Diğer elimi de geceliğinin yakasından içeri soktum ve sutyensiz memelerini avuçlayıp sıkmaya başladım. Geceliğinin yakasını aşağı sıyırarak memelerini çıkardım. Memeleri büyük ve dolgundu, ama çocuk doğurduğundan, bir de yaşından dolayı sarkmışlardı.
Meme uçlarını sıkıyor, dudaklarımla emiyordum. Ben küçük küçük ısırıklar atarken, yengemin hafif hafif inlediğini duyuyordum. Artık dayanacak halim kalmamıştı,
“Bacaklarını aç!” dedim sessizce. Yengem belini havaya kaldırıp geceliğini yukarı sıyırdı. Ben de doğrulup açık bacaklarının arasında yerimi aldım. Yorganı üzerimden atınca, altımda geceliği beline kadar sıyrılmış ve bacakları iki yana açık yengemi gördüm.
Yarağıma bakıyordu o esnada. Yarağım kazık gibi olmuş ve havaya doğru tüm haşmetiyle kalkmıştı.
Dizlerimin üzerinde eğildim. Derken yarağımın kafası yavaş yavaş amından içeri doğru girmeye başlamıştı. Bu sırada yengemden,
“Iığğh!” diye hafif bir inleme geldi. Yarağım amına girdikten sonra, önce yavaş yavaş içinde gidip gelmeye başladım. Ayaklarımla yataktan destek almış, onu misyoner pozisyonunda sikiyordum.
Yengemden hiç ses çıkmıyor, kollarını iki yanına uzatmış öylece yatıyordu altımda. Yüzünü, yanaklarını, dudaklarını öpüyordum. Saçlarından hafif bir parfüm kokusu geliyordu. Memelerini emiyor, uçlarını hafif hafif ısırıyordum.
Daha sonra hızlanmaya ve daha çok sokmaya başladım. Yengemin üzerinde gidip gelip, zevkten iniltiler çıkarırken, o sadece altımda yatıyordu. Karyola gıcırdamaya başlamıştı.
Karyolayı nikahtan önce beğenip almıştım. Pirinçten yapılma güzel bir karyolaydı. Amı amcaoğlu tarafından yıllardır sikildiği için ve çocuk doğurduğundan genişlemişti. İçine girip çıkarken zorlanmıyordum. Amının içi kaygan ve sıcaktı.
Yengemin sessiz kalması beni daha da azdırmış ve sinirlendirmişti. Acaba yarağım ona küçük mü gelmişti? Zevk almıyor muydu? Kafamda bu türlü sorular varken daha da hızlanmıştım ve şimdi karyola gacır gucur sesler çıkarıyordu.
Amından çıktım. Onu belinden tutup biraz daha geriye kaydırdım. Bacaklarını kaldırıp havaya dikince amı belirdi. Elimle yarağımı amına hizaladım ve yavaş yavaş tekrar içine girdim. İki yana açtığım bacaklarını omzuma koydum ve bu şekilde daha şiddetle sikmeye başladım. Yarak darbelerimle vücudu altımda sallanıyordu. Yengemden yavaş yavaş
“Aah, aah!” diye sesler gelmeye başlamıştı. Yatağın çıkardığı sesler daha şiddetliydi bu sefer. Yukarıda annemle babamın yatak odası vardı. Onların yataktan çıkan sesleri duyuyor olabileceklerini düşündüm. Bu kez bacaklarını tekrar ayırdım ve
“Bacaklarını iyice ayır, tut onları!” dedim. Yengem dediğimi yaparak bacaklarını iki yana iyice açtı ve alttan kalçalarını tuttu. Yatak başından tutarak güç aldım ve var gücümle öne doğru bastırınca, yarağımın taşaklarıma kadar amına girdiğini sezdim. Yengemden çığlık atar gibi,
“Ahh!” sesleri gelmeye başlamıştı. Yatak başından aldığım güçle hayvan gibi sikiyordum onu. Memeleri sağa sola, ileri geri sallanıp duruyordu. İnanılmaz zevk alıyordum. Her seferinde daha büyük bir güçle amına soktukça,
“Nasıl? Böyle iyi mi? Ha? Söyle bana, kocan hiç sikti mi seni böyle? Hadi söyle!” deyip duruyordum. Yengemden ise sadece şiddetli,
“Ahh!” sesleri geliyordu. Odanın içi, yatağın gıcırdaması, yengemin, ‘Aah aah’ sesleri, taşaklarımın kasıklarına çarptıkça çıkan ‘Şlap şlap’ sesleri ile dolmuştu. Boşalmaya niyetim yoktu. Onu hayvan gibi sikerken altımda iki büklüm olmuştu.
Amından çıktım ve birşey demesine fırsat vermeden yüz üstü çevirdim. Dizlerinin üzerinde doğrulmasını istedim. Elleriyle yatak başından tutarak destek aldı ve dizlerinin üzerinde domaldı. Arkasında yerimi aldım.
Göt yanaklarını iki yana iyice açınca hafif tüylü ve bir çukur gibi duran göt deliği belirdi.
Baş parmağımla deliğine bastırdım. Parmağım vıcık vıcık ter içinde kaldı. Başını ve belini iyice eğmesini söyledim. Bacaklarını ayırdım. Yarağımı tekrar amına soktum. Belinden sıkıca tuttum ve gittikçe hızlanmaya başladım.
Yengem yine, “Ahh, ahh!” sesleri çıkarmaya başlamış, yatak da az önceki gibi sallanmaya ve gıcırdamaya başlamıştı. Kalçalarına çarpan kasıklarımdan çıkan sesler odanın içinde yankılanıyordu.
Yengem yatak başından sıkıca tutmuş acı içinde inlerken, ben boşalacağımı anladım. Daha hızlı ve daha sert sikmeye başladım. Yengem aldığı yarak darbeleriyle,
“Imm, ahh, ohhh, ığhh!” diye inlerken elimi saçına attım ve uzun saçlarını elime doladım. Bir elimle belini tutmuş, diğeriyle saçına sıkıca asılmıştım şimdi…
Boşalmama birkaç saniye kalmışken daha hızlı ve daha sert pompalamaya başladım. Ve sonunda zevk dalgası tüm vücudumu sardı. Elektrik çarpmış gibi oldum. Tüm döllerimi amına akıttım.
İnanılmaz bir zevk almıştım. Daha önce hep para karşılığı kadınlarla beraber olmuştum. Kısa süre içinde kadını sikip boşalıyordum. Ama şimdi benim bir karım vardı ve onu nasıl istersem sikebiliyordum.
Bir süre daha amına sokup çıkarmaya devam ettim. Yatağın gıcırdamaları azaldı. Derken yavaş yavaş amından çıktım. Odadan çıkıp banyoya geçtim.
Yarağımın üzerinin döllerim ve yengemin amının sıvıları ile kaplandığını gördüm. Tuvalet kağıdı ile yarağımı iyice sildim. İçeri geçtim ve ışığı yaktım.
Yengem yatağın kenarında oturuyordu. Dağılmış bir haldeydi. Ter içinde kalmış, saçları dağılmıştı. Geceliğinin açık yakasından memelerinin üst kısmı, altında toplanmış geceliğinin kenarından beyaz kalçaları görünüyordu. Hiç bir şey demeden yere bakıyordu.
Yanına gittim. Yarağımın kalkıklığı henüz geçmemiş, ona doğru uzanıyordu. Yengem o esnada yarağımı görünce elini ağzına götürdü. Ona,
“Bak sevgilim, az önce bu yarağı yedin!” dedim. Yarağım damarlarının içine dolan kanla kıpkırmızı bir haldeydi. Elini tutup yarağıma değdirdim. Çekmek istedi ama engel oldum,
“Tut onu, korkma!” dedim. Elimi çekince yengem küçük elleriyle yarağımı okşamaya başladı.
“Zevk aldın mı bebeğim?” diye sorunca sessiz kaldı. Tekrar sorunca kızarmış bir yüzle bana bakıp, başını ‘Evet’ anlamında salladı. O anda dünyalar benim olmuştu.
Bir süre bu şekilde okşayınca yarağım yine sertleşmeye ve kalkmaya başlamıştı. Onu elinden tutup kaldırdım ve içeriye salona götürdüm. Yatak odası ve banyonun ışığı salona vuruyordu.
Ortadaki masaya domalttım. Elleriyle masanın kenarlarından sıkıca tutuyordu. Bacaklarını açmasını söyledim. Ardından götünün yanaklarını iyice ayırınca alttan beliren amına yavaş yavaş girdim. Gittikçe hızlanmaya ve daha sert abanmaya başladım.
Masa az önce yatağın çıkardığına benzer sesler çıkarmaya başladı. Masanın üzeri henüz toplanmamıştı. Üzerinde kadınlardan arta kalan bardaklar, tabaklar, çatal ve kaşıklar vardı. Masanın ayaklarından gelen gıcırdama sesleriyle birlikte tabak çatalların birbirine değerken çıkardığı sesler de geliyordu şimdi…
Göt yanakları kasık darbelerimle birlikte şiddetle yaylanıyor, terli vücutlarımızdan gelen ‘Şlap şlap’ sesleri odayı dolduruyordu. Masanın karşısındaki duvarda büyük bir ayna vardı ve kendimizi görebiliyorduk.
Yüzünden zevk aldığı belli oluyordu. Gözlerini kapatmış bir halde kısık sesle inliyor, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Büyük memeleri deli gibi sallanıyordu sürekli…
Aynadaki görüntü beni daha da azdırmıştı ve hızlandıkça hızlandım. Abandıkça abandım. Masanın üstündeki tabak çanaklar birbirine vuruyor, titrerken sesler çıkarıyordu.
Derken kenarda duran bir tabakla içindeki bardağın çıplak parke zemine düşüp kırılma sesi geldi. Ama ben aynı şekilde onu sikmeye devam ediyordum.
Yengem bir ara paniğe kapılır gibi oldu. Ama daha sonra az önceki gibi yüksek sesle, “Ahh, ahh!” diye sesler çıkarmaya başlamış, kendini yarağıma doğru gerisin geri iter olmuştu.
Götünü sağa sola oynatarak yarağıma bastırıyordu. Yarağım taşaklarıma kadar amındaydı yine. Aldığım zevki tarif edemiyorum.
Birkaç dakika bu şekilde devam ettik. Boşalacağımı anlayınca aniden amından çıktım. Hemen boşalmak istemiyordum çünkü…
Yengem aniden amından çıktığım için şaşırmış gibiydi. Onu köşedeki tekli koltuğa oturttum ve götünü iyice havaya dikecek şekilde bacaklarını iki yana açmasını söyledim. Koltuğun üzerinde iki büklüm oldu, dediğim gibi yapınca götü havaya dikildi ve amı iyice belli oldu ve ortaya çıktı.
Şimdi banyonun ışığı tam üzerimize geliyordu. Yengemin etli am dudaklarının arasındaki sulu deliğine yarağımı tek hamlede soktum. Amının içi sıcacıktı ve iyice ıslandığı için girip çıkarken zorlanmıyordum.
Ayaklarımı geriye attım ve koltuğun kenarlarından tutarak şınav çeker gibi yengemin amına girip çıkmaya başladım. Bu pozisyonda ağır ağır hareket ediyor, yarağımı amının en derinlerine kadar sokuyor ve çıkarıyordum.
Üzerinde eğilip kalkıyor, eğildiğim zaman yarağım amının derinliklerine girerken, dudaklarını öpüyor, emiyordum. Yengem, “Imm, ığhh!” diyerek inliyor, gözleri kapalı halde dudaklarını emiyordu.
Yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Koltuk, yengemin ağırlığı ve benim abanmalarım nedeniyle yerinde oynamaya başlamıştı. Parke zeminin üzerinde takır tukur sallandıkça evin içinde yankılanıyordu sesler…
Kısa bir süre için amından çıktım ve dizlerimi iyice bükerek yarağımı tekrar amına soktum. Bu şekilde daha güçlü bir şekilde sikmeye başladım. Yengem koltuğun üzerinde iki büklüm, bacaklarını havaya dikmiş haldeydi.
Koltuğun kenarlarından sıkıca tutan kollarıma tutundu ve bacaklarını omzuma koydu. Yorulduğu belliydi. Ben daha hızlı ve daha güçlü şekilde sikerken sürekli, “Ahh, ımm, ohh, ahh!” diye diye söyleniyor, omzuma koyduğu bacakları yaylanıp sallanıyordu.
Bu pozisyonda koltuğun çıkardığı sesler de çoğalmış, koltuk geriye doğru hareket etmeye başlamıştı. Koltuğun ayakları zemine şiddetle çarptıkça çıkan seslere yengemin inlemeleri ve kasıklarımın kalçalarına çarptıkça çıkan sesler karışıyordu.
Sonunda tüm gücüm tükenmişti, vücudumu yine elektrik çarpmış gibi oldu ve döllerimi amına akıttım. Bir süre daha amında gidip geldim. Yarağımı çıkarınca üzerinin ilk seferdeki gibi döllerim ve yengemin amının sıvıları ile kaplandığını gördüm.
Döllerim amından kasıklarına ve koltuğa akıyordu. Onu tutarak ayağa kaldırdım. Beli tutulmuş gibiydi ve, “Aay, ahh!” diyerek belini tutuyordu. Onu koltuğa oturttum. Daha sonra banyoya girdim ve duşu açtım. Sıcak suyun gelmesini beklerden içeri geçip yengemi elinden tutarak kaldırdım,
“Hadi birtanem, gel yıkanalım!” dedim. Birlikte banyoya girdik. Sıcak su bizi kendimize getirmişti. Karı koca birbirimizi güzelce yıkadık.
Banyodan sonra kurulandık ve beraber yatağa girdik. Yengem geceliğini, ben de külotumu giymiştim. Ona,
“Zevk aldın mı?” diye sorunca çok utandı. Üsteleyince,
“Evet!” dedi. Sonra o da bana, “Sen aldın mı?” diye sordu.
“Hem de çok!” dedim, onu alnından öptüm. Birbirimize sarıldık. O sırada yengem,
“Bir şey soracağım, ama doğru cevap ver!” dedi.
“Ne soracaksın, sor!” dedim. Benden sürekli gerçeği söylemem için söz vermemi istiyordu. Sonunda, “Tamam, söz, hadi sor!” dedim.
“O akşam geldiğinde banyoda küloduma boşalmışsın…” dedi. Bunu söylerken kıkır kıkır gülüyordu. Ben bunu unutmuştum,
“Çok mu utandın?” diye sordum.
“Yoo, niye utanayım ki? Sen benim kocamsın sonuçta! Beni çok mu istemiştin o akşam?”
“Evet, niye sordun şimdi bunu?” Yüzünde gülümseme vardı,
“Biliyor musun, ben de seni çok istemiştim!” dedi.
Birbirimize sarıldık ve uyuduk
Sabahın erken bir saatinde uyandım. Birtakım sesler geliyordu. Tak tuk, tak tuk. Sesler biraz kesilir gibi oluyor, ama arkasından yeniden başlıyordu. Ortalık yeni yeni aydınlanıyordu.
Yengem, yani karım göğsüme başını koymuş horul horul uyuyordu. Yavaşça kolumu başının altından çektim. Kolum uyuşmuştu. Onu uyandırmamak için sessizce hareket ediyordum. Yavaşça ayağa kalktım. Sesler devam ediyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışmam fazla zamanımı almadı.
Sesler üst kattan, annemle babamın yatak odasından geliyordu. Onların yatağından geliyordu sesler. Annemle babam sikişiyorlardı ve bu esnada yataktan sesler geliyordu. Yatağın ayakları zemine vuruyordu ve bu sesler o vurma sesleriydi.
Bir süre sabit bir hızla gelen sesler gittikçe hızlandı. Üst katımda şiddetli bir sikişme yaşanıyordu ve sikişenler annemle babamdı.
Böyle bir olaya ilk defa şahit oluyordum. Babam 55 yaşında emekliydi. Yaşına göre dinç bir adamdır. Annemse 51 yaşında bir kadındır. Ve benim gerdek gecemin sabahında sikişiyorlardı.
O anda külotumun içindeki yarağım sertleşmeye ve kalkmaya başladı. Babam annemi sikiyordu ve benim yarağımı kaldırıyordu bu olay. Yengeme baktım, her şeyden habersiz yatıyordu. Derken sesler kesildi.
Sikim kazık gibi olmuştu. Yatağa girip uykuya daldım. Uyandığım zaman Yengem yanımda yoktu. Perdeler çekili olduğundan içerisi loştu. Salona geçince yengemi gördüm.
Giyinmişti ve salonu, mutfağı topluyordu. Dünkü halinden çok uzaktı, üzerinde çiçekli basma bir etek, uzun kollu bir gömlekle yelek vardı. Başını ve omuzlarını büyük bir türbanla örtmüştü. Beni görünce,
“Günaydın!” dedi.
“Günaydın!” dedim ben de.
“Çay demledim, istersen kahvaltı yap!” dedi. Banyoya geçip elimi yüzümü yıkadım. Çıkınca mutfağa geçtim. Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı. Beraber kahvaltımızı yaptık. Saat 10’a geliyordu. Karım,
“Birazdan çocuklar gelir. Yatak odasını toplayayım mı, yoksa sen yatar mısın yine?” dedi.
“Belki yatarım biraz daha…” dedim.
Kahvaltıdan sonra tekrar yatak odasına döndüm. Yatağa girdim. Annemle babamın sikişmeleri geldi aklıma. Çocuklar gelmeden karımı yine sikmek istiyordum. Kendisine seslenince,
“Efendim?” diyerek içeri geldi.
“Yanıma gel hadi, gel buraya!” deyince,
“Olmaz, çocuklar gelir birazdan!” dedi. Ama ben sinirlenmiştim.
“Gelirlerse yukarı göndeririz!” dedim. Yataktan kalkıp onu kollarından tuttum.
“Yapma, çocuklar gelir!” demesine aldırış etmeden başını eğerek karyola demirleri arasındaki geniş boşluğa soktum ve domalttım.
“Başını çıkarmaya çalışma, yoksa fena olur.” dedim sinirle. Korkmuş gibiydi, ses çıkarmıyordu. Elleriyle karyola demirlerinden sıkıca tutmuştu. Bu haliyle parmaklıklardan kafasını uzatan bir mahkum gibiydi.
Arkasındaki yerimi alıp uzun basma eteğini beline sıyırdım. Dizlerine gelen siyah bir çorap giymişti. Altında beyaz pamuklu bir külot vardı. Onu da aşağı sıyırıp ayağından çıkarttım.
Karşımda göt deliği ve etli ve sulu amcığı ile kaldı. Külodumu çıkardım ve yarağımı sıvazlamaya başladım.
Dizlerimin üzerine çöktüm. Ağzımı amına atarak amını emmeye, yalamaya başladım. Bir anda irkildi. Amından ter ve sabun kokuları geliyordu. Amını yaladıkça tedirginliği azalmaya başlamış,
“Aay, ımm, ahh!” demeye başlamıştı. Başı demirlerin arasında, elleriyle demirleri sıkıca tutuyordu. Amı yalandıkça sulanmaya başlamıştı. Ağzım karımın amının zevk suları ile ıslanmışken, ellerimle göt yanaklarını sıkıyor, yoğuruyordum.
Hayatımda ilk defa bir kadının amını yalıyordum. Karım için de bu ilkti, sürekli inliyor, “Aay, ahh, yapma, aay, ımm!” diyordu.
Başımı amına iyice gömmüştüm. O sırada saçlarımda elini hissettim. Aldığı zevkten olacak başımı okşamaya başlamıştı. Başparmağımı göt deliğine bastırdım. Yavaşça ucunu sokmaya çalışırken
“Yapma, ahh, olmaz, yapma, ahh!” demeye başlayınca ben de daha fazla ileri gitmedim. Yumuşacık ve bembeyaz göt yanaklarını, kalçalarını deli gibi öpüyor, yalıyor ve yoğuruyordum.
Yarağım kazık gibiydi, ama hemen amına girmek istemiyor, gidebildiğim kadar gitmek istiyordum. O ise inlemeye devam edip saçlarımı okşuyordu. Parmağımı bu kez amına sokmaya başladım.
Orta parmağım kolayca içine girmişti, amının içi fırın gibiydi. İşaret ve yüzük parmaklarımı da beraber sokunca daha yüksek sesle inlemeye başlamıştı. Odanın içini, “Ahh, ımm!” diye diye inletiyordu.
Parmaklarımı yarak gibi kullanıyor, hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. “Ahh, aay, ımm!” diye çıldıracakmış gibi inlerken, beni de daha çok azdırıyordu. O anda kapı çalındı. Küçük kızı gelmiş,
“Anne, anne?” diye kapıyı yumrukluyordu. Ben parmaklamaya devam ediyordum.
“Yapma, kızım geldi, sonra yaparsın, kapıyı açayım!” dedi. Ben ise,
“Bırak şimdi kızını, kapıyı açmayız, o da yukarı çıkar birazdan!” dedim.
Kızının kapıyı çalmasından tedirgin olmuştu ve bu nedenle kendini kasıyordu. Amcığı, amında çalışan parmaklarımı bir mengene gibi sıkıyor, göt deliği bir açılıp bir kapanıyordu. Gerginlikten yumuşacık kalçaları ve göt yanakları sertleşmişti.
“Aşkım rahat ol, utanma. Biz ayıp bir şey yapmıyoruz. Hem zaten birazdan gider kapı açılmadığı için!” dedim.
Gerçekten de biraz sonra büyük kızı Özge’nin sesini duyduk. Küçük kardeşini zorla yukarı çıkarmaya çalışıyor, ona,
“Hadi gel, sonra gelirsin. Annem meşgul şu an. Gel hadi!” diyordu.
Evet, annesi gerçekten çok meşguldü. Özge’nin kardeşine neden böyle söylediğini anlıyordum ve dün gece dudaklarını ısırırken, aslında annesinin yerinde olmak istediğini biliyordum.
Kızlar kapının önünde konuşurlarken, ben annelerinin amında dilimle çalışmaya ve amına parmaklarımı sokmaya devam ediyordum. Ve sonunda kızlar yukarı çıkınca, anneleri rahatlamış, eskisi gibi inlemeye devam ediyordu.
Dizlerim ağrımıştı ve artık amına girmek için yanıp tutuşuyordum. Doğruldum, yarağımı sıvazladım ve amına yavaşça soktum. Amının içi kaygandı, kalçalarından sıkıca tutarak pompalamaya başladım. Sürekli inliyor,
“Ahh, ımm, ohh!” diye diye beni azdırıyordu. Ben hızlandıkça kasıklarım kalçalarına daha şiddetle çarpıyor ve daha çok ses çıkarıyordu.
Omuzları karyolanın demirlerine çarpıyor, başını ise ancak sağa sola çevirebiliyordu. Elleriyle karyola demirlerine sıkıca tutunmuş destek almaya çalışıyordu. Ben gittikçe hızlandım.
İnanılmaz zevk alıyordum. Karyola şiddetle sallanıyor, gacır gucur sesler çıkarıyordu. Göt yanakları kasıklarım çarptıkça titriyordu. Boşalmaya yaklaştıkça hızlandım ve daha çok abandım.
Ve en sonunda tıpkı dün geceki gibi beynimden ayak uçlarıma kadar zevk dalgası vücudumu sardı. Döllerimi amına akıttım. Ama amında gidip gelmeye devam ettim.
Karımı sikmek bana çok büyük zevk veriyordu. Amından çıktım. Döllerim kasıklarından bacaklarına akıyordu.
“Başına dikkat et!” diyerek yavaşça onu geriye çektim. Omuzlarını tutuyordu,
“Kemiklerim ağrıdı!” dedi. Üzerini toparlayıp, külodunu giyindi. Bir şey demeden içeriye geçti.
Bense aldığım zevkten dolayı çok mutluydum. Yatağın üzerine uzandım. Kalkık olan yarağım tavana doğru bakıyordu halen. Biraz sonra geldi ve
“Yıkanmayacak mısın?” diye sordu. Kalkıp banyoya girdim. O daha soyunmamıştı,
“Hadi sen de gel!” dedim. Biraz sonra o da çıplak halde duşa kabinin içine girdi. Beraber yıkanmaya başladık.
Birbirimizi sabunlarken benim sikim yeniden kalkmaya başlamıştı. Büyük ve sarkık memeleri beni inanılmaz tahrik ediyordu. Suyun altında hafifçe eğilip memelerini emmeye ve ısırmaya başladım. Ellerimle yoğurdukça,
“Ne yapıyorsun, çocuklar yine gelirler şimdi. Akşam yaparsın!” diyordu. Sürekli çocuklarına yakalanma korkusu yaşıyordu. Ona,
“Rahat ol, bırak kendini!” dedim, ama o konuşmaya devam ediyordu. O konuşurken yüzünü duvara çevirdim ve
“Duvara tutun! Sıkıca tutun!” dedim. Dediğimi yapıp duvara tutunmuştu, ki ne olduğunu anlayamadan götünü iki yana açtım ve arkadan amına yarağımı soktum. Bu şekilde sikmeye başladım.
Pompaladıkça koca memeleri ve göt yanakları sallanıp duruyordu. Suyun sesi inlemelerini bastırıyordu. Ama suyun altında kalçalarına çarpan kasıklarımdan daha şiddetli sesler geliyordu.
Saçlarını bir elimle sıkıca tuttum, diğer elimle de alttan memesini tutmuştum. Dizlerimi bükerek amına giriyor, sonra doğrularak amından çıkıyordum. Bu şekilde fazla dayanamadım ve amına boşaldım. Vücudumda ne kadar döl varsa hepsini karımın amına boşaltmıştım.
Amından çıkınca yıkanmaya devam ettik. Ona,
“Mutlu musun? Zevk alıyor musun?” diye sorunca,
“Evet, ama çocuklara yakalanmayalım ne olur!” dedi.
“Sen merak etme, daha ne sikişler yaşayacağız!” dedim ve onu dudaklarından öptüm. Banyodan çıkmış, üzerimizi giyinmiştik ki, bir süre sonra kapı tekrar çalındı. Açınca küçük kızını gördüm.
“Anne, anne?” diye içeri koştu ve annesini görünce hemen sarıldı…
Akşam üzeri annemlere çıktık ve onun elini öptük. Babam dışardaydı. Kızlarsa aşağıda kalmışlardı. Karım mutfağa gidip çay hazırlarken, annem kulağıma eğildi,
“Aferin oğlum, gece karını nasıl bağırttığını duydum. Artık bir erkek torun verir bize!” diyerek güldü. Annemin bu sözlerine hem kızmış hem de sevinmiştim. Acaba sesleri babam da duymuş muydu? Yine de bilmezlikten gelerek,
“Ne sesleri?” dedim.
“Oğlum, bırak şimdi. Karını nasıl bağırttığını duydum. Bütün gece inlettin kadını!” dedi gülerek.
“Babamla bizi mi dinlediniz?” diye sorunca,
“Yok oğlum, baban horlaya horlaya yattı bütün gece. Ben dinledim. Oğlumun gerdek gecesi öylece yatamazdım ya!” dedi. Anlaşılan annem bütün gece bizi dinlemiş, tahrik olmuştu ve sabaha karşı da babamla sikişmişti.
Babamın gece yaşananlardan habersiz olması hoşuma gitti. Öbür türlü ben karımı sikerken onun beni dinlemesi çok tuhaf olurdu. Annem bu konuyu kapatacakmış gibi değildi,
“Nasıl yavrum, karın seni memnun ediyor mu? İyi kadındır, sana iyi karılık yapar!” dedi. Bu konuşmaları beni kızdırmaya başlamıştı. Ben de sonunda dayanamadım ve
“Sizin odadan sabahın altısında tak tuk sesler geliyordu. Onlar neydi öyle? Uykumu kaçırdı!” deyince, annem yüzünü öbür tarafa çevirdi. Kıpkırmızı olmuştu. Bir daha da bu konudan bahsetmedi.
Akşam kızlar evdeydi. Karım güzel bir yemek yapmıştı. Gece olunca odamıza çekildik. Kızlar arka odada yatıyorlardı. Karım odaya girince hemen soyunmasını istedim. Yatağa sırt üstü uzandırdım ve üzerine çıktım. Daha amına girmeden,
“Ne olur yavaş ol, çocuklar uyanmasın!” dedi.
“Sen merak etme!” dedim. Amının içinde yavaş yavaş gidip gelmeye başlamış, memelerini öpüyor ve emiyordum. O da başımı okşuyor, kollarını sırtımda dolaştırıyordu.
Dün geceki tutukluğu gidiyordu yani. Ben de böyle olmasını istiyordum zaten. Kesik kesik inliyordu, etli dudaklarını öpüyor, dondurma gibi emiyordum.
Amının içinde yavaşça gidip geldiğim için boşalmam uzun sürdü. Sonunda karımın vücudunun üzerine kendimi bıraktım. Karım sürekli boynumu, yüzümü öpüyordu. Döllerimi akıtmıştım yine amına. Amından çıkıp yanına uzandım, saçlarını okşuyor, kokluyordum.
“Annem bir erkek torun bekliyor senden!” dedim.
“Ben de çok istiyorum. Dua ediyorum sürekli!” dedi. Sonra da başını göğsüme dayayarak uyudu. Ben de uyumak üzereydim ki, yatak odasının kapısının önünden hafif birtakım sesler geldi.
O yöne bakınca buzlu camın arkasında bir gölge gördüm. Banyonun ışığı cama vuruyordu. Özge bizi dinliyordu anlaşılan. Karım ise uyumaya devam ediyordu. Uyanmadığına göre uykusu ağırdı demek ki…
Uykum kaçmıştı. Karımı uyandırmadan kalktım. Kapıyı açıp salona geçtim. Salonun pencereyi açtım ve bir sigara yaktım. Serin hava beni kendime getirmişti. Sigaramı bitirip pencereden dışarı attım.
Banyoya gidecekken kızların odasına bakmak geldi içimden. Odaları koridorun sonundaydı. Yavaşça ilerledim. Kapı hafif aralıktı. İki kız içerde uyuyordu. Ranzada altlı üstlü yatıyorlardı. Özge altta, yüzü duvara dönük olarak yatıyordu.
O sırada yatakta sırt üstü döndü ve sağ bacağını kendine doğru çekince geceliği kalçalarına kadar açıldı. Bembeyaz ve dolgun kalçası sokak lambasının içeri vuran ışığında göz alıcıydı.
Geceliğinin altında iki tane tümsek gibi duran memeleri nefes alıp verdikçe bir inip bir çıkıyordu. İnce geceliğinin altında meme uçları belli oluyordu.
Özge liseyi bitirmiş, ev kızıydı. Orta boylu, yeşil gözlü, dolgun vücutlu bir kızdı. Annesi gibi türbanlıydı. Giydiği uzun ve bol eteklerinin altında meğer bir hazine taşıdığını görüyordum şimdi.
Sikim kazık gibi oldu bir anda. Üzerimde sadece külot vardı. Orada ne kadar kaldığımı bilmiyorum. Özge’nin başını bana doğru çevirip baktığını görünce çok tedirgin oldum.
Yatakta durmuş bana bakıyor, ben de bir elimle kapının kanadına yaslanmış ona bakıyordum. Ne tepki vereceğini merak ediyordum. Ama o hiç sesini çıkarmadan öylece bana bakmaya devam etmişti.
Kalçasının meydanda olduğunu o da biliyor, ama kapatmak için bir şey yapmıyordu. Benden hoşlanıyordu ve ben de onu sikmek için yanıyordum.
Sessizce çekildim ve salona geçtim. Banyoya girdim. Çişimi yapıp çıktığım zaman Özge’yi banyo kapısının önünde gördüm. Üzerindeki ince, beyaz geceliği içini gösteriyordu. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu.
Meme uçları belliydi, altındaki beyaz külotu görünüyordu. Güneş görmemiş vücudu pamuk gibi beyazdı. Külotumun içinde kendini belli eden yarağıma bakıyordu o anda…
Dayanamadım ve elinden tutup onu mutfağa götürdüm. Hiç tepki vermiyordu.
Mutfağa girince kapıyı aralık bırakacak kadar kapadım. Ardından geceliğinin yakasını açarak memelerine yumuldum. Onları emiyor, öpüyordum. Özge başımı tutmuş okşuyordu.
Memeleri büyük ve dolgundu, annesininki gibi sarkık değildi. Onları emdikçe Özge’den kısık kısık inlemeler gelmeye başlamış, yüzümü, yanaklarımı sıkıyordu. Onu hemen domaltıp sikmek için neler vermezdim!
Dizlerimin üzerine çöküp geceliğini yukarı sıyırdım. Külotunu da aşağı sıyırınca karşımda diri ve etli amcığını buldum. Amı biraz kıllıydı. Am dudaklarını emmeye başlamamla birlikte Özge’nin nefes alışverişleri hızlandı. Elleriyle başımı mengene gibi sıkıyordu.
Ellerimle her iki memesini hamur gibi yoğuruyor, sıkıyordum. Dilim amının içindeydi, amı sulanmıştı. Ses çıkmasın diye çok uğraşıyorduk ikimiz de. Özge nefesi kesilecekmiş gibiydi, derin derin hırıltılar geliyordu ağzından. Vücudunun zangır zangır titrediğini hissediyordum.
Dilim amının içinde, ellerim kalçalarını, bacaklarını okşarken inanılmaz zevk alıyordum. Kalçalarında ve bacaklarında alınmamış tüyler vardı. Okşarken pütür pütür elime geliyordu.
Duvara dayamış, ayakta dururken onu boşaltmıştım. Bakire olduğu için onu sikemiyor, amına parmaklarımı dahi sokamıyordum. Oysa içine girmeyi çok istiyordum.
Ayağa kalktım. Özge ter içinde kalmıştı. Yanaklarında, göğsünde boncuk boncuk terler vardı. Dudaklarından öpmeye başladım. Bir elimle de götünü avuçlamış, sıkıyor, yoğuruyordum.
Dudaktan öpüşme konusunda bilgisi ve tecrübesi yoktu. Nasıl olsun ki? Kimle ve ne zaman edinebilirdi bu tecrübeyi? Dudaklarının üzerinde ve yanaklarında hafif tüyler vardı. Öptüğüm, emdiğim zaman dudaklarıma batıyorlardı.
Külodumun içinde kazık gibi olan sikim vücuduna değiyordu. Derken külodumu indirdim. Elini tutup sikime dokundurdum. Korkmuş gibiydi, elini geri çekmek istedi, ama ben elini sıkıca tutup yarağımı ellemesini istiyordum.
Yavaş yavaş dokunmaya başladı, bir bebek gibi okşuyordu. İnce ve narin parmaklarını yarağımda hissetmek beni azgınlığın doruğuna taşımıştı. Kendime hakim olmakta zorlanıyordum.
Göt yanaklarında dolaşan sağ elimin orta parmağını yavaş yavaş göt deliğine yaklaştırdım. Parmağım deliğin ağzına gelmişti. Deliğin ağzındaki ayva tüylerini hissettim.
Ayakta memelerine yumulmuştum o da benim yarağımı iki eliyle okşuyordu. Sağ elim götünde dolaşırken, sol elimle de kalçalarını avuçluyordum. Orta parmağımı yavaş yavaş göt deliğine sokmaya başladım.
Parmağım ilk boğumuna kadar göt deliğine girince, Özge, “Hıhh!” diye bir ses çıkardı ve nefesi kesilir gibi oldu. Ama bana yapmamam, durmam için bir şey söylemiyordu. Ben de bundan cesaret aldığımdan, parmağımı götüne yavaşça sokmaya devam ettim.
Göt deliğinin içindeki parmağım zonkluyordu. Dar delik parmağımı vakum gibi sıkıyordu, ama yavaş yavaş parmağımı daha derinlere sokmayı başarmıştım. Derken parmağım köküne kadar içine girmişti.
Özge, “Hığh, hığh!” diye diye nefes alıp veriyor, kendini kasıyordu. Memelerinin uçları sertleşmişti, göt yanaklarını sıkıyor, gözleri kaymış bir şekilde tavana bakıyordu.
Bu arada yarağımı tutmayı bırakmış, kollarıyla sırtıma sıkıca tutunmuştu. Parmağımı götüne sokup çıkardıkça, o da sırtıma daha fazla bastırıyor, tırnakları sanki etimi delecekmiş gibi oluyordu.
O anda diğer elimi de amına attım ve am dudaklarını parmak uçlarımla sıkmaya başladım. Parmaklarımı içine sokamasam da, dışından amını ovalıyordum. Ayakta parmaklarımla sikiyordum onu. Özge ise parmak uçlarında doğruluyor, hırıltılar çıkartarak, nefesi kesilecekmiş gibi soluk alıp veriyordu.
Sırtımda gezinen ellerinde gücün tükendiğini hissettim. Kollarını iki yana sarkıttı bir anda. Göt deliğindeki parmağımı yavaşça çıkarttım. Parmağım ağrıyordu. Delik mengene gibi sıkmıştı parmağımı.
Onu yavaşça kendimden uzaklaştırdım, ama ellerimle tutmaya devam ediyordum. Bir dakika kadar sonra kendine gelir gibi oldu. Nefes alış verişleri düzeldi. Gözlerimin içine baygın baygın bakıyordu. Hiç bir şey demeden yerdeki külodunu alıp giyindi. Saçını başını toparlayıp gitti.
Ben de külodumu giydim ve banyoya girdim, ellerimi iyice yıkadım. Yarağımdan sıvılar geliyordu, neredeyse boşalacaktım. Sabaha kadar bekleyemezdim, banyoda 31 çekmeye başladım. Elime bir miktar tuvalet kağıdı aldım.
Kısa bir sürede boşaldım ve döllerimi tuvalet kağıdına akıttım. Banyonun zeminine, duvarına attırmak istemiyordum. Karım, ya da kızlardan biri anlamasın diye, döl dolu tuvalet kağıdını klozete atıp sifonu çektim.
Yatak odasına girdiğimde, karım bıraktığım gibi uyumaya devam ediyordu…
Evlenmiştim ama balayına çıkamıyordum. Karımı alıp bir yerlere gitmek, tatil yapmak istiyordum. Ama küçük kızı Esra’nın okulu vardı.
Karım işe gideceğimi bildiğinden erkenden kalkmış, kahvaltıyı hazırlamıştı. Banyoya girip aceleyle yıkandım. Giyinip mutfağa geçtim. Küçük kızı kahvaltı yapıyordu.
Kızlar annelerinin benimle evlenmesine tepki göstermemişlerdi. Bunda geleneklerine çok bağlı bir kadın olan annelerinin büyük payı vardı. Zaten karımla uzaktan akrabaydık. Karım Esra’ya,
“Ablan nerde? Git çağır, uyandır!” deyince,
“Bırak kızı yatsın!” dedim.
“Sana ayıp olmasın diye söyledim ben!” deyince,
“Yok canım, ne ayıbı!” dedim. Özge’yi gecenin bir yarısı parmaklarımla siktiğimden haberi yoktu annesinin.
Benim hala uykum vardı. O gün iş yerinde akşamı zor ettim. Akşam kapıyı karım açtı. Onu yanaklarından öptüm. “Hoş geldin!” diyerek terliklerimi uzattı.
Salona geçince Özge ile karşılaştım. Dün geceden beri ilk defa görüyordum. Uzun koyu mavi bir eteği ve aynı renk türbanı vardı. Beyaz bluzunun altından sutyeni belli oluyordu. Annesi,
“Kızım git içerde üstüne bir şey giy!” diyerek adeta onu kovdu. Kızlar annelerinden çok korkuyor, ona karşı ses çıkaramıyorlardı. Özge hiç itiraz etmeden içeriye geçti. Biraz sonra üzerine bir yelek giymiş olarak döndü.
Karım güzel yemek yapıyordu. Hep birlikte yemeğimizi yedik. Karım bana hizmette kusur etmemeye çalışıyor, etrafımda pervane gibi dönüyordu. Sonunda dayanamadım ve
“Sen otur yanıma, kızlarına söyle onlar yapsın. Kocaman kız ikisi de!” dedim. Karım,
“Ne bileyim, alışkanlık işte!” dedi. Israr edince yanıma oturdu. Özge ile Esra yemekten sonra çay ve meyve getirdiler. Özge’nin bakışları sanki bana mesaj veriyor gibiydi. Karıma,
“Özge bütün gün evde oturuyor, benim işlerime yardımcı olacak birine ihtiyacım var. Hepsine yetişemiyorum. Benim yanımda çalışsın. Hem bir şeyler öğrenir, hem de para kazanır!” dedim.
“Babası çalışmasını istemezdi. Sen niye böyle istiyorsun?”
“Çalışmayıp da ne yapacak? Akşama kadar seninle kız. Bırak bir şeyler öğrensin!” dedim. Sonra Özge’ye,
“İster misin?” diye sorunca,
“Evet, çok isterim!” dedi. Böylelikle Özge bundan sonra yanımda çalışacaktı. Ve onu sikmek için fırsat elime geçmişti.
Gece karımla yatak odamıza geçince küçük bir gece lambasını aşağıdaki prize taktım ve karımı, üstündekilerini çıkartmadan, yatağa uzattım. Ben tamamen soyunup çıplak kalınca gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş açtım.
Altında atleti vardı, onun da altına sutyen giymişti. Koltuk altlarından hafif bir ter kokusu geliyordu. Atletini yukarı sıyırıp, sutyeni gözükünce, sutyenin üzerinden memelerini öpmeye başladım. Sutyeni aşağı sıyırıp meme uçlarını çıkardım ve onları emmeye, ısırmaya, yalamaya başladım.
Karım inlemeye başlamıştı. Eliyle başımı okşuyordu. Elimi basma eteğinin altına soktum. Dizlerine gelen paçalı bir külot giymişti, ama külotu kalçalarını sıkıyordu. Lastiğinden tutarak onu sıyırdım.
Elimi amına attığım zaman amı çoktan sulanmıştı. Parmaklarımı sokup çıkartmaya başladım. Karım sessizce soluk alıp veriyor, hafif hafif inliyordu. Amının içindeki elim vıcık vıcık olmuştu. Dudaklarını, memelerini emdikçe yarağım kazık gibi oldu.
Daha fazla dayanamadım, karımı tamamen soydum. Bu gece onu sessizce sikmeye niyetim yoktu. Gerdek gecesindeki gibi bağırtmak istiyordum. Bacaklarını omzuma attım. Alttan amına yarağımı sokunca derin bir inleme sesi çıkardı. Belinden tutarak amına sokup çıkarmaya başladım.
Karım yatağın kenarlarından tutmuştu. Yarak darbelerimle memeleri löpür löpür sallanıyordu. Daha fazla ve daha güçlü pompalamaya başlayınca yatak gıcırdamaya başladı yine…
“Ah, yapma, yavaş ol kurban olayım, ah, çocuklar uyanacak!” dedikçe, ben durmak bilmeden hızlı hızlı sikiyordum.
Bir süre bu pozisyonda siktikten sonra amından çıktım. Sağ bacağını altıma alıp onu yan çevirdim. Sol ayağını dizlerinden kırarak kaldırdım ve alttan beliren amına sokmaya başladım.
Karım bir taraftan aldığı zevkle inlerken, çocuklar uyanacak diye korkuyordu. Bu pozisyonda daha güçlü sikebiliyordum. Karım altımda inim inim inliyor, yatağın kenarından ve karyolanın demirinden tutunmuş destek almaya çalışıyordu.
Sol ayağını alıp bu sefer omzuma koydum ve ellerimle yatak başından tutunup destek aldım. Bir anda yüklenince, karım, “Ahh!” diye bir feryat kopardı. Yatak deli gibi sallanmaya başlamış, karım altımda acı çekiyordu.
Her seferinde karyolanın demirlerinden tutunup kendimi öne doğru bastırıyordum, bu şekilde yarağım amına köküne kadar giriyordu. Yatağın sallandığını Özge’nin duymasını istiyor, başına gelecekleri öğrensin istiyordum. Yakın bir zamanda onu da böyle sikmek istiyordum çünkü…
Karım altımda iki büklüm olmuştu. Memeleri deli gibi sallanıyordu. Yüzünde zevk ve acı ile utanç vardı. Kızlarına karşı mahcup olduğunu düşünüyordu. İki çocuk annesi bir kadın olarak böylesine sikişmek, kocası tarafından sikilmek onun da hakkıydı, ama o sürekli çocuklarına ayıp oluyor diye düşünüyordu.
Kafamın içi böyle düşüncelerle dolu iken bir anda patladım ve döllerimi karımın amına akıttım. Amında gidip gelmeye bir süre daha devam ettim. Amından çıkıp omzumdaki bacağını indirince, karım,
“Ah, anam anam, ah!” diye söylendi bir süre. Yataktan kalkıp belini tuttu. Yatağın altındaki külotunu alıp giydi, üzerine de geceliğini giyip yatağa girdi yeniden. Ben de külotumu giymiştim o sıra. Göğsüme uzanıp beni göğsümden öptü, kulağıma,
“Çocuklar duymamıştır değil mi?” diye sorunca, onu teskin etmek için,
“Yok canım, duymamışlardır!” dedim. Sonra da, “Hem duysalar ne olacak? Sen benim helalim değil misin?” dedim. Gülerek,
“Evet, öyleyim! Sen de benim helalimsin!” dedi. Onu alnından öptüm. Karım beş dakika sonra horlamaya başlamıştı. Sikiştikten sonra böyle uykusu geliyordu. Ama benim de gelmişti uykum. Kendime daha fazla hakim olamadım ve derin bir uykuya daldım.
Sabah beni karım uyandırdı. Uyku iyi gelmiş, kendimi zinde hissediyordum. Karım,
“Kızlar kahvaltı yapıyor, sen geç banyoya!” deyince, elimi eteğinin üzerinden götünde dolaştırdım,
“Sen de gel, beraber yıkanalım!” dedim.
“Olmaz, siz gidince yıkanırım ben!” dedi. Banyoya girip duşu açtım. Sıcak suyun altında epey kalıp kendime geldim. Banyodan sonra karım,
“Bir şeyler ye, öyle çıkarsın.” dedi, ama çok aç değildim. Kızlarla beraber çıktık.
Özge uzun ceviz yeşili bir etek giymiş, başını da aynı renk bir türbanla bağlamıştı. Üzerine de dar bir pembe gömlek giymiş, ayağında yüksek topuklu bir ayakkabı vardı. Özge ön koltuğa, Esra arka koltuğa geçti. Esra’yı okula bıraktıktan sonra işyerime geldik.
Gıda toptancılığı işi yapıyordum. Benden başka beş kişi vardı ve hepsi erkekti. Çoğu da bizim uzak yakın akrabalardı. Kaç zamandır telefonlara bakacak, işleri düzene sokacak bir eleman arıyordum. Deneyimli olmasına gerek yoktu. Özge bu işi kolayca yapabilirdi.
İlk defa çalışacağı için çok heyecanlıydı. Kendisine ne yapması gerektiğini anlattım. İlk gün onun açısından güzel geçmişti. İş biraz hareketliydi. Telefon trafiği çok oluyordu özellikle…
Akşam eve dönerken arabada koltukta uyuya kaldı. İlk kez çalıştığından bu kadar hareket onu yormuştu. Akşam yemekten sonra biraz bizimle oturduktan sonra,
“Benim çok uykum var.” diyerek odasına geçti.
Gece odamıza çekildiğimiz zaman karımla yine güzel bir sikiş yaşadık. Karıma,
“Hiç 69 yaptın mı?” diye sorunca,
“O nedir?” diye cevap verdi. Bu cevabına çok güldüm. Onu tamamen soydum ve ben de soyundum. Alta uzandım ve onu 69 pozisyonunda üzerime çıkarttım. Kalkık yarağım yüzüne bakıyordu, onun beyaz ve tombul göt yanaklarının arasındaki etli ve sulu amcığı ise benim yüzümdeydi. Bana,
“Ben ne yapacağım?” deyince,
“Yarağımı yala!” dedim. Başını geriye atıp,
“Tövbe tövbe! O ne demek?” deyince, ben onun amına dilimle yumuldum. Hafif bir inilti çıkardı. Dilimle amının içine giriyor, am dudaklarını emiyordum.
Derken ben bir şey demeye kalmadan, o da yarağımı yalamaya başladı. Acemi olduğu belliydi. Yarağımın kafasını dudaklarının arasına almıştı.
“Dilinle yala, dondurma gibi yala!” deyince bu sefer dilini çıkarıp dondurma gibi yalamaya başladı. Nasıl yapacağını bilmiyor ama kolayca öğreniyordu.
Göt yanaklarını iki yana iyice açmış, bir taraftan dilim amının içindeyken, parmaklarımla da amını ovalıyordum. Ama aklım sürekli göt deliğindeydi. Amcaoğlum acaba onu hiç götünden sikmiş miydi? Benim onu götünden sikmeme izin verir miydi?
Kafamda bu düşünceler varken parmağımı göt deliğinin etrafında gezdirmeye başladım. Kara deliğin etrafı terlemişti ve hafiften bir koku geliyordu. Deliğin ucundaki kıllar bir santim kadar uzundu. Parmaklarımla kılları hafif hafif çekiyordum.
Derken parmağımı yavaş yavaş deliğine sokmaya başladım. Özlem yarağımı deli gibi emiyor, yalıyordu ve o sırada götüne bir parmağın girdiğinden haberi yoktu. Orta parmağım yavaş yavaş deliğine girmişti, kızının ki kadar dar olmadığından, içinde daha rahat hareket edebiliyordum. Parmağım yarısına kadar girmişken, karım ani bir hareketle başını arkaya çevirip,
“Aay, yapma, ah, yapma yapma, oradan olmaz!” demeye başladı. Ama ben sokmaya devam ediyordum.
“Sen işini yap!” deyince,
“Ay yapma, lütfen, çok günah!” dedi tekrar…
Annesi kızı kadar serbest değildi. Onu incitmek istemiyor, bu işi ileriki bir zamanda yapacağımı biliyordum. Karımı götünden sikmeden duramayacağımı anlamıştım. Parmağımı çıkarınca karım aynı şekilde yarağımı emmeye devam etti.
Dilim amının içine girdikçe amı sulanıyor; dilim, ağzımın kenarları zevk suları ile ıslanıyordu. Belki bazılarına mide bulandırıcı gelebilir, ama ben bundan zevk alıyordum.
Karımın etli amının suları beni daha çok azdırıyordu. Karım ise yarağımın kafasını diliyle, dudaklarıyla emiyor, yalıyordu. Gittikçe daha iyi yapmaya başlamıştı. Neredeyse ağzına boşalacaktım,
“Tamam, bu kadar yeter!” diyerek göt yanaklarına şaplak attım. Beyaz ve tombul göt yanakları sütlaç gibi titredi. Karım başını kaldırıp bana baktı ve
“Tamam mı? Bitti mi?” deyince,
“Daha yeni başlıyoruz!” dedim.
Ona üzerimde dönmesini söyledim. Ellerini başımın iki yanına koyarak dizlerinin üzerinde çökmüştü. Başını tutup kendime çektim ve dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını emmeye, ısırmaya başladım.
Büyük ve sarkık memeleri göğsüme değdikçe daha çok arzuluyordum onu. Ellerimle göt yanaklarını avuçlamış, hamur gibi yoğuruyordum.
“Dizlerinin üzerinde hafifçe doğrul, götünü yukarı kaldır!” dedim. Dediklerimi aynen yapınca elimi yarağıma attım ve belimi hafifçe yukarı kaldırdım. Amını göremediğim için bir süre yarağımı öne arkaya, sağa sola tuttum ama sonunda amına girmeyi başardım.
Yarağımın kafası amına ilk girdiği anda, “Uff, ımm!” diye sesler çıkardı. Belimi daha çok yukarı kaldırınca yarağım daha çok içine girmişti.
“Şimdi yavaş yavaş yarağımın üzerine otur!” dedim. Ben belimi indirdikçe o da dediğim gibi götünün üstüne oturur gibi yaptı. Dirseklerini yatağa dayamasını istedim ve onu belinden tutup biraz kendime çektim.
Şimdi istediğim pozisyona gelmiştik. Alttan amına pompalamaya başlayınca, “Ay, uh, ıhh!” demeye başlamıştı bile. Belimi her seferinde kaldırıp indirdikçe yarağım bir piston gibi amına girip çıkıyordu.
Göt yanaklarını deli gibi avuçlamıştım bu pozisyonda. Aldığım zevkle kendime engel olamayıp elimle götüne birkaç şaplak attım. Çıkan ses odanın içinde yankılanmıştı. İnlemeyle karışık,
“Ay, ah, yapma, çocuklar duyacak!” deyince kendime geldim. Karım, “Hıh, hıh!” diye diye sürekli inlerken memeleri de göğsüme temas ediyordu. Bir süre bu şekilde onu siktikten sonra ona doğrulmasını söyledim.
Yavaş yavaş doğruldu ve yarağımın üzerinde oturur vaziyette kaldı. Yarağım taşaklarıma kadar karımın sıcacık amının içindeydi.
“Sen kendin yavaş yavaş götünü kaldırıp indir!” dedim. Ellerini tuttum ve yarağımın üzerinde yaylanmaya, götünü kaldırıp indirmeye başladı. Bu şekilde ben enerji harcamıyordum.
Aldığı zevkle hızlandıkça hızlandı. Başını tavana dikmiş, gözleri kapalı, “Hıh, hıh!” diye sayıklıyor, bu sırada memeleri aşağı yukarı sallanırken yataktan da ağır ağır gıcırdama sesleri geliyordu.
Bir süre sonra derin derin nefes alıp vermeye, hırıltılar çıkarmaya başladı ve bir anda kendini üzerime bıraktı. Boşaldığını anladım. Göğsüme yığılı halde başı yanıma düşmüştü. Kesik kesik sayıklıyor, inliyordu. Saçları yüzüme değdikçe sıcaklığını hissediyordum.
Bu kez onu belinden tutup kendime çektim ve alttan amına yine pompalamaya başladım. Gittikçe hızlandım, hızlandıkça daha çok pompaladım. Kasıklarım göt yanaklarına, kalçalarına çarptıkça şiddetli sesler çıkıyordu. Sonunda ben de dayanamadım ve karımın amına döllerimi boşalttım. O şekilde bir süre amında kaldım.
Karım kendine gelir gibi olunca ona doğrulmasını söyledim. Dizlerinin üzerinde doğrulunca yarağımı amından çıkardım. Külçe gibi yanıma düştü ve uzandı. Gözleri sanki boş boş bakıyor gibiydi. Ona sarıldım. Boynunu, yüzünü öptüm.
İkimiz de su içinde kalmıştık. Karım on dakika sonra yataktan kalkıp kenardaki külodunu giydi, üzerine de geceliğini. Bana da giymem için külodumu verince yataktan kalkmadan giyindim.
Daha sonra karı koca birbirimize sarılarak uyuduk…
Sabah uyandığım zaman saat altı gibiydi, karım halen yatıyordu. Banyoya geçip duşu açtım ve sıcak suyun altına girdim. Banyodan sonra traş oldum, çıktığım zaman henüz kimse uyanmamıştı.
İçimdeki şeytana uyup kızların odasına doğru yürüdüm. Kapı geçen geceki gibi hafifçe aralıktı. İçeriye bakınca kızların ikisinin de mışıl mışıl uyuduğunu gördüm.
Odaya geri döndüğüm zaman karım uyanmış, giyiniyordu. Yine paçalı külotu vardı üzerinde. Onun üstüne basma eteğini giyip, çiçekli bir gömlek giydi. Başını arkadan bağladı ve
“Ben kahvaltıyı hazırlayayım.” diyerek mutfağa geçti. Karım aslında biraz bakımla güzelliği ortaya çıkacak bir kadındı. Ona elbiseler, iç çamaşırları alma fikri o an geldi aklıma…
Kahvaltı yaptıktan sonra kızlarla arabaya atladık. Esra’yı okula bıraktıktan sonra Özge ile işe gittim. Diğerleri henüz gelmemişlerdi. Aklımda karışık düşünceler vardı. O anda Özge’ye baktım.
Hafif bir makyaj yapmıştı. Boyu 1.65 kadar vardı, ama şimdi ayağındaki topuklularla beraber neredeyse 1.75 olmuştu. Aynı zamanda dolgun hatlı bir kızdı, 70 kilo vardı belki.
Uzun ve bol mavi eteğinin üstüne, beyaz bir gömlek giymişti, gömleğin içinde ip askılı beyaz bir bluzu vardı, sutyenin askıları da belli oluyordu. Başına da eteği ile aynı renk bir türban takmıştı.
“Niye böyle süslendin?” diye azarlarcasına sorunca ürktü,
“Şey, ee…” falan deyince daha da kızdım.
“Burada sadece erkekler çalışıyor. Giyimine kuşamına dikkat et. Bir daha makyaj falan yok!” dedim. Bana bakarak ağlamaklı bir sesle,
“Ben senin için yaptım. Diğerleri beni ilgilendirmiyor. Yoksa beğenmedin mi?” dedi. Gözlerinden yaşların süzüldüğünü gördüm. Gözüne sürdüğü iki parça boya şimdi yanaklarından akıyordu. Bu sefer kendime kızdım. Ama cesaretine de şaşırmıştım. Bana açık açık ilanı aşk ediyordu.
“Ben senin annenle evliyim. Geçen gece olanlar bir hataydı!” diye kendisine yem atınca,
“Hayır, böyle söyleme. Ben seni seviyorum. Annem çok şanslı bir kadın. Onun yerinde olmak isterdim!” dedi.
Annesiyle evli olmam onun için önemli değildi. Beni sevdiğini söylüyordu. Diğerleri her an gelebilirdi, o nedenle ters bir şey yapmamalıydım.
“Lavaboya geçip yüzünü temizle, istersen makyaj yap yeniden!” dedim.
Gülerek içeri geçti. Biraz sonra da diğerleri geldiler. Aslında bu kadar kızmama gerek yoktu. Diğer çalışanlar hem akrabaydı, hem de Özge’nin kim olduğunu iyi biliyorlardı. Kalkıp ona yan gözle bakmayacaklarını çok iyi biliyordum, ama yine de onu kıskanmıştım.
Akşam altı gibi paydos ediyorduk. Elemanlar tek tek çıktılar. Ben Özge ile kaldım. Onu sikmek için yanıp tutuşuyordum. İşyerinin kapısını içerden kilitledim. Özge ise masasında notlarına bakıyordu. Yazıhanem içerde kalıyordu. Onu elinden tutup kaldırdım.
“Nereye? Çıkıyor muyuz?” diye sordu. Cevap vermeden onu yazıhaneme soktum. Özge her şeyi anlamıştı. Onu kucakladığım gibi masamın üzerine oturttum. Ardından dudaklarına yapıştım.
“Dudaklarını serbest bırak!” deyip, alttaki etli dudağını emmeye başladım. Dilimi ağzının içine soktum. Dudaklarını küçük küçük ısırıyordum. Dudaklarının üzerindeki, çenesindeki hafif tüyler dudaklarıma batıyordu.
Ellerimi gömleğinin üzerinden memelerine attım. Onları sıkmaya, okşamaya başladım. Özge hafif hafif inlemeye başlamıştı. Gözleri sürekli kapalıydı.
Bir elimi eteğinin içinden soktum ve kalçasını avuçladım. Hafif tüylü dolgun kalçasını okşadıkça yarağım da pantolonumu yırtacakmışçasına zorluyordu.
Karşısında soyunup çırılçıplak kaldım. Özge havaya dikilmiş haşmetli yarağıma bakıyordu. Uzun ve kalın bir sopa gibiydi. Ben bir şey demeden elini yarağıma attı ve okşamaya başladı.
Ben ellerimi kalçalarıma atmış, Özge yarağımı okşuyor ve sürekli kıkır kıkır gülüyordu. İnce, narin parmakları yarağımın yanında küçücük kalıyordu. Çok büyük zevk alıyordum.
Daha sonra masanın önündeki kanepeye oturdum. Yarağımı tuttum, bacaklarımı açtım ve Özge’ye eğilmesini söyledim. Özge masadan indi ve önümde eğildi ama bu şekilde dengede duramadığı için diz çöktü. Emirlere itaat eden bir köle gibiydi, ne desem yapıyordu. Başını tuttum ve
“Yaklaş!” dedim. Özge kanepenin minderlerinden tutundu, bana doğru daha doğrusu yarağıma doğru eğildi.
“Ağzını aç!” dedim fısıldar gibi. Bana bakınca başparmaklarımla yanaklarını okşadım ve “Hadi, aç ağzını!” dedim tekrar. Ağzını hafifçe aralayınca başından tutarak onu yarağımın kafasının önüne daha da yaklaştırdım ve
“Yala!” dedim bu kez, “Dondurma yalar gibi yala!”
Özge çekingen bir tavırla diliyle yarağımı yalamaya başladı. Yarağımın kafasına attığı dil darbeleri beni inanılmaz tahrik ediyor ve azdırıyordu.
Bir süre sonra çekingenliği gitti ve bu kez dudaklarıyla emmeye başlamıştı. Bir taraftan yalıyor, bir taraftan emiyordu. Gözlerimi kapattım, ellerimle başını okşuyordum sürekli. Ellerini dizlerimin üzerine koydu ve bu şekilde yalamaya devam etti.
Bu şekilde giderse kısa sürede ağzının içine patlayacaktım, ama bunu yapmaya hiç niyetim yoktu. Başını tuttum ve yavaşça geriye ittim. Özge yarağımı bırakmak istemiyor gibiydi. Bu hali hoşuma gitmişti.
Dudaklarına sürdüğü ruj yarağımın kafasını boyamıştı. Onu kollarından tutup kalkmasını söyledim. Onu kaldırıp bu sefer kanepeye oturttum. Önünde diz çöktüm. Bacaklarını ayırdım ve uzun eteğini yukarı sıyırdım.
Karşımda beyaz kalçaları, bacakları belirince yarağım iyice tavan yaptı. Bacaklarında alınmamış tüyler vardı.
Kalçalarını emmeye ve yalamaya başladım. Tüyler hafif hafif dudaklarıma batıyordu. Özge derin derin inliyor, saçlarımı okşuyordu sürekli. Dilim yavaş yavaş kasıklarına yaklaştıkça inlemeleri çoğaldı.
Minik, dantelli, beyaz bir külotu vardı. Amının kılları üzerinden belli oluyordu ve kasıklarında da ayva sarısı kılları, tüyleri vardı. Özge güzel ve alımlı bir kızdı, ama pek bakımlı değildi. Külodunun üzerinden parmaklarımla amını yoklamaya başlayınca,
“Imm, ıhh! Ne yapıyorsun?” diyerek inledi ve inlemeleri sürekli hale geldi. Parmaklarım amının üzerinde, kasıklarında dolaştıkça saçlarımı çekiyordu.
Yavaşça külotunu kenarlarından tutup sıyırdım ve bacaklarından çıkardım. Amı ıslanmıştı, am dudaklarına yumulup emmeye başladım. Neredeyse o pozisyonda boşalacaktım.
Özge’nin inlemeleri zaman zaman çığlıklara dönüşüyordu. Amının üzerindeki kıllar dudaklarımı okşuyordu. O nedenle daha fazla devam etmek istemedim. Bir dahaki sefere ona temizlenmesi gerektiğini söylemem gerekiyordu.
Doğruldum ve yarağımı tutarak tekrar yalamasını istedim. Özge bu sefer iştahla yarağımı emiyor, yalıyordu. Sanki acelesi varmış gibiydi. Yarağıma iki eliyle sarılmış, başını ileri geri hareket ettirerek emiyordu.
“Tamam, bu kadarı yeterli!” diyerek kendimi geri çektim. Ayağa kaldırdım ve masaya domalttım.
Elleriyle masanın kenarından sıkıca tutunmuş, ara ara arkaya bakıyordu. Eteğini beline sıyırdım ve bacaklarını ayırmasını söyledim. Göt yanaklarını tutup yoğurmaya başladım. Özge,
“Ahh, ımm, ığhh!” diye diye inledikçe götüne girmek için sabırsızlanıyordum. Göt yanaklarını ayırınca, siyah bir çukura benzeyen sarı tüylü göt deliği göründü. Götünün kenarlarına parmaklarımla dokunmaya başlayınca,
“Uhh, ımm, ayy!” diyordu. Geçen gece olduğu gibi orta parmağımı yavaşça deliğine sokmaya başladım. İlk boğumuna kadar kolayca girmişti, bundan sonra yavaş yavaş sokmaya başladım.
Özge deli gibi inliyor, başını sağa sola atıyordu. Parmağım deliğinin içine köküne kadar girince içinde gidip gelmeye ve çevirmeye başladım.
Bu arada diğer elimle de amını ovalıyordum. Amı vıcık vıcık sulanmıştı, göt deliğinin ağzı da terden sırılsıklam olmuştu. Parmağım artık göt deliğinin içinde daha rahat hareket eder olmuştu ve hızlı hızlı sokup çıkardıkça Özge deli gibi inleyip, çığlık atıyor ve nefesi kesilecekmiş gibi soluk alıp veriyordu.
Götünün deliğinde birkaç dakika boyunca parmağımla genişletme çalışması sonuç vermişti. Şimdi işaret parmağımı da beraberinde soktum. Özge’nin göt deliği lastik gibiydi. Parmaklarım içine girdikçe delik açılıyor, çıkardığım zaman hemen kapanıyordu. İnlemeleri içeriyi doldurmuştu.
Parmaklarımı deliğinden çıkardım. Çırılçıplak halde lavaboya gidip ellerimi bol sabunla yıkadım. İçeriye elimde nemlendirici krem şişesi ile dönünce Özge’yi ayakta üzerini toparlarken gördüm.
“Ne yapıyorsun?” diye sorunca,
“Bitmedi mi? Eve gitmiyor muyuz?” diye sordu.
“Hayır, daha yeni başladık! Hadi eğil, hadi korkma, canını yakmam!” dedim. Elimdeki kremi kastederek,
“Ne yapacaksın onunla?” diye sordu.
“Sen eğil, öğrenirsin şimdi!” dedim.
Dediğim gibi tekrar masanın üzerine eğildi ve kenarlarından sıkıca tutundu. Sürekli bana bakıyordu ve korktuğu anlaşılıyordu.
“Ben bakireyim, lütfen yapma!” deyince,
“Merak etme, yine bakire olarak kalacaksın!” dedim. Eteğini yukarı sıyırınca gördüğüm manzara inişe geçmiş yarağımı tekrar kaldırmaya yetti.
Elime bol miktarda kremi döküp yarağımı kremlemeye başladım. Ardından bir miktarda göt deliğinin ağzına döktüm ve parmağımla içine yedirmeye başladım. Yarağım ve göt deliği kaygan bir hal almıştı.
Yarağımı yavaşça kafasından tutarak göt deliğine bastırmaya başladım. Özge devamlı başı arkada,
“Ay, ah, yapma, çok günah, ah, yapma!” diyordu. Ama onu bu akşam götünden sikmeden bırakmaya niyetim yoktu.
“Korkma, canını yakmam!” diyerek onu sakinleştirmeye çalışıyordum. Ama o aynı şeyleri söylemeye devam ediyordu.
Yarağımın kafası yavaş yavaş götünün içine girmeye başladıkça daha çok bastırmaya başladım. Kıllı göt deliği vakum gibi yarağımı sıkıyordu ama gittikçe açılıyor, açıldıkça da içine daha çok giriyordum.
Bir süre sonra yarağım neredeyse yarısına kadar içine girmişti ki, Özge’den deli gibi sesler yükselmeye başlamıştı. Bana sürekli çıkarmam için yalvarıyordu. Ama ben kalçalarından tutarak zorlamaya ve içine girmeye çalışıyordum.
Gittikçe hızlanmaya başladım. Özge yerinde kıpırdanıyor, götünü sağa sola çeviriyordu. Bu da götünde rahat gidip gelmeme engel oluyordu. Onu kalçalarından daha sıkıca tuttum ve daha çok bastırmaya başladım.
Masam sağlamdı ama yavaş yavaş sallanmaya başlamıştı. Özge sıkıca tutunmuş, masaya yapışmış gibiydi. İnanılmaz bir zevk alıyordum. Daha önce para karşılığı bir kadının götünü sikmiştim, ama göt deliği amı kadar genişlemişti ve içine girip çıkarken hiç zorlanmamıştım. Ama şimdi delik yarağımı sıktıkça aldığım zevk de bir o kadar artıyordu.
Özge’nin inlemeleri ve çığlıkları yavaş yavaş azalmış, bununla birlikte götüne daha kolay ve zorlanmadan girer olmuştum. Deliğin yarağıma yaptığı baskı boşalmamı geciktirmişti.
Boşalacağıma yakın yarağımı götünden çıkardım, o anda delikten ‘Zort!’ diye bir ses geldi. Yarağımla birlikte içine giren hava böylece deliğinden çıkıyordu. Deliğin ağzı az önceki gibi kolayca kapanmamış, biraz açık kalmıştı. Yeniden içine girdim ve gidip gelmeye başladım.
Bu şekilde birkaç dakika Özge’yi götünden siktim ve nihayetinde inanılmaz bir zevkle boşaldım. Yarağım halen götünün içindeydi, bir süre daha içinde kaldım.
Yarağımı çıkardığım zaman döllerim deliğin ağzından akmaya başlamıştı ve deliğin içine giren hava, döllerimin üzerinde küçük hava kabarcıkları oluşturuyordu. Masanın üzerindeki kağıt mendilden bolca aldım ve akan dölleri, kalçalarını iyice sildim, temizledim. Aynı şekilde yarağımı da sildim.
Sonra birlikte giyindik ve toparlandık. Özge’nin acı çektiği yüzünden belli oluyordu. Ona,
“Bir zaman sonra geçer, korkma!” dedim. Bana cevap vermedi. Birlikte dükkandan çıkıp arabaya bindik. Özge koltuğa oturdu ama,
“Ay, ah! Canım yanıyor…” diye diye söylenmeye başladı. Ben yine aynı şekilde kısa zaman sonra acılarının biteceğini ve bundan sonra acı çekmeyeceğini söyledim. Özge eve kadar kıvranıp durdu. Arabada ona,
“Vücut temizliğini ihmal etmişsin!” dediğimde hafifçe kızardı, utandı.
“Ben kendim yapamıyorum, tüylerimi normalde annem alıyor. Ama o da son zamanlarda seninle evlenecek diye beni ihmal etti!” dedi. Sonra da, “Anneme söylüyorum ama şu aralar da aklı bir karış havada!” deyip güldü. Neden güldüğünü anlamıştım. Sonra bir ara,
“Annemle de böyle yapıyor musun?” diye sordu.
“Neyi yapıyor muyum?”
“Şeyi işte, anlasana!”
“Ben yine anlamadım?” diye cevapladım. Bunun üzerine oflayıp pufladı ve ağzındaki baklayı çıkardı,
“Annemi de götünden sikiyor musun?” dedi. Ona baktım ve
“Hayır!” dedim. Eve gidene kadar bir daha konuşmadık. Özge alınmış gibiydi, annesini götünden sikmediğime içerlemişti sanki… Eve geldiğimiz zaman karım,
“Ay, nerede kaldınız? Merak ettim!” dedikten sonra, Özge’ye bakıp,
“Neyin var kızım? Ne oldu?” diye sorunca, ben hemen,
“Yok bir şeyi, öğlen yediği yemek biraz midesini bozdu!” dedim. Özge birşey demeden odasına girdi. Biz akşam yemeğini yerken Özge bize katılmadı, o sırada banyoya girip duş aldı. Annesi,
“Bu kızda bir şeyler var!” diyerek söyleniyordu. Yemekten sonra ben de duşa girdim. Çıktıktan sonra içerdekilere,
“İyi geceler!” diyerek yatak odama çekildim. Yatağa girmiştim ki karım içeri girdi ve
“Hayırdır, sen de mi rahatsızsın?” dedi.
“Yok birşey, sen yatmıyor musun?” dedim.
“Gelirim birazdan…” diyerek içeri geçti. O sırada ben uyumuşum.
Gecenin bir vakti uyandığımda, karım yanımda, bana sarılmış halde uyuyordu..
Aradan birkaç gün geçmişti. Özge ile beraber işe gidip gelmeye devam ediyordum. Bana karşı takındığı soğuk ve mesafeli tavrı bırakmış yeniden sıcak ve ilgili davranıyordu.
Aramızdaki ilişkinin annesi tarafından öğrenilmesinden korktuğum için evin içinde birbirimize çok resmi davranıyorduk. Karımla birkaç gündür sikişmemiştim. İlk başlardaki azgınlığım ve isteğim şimdi yoktu. Ama karımın bundan şikayeti yoktu. Her gece çıplak göğsüme başını koyup uyuyordu.
Hafta sonu karımı ve kızları alıp gezmeye çıktım. Karım böyle şeylere alışık değildi. Amcaoğluyla evliliğinde hep kapı arkasında kalmış, gezi, tatil gibi şeyleri bilmeyen biriydi. Şimdiyse daha ilk haftadan başka bir hayata merhaba demişti.
Bundan en fazla kızlar faydalanıyordu. Beraber lunaparka gittik. Yemek yedik. Karımın çekingen halini atmasını istiyordum. Kızlarının neşeli halini görünce,
“Kızlarım sayende biraz neşelendi. Önceden böyle şeyleri bilmezlerdi. Babaları ölünce iyice içlerine kapanmışlardı!” dedi.
O sırada kol kola yürüyorduk. Üzerindeki uzun siyah pardesünün altındaki tombul memeleri koluma değdikçe sikimin sertleştiğini hissettim.
Ardından bir alışveriş merkezine gittik. Kızlara ve karıma birşeyler almak istiyordum. Önce kızlara istedikleri giysilerden aldım. Epey birşeyler beğendiler. Karım kızlarına sürekli çıkışıyordu bu kadar çok şey istedikleri için. Hatta bir ara,
“Babanıza karşı saygılı olun!” dedi. Kızlarının bana «Baba» demelerini istiyordu. Bu çok hoşuma gitmişti. Karım bana karşı büyük bir sevgi besliyordu. Her ne kadar kızını siksem de karımın yeri başkaydı.
Daha sonra karım için bir mağazaya girdik. Ona güzel ve seksi şeyler almak istiyordum. Birkaç etek, gömlek, bluz aldım. Başına örtmesi için renkli, şık türbanlardan aldım ve son olarak bir ayakkabı mağazasından iki çift yüksek topuklu ayakkabı. Karım bunlarla yürümekte zorlanıyordu, ama ben,
“Alışırsın!” dedim. Özge ve Esra’yı unutmamış, onlara da birşeyler almıştık.
Akşam eve gelince karımdan aldığım giysileri giymesini istedim. Koyu krem renkli eteği giyince çok güzel oldu. Etek kalçalarını ve götünü sıkıyordu, yürürken kalçaları belli oluyor, götü bir sağa bir sola sallanıp duruyordu.
Ardından üzerine beyaz bir bluz giydi. Bluzun altından sutyeni belli oluyordu. Vücuduna yapışmış gibiydi, hafif göbeğini ve memelerini belli ediyordu, kollarını sıkıca sarmıştı.
Başına eteğiyle aynı renk türbanını bağladı. Daha sonra aldığım ayakkabıyı da giymesini istedim. Alışması için evin içinde giysin istiyordum. Siyah renkli ayakkabıyı giyince boyu bir anda uzamış ve bana çok seksi gelmişti.
Özge ve Esra annelerinin bu halini çok sevmişlerdi. Ama Özge’nin annesine kıskançlıkla ve bana kinle baktığını görüyordum.
Gece olunca karımla yatak odamıza çekildik. Karım soyunmaya başlamıştı ki,
“Hayır, soyunma!” dedim. Onu yatağa oturttum ve yanaklarından öpmeye başladım. Dudaklarını emiyordum. Ellerini sırtımda gezdiriyordu.
Yatağa uzattım, bluzunun üzerinden memelerini okşamaya başladım, elimi bluzun altından içeri sokup karnını, göbeğini okşuyordum. Bluzunu iyice yukarı sıyırınca sutyeni açığa çıktı. Memelerini öpüyor, emiyordum.
Dilim göbeğinde, karnında dolaştıkça karım gıdıklanıyor gibiydi. Başımı okşuyordu. Elimi sırtının altından soktum ve altta kalan sutyeninin kopçasını açtım. Sutyeni çekip çıkarınca memeleri ortaya çıktı, bir anda uçlarını emmeye başladım.
Dilim meme uçlarına değdikçe, karım hafif hafif inliyordu. Elimi eteğinin içinde soktum. Kalçalarını avuçlayıp, sıkmaya başlamıştım, elimi yavaş yavaş kasıklarına yaklaştırdıkça, karımın inlemeleri çoğaldı.
Bu kez içine paçalı külot giymemişti. Kendisine fantezi iç çamaşırlarından almak istemiştim bugün, ama yanımızda kızlar vardı. Külodun üzerinden amına baskı yapıyor, parmağımı içine sokuyordum.
Karım başını sağa sola çevirip duruyordu bu ara, gözleri kapalı hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Külodun kenarlarından tutarak aşağı sıyırdım, dizlerine kadar indirip elimi amına attım.
Evlendikten sonra amını traş etmemişti, bir haftalık kıllar amını okşadıkça elime batıyordu. Kalçalarındaki tüyleri de elime geliyordu aynı zamanda. Ama bütün bunlar benim azgınlığımı azaltmıyordu. Parmaklarımı amına sokup yarak gibi kullanmaya başladım.
Parmaklarım amına hızlı hızlı girip çıktıkça, karım başımı iki eliyle sıkıca okşuyor, daha fazla inliyordu. Meme uçları sertleşmiş ve şişmiş, iri birer zeytin tanesi gibi olmuştu. Onları ısırırken müthiş zevk alıyordum.
Şimdi memelerini emmeyi bırakmış, sadece parmaklarımla onu sikerken sürekli inliyor, göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu. Ağzının içine diğer elimin başparmağını sokunca emmeye başladı. Parmağımı aç bir bebeğin biberonunu emmesi gibi, deli gibi emiyordu.
Memelerine yeniden yumuldum. Emdikçe meme uçları şişiyordu, karım artık delirmiş gibiydi. Ağzının içindeki parmağımı vakum gibi çekiyordu, amındaki parmaklarım vıcık vıcık olmuştu, inlemeleri, nefes alışları çoğaldı. Ve sonunda kendinden geçip bayılır gibi olduğu zaman boşaldığını anladım.
Bir süre başımı karnının üzerine koyup uyudum. Karnının içindeki guruldamaları duyabiliyordum. Başımı sürekli okşuyordu. Hafifçe doğruldum.
Yüzüne baktığım zaman aldığı zevkten mi, yoksa mutluluktan mı bilmiyorum, gözlerinin kenarlarından yaşlar süzülüyordu. Onları emdim. Hafif tuzlu gözyaşları tüylü yanaklarından akıyordu. Dudaklarını emmeye ve öpmeye başladım.
Bu süre boyunca ne gariptir ki, yarağımda bir hareket olmamış ve kalkmamıştı. Üzerimdekileri çıkarıp çıplak kaldım. Karımın başındaki türbanını açtım, saçlarını kokluyor, okşuyordum. Karımın gözlerinde bana olan aşkını görebiliyordum. O sırada inik yarağımı görünce,
“Senin hoşuna gitmedi mi yoksa?” dedi.
“Hayır, çok sevdim, ama nedendir bilmiyorum yarağım kalkmadı!” dedim.
Karım yatakta hafifçe doğrularak başını yarağımın kenarına getirdi ve ben bir şey demeden ağzını açıp yarağımı emmeye başladı. Dudaklarıyla yoğun bir şekilde emdikçe yarağım sertleşmeye başladı. Ucuna dili değdikçe çok hoşuma gidiyordu.
O sırada ben de elimle eteğinin altından götünün yanaklarını, kalçalarını okşuyordum. Elim götünün arasında dolaştıkça aklıma Özge’nin bana merakla bakışı ve,
“Annemi götünden sikiyor musun?” sorusu geliyordu. Aslında çok istediğim bir şeydi bu. Ama karımın vereceği tepkiden çekiniyordum. Biraz daha sabretmem gerekiyordu.
Kafamda bunları düşünürken karım yarağımı iştahla emmeye, yalamaya devam ediyordu ve yarağım sertleşmiş ve kalkmıştı. Artık amına girmek için tutuşuyordum. Başını tutup çektim ve yatağa sırt üstü uzandırdım.
Külodu dizlerinden ayağına inmişti, onu çabucak çıkardım. Eteğinin düğmesini ve fermuarını alttan açtım ve bacaklarından çıkardım. Dizlerine kadar gelen ten rengi çorabı ve ayağında topukluları vardı halen. Onları çıkarmak istemiyor, ayağında topuklu varken sikmek istiyordum.
Belinin altına yastık koyarak bacaklarını omzuma attım. Yarağımı amına tek hamlede sokup, belini tutarak amında gidip gelmeye başladım. Gittikçe hızlanmaya başladım ve kasıklarıma çarpan kalçalarından sesler yükselmeye başladı.
Terli vücutlarımız birbirine değdikçe çıkan sesler odada yankılanıyordu. Karım da sallanan memelerini iki eliyle tutmuş, gözlerini kapatmış inliyordu. Bense amında çalışmaya devam ediyordum.
Başımın her iki yanında tavana dikilmiş bacakları omuzlarıma çarpıyordu, topuklu ayakkabı takıntım vardı ve şimdi bunu gerçekleştiriyordum. Bacaklarını omuzlarımdan alıp ileriye doğru ittim. Bu şekilde gidip gelmeye başladım. Yarağım oldukça sulanmış amına girip çıkarken sesler çıkarıyordu. Ancak bu pozisyonda da istediğim zevki alamıyordum.
Amından çıktım. Yatakta sırt üstü yatmaya devam ederken bacaklarını havaya kaldırarak kendine doğru çekmesini istedim. Karımın vücudu lastikten yapılmış gibi altımda iki büklüm oldu, onu kendime doğru çekerek götünü iyice havaya kaldırdım. Elleriyle belinden tutmuş, topuklu ayakkabıları başının üzerinde başıyla aynı hizaya gelmişti.
Amı bir şeftali gibiydi, sanki ikiye yarılmıştı. Ellerimle yataktan destek aldım, ayakuçlarıma basıyordum, şınav çekiyormuş gibiydim sanki. Yarağımı yavaş yavaş amına soktum ve aynen şınav çekiyor gibi karımın üzerinde eğilip kalkmaya başladım.
Karım altımda sürekli inliyordu. Önce yavaş yavaş girip çıkarken giderek hızlandım. Her yarak darbemde karım alta doğru düşüyor, ardından tekrar kalkıyordu. Sanki belinin altında bir yay varmış gibiydi.
“Ah, yavaş, çocuklar, ah, ımm, çocuklar uyanacak, uh!” diye diye yine çocukların duymasını dert edinmişti. Altımda sikilirken kafası çocuklarındaydı.
Karımın bu sözleri beni yavaşlatmak yerine hırslandırdı ve sinirlendirdi. Bu sefer daha büyük bir güçle amına girip çıkmaya başladım. İnlemeleri daha yüksek sesle çıkıyordu şimdi.
Ancak bu pozisyonda çok enerji harcıyordum. Artık daha fazla devam edecek mecalim kalmamıştı. Daha da hızlanıp bir anda amına patladım. Bir süre daha amına girip çıktım.
Yarağımı çıkardığım zaman döllerim kasıklarına, yatağa akıyordu. Karımı tutup doğrulttum. Belini, omuzlarını tutuyordu. Yarağım amının suları ve döllerimle kaplıydı.
“Ah, belimi kırdın, ay, çocuklar uyanmamıştır umarım!” diyordu. Sırt üstü uzanıp ellerimi başımın altına koydum. Bir süre sonra ayağındaki ayakkabıları ve çoraplarını çıkardı. Geceliğini ve külotunu giyinip göğsüme uzandı. Göğsümü öperken,
“İyi ki varsın. Seni çok seviyorum!” dedi. Ona sarıldım. Bir süre sonra ikimiz de uykuya dalmıştık.
Ertesi gün işyerinde, akşam elemanlar çıkınca, ben yine Özge ile yalnız kaldım. Aradan zaman geçmiş, ama onu yeniden sikmemiştim. Özge bu duruma sitem ediyor gibiydi. Hele dün annesine hediyeler, elbiseler almam onu çok kızdırmıştı. Bütün gün bana surat yapmıştı.
Dükkanın kapısını içeriden kilitledim. Yanına geldim, bana yüz vermiyordu.
“Hadi içeri gel!” dedim, ama oralı olmuyordu. Bütün ricalarımı geri çevirince, mecburen onu kolundan tutup kaldırdım ve yazıhaneme soktum. Bir anda dudaklarına yumuldum.
Özge direnir gibi oldu, ama sonunda yelkenleri suya indirdi. Ayakta durmuş adeta dudaklarını kanatırcasına emiyordum. Annesinin yerine kızını sikmek için yanıyordum.
Ellerimi memelerinde, kalçalarında gezdirdim. Yarağım kazık gibi oldu. Götünü avuçlayıp bastırdım. Özge inlemeye başladı. Eteğinin içine elimi sokup kalçalarını, götünü avuçladım. Derken bir sürprizle karşılaştım. Özge içine tanga külot giymişti. Çok şaşırdım,
“Sen böyle şeyler giyer miydin?” dedim. Gözlerime bakıp,
“Senin için giyiniyorum, ama sen farkında bile değilsin!” dedi.
Ellerim göt yanaklarında, dudaklarını, dilini deli gibi emerken artık daha fazla bekleyemeyeceğimi anladım. Soyundum ve çıplak kaldım.
Onu masaya domalttım, eteğini yukarı sıyırıp, tangasını çıkartmadan kenara çekip, yarağımı götüne sokmaya başladım. Göt deliği geçen sefer olduğu gibi dar değildi ve daha rahat girmişti yarağım. Yarağım yarısına kadar girmişti ve Özge,
“Ahh, ımm, ahh, uhh!” sesleri çıkartmaya başlamış, başını sağa sola sallıyordu. Gittikçe hızlandım. Özge geçen sefer acı çekerken, şimdi müthiş zevk alıyordu.
Onunla beraber ben de zevkin doruklarındaydım. Kalçalarından sıkıca tutmuştum, Özge götünü yarağıma doğru bastırıyordu. Yarağımın göt deliğine gittikçe daha çok girdiğini görüyordum. Özgenin götü neredeyse yarağımı köküne kadar alacaktı.
Yazıhanenin içi zevkten çıkardığımız seslerle dolmuştu. O esnada telefonum çaldı. Telefon masanın üzerindeydi ve karım arıyordu. Cevap vermedim. Çalan telefon Özge’yi telaşlandırmıştı. Biraz sonra telefon tekrar çaldı. Çalan telefon sinirimi bozmuştu. Özge’de,
“Gidelim artık, sonra yaparız!” demeye başlamıştı.
Asabım bozuldu. Götünden yarağımı çıkarınca, yine geçen seferdeki gibi bir ‘Zort’ sesi geldi Özge’nin götünden. Mendille yarağımı sildim. Bu işin bu kadarla kalmasını istemiyordum.
Özge’yi önümde omuzlarından bastırarak diz çöktürdüm. Yarağımla kafası aynı hizaya gelince, ben birşey demeden yarağımı ağzına aldı. Attığı dil darbeleri beni havalara uçuruyordu.
Başını sıkıca tuttum, sanki ağzının içinde ikinci bir am varmış gibiydi. Özge başını ileri geri oynatarak yarağımı emdikçe boşalmaya yaklaşmıştım. Başını arkadan sıkıca tuttum ve yarağımı ağzının derinliklerine sokmaya başladım.
Sanki ağzını sikiyor gibiydim. Yarağım köküne kadar boğazına girip çıktıkça Özge kendini kurtarmaya çalışıyordu ama nafile. Kasıklarım Özge’nin yüzünde patlıyordu. Dişleri yarağıma değdikçe acı çekiyordum ama bu bana engel olmuyordu.
En sonunda deli gibi ağzının içine patladım. Döllerim ağzının içini doldurmuş, dudaklarının kenarından akıyordu. Çenesine, türbanına bulaşmıştı.
Yarağımı yavaşça çıkarınca Özge öğürmeye başladı. Yerden kalkarak lavaboya koştu. İçerde kustuğunu duyuyordum. O sırada ben de yarağımı mendille temizledim ve giyindim.
Özge içeri girince sinirle gelip suratıma okkalı bir tokat attı. Bense hiç cevap veya karşılık vermedim. Hiç bir şey demeden üzerini toparladı, eşyalarını aldı. Beraber arabaya binip evin yolunu tuttuk. Arabada kendisine,
“O tangayı nereden aldın?” diye sordum. Soruma anca birkaç dakika sonra cevap verip,
“Annemin! Babam almıştı ona!” deyince çok şaşırdım…
Eve geldiğimizde saat ilerlemişti. Karım sofrayı hazırladı. Ana kız yemek yememiş, bizi beklemişlerdi. Özge de, ben de azıcık birşeyler yedik.
Yemek yiyecek halde değildim. Yemekten sonra duşa girdim. Ardından yatağa girip uyumaya çalışıyordum, ama gözüme uyku girmiyordu. O sırada karım da soyunup yatağa girmişti.
“Neyin var, iyi misin?” diye sordu, ama ben cevaplamadım. Ben birşey demeden karım elini alttan külotumun içine sokup yarağımı okşamaya başladı. Çıplak göğsümü öpüyordu. Eli yarağımda dolaştıkça yarağım kalkmaya başlamıştı. Karımla sikişmek istiyordum yeniden. Karıma,
“Sana daha seksi iç çamaşırları alacağım, yatakta onları giyersin!” dedim. Karım mahçup bir halde,
“Daha önce kocam almıştı, ama ben hiç giymedim!” dedi. Bunu zaten biliyordum,
“Neden?” diye sordum.
“Çok açık saçık şeyler, külotlar götümün arasına giriyor, ben nasıl giyeyim onları?”
“Ne yaptın onları, attın mı yoksa?”
“Yok atmadım, sandığımda duruyor hepsi. Niye soruyorsun şimdi?”
“Hadi göster bana onları, giymeni istiyorum!”
Karım elini yarağımdan çekip yataktan kalktı, köşede duran sandığı açtı ve eğilerek içini karıştırmaya başladı. Biraz sonra büyükçe bir bohçayı yatağın üzerine bıraktı. Bohçayı açınca içinden bir sürü tanga, arkası ipli külotlar, dantelli sutyenler, çoraplar çıktı.
“Bunları neden giymiyorsun?” diye sordum.
“Giymemi istiyor musun gerçekten?”
“Evet, hadi şunu giy!” diyerek arkası ipli bir külotla dantelli bir suty
en verdim.Karım geceliğini ve külotunu çıkardı. Önce sutyeni giydi. Biraz küçük gelmişti sutyen, memelerini sıkmış, şişirmişti. Memeleri içinden her an çıkacakmış gibiydi. Sonra ipli külotu giyindi. Arkasındaki ip götünün arasına girmiş, bembeyaz göt yanakları külot yokmuş gibi ortadaydı. Eliyle sürekli,
“Ay, götümün arasına giriyor, çok rahatsız bir şey bu!” diyerek külotun arkasını çekiştiriyordu.
O anda külotumu çıkardım, yarağım kazık gibi olmuştu. Yatağın kenarına oturdum, karımı da dizlerime oturttum. Dudaklarına yumuldum.
Karım da evlendikten sonra tüylerinin temizliğini ihmal etmeye başlamıştı. Çenesinde ve dudaklarının üzerindeki alınmamış tüyler dudaklarıma batarken, kalçalarında dolaşan elim tüyleri hissediyordu.
Dayanacak halde değildim. Geçen sefer yaptığım gibi başını karyolanın demirleri arasına soktum. İp külotunu çıkartmadan diz çökerek amına ağzımı dayadım. Karım müthiş bir, “Iğhhhh!” sesiyle irkildi.
Amı zaten sulanmıştı, dilimi içine soktukça daha da sulanmaya başlamıştı. Amındaki alınmayan kıllar dudaklarıma batsa da, benim için problem değildi. Dilimi amının içlerine soktukça amının sıcaklığını ağzımda hissediyordum. Am dudaklarını emiyor, ısırıyordum. Amının içindeki dilini emdikçe karım yerinde kıvranıyordu. Elleriyle başımı okşuyor, sürekli inliyordu…
Bacaklarını iki yana iyice açmasını ve parmak uçlarına basarak götünü biraz havaya kaldırmasını söyledim. Götünün arasına girmiş ipli külotu parmaklarıma doladım. Göt deliğindeki alınmamış uzun kılları çekmeye başladım. Osuruk kokusu burnuma geliyordu. Başparmağımı içine bastırmaya başladım. İlk boğumuna kadar içeri girmişti ki,
“Ay, ah, yapma lütfen!” demeye başlamıştı. Ama onu dinleyecek değildim bu sefer, parmağımı daha çok sokmaya başladım. Kısa sürede parmağım götüne girmişti. Karım ise sürekli
“Ay, ah, çıkar, yapma!” diyordu; gittikçe daha çok bağırır olmuştu. O anda yatak odasının buzlu camında bir gölge gördüm. Özge yine bizi dinlemeye gelmişti. Annesinin çıkardığı sesleri kolayca duyabilirdi orada.
Bu arada karım büyük bir güçle saçlarıma asılarak çekmeye başlamıştı. Ben de daha fazla ileri gitmemeye karar verip parmağımı götünden çıkardım.
Doğruldum, karım halen domalmış halde demirlerden tutmaya devam ediyordu. Amının dudaklarını parmaklarımla ayırarak yarağımı bir hamlede amına soktum ve hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Kalçalarına çarpan kasıklarımdan yine sesler gelmeye başlamıştı.
Bir taraftan buzlu camın arkasında Özge halen bizi dinliyordu. Ben daha fazla ve daha güçlü pompalamaya başladım. Az önce acı çeken karım, bu kez,
“Uhh, ahh, ohh, devam et!” demeye başlamıştı. Yarağım sıcacık amının içinde gidip geldikçe, ben de müthiş zevk alıyordum. Karımın amı yaşından ve çocuk doğurduğundan dolayı genişlemişti, ama bana zevk vermesine engel değildi.
Hızlandım, hızlandım artık ben de kendimi kaybetmiş, “Ah, oh!” sesleri çıkartır olmuştum. O kadar şiddetli sikiyordum ki amını, karım devamlı,
“Ah, ah, yavaş, yavaş ol!” deyip duruyordu…
Ve sonunda büyük bir zevkle karımın amına patladım. Bir süre daha amında kaldım. O sırada Özge kapının önünden gitmişti, gittiği de iyi oldu, değilse karım görebilirdi.
Yarağımı çıkardım amından, karımı da belinden tutarak kendime çektim ve doğrulttum. Karyolanın demirlerine çarpan omuzları kızarmıştı. Omuzlarını tutuyordu sürekli,
“Ah, her yanım ağrıyor!” deyip sızlanıyordu. Döllerim kalçalarına, bacaklarına akıyordu. Yerde duran paçalı külotu ile bacaklarını sildim. Bana,
“Onunla niye sildin?” deyince,
“Üzerindeki ile yatarsın, bir daha bunu giyme!” dedim.
Yarağımdaki dölleri de sildim ve o külotu fırlatıp köşeye attım. Ardından külodumu giyinip yatağa girdim. Karım da geceliğini giyinip göğsüme uzandı. Göğsümü öpüyordu. Bana,
“Biliyormusun, çok güzel sikiyorsun beni!” dedi. Bunu söylerken kızardığını gördüm.
“Mutlu musun?” diye sordum.
“Hem de çok!” diye cevapladı.
“Senden bir şey istiyorum!”
“Nedir?”
“Bir daha öyle paçalı, pamuklu külotlar giyme. Bunları giy!” diyerek yerdeki bohçayı gösterdim.
“Çok mu istiyorsun?”
“Evet!” dedim, dudaklarından öptüm ve “Söz mü?” diye sordum.
“Tamam, söz!”” dedi. O anda kocasına vermediği götünü bana verebileceğinin işaretini de vermişti aslında…
Aradan birkaç gün geçmişti. Karım artık benim için seksi çamaşırlarını giymeye başlamıştı. Dantelli sutyenler, külotlar, tangalar giyiyordu. Koca eteklerinin altında minik tangalar, ip külotlar giydiğini düşündükçe gün boyu sikim sertleşiyordu.
Birkaç akşam sonra artık asıl isteğimi kendisine söylemenin vakti geldi diye düşündüm. Daha fazla sabredemeyecektim. Gece yatağa yeni girmiştik ki, dudaklarına yumuldum, emmeye başladım. Bir taraftan da elimi geceliğinin altına sokup kalçalarını okşamaya başladım ve
“Seni götünden sikmek istiyorum!” dedim. Bunu duyan karım,
“Töbe, töbe! Sen delirdin mi? O da nereden çıktı!” diye çıkıştı.
“Korkma, canını yakmam, sen de zevk alacaksın!” diye kendisini ikna etmeye çalıştım, ama olmadı. Karım bir türlü ikna olmuyordu. Sırtını dönüp yattı. Evlendiğimizden beri ilk defa bu şekilde sırtını dönerek
uyumuştu.
Hafta sonu kahvaltıdan sonra, Özge ile Esra kendilerini misafirliğe çağıran teyzelerine gitmişlerdi. Ben karımla evde yalnız kalmıştım. Özge evden çıkarken bana ters ters bakmıştı. Onlar evde olmadığı zaman benim annesiyle sikişeceğimi biliyordu çünkü.
Kızlar evden çıkar çıkmaz karıma yanaştım. Karım mutfakta bulaşık yıkıyordu. Arkasına geçip sarıldım. Geçen geceden beri aramız limoniydi. Göbeğini, memelerini, kalçalarını okşuyordum. O ise tepki vermiyordu.
Diz çökerek eteğinin altına kafamı soktum. İçine minik bir külot giymişti. Külot götünün yarısını bile kapatmıyordu. Göt yanaklarına öpücükler kondurmaya başladım, kalçalarını okşuyordum. Sikim kazık gibi olmuştu.
Doğruldum ve onu elinden tutarak yatak odasına götürdüm, perdeleri çektim. Onu götünden sikmek istediğimi tekrar söyledim. Geçen akşamki kadar sert tepki göstermemiş, suskun kalmıştı. Sonra bana,
“Bir kadın kocası ne zaman isterse onunla beraber olmalıdır. Ama senin bu isteğin çok günah!” dedi.
“Merak etme, ne günahı varsa benim boynuma. Bak sen de zevk alacaksın!” dedim. Karım bir süre düşündükten sonra,
“Tamam, ama bir kere olacak, canımı yakmanı istemiyorum. Çünkü daha önce hiç yapmadım!” dedi. İçimde müthiş bir heyecan hissettim. Onu elinden tutup banyoya götürdüm,
“Şimdi güzelce yıkanalım önce, temizlenelim. Nasılsa çocukların gelmesine çok var!” dedim. Sıcak suyu açtım, karımın üzerindekileri tek tek çıkartmaya başladım.
Üzerinde minik külotu ve dantelli beyaz sutyeni ile kaldığı zaman inanılmaz bir zevk duydum. Kendime hakim olmaya çalışıyordum. Külot ve sutyenini de çıkardım, ardından ben de soyundum.
Karı koca sıcak suyun altına girdik. Birbirimizi güzelce sabunladık. O sırada memelerinin uçlarını emiyor, ellerimle götünün yanaklarını sıkıyordum. Kendime engel olamayıp götüne birkaç şaplak attım. Çıkan ses banyoda yankılanmıştı.
“Ay yapma, çok mu azdın?” deyince,
“Evet, beni azdırıyorsun!” dedim. Orta parmağımı arkasından yavaşça götüne sokmaya çalışıyordum bu arada. Parmağım neredeyse tamamen içine girmişti ki,
“Ah, uhh, ay, acıyor, ahh!” demeye başladı. Ama ben sokmaya devam ediyordum. Derken parmağım artık tamamen götünün içindeydi. Bir süre götünde beklettim parmağımı… Karımın çektiği acının azaldığını hissediyordum.
Önünde diz çökmüş, arkadan parmağımı götüne sokmuştum bu pozisyonda. Diğer elimle de amını ovalıyordum. Parmaklarımla da amına girmeye başladım. Amının içi fırın gibiydi, soktukça daha büyük bir zevk alıyordu.
Gittikçe kasılmaya başladı, nefesi kesilecekmiş gibi oluyor, saçlarımı deli gibi çekiyordu. Bu sırada götündeki parmağımı da sokup çıkartmaya başladım. Hem önden hem arkadan parmaklarım içinde çalışıyordu.
Karım sanki nefessiz kalmış gibi soluk alıp verdikçe, ben parmaklarımı daha hızlı sokup çıkartmaya başladım. Sıcak su üzerimize akmaya devam ediyordu. Derken karımın boşaldığını hissettim.
Saçlarımı çeken ellerinde güç tükenmişti, kolları yana düştü. Parmaklarımı amından ve götünden çıkardım. Sıcak suyun altında ellerimi bol sabunla yıkadım.
Ona duvara doğru dönmesini ve eğilmesini söyledim. Dediğim gibi yaparak duvardan tutundu ve eğildi. Bacaklarını iki yana ayırdım. Tombul göt yanaklarının arasındaki kıllı deliğini meydana çıkardım. Duş başlığı ile götüne, deliğine iyice su tuttum.
Baş ve işaret parmaklarımı kullanarak götünün deliğini mümkün olduğunca çok açmaya çalışıyordum. Delik neredeyse 1 Liralık madeni para kadar açılmıştı. İçine iyice su tuttum.
Bu sırada karımın garip garip sesler çıkardığını duyuyordum. Amacım yarağım girmeden önce göt deliğini olabildiğince çok açmaktı. Deliğin içi kapkaranlık bir mağara gibiydi sanki. Etrafındaki uzun ve sık kıllar, mağaranın önünü kapatmış ağaç dalları gibiydi. Ayağa kalkarak suyu kapattım. Karım,
“Bitti mi?” diye sorunca,
“Bekle biraz!” dedim. Yanaklarımdaki, burnumun içindeki tüyleri, kılları almak için kullandığım küçük bir traş makinem vardı. Onu aldım. Karım,
“Ne yapacaksın onunla?” deyince,
“Merak etme, deliğindeki kılları alacağım!” dedim. Tekrar duvara tutunup iyice eğilmesini söyledim. Deliğinin etrafını tuvalet kağıdı ile iyice silip, kuruladım. Arkasından makineyi çalıştırarak kılları kesmeye başladım.
Küçük makine sanki motorlu testerenin ağacı kesmesine benzer şekilde sesler çıkararak kılları kesiyordu. Makinenin ucu karımın göt deliğine değdikçe, karım, “Uuhh, ımm!” diye sesler çıkartıyordu.
Bir süre sonra deliğin ağzını iyice temizledim. Sabun ve suyla deliği iyice yıkadım. Bu sırada yarağımdan sıvılar akıyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı. Karımı omuzlarından tutarak çömelttim. Ne istediğimi biliyordu. Yarağımı ağzına alarak yalamaya, emmeye başladı.
Başını iki yanından sıkıca tutmuş, saçlarını okşuyordum. Başını ileri geri oynatarak yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyordu. En sonunda ağzının içine patladım. Başını sıkıca tuttuğum için oynatamıyordu. Açık ağzının kenarlarından akan döllerim sıcak suya karışıyordu.
Yarağımı ağzından çıkardığım zaman karım öğürmeye başladı, kusacak gibi oldu. Ama geçen sefer kızının yaptığı gibi kusmadı. Onun yerine ağzının içini sıcak suyla iyice yıkadı, çalkaladı, temizledi. Omuzlarından tutup ayağa kaldırdım. Yüzünde iğrenmiş gibi bir ifade yoktu.
“Çok tuhaf tadı varmış!” dedi gülerek…
Birlikte yıkanıp banyodan çıktık. Yatak odasına geçerek kurulandık. Elinden tutup karyolanın demirlerine tutunmasını söyledim. Başını gene karyolanın demirleri arasına soktum.
Daha önce Özge’yi iki defa götünden sikmiştim, ama şimdi ilk defa karımı götünden sikecektim. Masanın önünde duran yağlı el kreminden karımın götünün deliğine iyice sürmeye başladım. Deliğin içine, ağzına bol miktarda sürdüm; sonra da yarağıma iyice sürdüm.
Yarağım ve karımın götü kremden bembeyaz olmuştu. Yarağımı sıvazlamaya başladım. Parmaklarımla tekrar deliğini ayırdım biraz. Dizlerini biraz öne kırmasını istedim. Dediğimi yapınca yarağımla göt deliği aynı hizaya gelmişti.
Daha sonra yavaş yavaş yarağımın kafasını sokmaya başladım. Kremden kaygan bir hal alan yarağım göt deliğine yavaş yavaş girdikçe, karımın götü genişliyordu. O sırada karım devamlı,
“Ahh, yavaş!” diye inliyordu. Ama kendisi beklediğim kadar tepki göstermiyordu. Banyodaki genişletme çalışması ve sürdüğüm krem sonuç vermişti. Yarağımı artık daha rahat götüne sokabiliyordum. Yavaş yavaş içinde gidip gelmeye başladım. Dizlerimi öne kırarak içine giriyordum. Biraz hızlandım, yarağım artık zorlanmadan içine girebiliyordu. Karım ise,
“Ahh, ımm, ayy!” diyor, başını karyola demirleri arasında sağa sola oynatıyordu. Sonunda hızlanarak sokup çıkarmaya başladım. Artık göt deliği iyice genişlemiş ve açılmıştı. Yarağımı soktukça beraberinde içine hava giriyor; içine girip çıkan hava ‘Zort zort!’ diye sesler çıkartıyordu.
Az önce ağzına boşaldığım için yeniden boşalmam uzun sürmüştü. Bu pozisyonda götünün içinde birkaç dakika boyunca gidip geldim. Yarağım nerdeyse köküne kadar götüne giriyordu.
Bir süre götünde bekleyerek, sokup çıkarmaya devam ediyordum. Karım bu defa sürekli, “Ahh, ımm, ohh, ımm!” diyerek inliyordu. Onun da zevk aldığı
belliydi. Ama en sonunda gücüm tükenmişti. Vücudum elektrik çarpmış gibi oldu ve karımın götüne hışımla boşaldım. Bir süre daha içinde bekledim.
Yarağımı yavaş yavaş götünden çıkardığım zaman, karımın götünden derin bir osuruk sesi geldi. Onu tutup doğrulttum ve kendime çektim. Birbirimize sarıldık.
“Beklediğim kadar canım yanmadı!” dedi.
“Ben sana söylemiştim” dedim. Birlikte tekrar banyoya girdik. Güzelce yıkandık. Sonra tekrar yatak odasına geçerek yatağa girdik.
Çırılçıplak bir halde yatarken uyuyakalmışız.
Saat kaçtı bilmiyorum. Dış kapının açılma sesi ile uyandım. Yarı uykulu, yarı uyanıktım. O sırada karım da uyanmıştı. Derken içerden kızların sesini duyduk, teyzelerinden dönmüşlerdi. Küçük kız Esra,
“Anne, neredesin?” diye sesleniyordu. Yatak odasının kapısı kapalı idi en azından, yoksa bizi çıplak halde uyurken görebilirlerdi. Karım büyük bir korkuya kapılmıştı,
“Geldim kızım, geliyorum!” diyerek yataktan fırladı ve alelacele üzerini giyinerek odadan çıktı. Ben de üzerimi giyinip kendimi toparladım…
Odadan çıktığım zaman Özge’nin bakışları ile karşılaştım. O evde yokken ne yaptığımı biliyordu ve annesini kıskanıyordu. Salona girdiğimde teyzeleri Zarife’yi yani baldızımı gördüm. Kızlarla beraber Zarife de gelmişti.
Zarife beni görünce kıpkırmızı oldu. Karım da onun yanında kızarmış bir suratla oturuyordu. Bense hiçbir şey olmamış gibi davranıyordum. Eve girdikleri zaman bizim yatak odasında ne yaptığımızı tahmin etmişti. Zarife,
“Kızlar beni zorla getirdi valla!” dedi, sanki geldiğine pişman olmuş gibi. Bana bakmamaya gayret ediyordu.
Zarife kırklı yaşlarda, karım gibi türbanlı bir kadındı. Kardeşinin, yani karımın bir kopyası gibiydi. Ama biraz daha kilolu idi. Oturduğu zaman üzerindeki bluzunun altından iri memeleri belli oluyordu.
Eteği kalçalarını sıkmış, bütün hatlarını belli edecek şekilde sarmıştı. Yüzüne makyaj yapmıştı. Annem Zarife için ‘Zilli!’ derdi. Ne demek istediğini daha sonra anlayacaktım.
Kocası çalışmak için başka şehre gitmişti. Bir oğlu vardı ve başka bir şehirde üniversite okuyordu. Zarife ise evde kaynanası ile beraber oturuyordu.
Akşam hep birlikte yemek yedik. Karım ablasını bırakmak istemiyor,
“Zaten kaynananla kalıyorsun, bir gece de ben de kal!” dedikçe, Zarife gitmekte ısrar ediyordu. Buna rağmen geç saatlere kadar oturduk. Vakit epey ilerlediği için Zarife’yi ben eve bırakacaktım.
Zarife’yle evden çıktık. Evi bizim evden arabayla on dakika çekiyordu. Gecenin ilerleyen bir saati olduğundan yollar tenhaydı. Zarife,
“Enişte size de ayıp oldu, öyle vakitsiz geldim. Yeni evlisiniz sonuçta!” dedi. Bunu söylerken kızardığını gördüm.
“Yok canım, olur mu öyle şey!” dedim.
Zarife evdeki suskunluğunu atmış, dili yavaş yavaş açılmıştı. Hatta biraz işi gevezeliğe dökmüştü. Bana kocasını şikayet etmeye başlamıştı.
“Kaç zamandır dışarda, eve uğradığı yok, çalışıyorum diye gitti, fakat yeteri kadar para göndermiyor. Çocuk param bitti diye beni arıyor, ne yapacağımı bilmiyorum. Zaten kaynanam ayrı bir dert!” diye anlatıyordu.
Çok sıkıntılı olduğu belliydi. Arabayı yol kenarına çektim. Cüzdanımı çıkarıp bir miktar para verdim. İtiraz ediyor, almak istemiyordu. Ama ben çok ısrarcı olunca aldı. Bana çok teşekkür ediyordu. Parayı borç olarak aldığını, geri ödeyeceğini söylüyordu.
O sırada göz ucuyla ona bakıyordum. Emniyet kemeri memelerinin arasından geçiyordu. Üzerindeki krem renkli pardesüsüne rağmen belli olan dolgun memeleri bu şekilde gözüme daha da büyük görünüyordu.
“Kardeşim iyi kadındır. Seni mutlu eder. İyi kadınlık yapar. Sana bir erkek çocuk doğurmak istiyor!” dedi. Ben bir süre sessiz kaldım. Neden böyle konuştuğunu anlamaya çalışıyordum.
Aklıma annemin Zarife hakkında söylediği söz geldi, Zarife gerçekten zillinin biriydi, yoksa neden bana bunları söylesin ki. Cesaretimi toplayıp,
“Peki sen iyi kadınlık ediyor musun?” diye sordum. Sessiz kalmıştı. Evine gelmiştik. İnerken,
“Bir arkadaşım işyerine, yemek ve temizlik için bir kadın arıyor. Çalışmak istersen eğer bana haber ver!” dedim.
“Haber vermeme gerek yok, hemen başlayabilirim!”
“Tamam o zaman, yarın akşamüzeri benim işyerime gel!”
“Gelirim!” diyerek sevinçle indi arabadan.
Ertesi akşamüzeri Zarife dediği gibi benim işyerime geldi. Özge ile bir süre oturdular. Çıkarken Özge’ye,
“Ben teyzeni bir arkadaşın işyerine iş görüşmesi için götüreceğim, sen taksiyle eve dönersin!” diyerek para verdim. Karımı arayıp durumu anlattım. Sonra da Zarife ile birlikte arabama atladık.
Zarife iş görüşmesine gidiyor diye çok heyecanlıydı. Güzel görünmek için makyaj yapmış, gözlerine boya sürmüştü. Üzerine çiçekli, uzun ve bol bir etek, uzun kollu bir bluz giymişti. Bluzun üzerinde de dizlerinin üzerine gelen şık bir hırka vardı. Ayağında da topuklu ayakkabıları.
Başını parlak çiçekli bir türbanla bağlamıştı. Emniyet kemeri yine memelerini belli ediyordu. Onu bu akşam iş görüşmesine götürdüğümü sanıyordu, ama ben onu sikmeye götürüyordum!
Bir apartmanın önüne geldik. Burası benim bir arkadaşın eviydi, evlenmeden önce sikmek için anlaştığım kadınları buraya getiriyordum. Arkadaşım şehir dışındaydı, anahtarı her zaman ben de olurdu.
Zarife ile birlikte merdivenlerden 2. kata çıktık. Ben anahtarla kapıyı açtım ve içeri girdik. Zarife burasının bir ev olduğunu görünce,
“Ben arkadaşının işyerine gideceğiz sanmıştım?” dedi. Etraf biraz dağınıktı. Zarife’ye gözlerimi dikerek,
“Senin işe girmene gerek yok. Bana kadınlık yapman yeterli, ben sana maaşını öderim!” dedim.
Zarife anlamsızca yüzüme bakıyordu. Ama yavaş yavaş anlamıştı olayı… Ben ona yaklaştıkça kendini geri çekiyordu.
Geri geri giderken ayağı takıldı ve kanepenin üzerine kıç üstü oturdu. Fırsat bu diyerek yanına oturdum hemen. Yavaşça yanına yanaştım, gözlerim sürekli gözlerindeydi.
“Çok güzel bir kadınsın, kocan çok şanslı, ama seni ihmal ediyor!” dedim. İyice yanaşarak yanaklarından öpmeye başladım. Zarife ise fısıltıyla,
“Yapma ne olur! Bu yaptığın doğru değil!” diyordu.
Aslında bu sözlerinin ‘Devam et, sik beni!‘ demeye geldiğini biliyordum. Pembe yanaklarını, çenesini vakum gibi içime çekiyordum.
Yanaklarından öperken, elimi memelerine attım. Bluzu ve hırkası ince olduğundan altındaki dolgun memelerini kolayca hissediyordum. Bluzun altından elimi içeri sokunca çıplak karnına değen elim onu biraz irkiltti.
Elimi sutyenin içine sokmuş memelerini hamur gibi yoğuruyordum. Memeleri karımınkinden daha büyüktü. Meme uçları da iriydi. Meme uçlarını parmaklarımla sıkmaya başladım.
Zarife inlemeye başladı. Memelerinde gezinen elimi tuttu, gözlerini kapatmış derin derin nefes alıyordu. Yanaklarından, dudaklarından öpüyordum. Elimi memelerinden çektim, elimi bırakmak istemiyor gibiydi. Onu ayağa kaldırdım ve içerideki yatak odasına götürdüm.
Burada daha önce pek çok kadını para karşılığı sikmiştim. Yatağı biraz toparladım. Zarife’yi yatağa uzandırdım, ben de yanına uzandım. Yine yanaklarından öpmeye başladım.
Elimi eteğinin içine sokarak kalçalarını okşamaya başladım. Ayağına çorap giymemişti. Dolgun kalçalarında gezinen elime alınmamış tüyleri geliyordu. Ama bu akşam Zarife’yi mutlaka sikecektim, başka yolu yoktu bunun.
Eteğini yukarı doğru sıyırdım ve bu sefer kalçalarını öpmeye başladım. Onları öpüyor, emiyordum. Bu sırada Zarife de saçlarımı okşuyordu. Bacaklarını iki yana iyice açmıştı. Bembeyaz kalçaları gün yüzü görmemişti.
Kasıklarına yaklaştıkça nefes alıp verişi hızlandı. Amındaki alınmamış kılları pamuklu beyaz külotunun kenarlarından belli oluyordu. Kasıkları da yine öyle bir miktar kıllıydı.
Külodunu lastiklerinden tutarak sıyırdım, bacaklarından çıkardım. Bacaklarını iki yana iyice açınca, oldukça kıllı, kararmış amı ortaya çıktı. Am dudakları etli ve büyüktü. Amı sulanmıştı.
Am dudaklarına yumuldum, onları deli gibi emiyor, ısırıyordum. Amının içine dilimi soktukça Zarife yeniden inlemeye başlamış, saçlarımı çeker olmuştu. Zarife’nin amının kılları ağzıma, dilime batıyor; ayrıca amından gelen ter kokuları beni çileden çıkarıyordu.
Ama daha önce böyle etli am dudakları görmediğimden, onları yalayıp emmeden bana rahat yüzü olmayacaktı. Doğruldum, o sırada kumaş pantolonumun önünün ıslandığını gördüm. Yarağım sertleşmiş, ama tam kalkmamıştı…
O anda aklıma birşey geldi, mutfağa doğru gittim. Buzdolabı açtım. Tam aradığım gibi bir şeyi buldum. Bir miktar dondurma vardı. Paketi alıp, bir kaşıkla içeri girdim tekrar. Zarife elimdekine bakıp,
“Dondurma mı yiyeceğiz?” diye sorunca,
“Evet, böylesini hiç yememişsindir!” dedim. Soyundum ve çıplak kaldım. Zarife o esnada yarağımı gördü, gözleri sürekli yarağımdaydı.
Paketi açtım, kaşıkla amının üzerine bir miktar dondurma koyunca, Zarife birden irkildi. Soğuk dondurma onu irkiltmişti. Ama bir süre sonra amının sıcaklığı dondurmayı eritmeye başlamıştı.
Dondurmalı amını deli gibi emmeye, yalamaya başladım. Amının üzerinde, içinde dondurma sürülmedik yer bırakmamış, her tarafını emiyordum. Zarife ise sürekli zevkten inliyordu.
Ağzımın etrafı dondurma olmuştu. Amının sıvıları dondurmaya karışmıştı bu arada.
Zarife halen giyinikti, onu daha soymak istemiyordum.
Bluzunu yukarı çıkardım, çıplak karnına aynı şekilde dondurma döküp emmeye, yalamaya başladım. Bu arada parmaklarımı amına sokmuş, içinde gidip gelmeye başlamıştım.
Zarife saçlarımı çekiyor, sürekli inliyordu. Bluzunu iyice yukarı çektim, alttan sutyenin kopçasını açarak çıkarttım. Dolgun memeleri açığa çıkınca, uçlarını emmeye, ısırmaya başladım.
Meme uçlarında da alınmamış kıllar, tüyler vardı. Onlara da aynı şekilde dondurma dökerek emiyordum. Parmaklarım halen amındaydı ve iyice sulanmış amı parmaklarımı vıcık vıcık etmişti.
“Şimdi sıra sende!” diyerek yatağa sırt üstü uzandım. Kalkık yarağımı sıvazlamaya başlamıştım ki, Zarife yarağımı avuçlayıp, bu işi benim yerime yapmaya başladı.
“Üzerine dondurma dök!” dedim.
Dediğimi anlamıştı, dondurmadan bir miktar yarağıma döktü. Ve bu şekilde yalamaya, emmeye başladı. Bu işi pek bilmediği belliydi, ama bunun hiç önemi yoktu o anda. Yarağım patlayacak gibi oldu. Ona,
“Biraz dur, bekle!” dedim. Kendimi sıkıyor, boşalmamak için zor tutuyordum. Bu şekilde beş dakika zaman geçmişti. Zarife’ye,
“69 yapalım!” deyince, karım gibi, O nedir? diye sormadı, hemen üzerimde ters döndü ve amı yüzümün üzerine geldi.
Tombul göt yanaklarını avuçladım, birkaç şaplak attım. Götünü iki yana iyice açınca osuruk kokulu göt deliği ortaya çıktı. Zarife’nin göt deliği normal halinde madeni 1 Liralık para kadar vardı.
Parmaklarımı götüne sokup çıkartmaya başlamışken, Zarife de inleyerek yarağımı yalıyordu. Yarağımı iki eliyle kökünden kavramıştı bu ara.
“Daha önce götten yaptın mı?” diye sordum, ama o yarağımı yalamakla meşguldü, cevap vermedi. Yaptığı belliydi, yoksa göt deliği bu kadar geniş olmazdı. Ben de bunları düşünmeyi bırakıp amına yumuldum.
Yatakta deli gibi birbirimize 69 çekiyorduk. Karımla böylesine ateşli sevişmiyordum. Müthiş bir zevk alıyordum. Zarife’nin götüne şaplak atarak,
“Tamam, bu kadar yeter!” dedim. Zarife nefes nefese kalmış bir halde yarağımı emmeyi bıraktı.
“Kalk üzerimden!” dedim. Vücudum ağırlığı altında ezilmişti sanki. “Şimdi sikiş zamanı!” dedim.
Üzerindekileri çıkartmasını istedim. Zarife çarçabuk soyundu, yatağa sırt üstü uzanıp, bacaklarını iki yana iyice açtı. Üzerine uzanarak bacaklarının arasına girdim. Amına yarağımı yavaş yavaş sokunca, derin derini
“Iğhh, ımm!” diye inledi. Amının sıcaklığını hissediyordum. İçinde gidip gelmeye başladım. Zarife kollarını sırtımda gezdiriyordu. Daha hızlı ve daha sert pompalamaya başladım.
“Bacaklarını yukarı kaldır!” dedim bu sefer. Dediğim gibi yapınca bu pozisyonda daha kolayca amına girip çıkmaya başladım. Kalçalarına çarpan kasıklarımdan patlama gibi sesler geliyordu.
Yatak ikimizin ağırlığı altında eziliyor ve gıcırdama sesleri geliyordu. Zarife’ye daha şiddetle pompaladıkça onun vücudu ile benimki de yaylı yatağın üzerinde yaylanıyordu.
Zarife şiddetle inliyor, boynumu sırtımı okşuyor, kollarıyla beni sıkıyordu. Bu şekilde bir süre sikiştik, boşalmaya yaklaşmıştım, ama buna niyetim yoktu, kendimi kasıyordum sürekli.
Üzerinde doğrularak amından çıktım. Zarife bu yaptığıma kızmış gibiydi,
“Gir içime, gir içime!” deyip duruyordu. Onu bu sefer yan çevirdim. Sol yanının üzerine yatırarak, sağ bacağını biraz kaldırdım. Yarağımı bacaklarının arasından amına soktum. Bu pozisyonda sikmeye başladım.
Zarife elleriyle yataktan tutunuyor, ha bire inliyordu. Kasıklarım tombul götüne çarptıkça çıkan sesler beni daha da azdırıyordu. İkimiz de terlemiş, su içinde kalmıştık.
Artık dayanacak halim kalmamıştı ki, amının içine olanca gücümle patladım. Zarife iki büklüm olmuş gibiydi, suratında acı ve zevk bir arada vardı. Amından akan döllerim bacaklarına, yatağa bulaşmıştı.
Karımı sikerken böyle zevk almamıştım. İkimiz de derin derin nefes alıyorduk. Amından çıkıp yanına uzandım. Birbirimize sarıldık.
Çıplak boynunu, göğsünü öpüyordum. Zarife,
“Üç yıldır sikişmedim, kocamla sikişeli o kadar olmuştur herhalde!” dedi.
“Hayatında başka bir erkek oldu mu peki?” diye sorunca,
“Hayır! Sen beni ne zannettin?” dedi. Bu soruma alınmış gibiydi.
“Seni incitmek istemedim!” dedim. Sonra daha önce sorduğum ve yanıtını alamadığım soruyu tekrar sordum,
“Daha önce hiç götten sikiştin mi?” dedim.
“Kocamla birkaç defa yapmıştım, kocam başka kadınlara gitmesin diye onun isteğine boyun eğdim!” dedi.
“Benimle de yapar mısın?” diye sorunca, birşey demeden kollarını boynuma doladı. Saat ilerliyordu, fazla zamanımız yoktu, yoksa karım şüphelenebilirdi.
Durumu ona anlattım. Kendisini yatakta köpek gibi domalttım. Bacaklarını iyice açmasını ve belini eğmesini istedim. Göt deliği karımınki kadar kıllı değildi.
Göt deliğine bolca tükürdüm ve tükürüğü içine iyice yedirdim. Sonra da yarağımı sıvazlamaya başladım. Yeniden bir göt sikmenin heyecanıyla yarağım tekrar kalktı.
Dizlerimin üzerinde iyice doğruldum ve götüne yarağımı hizaladım. Yarağımın kafası kolayca içine girmişti. Yavaş yavaş hızlanmaya başladım.
Göt sikmenin hazzı bambaşkaydı. Pompaladıkça yaylanan ve sallanan göt yanakları bana ayrı bir zevk veriyordu. Yarağım kolayca götünde gidip geliyordu. Zarife dirseklerinin üzerine çökmüş, zaman zaman başını arkaya çeviriyor ve sürekli inliyordu.
Bu pozisyonda daha fazla devam etmek istemedim. Bu kez onu yatağa yüz üstü uzandırdım. Tombul götü bir tümsek gibi havaya kalkmıştı. Göt yanaklarını ellerimle iki yana iyice açınca belirgin şekilde açık olan göt deliğine yüklendim.
Yarağım kolayca içeri girmişti. Yataktan destek alarak büyük bir güçle götüne girmeye başladım.
Yarağım neredeyse taşaklarıma kadar götüne girip çıkıyordu. Zarife’nin yüzü yatağa yapışmış gibiydi ve boğuk boğuk sesler çıkarıyordu. O anda ölü gibi hareketsiz yatıyordu sadece.
Ayak uçlarımdan destek alarak götüne daha çok abandıkça, yatak da zangır zangır sallanmaya başlamıştı. Alt katta kim oturuyorsa mutlaka bizi duyuyordur diye düşündüm bir an.
Biraz doğruldum, Zarife’nin terli sırtına tutunarak destek aldım. Bu şekilde götüne girip çıkmaya devam ettim bir süre. En sonunda ise götünün içine patladım. Götüne biraz daha sokup çıkardım. İkimiz de nefes nefese kalmıştık.
Zarife hala, “Ahh, ımm!” diye sayıklıyordu. Yarağımı çıkarınca Zarife’den de osuruk sesi geldi. Doğruldum, yatağın üzerinde oturdum. Zarife de kendine gelmişti, o da yatağın üzerinde doğrularak oturdu.
“Karımla böyle sikişmiyorum!” dedim. Zarife de,
“Kardeşim içine kapanıktır biraz. İnsanın senin gibi kocası olsa daha başka ne ister?” dedi. Ona sarıldım. Bir süre sonra kalkarak giyindik ve evden çıktık.
Merdivenlerden inerken alt katın kapısı açıldı ve içerden orta yaşlarda, üzerinde minik bir şortla ip askılı bluz olan, sarışın bir kadın çıktı. Elindeki çöp poşetini kapının önüne koyarken, bize bakarak,
“İyi akşamlar!” dedi. O sırada kadınla göz göze geldik. Az önce yukarda ne yaptığımızı biliyordu. Zarife merdivenlerden inerken bir ona, bir de bana baktı. Gördüğü görüntü onu şaşırtmış gibiydi. Kadının gözlerinin içine bakarak,
“İyi akşamlar!” dedim. Uzun zamandır bu binaya geliyordum, ama bu kadını ilk kez görmüştüm. Gözlerindeki davetkar bakışı sezebiliyordum.
Zarife’yi arabayla evine bıraktım. İnmeden önce kendisine bir miktar daha para verdim ve
“Bundan böyle ne zaman paraya sıkışırsan haber ver!” dedim. Zarife gülümseyerek arabadan indi. Eve geldiğim zaman epey geç bir saatti, karım merakla bekliyordu.
“Malesef ablanın işi olmadı, arkadaşım başka bir kadını işe almış!” dedim.
Kısa bir zaman sonra okullar tatile girecekti. Ben de karımla balayına çıkmanın heyecanı içindeydim.
Antalya’da bir otelde 10 günlük tatil ayarladım. Ama daha sonra karım kızlarının da gelmesini istedi. Şimdi Özge de bizimle beraber gelecekti.
Önümüzde 10 günlük sikiş dolu bir tatil bizi bekliyordu..
Tatile gitmemize daha birkaç gün vardı. Zarife’yi siktikten birkaç akşam sonra, evini kullandığım arkadaşım Sedat’a uğradım.
Sedat muhafazakar bir adamdı, ama aramızda eskiye dayanan dostluğa güvenerek evini o şekilde kullanmama müsaade ediyordu. Karşılığında ben de ona siktiğim bazı kadınları ayarlıyordum. Yoksa onun kadın sikebileceği yoktu. Sedat’a,
“Senin şu alt katta kimler oturuyor?” diye sordum.
“Haa, onlar mı? Emin abiyle karısı. Çok iyi insanlardır ikisi de. Çok olmadı taşınalı. Hayırdır, niye sordun?”
“Yok birşey…” dedim. Daha fazla konuşup onun dikkatini çekmek istemiyordum.
Sedat’ın evinden çıkmış merdivenlerden aşağı iniyordum. O sırada binanın giriş kapısında 55-60 yaşlarında bir adam ve kara çarşaflı, sadece gözleri görünen bir kadınla karşılaştım. Adamla birbirimize selam verdik. Kadın adamın arkasında kalmıştı.
İlk önce anlamadım, ama sonra onun geçen akşamki kadın olduğunu anladım. Mavi gözlerinden o olduğunu anlamıştım. Kendi kendime (Vay bu ne böyle, geçen akşamki haline bak, bir de şimdikine!) dedim.
Üzerinde, ayak bileklerine inen kara çarşafı vardı ve altında ince siyah çoraplı ayakları görünüyordu. Siyah renkli yüksek topuklu bir ayakkabı giymişti. Onlar yukarı çıkarken ben de binadan çıktım. Kadının iki farklı görüntüsü beni çok şaşırtmıştı.
Esra’nın okulu kapanmıştı. Yola çıkmadan önce, karım ve kızları ile birlikte tatil için alışverişe gittik. Esra annesi ve ablası gibi değildi, mayo istedi. Ona güzel bir mayo aldık. Özge de mayo alma taraftarı gibi görünüyor, ama annesinden çekiniyordu. Karıma,
“Sana da Esra’nınki gibi bir mayo alayım!” dedim. Ama karım,
“Ben giymem öyle şey!” diye tepki gösterince, karıma ve Özge’ye, yarı kapalı birer mayo aldım. Sonra karıma,
“Tatilden önce vücudundaki tüyleri aldır istersen!” dedim. Bu sözüm onu incitmiş gibiydi. Karım ve kızlarını bir güzellik merkezine bıraktım. Kredi kartımı karıma verip,
“Buradan hesabı ödersin. İşiniz bitince beni arayın!” dedim.
Evlendiğimden beri geçen zamanda, karımla, Özge ve Zarife ile sikişmiştim. Ama aklım, nedendir bilmem geçen akşamki kadında kalmıştı. Karım ve kızları beklerken Sedat’ın evine uğrayayım dedim. Yolda karım aradı ve
“Burada çok sıra var. Üçümüzün işinin bitmesi üç dört saati bulur. İstersen çıkalım?” dedi.
“Gerek yok, bekleyin. Bitince haber verirsin!” dedim. Evin olduğu sokağa geldim. Gündüz vakti sokakta pek kimse yoktu.
Merdivenlerden çıkarken kadının kapısının önünden geçtim. İçerde çalışan elektrikli süpürgenin sesini duyuyordum. Kapının önünde onun olduğunu tahmin ettiğim bir çift terlik vardı.
Sedat’ın eve girdim. Buraya neden geldiğimi, ne yapmaya çalıştığımı düşündüm bir ara. O kadınla beraber olmak istiyordum. Ama o kadının kalkıp böyle bir şeye onay vereceğini düşünemiyordum. Zarife’yi aradım.
“Eğer istiyorsan geçen akşamki daireye gel!” dedim. Fakat Zarife,
“Şu an müsait değilim!” diyerek telefonu kapadı. Zarife gerçekten zilli çıkmıştı. Evden çıkmaya hazırlanırken Zarife aradı ve
“Tarif etsene o evi, ben şimdi kendim çıkartamam.” dedi. Sevinmiştim, evi tarif ettim,
“Taksiyle gel, parasını ben veririm!” dedim. On dakikaya kalmadan Zarife gelmişti. Ben de apartmanın önüne indim. Taksiciye parasını verip gönderdim. Zarife üzerinde günlük kıyafeti ile gelmişti.
“Nereden geliyorsun böyle?” diye sorunca,
“Evden geliyorum. Kaynanama, kardeşime gidiyorum diye söyledim. Hazırlanıp giyinsem bir şeyler düşünebilirdi yoksa!” dedi. Ona hak vermiştim.
Zarife ile eve girdik. Zarife yine üzerine uzun krem renkli pardesüsünü giymişti. Onu çıkarınca altında çiçekli basma eteği ve koyu mavi, önü düğmeli bluzu ile kaldı. Başını büyük bir türbanla bağlamıştı. Ayağında da kalın siyah çorapları vardı.
Onu salondaki kanepeye oturtarak dudaklarından ve yanaklarından öpmeye başladım. Bir taraftan da elimi memelerine atmış, bluzunun üzerinden okşuyordum. Elimi bluzunun içine soktum, sutyen takmamış, içine atlet giymişti.
“Evin içinde sutyen takmayı sevmiyorum, sen arayınca aceleyle çıktım, onun için sutyen takmadım!” dedi.
“Önemi yok, böyle daha güzel!” dedim. Atletin altına elimi atıp koca memelerini yoğurmaya başladım, meme uçlarını sıkıyordum. Zarife hafif hafif inlemeye başlamıştı.
Alttan elimi eteğinin altına soktum bu kez, kalın çorapları dizlerinin üzerine kadar geliyordu. İçine aynı karım gibi paçalı bir külot giymişti. Külotunu aşağı sıyırıp elimi amına attım. Amı biraz sulanmıştı. Koltukta rahat edemiyordum,
“Hadi gel, yatak odasına gidelim!” dedim. Yatak odasına girince perdeleri çektim. Soyundum ve çıplak kaldım, Zarife gözlerini yarağıma dikti yine. Soyunmaya başlamıştı, ama ona,
“Sen böyle kal, soyunma!” diyerek yatağın kenarına oturmasını istedim. Oturunca yanına yanaştım, ben birşey demeden yarağımı eline aldı ve sıvazlamaya başladı. Bir çocuğun oyuncağı ile oynaması gibi yarağımla oynuyordu.
Yarağım yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı. Bu kez yarağımı ağzına aldı. Geçen seferkinden daha iyi yalıyordu bu defa. Yarağımı yalarken yüzünün aldığı ifade çok tuhaftı. Aç bir hayvanın yemeğine saldırmasına benziyordu. Yarağımı emiyor, taşaklarımı sıkıyordu. Hatta bir ara taşaklarımı o kadar sıkmıştı ki,
“Ne yapıyorsun?” diye bağırdım. Zarife’nin yaptığından haberi yoktu, o farkında değildi. Bağırdığımı duyunca kendini geri çekti.
Tekrar başını tutup yarağıma yanaştırdım. Yine aynı şekilde yalamaya başladı. Bu sefer ellerini kalçalarıma koymuştu. Yarağımı biberon gibi emiyordu. Müthiş bir keyif alıyordum. Böyle giderse ağzına patlayacaktım, başını geri itip,
“Tamam, bu kadar yeterli!” dedim.
Zarife’yi ayağa kaldırıp yatağın kenarına ellerini koyarak domalmasını söyledim. Kadın çok heyecanlıydı, dediklerimi itiraz etmeden yapıyordu. Dediğim gibi yapınca arkasına yanaşıp eteğini beline sıyırdım.
Paçalı külotunu ayaklarından sıyırarak çıkarttım. Bembeyaz ve tombul göt yanaklarını okşamaya, yoğurmaya başladım. Göt deliği sikilmeyi bekler halde açıktı yine. Diz çökerek dudaklarımla amına yumuldum.
Zarife’nin amından ve götünden müthiş bir ter kokusu geliyordu. Ancak temizlenmek, banyo yapmak için vaktimiz yoktu. Kokuyu hissetmemeye çalışarak amını emmeye başladım. Zarife derin bir
“Ohhhh!” çekti, ellerini saçlarımda gezdirmeye başladı. Başparmağımı göt deliğine soktum, ağzım ve dilimle de amını yalıyordum. Zarife aldığı zevkle yüksek sesle inliyordu. Am dudaklarını emiyor ve ısırıyor, dilimi amının içlerine sokuyordum.
Bir süre böyle devam ettim. Sonra biraz doğrularak amını yalamayı
bıraktım. Göt deliğindeki başparmağımı da çıkardım. Göt yanaklarını şiddetle yoğurup, sıkıyordum. Sonra götüne birkaç sert şaplak attım. Zarife
“Ahh!” diye yerinde zıpladı. Götünü yoğurdukça, “Uff, uhh, ımm!” diye inlemeye devam ediyordu.
Sağ elimin orta parmağını göt deliğine soktum ve parmağımı içinde çevirmeye başladım. Ardından işaret parmağımı da soktum. Yavaş yavaş götünün deliği daha fazla açılmaya başlamıştı.
İki parmağımı götünün içine hızlı hızlı sokup çıkarırken, Zarife daha çok inlemeye başladı. Yavaş yavaş yüzük parmağımı da sokmaya başladım. Zarife’nin götü iyice açılır olmuştu. Üç parmağımla içine rahatlıkla girip çıkabiliyordum.
Sağ elimin üç parmağımı götünde çalışırken, sol elimin parmaklarını da amına soktum. Şimdi hem amında hem de götünde parmaklarım çalışıyordu. Zarife kurbanlık hayvan gibi böğürüyordu.
Göt deliği, içine giren parmaklarımla bir açılıp bir kapanırken, amına giren parmaklarım vıcık vıcık olmuştu. Zarife’yi aynı anda hem amından hem götünden sikmek istiyordum.
Amının ve götünün içindeki parmaklarımı çıkarıp ayağa kalktım. Banyoya geçerek ellerimi iyice yıkadım. Geçen sefer olduğu gibi tekrar buzdolabını açarak istediğim gibi bir şeyler aradım.
Alt çekmecede birkaç salatalık vardı. En büyüğünü alıp güzelce yıkadım. Yatak odasına döndüğüm zaman Zarife soyunmuş ve yatağa uzanmıştı,
“Giyinikken rahat edemiyorum!” dedi. Koca memelerini görünce sikim kalktı. Zarife bakımsız bir kadındı. Kocası evde olmadığı için kendine bakmıyordu. Vücudundaki tüyleri, kılları bu nedenle almıyordu. Elimdeki salatalığa bakarak,
“Onu ne yapacaksın, acıktın mı?” dedi.
“Birazdan anlarsın!” dedim. Yanına uzanarak memelerini öpmeye, emmeye başladım. Ellerim de boş durmuyor, kalçalarında, vücudunda geziyordu. O sırada salatalığı alıp yavaş yavaş amına sokmaya başlayınca,
“Ayy ne yapıyorsun?” dedi.
“Kendini bana bırak, rahat ol!” dedim. Salatalık amına kolayca girmişti, içine hızlı hızlı sokup çıkartmaya başladım. Zarife derin derin inlemeye başlamıştı yine…
Salatalığı tutan elimi tuttu, bir süre sonra ise ben bırakınca kendi kendine salatalığı amına sokup çıkartmaya başlamıştı. Gözleri kapalı baygın gibi yarı inler yarı sayıklar haldeydi. Memelerini ısırdıkça daha da zevk alıyordu.
En sonunda kendinden geçer gibi oldu. Boşalmıştı. Elinden tuttum, salatalığı amından çıkarttım.
“Köpek gibi domal!” deyince, Zarife geçen akşam olduğu gibi dirseklerini yatağa dayayarak domaldı. Göt deliğini elimle iyice ayırarak salatalığı sokmaya başladım. Zarife,
“Ahhh, ahhh!” diye inliyordu. Salatalık neredeyse sonuna kadar götüne giriyordu. Sokup çıkardıkça Zarife’nin inlemeleri sıklaştı. Daha çok hızlandım. Diğer elimi de alttan amına attım. Amı su içindeydi.
Amının içine parmaklarımı sokmaya başladım. Derken başparmağım hariç, dört parmağım amında gidip gelmeye başlamıştı. Bu arada salatalığı da aynı şekilde götüne sokup çıkartmaya devam ediyordum.
Amının içindeki parmaklarım götünde çalışan salatalığı hissediyordu. Amı ile götünün arasındaki ince duvardan salatalığı hissediyordum. Zarife başı yatağa gömülmüş, garip garip sesler çıkartıyordu bu ara. Hırıltılar, inlemeler birbirine karışıyordu. Alttan elini amına atmış kendisi de amını ovalıyordu. Eli elime değiyordu.
Artık içine yarağımı sokmak istiyordum. Zarife iyice kıvama gelmişti. Parmaklarımı amından ve salatalığı götünden çıkarttım. Yanına sırt üstü uzandım. Zarife yarı baygın gibiydi. Hafifçe doğrulunca, ona,
“Şimdi sen benim üzerime çıkıp yarağıma oturacaksın. Ben alttan amına sokacağım!” dedim. Nasıl yapacağını tam bilemiyordu. İyice tarif ettim. Yarağımı iki eliyle iyice sıvazlayarak kaldırdı yeniden. İşer pozisyonda yavaş yavaş yarağımı amına hizalayarak oturmaya başladı. Sonunda yarağım amına girmişti.
“Bana doğru eğil, bacaklarını az geriye at, dizlerinin üzerinde çömel!” dedim. Dediklerimi aynen yaptı, belinden tutarak kendime çektim onu. Götünü de biraz kaldırmasını istedim.
Tam istediğim gibi olmuştu, yavaş yavaş alttan amına pompalamaya başladım. Götü havada kaldığı için her seferinde alttan belimi kaldırıp indirerek daha büyük bir güçle amına sokup çıkartmaya başladım.
Zarife’nin koca memeleri yüzüme değiyordu, o ise kendini tamamen bana teslim etmiş vaziyette inliyordu sürekli. Göt yanaklarını tokatlamaya başlamıştım, çıkan sesler odayı çınlatıyordu. Yatak da geçen seferki gibi sallanmaya ve gıcırdamaya başlamıştı.
Bu pozisyonda bir süre daha devam ettim, ancak Zarife’nin ağırlığı istediğim gibi hareket etmeme engel oluyordu. Ona üzerimden kalkmasını söyledim. Ben de kal
ktım.Yatakta sırt üstü uzandırdım onu. Belinin altına yastık koydum. Bacaklarını iyice ayırarak havaya diktim. Amı yukarda kalmış, göt deliği de yarağımla aynı hizaya gelmişti.
“Ayaklarını sıkı tut!” dedim. Alttan beliren göt deliğine yavaş yavaş girmeye başladım. Deliği yarağımı kolayca içine alıyordu.
Zarife ayaklarından tutmaya devam ederken, ben de beyaz ve tombul kalçalarına bastırarak götüne daha hızlı girip çıkmaya başladım. Zarife feci inliyordu şimdi. Kenarda duran salatalığı aldım.
Yarağımı götünden çıkardım ve salatalığı yavaş yavaş amına soktum. Zarife tekrar derin bir, “Ohhh!” çekti. Salatalık halen amındayken, yarağımı da götüne sokmaya başladım.
Sol elimle kalçasından tutmuş destek alırken, yarağım piston gibi götüne girip çıkıyor, salatalığı da diğer elimle amına sokup çıkarıyordum. Zarife aynı anda iki yarak yiyordu şimdi. Büyük bir zevk aldığı belliydi, inlemeleri odayı doldurmuştu. Bana,
“Çok yoruldum böyle, ayaklarımı sen tut!” deyince, ayak bileklerinden sıkıca kavradım. Bacaklarını iyice ayırarak götüne daha kolayca girmeye
başladım.
Bu sırada Zarife amının içindeki salatalığı tutmuş ve kendisi salatalığı amına sokup çıkartmaya başlamıştı. Göt deliği oldukça genişlemiş olduğundan içine kolayca girip çıkabiliyordum. Bu nedenle gittikçe hızlanmaya başladım. Büyük bir zevk alıyordum.
Yatak şiddetle sallanırken Zarife’de kendini kaybetmiş halde, “Ahh, ımm, ohhh!” diye diye salatalığı amına sokuyordu. Götünün içindeki yarağım salatalığı hissediyordu. Aldığım zevki tarif edemezdim.
Bir süre sonra götüne boşaldım. Yarağımı çıkarınca döllerim yatağa akmaya başladı. Hafif bir osuruk sesi geldi götünden yine. Bacaklarını tutmayı bıraktım ve yanına uzandım. Zarife de salatalığı amından çıkarmış, elinde tutuyordu.
“Bırak onu!” deyince, yere attı. Birbirimize sarıldık. O halde biraz uyur gibi uzandık.
Telefonumun sesi gözlerimi açtım. Karım arıyordu. Zarife bu ara müthiş bir korkuya kapıldı. Ona sessiz olmasını söyledim. Telefonu açınca, karım,
“Bizim işimiz bitmek üzere, yarım saate bizi alırsın!” dedi.
“Tamam!” diyerek telefonu kapadım. Zarife korkmuştu.
“Merak etme, korkmana gerek yok!” dedim. Zarife kısa sürede üzerini giyinmişti. Bense ağırdan alıyordum. Çişim gelmişti, tuvalete gidip işedim geldim. Zarife salonda oturuyor,
“Hadi gidelim artık!” deyip duruyordu. Ben o ara halen çırılçıplaktım. Zarife bunları söylerken önümde sallanan yarağıma bakıp duruyordu. Onu tekrar sikmek için büyük bir istek duydum. Yanına gidip elinden tuttum, kaldırıp yatak odasına götürdüm.
“Ne yapıyorsun, şüphelenecek şimdi, hadi giyin!” deyip duruyordu.
“Sessiz ol, bir posta daha atmadan seni bırakmam!” dedim. Yatağın üzerine ellerini dayayarak domalmasını söyledim.
“Tamam ama çabuk ol. Ben soyunayım mı?” deyince,
“Gerek yok!” dedim. Önümde domaldı, eteğini beline, paçalı külotunu dizlerine sıyırdım. Yarağımı sıvazlayarak kaldırdım. Kalçalarından tutarak bir hamlede amı
na girdim.Yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Zarife az önceki korkuyu unutmuş,
“Ohh, ohh, devam et, ımm!” diye inlemeye başlamıştı. Kalçalarını daha sıkı tutarak onu kendime çekiyordum. Bu arada Zarife de götünü yarağıma doğru bastırıyordu. Göt yanakları sallanıp duruyor, kalçalarına çarpan kasıklarımdan şiddetli sesler geliyordu.
Daha da hızlandım, ben de aldığım zevkin etkisiyle kendimi kaybetmiştim. Kısa zamanda büyük bir hışımla amına boşaldım. Bir süre daha amında gidip gelmeye devam ettim. İkimiz de derin derin
“Ohhhh!” çekiyorduk. Amından çıktım, Zarife de yavaş yavaş doğruldu. Biri amından, diğeri götünden, bugün iki kere sikmiştim Zarife’yi.
Birbirimize sarıldık. Bu sırada yarağımdan akan döller Zarife’nin eteğine bulaştı biraz. Dizlerine inmiş külotunu giyindi tekrar, mendille de eteğini sildi. Ben de giyindim. Hazırlanarak evden çıktık.
Zarife önden indi, ben kapıyı kilitleyip merdivenlerden aşağı inerken, alt kattaki kadının kapısı açıldı. Elinde küçük bir leğenle bir el bezi vardı. Basma bir etekle uzun kollu çiçekli bir gömlek giymiş, başını ve omuzlarını büyük bir türbanla bağlamıştı.
Bir süre hiçbir şey demeden bana baktı, bir şey söylemek istiyor gibiydi. Kendisine gülümseyerek,
“Merhaba!” dedim. Yavaşça kendisini kapının arkasına doğru çekerek,
“Şeyy, siz yukarıdaki Sedat beyin misafiri misiniz?” diye sordu.
“Evet!” dedim.
“Şeyy, onun kocamda bir emaneti var, ama biz onu göremiyoruz kaç gündür. Acaba size versek, siz verebilir misiniz?” dedi.
“Tabii veririm! Eğer isterseniz gelecek sefer geldiğim zaman kapınızı çalayım?” dedim.
“İyi olur!” dedi ve başka birşey demeden kapıyı kapatıp içeri girdi. Konuşmasında yabancı aksanı seziyordum. Göçmen olabilir diye düşündüm. Özge kadar vardı boyu, ama daha narin ve inceydi. Güzel, mavi gözlü bir kadındı.
Aşağı indim, Zarife arabanın yanındaydı. Onu ilerde bırakıp, biraz para vererek gönderdim, ben devam ettim. Karımla kızları, bıraktığım güzellik merkezinin önünde beni bekliyorlardı. Karım kızmış bir şekilde
“Neredesin, kaç dakikadır bekliyoruz!” dedi.
“Biraz işim çıktı!” deyip geçiştirdim.
Değişiklik olsun diye onları yemeğe götürdüm. Güzel bir restoranda yemek yedik. Karım bu jestime çok sevinmişti. Güzellik salonunda karıma ve kızlarına makyaj da yapmışlardı.
Karım kendisine geçen sefer aldıklarımı giymişti. Siyah topuklularının üzerinde şimdi kendinden emin adımlarla yürüyordu. Uzun ve pileli eteği, kırmızı parlak türbanı ve koyu krem saten gömleği ile karım o anda gözüme çok güzel göründü. Dudaklarına ruj sürmüşler, kaşlarını, kirpiklerini güzelce yapmışlardı.
Özge ise bambaşka bir güzellik olmuştu. O da bu sabah evden alışveriş yapacağız diye süslenerek çıkmış, koyu mavi uzun eteğinin altına uzun topuklularını giymişti. Bej renkli pardesüsünü belinden bağlamış, başını da parlak koyu mavi türbanıyla bağlamıştı.
Onun da kaşlarını, kirpiklerini güzelce yapmışlar, zaten var olan güzelliğini daha da ortaya çıkarmışlardı. Karıma ve Özge’ye bakarken sikim sertleşiyordu. Zarife’yi iki kere sikmiştim, ama akşam karımı sikmeden uyumayacaktım. Özge ile annesinin arasında ise bir soğukluk olduğunu görüyordum.
Geç bir saatte eve geldik. Biraz televizyon izleyip meyve falan yedik. Daha sonra kızlar odalarına çekildiler. Özge bana karşı soğuk davranmıyordu, annesinin yerinde olmak istemesine rağmen. Çünkü o da gideceğimiz tatilde aramızda birşeylerin yaşanacağını biliyordu.
Karımla yatak odamıza girdik. Karıma,
“Lütfen soyunma, böyle kal, sana biraz bakmak istiyorum!” dedim. Ayakkabılıktan, bugün giydiği siyah topukluları getirdim. Ayakkabıların altını silerek giydi. Bir süre ona baktım. Karım,
“Ne o, çok mu hoşuna gittim?” deyince,
“Tabii ki, seni ilk defa böyle makyajlı görüyorum!” dedim.
“Makyaj yaptırmamı Esra çok istedi!” dedi.
“Özge istemedi mi?” diye sordum.
“Yok, Özge birşey söylemedi. Şey aslında, (Babama niye böyle süslenmiyordun?) diye çıkıştı!” dedi.
Bu söz belli ki karımı üzmüştü. Ona yaklaştım ve belinden tutarak kendime çektim. Dudaklarından öpmeye başladım. Rujlu dudaklarını emdikçe emesim geliyordu.
Elimle de eteğinin üzerinden götüne bastırdım. Yumuşacık göt yanaklarını hissettim. Yanaklarında, çenesinde alınmamış tüy kalmamıştı. Karımın yüzü kaymak gibi olmuştu. Birbirimize sarıldık. O sırada karım,
“İyi ki varsın, seni çok seviyorum!” diyerek fısıldıyordu. Diz çöktüm önünde, eteğini yukarı sıyırdım ve tüysüz, bembeyaz kalçalarını emmeye, öpmeye başladım.
Minicik beyaz renkli bir külot giymişti. Kasıklarını öpüyordum. Karımın vücudundan ve kasıklarından bile hoş bir parfüm kokusu geliyordu. Koku beni azdırmıştı iyice…
Minik külodunu aşağı sıyırdım ve çıkardım. Amı pürüzsüzdü, dilimle amına yumuldum. Bu sırada karım sürekli saçlarımı okşuyordu. Dilimi amının içine doğru soktukça karım ayakta inlemeye başlamıştı. Amını yaladıkça yalayasım geliyordu. Acayip bir haz duyuyordum. Amı bu arada iyice sulanmıştı.
Sonra onu ters çevirdim. Götü tam önümdeydi. Ellerini bu defa arkadan atmış saçlarımı okşamaya devam ediyordu. Bembeyaz kılsız göt yanaklarına öpücükler konduruyor, onları avuçluyordum.
Ellerimle iyice aralayınca kılsız göt deliği ile karşılaştım. Geçende ben makine ile kılları epey kesmiştim, ama şimdi deliğin ağzında hiç kıl yoktu. Dilimle göt deliğine dokunmaya başlayınca karımın inleme sesleri yükselmeye başladı.
Biraz öne doğru eğilmesini istedim. Dediğim gibi yapınca amını parmaklarımla ovalamaya başladım bu arada…
Artık ikimiz de kendimizi kaybetmiştik. Götüne değen dilim, amında dolaşan parmaklarım onu müthiş heyecanlandırıyordu. Sürekli inleyerek aldığı zevki açığa vuruyordu.
Daha önce amcaoğluyla sadece altlı üstlü sikiştiğini söylemişti. Kocası üzerine çıkıp gidip geliyor, kendisi işini bitirince sırtını dönüp yatıyormuş. Ama şimdi karım tarifsiz bir zevk alıyordu.
Sikim tavan yapmıştı. Ayağa kalktım, karımı makyaj masasının önüne getirdim. Aslında sadece adı makyaj masası idi, yoksa karımın makyaj yaptığı falan yoktu. Aynaya yüzünü çevirdim, elleriyle masadan tutmasını istedim. Dediğimi yapıyordu aynen.
“Soyunmayacak mıyım?” diye sorunca,
“Hayır, böyle kalmanı istiyorum!” dedim, ama ben soyunup çıplak kaldım. Yarağım patlayacakmış gibi şişmiş ve kalkmıştı.
Eteğini yukarı sıyırdım. Arkasında yerimi aldım. Ayağındaki topuklu ayakkabıları amını tam yarağımın önüne getirmişti. Bacaklarını açmasını söyledim, arkadan beliren amına yavaşça girince, derin bir inleme sesi çıkardı.
Kalçalarından tutarak hızlı hızlı sikmeye başladım. Bu sırada aynada birbirimizi görebiliyorduk. Karım gözlerini kapatmış, inliyor, götünü yarağıma bastırıyordu. Parlak türbanı yüzüme değiyor, içim bir hoş oluyordu. Daha da hızlanınca götüne çarpan kasıklarımdan ‘Şlap şlap’ sesleri yükseldi. Karım ise,
“Ağhh, ımm, uff, devam et, ohh, sik beni, sik beni, ohh, sik beni!” deyip duruyor, o böyle söyledikçe ben daha da hızlı ve sert sikiyordum. Masa ve üzerindeki ayna sallanmaya başlamıştı.
Ellerimi kalçalarından çekerek memelerini avuçladım. Koca memeleri saten gömleğinin içinde hop hop sallanıyordu. İnce bir sutyen takmıştı, memelerini hissediyordum.
Yarağım bu arada amında çalışmaya devam ediyordu. Bir süre sonra boşalacağımı anlayınca amından çıktım. Karımı tutup yatağa sırt üstü uzandırdım. Bacaklarını havaya kaldırıp, iki yana iyice açmasını istedim. Dediğimi yapınca üzerine uzanıp amına girdim ve pompalamaya başladım.
Daha güçlü bir şekilde amına girip çıktıkça, karım yüksek sesle inler olmuştu. Artık kızlarım beni duyar diye bir korkusu yoktu. Üzerine daha çok abandım, yüzümüz birbirine iyice yaklaşmıştı.
“Dilini çıkar!” deyince, hastanın doktora dilini çıkarması gibi yaparak dilini çıkardı. Ben de üzerinde biraz eğilerek dilimi çıkardım. Dilimle diline dokundum, dillerimiz birbirine değiyor, birbirimizin dilini emiyorduk.
Daha büyük güçle sikmeye başladım. Karım altımda, sanki kendi altında yay varmış gibi yaylanıyor, iki yanımda havaya kaldırdığı bacakları sallanıp duruyordu. Altımızdaki yaylı yatak sikişin şiddetinden sallanıp duruyor, karyola gacır gucur sesler çıkarıyordu.
Bir süre sonra ikimiz birden sarsıla sarsıla boşaldık. Karımın üzerine külçe gibi yığıldım. Karım bacaklarını belime sıkıca sarmış, elleriyle de sırtımı okşuyordu. Yumuşacık parlak türbanı yine yüzüme değiyor, içimi gıdıklıyordu. Birbirimize sarılı halde biraz uyuduk. Ama aklım kılsız göt deliğindeydi. Karıma,
“Göt deliğine de mi ağda yaptılar?” deyince,
“Ben bilmiyorum, kadın alayım mı kılları deyince, ben de al dedim. Ama neyle aldığını görmedim.” dedi. Karıma,
“Hadi götten yapalım yine!” deyince,
“Hani bir kere olacaktı, söz vermiştin, istemiyorum!” dedi. O gece bütün ısrarlarıma rağmen karım götten vermeye yanaşmadı, fakat en sonunda,
“Tatilde yaparız!” demeyi de ihmal etmedi.
Uykum gelmişti, ama aklım adını dahi bilmediğim o mavi gözlü kadında kalmıştı yine…
İki gün sonra yola çıktık. Antalya’da kalacağımız otele geldik. Burası beş yıldızlı büyük bir oteldi. Giriş işlemlerini yapıp, bizi kalacağımız odalara çıkardılar. Esra ablasıyla aynı odada kalmak istemediğinden, kızlara tek kişilik iki oda tutmuştuk. Annesi Esra’nın bu davranışına tepki gösterse de, ben,
“Karışma kıza, nasıl istiyorsa öyle yapsın!” dedim. Kızların odaları 5. katta, bizimki 6. katta kalıyordu. Anne ve kızları daha önce hiç böyle bir yere gelmedikleri için afallamışlardı.
Karım ve Özge üzerlerine uzun birer pardesü giymiş, başlarını da türbanlarıyla bağlamışlardı. Resepsiyonda minicik şortlarla, süper mini eteklerle, bluzlarla dolaşan kadınları ve şortlu adamları görünce rahatsız olduklarını anladım. Onlara rahat olmalarını söyledim. Ama özellikle karımın rahatsızlığı kendi belli ediyordu. Odamıza çıkar çıkmaz, karım,
“Nasıl bir yer burası, herkes kıçı başı açık dolaşıyor!” dedi.
“Ne var bunda? Burası otel, herkes deniz güneş tatile gelmiş. Kimse kimseye bakmaz, merak etme!” dedim. Onu avutmaya çalışıyordum. Önce ben duş aldım, ardından karım duşa girdi. Sonra da beraber uykuya daldık. Uzun süre araba kullanmak beni yormuştu.
Akşam kızları da alarak yemeğe indim. Yine etrafımızda açık saçık insanları gören karım yine rahatsız olmuştu. Otelde kalanların çoğu yabancı turistlerdi. Etrafta bir sürü alımlı ve güzel kadın vardı. Ara sıra gözüm onlara takılıyordu.
Yemekten sonra bir süre oturup kahve içtik. Ardından odamıza çekildik. Karımla balayının keyfini çıkartmak istiyordum. Karım,
“Bakıyorum sen buraya geldiğine çok memnunsun. Durmadan kadınlara bakıp durdun!” dedi.
“Sen benim gülümsün, ben senden başka kimseye bakmam!” dedim. Bana naz yapıyordu aklı sıra. Üzerinde ne varsa tamamen soydum, çırılçıplak hale getirdim. Yatağa uzandım, üzerime uzanmasını söyledim.
Karım artık bu işleri nasıl yapacağını öğrenmişti. Üzerime uzanınca birbirimize 69 çekmeye başladık. Karımın kaymak gibi kılsız amı beni fena azdırıyordu. Amının dudaklarını emdim, yaladım. Bu arada o da boş durmuyor, yarağımı deli gibi ağzına alıyordu.
Göt yanaklarını iki yana iyice açtım, kılsız kara deliğine orta parmağımı yavaş yavaş sokmaya başladım. Karım tatilde bana götünden vereceğini söylediği için parmağımı götüne sokmama tepki göstermemiş, yarağımı yalamaya devam ediyordu. Karımın amı epeyce sulanmış, ben de boşalacak hale gelmiştim.
Götüne bir şaplak attım. Yatağın üzerinde aynı ablası Zarife’yi yaptığım gibi köpek gibi domalttım. Arkadan amına girdim. Kalçalarından tutarak pompalamaya başladım.
Duvarda tam yatağı gören büyük bir ayna vardı. Aynadan tüm sikişimizi izleyebiliyordum. Karımın memeleri yarak darbelerimle ileri geri sallanıp duruyordu. Aldığı zevk yüzünden belliydi, sürekli,
“Ohh, ohh!” diyerek inliyor, elini amına atmış amını ovalıyordu. Bir elini ve başını yastığa gömmüştü. Amına girip çıkan yarağıma öteki eli değiyordu.
Geçen gün saçlarını da boyamışlar, beyazlarını kapatmışlardı. Kestane renkli saçlarını elime doladım, bir taraftan da götünü tokatlıyordum. Karım,
“Ayy, ahh, yapma, ığhh, uhh!” diyor, ama bir taraftan inlemeye devam ediyordu. Daha da hızlandım. Otelin standart hazır yatağı zangır zangır sallanıyordu. Derken büyük bir zevkle amına boşaldım. İkimiz de derin derin inliyorduk. Bir süre daha amında gidip geldim.
Müthiş bir sikiş olmuştu. Yorulmuştum, amından çıkıp yatağa uzandım. Karım da büyük bir zevk almıştı, başını göğsüme koydu. Bir süre sessizce bu şekilde kaldık, kendimi topladım. Karıma,
“Hadi götten yapalım!” deyince,
“Şimdi olmaz, uykum geldi, yarın yaparız!” dedi.
“Sürekli bahanen var zaten. Hayır, şimdi yapacağız!” dedim. Yatağa yüzüstü uzattım. Karnının altına bir yastık koyunca götü tümsek gibi havaya kalktı. K
arım itiraz etmeden yatıyordu. Göt yanaklarını öpmeye, yoğurmaya başladım, ellerimle iki yana ayırınca terli göt deliği karşımdaydı. Bir mendille iyice sildim, temizledim. Ardından dilimin ucuyla göt deliğine dokunmaya başladım.
Karım inlemeye başlamıştı. Bacaklarını iyice ayırdım. Bembeyaz, pürüzsüz vücudu altımda uzanıyordu. Yarağım bu manzaraya daha fazla dayanamayarak yeniden kalktı.
Banyoda otelin minik şampuan, krem şişeleri vardı, onlardan birini alıp geldim. Göt deliğini iki parmağımla iyice araladım. Delik lastik gibi açıldı. Karanlık bir kuyu gibiydi. O kuyuya bir miktar şampuan döktüm. Şampuanı yavaş yavaş içine döküyordum, salataya zeytinyağı döker gibi.
Derken şampuan deliği doldurmuştu, bardaktan taşan çay gibi taştı. Orta parmağımı içine sokarak deliğe iyice yedirdim. Daha sonra üzerinde doğruldum, bir miktar elime dökerek yarağımı sıvazladım.
Yarağım şampuandan kaygan ve parlak bir hal almıştı. Göt yanaklarını iyice açarak yarağımı yavaş yavaş içine sokmaya başladım. Kafası rahatça içine girmişti, yavaşça abandım, şimdi çok zorlanmadan içine girebiliyordum. Karım bu arada,
“Ayy, ahh, ahh!” diyerek söyleniyor, ama (Yapma, çıkar!) demiyordu. Derken yarağım götüne epey girmişti, içinde gidip gelmeye başladım. Bu şekilde yarağım götüne daha çok girmeye ve göt deliği açılmaya başlamıştı.
Saçlarının kokusunu içime çekiyordum. Müthiş bir zevk alıyordum. Karım yüzünü tamamen yastığa gömmüş, “Ağhh, ağhh!” diyerek, acı ile karışık aldığı zevkten inliyordu. Hızlandıkça yarağım götüne daha çok giriyordu, yarağım götünde piston gibi çalışıyordu.
Göt deliği yarağımı sıkıyor, fakat sokup çıkardıkça genişliyordu. Aynadan kendime baktım. Görüntü beni fena azdırmıştı, porno filmde oynuyormuşum gibi hissettim kendimi. Daha çok abanmaya ve pompalamaya başladım. İkimizin çıkardığı sesler küçük odayı doldurmuştu.
Derken bir süre sonra boşaldım. Bir süre daha götünde kaldım. Yarağımı çıkardığım zaman döllerim ve şampuan birbirine karışmış, karımın götünden bacaklarına, yatağa akıyordu. Bir süre koyun koyuna yattık. Karıma,
“Sana da Esra’ya aldığımız gibi mayo alayım mı?” diye sordum yine.
“Hayır, ben istemiyorum!” diye karşı çıkınca,
“Neden?” dedim.
“Ben kendimi sadece sana göstermek istiyorum, başkalarına değil!” dedi. Bu sözü çok hoşuma gitmişti. Zaten karımdan başka bir söz beklemiyordum.
“Ama buradakilerin hepsi yabancı, kimse kimseyi tanımıyor, utanmana, çekinmene gerek yok!” dedim.
“Senin için mahzuru yok mu?”
“Yok! Burası bizim mahalle değil. Bizden birileri yok burada! Osman’ın karısı açılıp saçılmış demezler merak etme!”
“Tamam o zaman… Sen birşey demiyorsan giyerim!” dedi. Sabah karım beni uyandırdı,
“Kızlar kahvaltıya iniyormuş, hadi biz de gidelim!” dedi. Karım benden önce kalkıp hazırlanmıştı. Aceleyle duş aldım, üzerime deniz şortumu ve tişörtümü giydim. Karım uzun bir etekle, uzun kollu bir bluz giymiş, şık bir eşarpla başını bağlamıştı. Topuklu terlikleriyle yürürken götü bir sağa bir sola sallanıyordu. Asansörde,
“Külot giymedin mi yoksa?” diye sorunca,
“Senin dediklerinden giydim işte, şu arkası ipli olanlardan!” dedi. Sabah sabah bu cevap sikimi kaldırmaya yetmişti. Şortumun altında belli olmasın diye çabalıyordum.
Kızlar aşağıya inmiş kahvaltılarını yapıyordu. Karımla açık büfeden birşeyler alıp masaya oturduk. Özge ara sıra bana garip garip bakıyordu. Ana kız, ikisi de bu sıcak havada kapalı giyindikleri için boncuk boncuk terliyorlardı. Karım kahvaltı bitene kadar,
“Ay çok sıcak, bu ne böyle?” deyip durdu. Kahvaltımızı dışarda yapıyorduk, erken bir saat olmasına rağmen hava gerçekten sıcaktı. Etrafta yine birçok kadın ve erkek şortla, mayoyla dolaşıyordu. Kahvaltı sonrası Özge,
“Ya anne, ben mayo giymek istiyorum!” diye tutturdu. Bu sözüne çok güldüm,
“Tamam, alırız!” dedim. Özge şaka yaptığımı sanmıştı herhalde. Kahvaltıdan sonra onları aldım, arabayla yakınlardaki bir mağazaya girdik.
“Bakın, beğenin, ne istiyorsanız alırım!” dedim. Ben dışarda bekliyordum. Onlar mayoları beğenince ben de parasını ödedim, ayrıca bir kaç parça giysi daha aldım onlara.
Otele döndük, havuz kenarında boş bulduğum şezlonglardan birine uzandım. Karım ve kızları hazırlanıp gelmek için odalarına çıkmışlardı. Biraz sonra döndüler. Karım uzun eteğini yine giymiş, üstüne de tişört giymişti.
“Ee, hani mayo giymedin mi?” diye sorunca,
“İçime giydim!” dedi. Daha sonra eteğini ve tişörtünü çıkarınca siyah mayosu ile kaldı. Mayonun sırtı biraz açıktı beline kadar…
“Dükkanda başka da model yoktu!” dedi. Özge de aynı mayonun mavi renklisini almıştı. Mayolar karıma ve Özge’ye dar mı gelmişti ne…
Özge’nin biçimli, bakire amı mayonun içinde kendini belli ediyordu. Karımın mayosu ise götünü sıkıyordu. Koca memeleri, meme uçları belli oluyordu, yürüdüğü zaman götü sağa sola löpür löpür sallanıyordu. Ana kız ikisinin de bembeyaz ve parlak vücutları güneşin altında heyecanımı artırıyordu.
Yanımdaki şezlonglara uzandılar. Güneşin altında bir süre kaldım. Karım da, kızları da, böyle bir şeyi ilk defa yaşadıkları için heyecanlı ve çekingen davranıyorlardı. Etrafta bize bakıyorlar mı korkusu vardı içlerinde… Sürekli rahat olmalarını söylüyordum.
Karımla birbirimize güneş kremi sürdük. Kızlar da aynı şekilde birbirine süründüler. Ben bir süre sonra havuza girdim. Üçü de yüzme bilmediği için şezlonglarında kalmışlardı. Havuzdan çıktıktan sonra,
“Su çok güzel, hadi siz de gelin!” dedim. Onları zorla kaldırdım, ben önden havuza girdim. Havuz benim göğsüme geliyordu. Onları havuzun kenarına oturttum, ayaklarını suya soktular.
Bir süre suya alışmalarını bekledim. Sonra üçünü de koltuk altlarından tutarak zorla havuza suyun içine indirdim. Her biri çığlık atıyordu,
“Ay, çok soğuk, ay, anacım, ben çıkmak istiyorum!” diye bağırıyorlardı adeta… Bu hallerine çok gülüyordum.
Esra ve Özge’ye yüzme öğretmeye başladım, onlara yüzme öğreteceğime dair söz vermiştim. Esra çok atik, hemen öğrenen cesur bir kızdı. Ablası ise öyle değildi. Esra o gün içinde kolayca yüzmeyi öğrendi, en azından artık tek başına havuzda kısa mesafelerde yüzebiliyordu.
Özge’ye ne kadar anlatsam da yapamıyor, korkuyordu. Ama bu benim işime geliyordu. Havuzda bütün gün boyunca vücuduna dokundum, ellemediğim yeri kalmadı. Tabi, her yerine dokundukça Özge’yi özlediğimi hissettim. Annesi ve teyzesi ile yaşadığım sikişler onu ihmal etmeme neden olmuştu.
Karım o gün sadece yarım saat kadar havuzda kaldı, kalan zamanda şezlongda uzandı. Anaları ile kızları açık tenli olduklarından ilk günden yanmışlardı. Güneşlenmeyi özellikle karım çok sevdi. Akşamüzeri odamıza çekilerek, duş alıp yattık. Akşam yemekten sonra bir süre dışardaki bahçede oturduk. Karım,
“Benim başım ağrıyor!” diyerek kalktı. Onunla beraber odaya gittim ben de. Güneşin altında kalmış, alışkın olmadığından başına ağrı girmişti.
Karımı yatağa yatırdım, kapıyı kapatıp, aşağıya kızların yanına indim. Kızlarla animasyoncuların gösterisini izledik. Neredeyse otelin bütün müşterileri buradaydı. Kızlar çok eğleniyordu. Saat gece yarısına gelirken, Esra,
“Benim uykum geldi…” diyerek ayağa kalktı,
“Abla sen gelmiyor musun?” diye sordu. Özge de,
“Ben biraz daha otururum herhalde, hava çok güzel!” dedi.
“Ben de ablanın yanında kalırım, biraz sonra kalkarız!” dedim.
“İyi öyleyse!” diyen Esra odasına çıkınca, Özge ile baş başa kalmıştık. Özge ile Esra’nın odasının ayrı olması benim için büyük şanstı. Özge ikili koltukta oturuyordu, yanına geçtim. Kolumu omuzuna attım, kulağına,
“Seni çok özledim canım…” dedim. Yanakları kıpkırmızı oldu, göğüslerinin inip kalktığını görebiliyordum. Heyecan içinde, fısıldayarak yanıtladı beni…
“Ben de…!”
“Havuzda seni mayoyla gördüğümde içim gitti. Çok nefis görünüyordun. Sarılıp öpmemek için kendimi zor tuttum.” Güldü,
“Zaten bir tek öpmediğin kaldı!” dedi. “Her yerimi elledin yüzme öğreticem diye… Beni de delirttin.”
“Hadi gel yukarı çıkalım. Dayanacak halim kalmadı artık… Ben bir bakayım annen uyuyor mu halen?” dedim. Birlikte kalktık.
Özge uzun bir balon etek, üzerine ise uzun kollu bluz giymişti. Ayağındaki topuklularla önümde kıvırta kıvırta gidiyordu. Saçları omuzlarına dökülüyordu, ayakkabılarının topuklarının mermer zeminde çıkardığı sesler içimi bir hoş ediyordu.
Balon etek götünü sarmıştı, sanki götünde külot yokmuş gibi götünün yanakları sağa sola sallanıyordu. Asansörde birbirine sarılmış turist çiftle beraber yukarıya çıktık. Bize aldırmadan asansörün içinde öpüşmeye başladılar. Sanırım sevişmek için odayı bekleyemiyorlardı.
Utanıp gözlerini kaçıran Özge’ye sarıldım. Aslında ben de lolita gibi üvey kızımı sımsıkı kollarımın arasına alıp deli gibi öpmek istiyordum ama kendimi tuttum. Kulağına fısıldayarak sabah annesine sorduğum soruyu bu kez kızına sordum,
“İçine külot giymedin mi sen bebeğim?” Alt tarafda ellerimi eteğinin arkasında kalçalarında ezdiriyordum bunu sorarken… Gözlerimin içine bakarak,
“Biraz sonra görürsün!” dedi. Beşinci katta davetkar bakışlarla bana baka baka çıktı asansörden… Bizim kata geldiğimde azgın çift hala öpüşüyordu.
Odaya geçtim. Karım horul horul uyuyordu. Sessizce çıktım odadan. Merdivenlerden inerek Özge’nin odasının önüne geldim. Esra yan odada kalıyordu. O nedenle dikkatli olmalıydım.
Etrafta kimse yoktu. Yavaşça kapıyı tıklattım. Biraz sonra kapı hafifçe açıldı, içeriye geçtim. Özge kapının arkasında kalmıştı. Onu görünce nefesim kesildi.
Üzerinde minicik kırmızı, kısa bir etek, üzerinde içini gösteren beyaz bir gömlek vardı. İçinde sutyen olmadığından portakal gibi diri memeleri ortadaydı, kabarmış pembe meme uçlarını görebiliyordum. Ayağında da yine krem renkli uzun topuklular vardı.
“Bu eteği nereden aldın?” diye sorunca,
“Lise mezuniyeti için kızlarla aramızda bir parti yapmıştık, o zaman almıştım. O zamandan beri biraz kilo aldığım için şimdi etek dar geliyor!” dedi.
“Annenin haberi yok mu bu etekten?” deyince,
“Bunu görünce beni öldürür! Esra da bilmiyor zaten… Partiye de uzun eteğimin içine giyerek gitmiştim. O zamandan beri ilk defa giyiyorum!” dedi. Özge’nin arkadaşları da kendisi gibiydi. Böyle çılgınca şeyler yaptıklarını bilmiyordum.
Kaymak gibi pürüzsüz bacaklarından gözlerimi alamıyordum. Onu kolundan tutarak içeriye çektim. Belinden tutup sarıldım.
“Çok merak ediyorum, ne var burada?” diyerek elimi eteğinin altından sokarak kalçalarını ve götünü avuçladım. Hafifçe inledi, annesinin ip külotlarından birini giymişti.
“Annen biliyor mu külotlarını giydiğini?” diye sorunca,
“Orasını merak etme!” dedi. Annesinin de artık bu külotlardan giydiğini bilmiyordu sanırım. Götüne şiddetli bir tokat atarak, hamur gibi yoğurmaya başladım.
Yarağım kazık gibi olmuştu bir anda. Hemen üzerimdekileri çıkarttım. Bu sırada gözü sürekli yarağımdaydı. Önünde eğildim, minik eteğini yukarı sıyırdım.
İp külotun önü amını ancak kapatabiliyordu. Bacakları, kasıkları tüysüzdü. Öpmeye, emmeye başladım. Özge başımı tutmuş okşuyordu. Minik külotunu sıyırdım, amını emmeye, yalamaya başladım. Özge,
“Iığhh, ımmm!” diye sayıklamaya başlamıştı, sanki nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Parmaklarımla amını ovalamaya başladım.
Özge’yi epeydir ihmal etmiştim. Bir an önce götüne girmek için yanıp tutuşuyordum. Ayağa kalktım, onu yavaş yavaş soymaya başladım. Biraz sonra çırılçıplak kalmıştı. Ben hiçbir şey demeden önümde çömeldi ve ağzını açarak yarağımı ağzına aldı.
Ben birşey yapmıyor, sadece Özge’yi izliyordum. Yarağımı dondurma gibi emiyor, yalıyordu. Bu işi yapmayı çok sevdiği belliydi. Kendi halinde bir ev kızı iken, şimdi yarak yalama uzmanı olmuştu.
Yarağımı boğazına kadar sokup çıkardıkça yarağım ağzının sıvıları, tükürüğü ile ıslanmıştı. Neredeyse ağzına patlayacaktım. Onu kendine gelmesi için kollarından tutarak sarstım, yoksa yarağımı bırakmaya niyeti yoktu.
Yatak tek kişilikti, aynı bizim odada olduğu gibi yatağı gören aynalı bir dolap vardı. Ben yatağa sırtüstü uzandım, Özge’ye,
“Şimdi sen benim üzerime sırtüstü uzanacaksın!” dedim. Ben alta uzandım, o da yatağın kenarlarından tutunup destek alarak üzerime sırt üstü uzandı. Kollarımla vücudunu sarmıştım, okşamaya başladım vücudunu. Memelerini, kalçalarını okşadıkça yarağım sertleşip patlayacak gibi kalkıyordu.
O esnada yarağım bacaklarının arasındaydı, Özge eliyle yarağımın kafasını tutmuş okşuyordu. Bana fısıldar gibi,
“Ağhh, sik beni, beni sikmeni istiyorum, dayanamıyorum artık, amımı sana vermek istiyorum, sik beni ne olur!” diyordu.
Üzerimde ileri geri sallanmaya başladı. Bu şekilde yarağım kasıklarına, amının dudaklarına temas ediyordu. Ben artık kendimi bırakmıştım, hakimiyet Özge’deydi. Üzerimde ileri geri sallandıkça,
“Ağhh, ımm, ohh!” diye diye inliyordu. Memelerini patlatacakmış gibi sıkarken ellerimi tuttu. O sırada işaret parmağımı ağzına soktum. Bebek gibi emmeye başladı. Az önce yarağımı emdiği gibi şimdi parmağımı deli gibi emiyordu.
Özge üzerimde daha hızlı hareket etmeye başlamıştı. Yarağım kasıklarının arasında kalmış, kendini kastıkça yarağımı mengene gibi sıkıyordu. En sonunda kendinden geçer bir halde boşaldı. Gücü tükenmiş gibiydi, kesik kesik nefes alıyordu. Bacaklarını serbest bırakınca yarağım da kasıklarının arasında ezilmekten kurtulmuştu…
“Şimdi sıra bende!” dedim, dizlerimi kırarak Özge’yi biraz kendime çektim ve “Şimdi yavaşça doğrul ve daha sonra yarağımın üzerine yavaş yavaş otur!” dedim. Ağlamaklı bir sesle,
“Ne olur amıma gir, sik beni, lütfen!” diyordu. Sikilmenin tadını almıştı azgın kız, amını sikmeme dünden razıydı.
“Hayır, şimdi olmaz!” dedim. Dediğim gibi yaparak doğruldu, topuklu ayakkabıları ile yatağın kenarlarına basıyor, ellerini dizlerime koymuş destek almaya çalışıyordu.
Hafifçe oturmaya başladı, eliyle yarağımı kafasından tutarak götüne hizalamaya çalışıyordu. Biraz çabalama sonunda yarağımın götüne girdiğini anladım.
“Yavaşça otur!” dedim. Dediğimi yaparak oturunca,
“Ağhh, ayy!” diye bir feryat çıkardı.
“Yavaş ol, kardeşin yan odada!” dedim. Sessizce,
“Aağhh, çok acıdı!” dedi. Kalkık yarağımın üzerine oturunca, yarağım bir anda göt deliğinin içine kaymıştı. Özge, ayaklarını ve ellerini oynatarak yarağımı götüne daha çok sokmak istiyordu. Bu sürede acı inlemeleri de azalmıştı.
Derken yarağım köküne kadar götüne girmişti. Yüzünü aynadan görüyordum. Acı ve zevk bir aradaydı. Bir süre hareketsiz kaldı, daha sonra yarağım tamamen götündeyken yerinde sallanmaya başladı. Hafif hafif inlemeye başlamıştı şimdi.
“Şimdi oturup kalkmaya başla!” dedim. Dememle beraber hafifçe götünü kaldırdı, ardından oturdu. Birkaç sefer bunu tekrar etti. Ellerini dizlerinin üzerine koyarak biraz hızlıca yapmaya başladı. Ben de belinden tutuyordum onu.
Özge hızlanmaya başladı, yarağım artık götüne kolayca giriyordu ve ıhılamaya başlamıştı. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra,
“Ben yoruldum!” dedi.
“Tamam, sen oturur vaziyette kal!” dedim. Yarağım tamamen götündeyken onu yavaşça belinden tutarak kendime çekmeye, üzerime yatırmaya başladım. Bu sırada dizlerimi de kendime daha çok çekiyordum.
Derken sırtı tam göğsüme temas etmişti, başı tam yanımdaydı ve yüzüm saçlarıyla örtülmüştü. Saçlarını kenara çektim. Ayaklarını bacaklarımın yanına koymuş, yine yataktan bu şekilde destek alıyordu.
Özge derin derin nefes alıyordu. Alttan yavaş yavaş götüne pompalamaya başladım. Götü iyice açılmıştı, hızlandım bu nedenle. Özge yarağım götüne tamamen girdiği zaman böğürür gibi sesler çıkarıyor, dudaklarını ısırıyordu. Bir süre daha böyle devam ettim, ama istediğim zevki alamıyordum.
“Tamam, üzerimden kalk!” diyerek kalkmasını sağladım. Teyzesi Zarife’yi siktiğim gibi onu yatağa sırt üstü uzatıp, altına yastık koydum. Bacaklarını yukarı kaldırıp geriye attım. Şimdi açılmış göt deliği karşımdaydı. Yarağımı sıvazladım ve içine girmeye başladım.
Kısa zamanda yarağım tamamen götüne girmişti yine. Bu şekilde hızlı hızlı götünden sikmeye başladım. Özge yatağın kenarlarından tutarak destek alıyordu. Sivri burunlu ve sivri topuklu ayakkabılarının tabanı tavana bakıyordu, diri memeleri götüne sokup çıkardıkça sallanıyordu. Özge,
“Hığh, oğhh, oğhh, sik beni, oğhh, sik beni!” diyerek başını sağa sola oynatıyor, dudaklarını yalıyordu. Gittikçe hızlandım, yatak da deli gibi sallanıyordu bu arada. Aynadaki halime bakınca daha da azdım. Özge’yi daha sert sikmek istiyordum.
Yarağım içindeyken bacaklarını dizlerinden birbirine çaprazladım. Kalçalarından bastırarak götüne daha sert girmeye başladım bu şekilde. Özge acı çekiyordu, bağırmak istiyor, ama yan odada uyuyan kardeşinin duymaması için kendini sıkıyordu.
“Yastığı ısır, yastığı!” dedim. Yastığı aldı, dişlerinin arasına yerleştirerek var gücüyle ısırmaya başladı. Özge altımda bohça gibi olmuştu, bacaklarına bastırdığım için bacaklarını oynatamıyor, kollarıyla yataktan destek almaya çalışıyordu.
Yarağım götünün sıvıları nedeniyle kaygan bir hale gelmişti, kolayca girip çıkabiliyordum. Artık patlama noktasına gelmiştim. Sonunda büyük bir sarsılmayla götüne boşaldım. Bir süre götünde kaldım, sonra yavaşça yarağımı çıkardım.
Özge’nin deliği kocaman açılmıştı, göt deliğinin etrafı kızarmıştı. Bacaklarını tutup yatağa uzattım. Özge ağzına soktuğu yastığı bıraktı. Dişlediği yerler belirgin şekilde görünüyordu, ağzının sıvıları yastığı ıslatmıştı. Yarağımı sıvazlayarak, Özge’nin karnına, göbeğine boşalıyordum.
Özge’nin gözlerinin kenarlarından yaşlar süzülüyordu, gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. Yataktan kalktım. Üzerimi giyindim. Özge halen yatakta sırt üstü uzanıyordu, külçe gibi yatıyordu. Terli alnından öptüm. O sırada fısıltıyla,
“Annemi de götünden sikiyor musun?” diye sordu.
Saçlarını okşadım, gülümsedim, ‘Evet!’ anlamında başımı salladım ve birşey demeden odadan çıktım.
Üst kattaki kendi odama döndüğüm zaman, karım bıraktığım gibi uyumaya devam ediyordu.
Balkona çıktım, bir sigara yaktım. Ayın ışığını ve denizi seyrettim bir süre. Sonra yatağa girip karıma sarıldım. Geceliğini giymişti yine. Uykulu bir halde bana sarıldı,
“Geldin mi canım?” dedi ve ardından horlayarak uyumaya devam etti…
Sabah karım uyandırdı tekrar. Giyinmiş hazırlanmıştı. Duşa girdim, sıcak suyun altında kendime geldim. Karım dün aldığım dizlerine gelen pantolonunu ve tişörtünü giymişti. Pantolon götünü sıkmış, açığa çıkarmıştı. Onun bu hali beni azdırıyordu. Kurulanırken götüne bir şaplak attım.
“Ayy ne yapıyorsun? Sabah sabah yine azdın mı?” diye söylenince,
“Sen böyle giyinirsen ben tabii azarım!” dedim. Aşağıya kahvaltıya indik. Karım Esra’yı arayıp,
“Hadi neredesiniz, al ablanı gel aşağı!” diye azarlarcasına konuştu. Biraz sonra kızlar masamıza geldi. Özge bana bakmamaya çalışıyordu. Birlikte kahvaltımızı yaptık.
Öğleye kadar havuzda kaldım. Çıktığım zaman karımın yanındaki şezlongda orta yaşlı bir kadın vardı ve karımla konuşuyordu. Ben yanlarına gittiğim zaman, karım beni gösterip,
“İşte benim beyim.” dedi. Merhaba anlamında başımı salladım. Kadın,
“Merhaba!” dedi. Karım,
“Bak bu Remziye abla, İstanbul’dan gelmiş.” dedi. Kadına,
“Merhaba! Tanıştığımıza memnun oldum” dedim bu kez, tokalaştık. Daha sonra vücuduma güneş kremi sürüp uzandım.
Öğle yemeğinde Remziye hanım da bize eşlik etti. Yanında 18-19 yaşlarında bir kızı ve yaşlı annesi vardı. Kızı çok güzeldi. Remziye hanım ise esmer, uzun boylu bir kadındı. Ara sıra ona bakıp duruyordum.
Remziye hanımla ilgili bilgileri karımdan aldım daha sonra. 48 yaşında, kocasından boşanmış dul bir kadınmış. İstanbul’da İngilizce öğretmeni olarak çalışıyormuş. Ayrıca bir oğlu varmış üniversitede okuyan…
Remziye hanım yaşına rağmen üzerinde desenli, minicik bir bikiniyle güneşleniyordu. Vücudunda ve yüzünde hafif kırışıklar vardı. Memeleri karımınki kadar büyüktü.
Kızının da üzerinde kırmızı bir bikini vardı. Kızı, Özge ve Esra ile iyi arkadaş olmuştu, beraber havuzdalardı. Karım tuvalete gitmek için kalktığında, Remziye hanımın bana güneş gözlüklerinin arkasından baktığını görüyordum. Saçlarını düzeltiyor, ayaklarını şezlongun üzerinde sallıyordu.
Sigarasını yakmak için çakmak ararken, ondan önce davrandım sigarasını yaktım. Sigarasından ilk dumanını çekerken,
“Mersi!” diyerek bana baktı. Konuşmak için konu arıyor gibiydi.
“Eşiniz çok hanım bir kadın…” dedi.
“Evet, öyledir.”
“Kusura bakmazsanız bir şey sormak istiyorum?”
“Buyurun!”
“Şeyy, karınız size göre biraz yaşlı gibime geldi, oysa siz çok gençsiniz. Acaba karınızın ikinci evliliği mi?” dedi. Remziye hanım aramızdaki durumu anlamaya çalışıyordu.
“Evet, öyle! Ben onun ikinci kocasıyım. Ama durum biraz karışık!” dedim.
“Anlamadım?” deyince,
“Müsait yalnız kaldığımız bir zamanda anlatırım!” dedim.
“Memnuniyetle!” diyerek rujlu dudaklarına götürdüğü sigarasından derin bir nefes çekti. O sırada karım da aramıza geldi tekrar. Remziye hanım bana iş atıyordu. Bu tatilde onu sikmeden eve dönmemeye karar verdim.
Remziye hanım kendisine ve karıma içecek bir şeyler almak için kalktığında arkasından ona baktım, bana mesaj verircesine götünü sağa sola sallayıp kıvırtıyordu. Vücudu yanmış, bikininin izleri götünde belli oluyordu. Her halinden kaşar olduğu anlaşılıyordu.
Akşam yemeğinde de Remziye hanım bize eşlik etti. Üzerine mini bir etekle, askılı bir bluz giymişti, altında sutyeni görünüyordu. Kızlarsa kendi aralarında bir grup kurmuşlardı, sanki bizimle ilgileri yoktu. Remziye hanımın annesi ise genelde odasında oluyordu zaten…
Gece, karımla odamıza girdiğimizde, karım,
“Remziye ablanın mayosu ne kadar açık öyle. İyi bir kadın, ama çok açık giyiniyor. Dul olunca öyle götünü başını açması mı gerekiyor?” dedi.
“Sana ne canım, sen kendine bak. Boş ver, kendi düşünsün!” dedim. Karımla birlikte duşa girdik.
Otelin banyosu bizim evdekinden lükstü. Duşun altında karımın memelerini emiyor, öpüyordum. Karım ise elini yarağıma atmış sıvazlıyordu. Banyonun kapısını kapattım. Karıma lavabodan tutmasını söyledim, hafifçe öne eğdim. Arkasına geçerek bacaklarını ayırdım ve amına girdim. Hızlanarak sikmeye başladım. Karım,
“Oğhh, ımm, ağhh, devam et, oğhh, sik beni, sik beni!” diyerek inliyor, ko
nuşuyordu.Daha çok pompalamaya başladım. Küçük banyonun içinde kasıklarımdan gelen sesler yankılanıyordu. Memeleri sallanıyordu sürekli. Elimi memelerine atarak yoğurmaya başladım. Karım da elimi tutmuş, inliyordu.
Birkaç dakika bu şekilde amında gidip geldim. Sonunda boşaldım. Yarağımı amından çıkararak birbirimize sarıldık. Tekrar duşun altına girip yıkandık. Yatağa girdiğimiz zaman, karım,
“Götümden de sikecek misin?” diye sordu. Çok şaşırmıştım,
“Niye sordun?” dedim.
“Ne bileyim, belki istersin herhalde diye düşündüm…” dedi.
“Senin için sakıncası yok mu?” dediğimde,
“Yok, artık canım eskisi gibi acımıyor, hem seni çok seviyorum. Sen iste canımı vereyim!” dedi. Onu dudaklarından öptüm,
“Yok, şimdi değil. Sonra yaparız!” dedim.
“İyi, sen bilirsin aşkım.” dedi. Birbirimize sarılar
ak uyuduk.Sabah erkenden uyandım. Karım halen yatıyordu. Balkona çıkıp sabah serinliğini hissettim. Yatakta yatan karıma baktım.
Geceliği sıyrılmış, bembeyaz bacakları, kalçaları ortadaydı. Yüz üstü yatıyordu ve götü tümsek gibi havadaydı. Onu götünden sikmek istiyordum. Yanına yanaştım ve o uyurken bacaklarını okşamaya, öpmeye başladım. Hafifçe doğrulup yan döndü,
“Ne yapıyorsun?” dedi.
“Akşam yarım bıraktığımız işi!” dedim.
“Ne işi?”
“Götünden sikeceğim seni şimdi!”
“Töbe töbe, sabah sabah olur mu böyle şey!” diye tepki gösterdi. Ama ben, vücudunu, bacaklarını okşamaya devam ettim. Ardından külotumu çıkarıp çıplak kaldım. Karımın yanına geldim ve
“Ağzına al, hadi!” dedim. Bana bakarak ters bir şekilde başını salladı, ama daha sonra yatakta doğrularak yarağımı ağzına aldı. İştahla yalamaya, emmeye başladı.
Sanki acelesi varmış gibiydi, başını ileri geri oynatarak yarağımı emiyordu. Bu kadarı yarağımı kaldırmaya yetmişti. Yarağımı ağzından çıkardım, kollarından tutarak götü bana doğru dönecek şekilde çevirdim. Dizlerinin üzerinde domalmış, yataktan elleriyle destek alıyordu.
Geceliğini yukarı sıyırdım, içine minik bir külot giymişti, onu sıyırdım aşağı. Götünün yanaklarını iki yana iyice açınca eskisi gibi kapalı durmayan göt deliği açığa çıktı. Dizlerimi hafifçe kırdım, yarağımın kafasını yavaş yavaş götüne sokmaya başladım.
Kafası kolayca girince, bu sefer kalçalarından tutarak karımı kendime çektim, ileri doğru abanmaya başladım. Yarağım içine giriyordu. Bu sırada karım,
“Ağhh, ımm, ayy!” diyerek başını geriye atıp duruyordu. Bana, “Krem yok mu?” dediğinde,
“Kreme gerek yok, alışırsın böylesine!” dedim. Yarağım yarısına kadar içine girmişti. Karımın canının yandığını hissediyordum, Özge’ye dediğim gibi yastığı ısırmasını söyledim. Karım yastığı var gücüyle ısırdı.
Götünde bir süre bekledim. Acısı biraz azalmış gibiydi. Hızlanmaya başladım. Kalçalarından sıkıca tuttuğum için kendini kurtarmak istese de yapamıyordu. Büyük bir zevk alıyordum. Yarağım daha çok götüne girer olmuştu.
Karım yastık ağzında boğuk sesler çıkartıyordu. Birkaç dakika boyunca onu bu şekilde siktikten sonra döllerimi götüne boşalttım. Biraz daha götünde kaldım. Yarağımı çıkarınca döllerim bacaklarına akıyordu. Yatağa da birkaç damla düşmüştü. Karım ağzındaki yastığı çıkarınca derin derin nefes alıp verdi ve
“Uff, böyle çok acıdı. Krem kullan bundan sonra!” dedi.
“Geçer, alışırsın. Hem her zaman kremi nerden bulalım?” dedim.
Yavaşça doğruldu, acıdan inlemeye devam ediyordu, birlikte duşa girdik. Birbirimizi güzelce yıkadık. Göt deliğine iyice su tuttum, yıkadım, temizledim.
Kahvaltıya indiğimizde Remziye hanım tek başınaydı,
“Kızım ve annem hala yatıyor.” dedi. Üçümüz kahvaltımızı yaptıktan sonra bahçede yürüyüşe çıktık. Remziye hanım, dar beyaz bir kısa pantolon giymişti. İçindeki bikinisinin altı belli oluyordu. Dolgu topuklu bir ayakkabı giymiş, kıvırta kıvırta gidiyordu. Karımla iyi anlaşmıştı. Bir ara karıma,
“Hayatım sen neden bikini giymiyorsun?” diye sorunca, karım bikininin ne olduğunu bilmediğinden,
“Bikini ne abla?” dedi. Remziye hanım biraz güldü,
“İki parçalı mayo aşkım, benimki gibi. Sen neden giymiyorsun? Çok güzel vücudun var. Hem kocanın da hoşuna gider!” dedi. Bunları duyunca karım biraz bozuldu, bana baktı. Ben idare et anlamında işaret ettim. Karım,
“Bilmiyorum, mağazada bu vardı, bunu aldık.” dedi. Remziye hanım hemen,
“Aşkım benim kullanmadığım bir bikinim var, istersen sana onu vereyim, giyersin!” dedi. Karım,
“Olur!” dedi. Giyeceğinden değil, başından savmak için olur dediğini biliyordum. Remziye hanım daha sonra önceki evliliğini anlatmaya başladı.
Kocası kendisini başka bir kadınla yıllarca aldatmış. Remziye hanım bunu öğrenir öğrenmez hemen ondan boşanmış. Kocasının arkasından verip veriştiriyordu. Sonra karıma dönüp,
“Aşkım sen anlatsana, sen nereden buldun bu yakışıklıyı?” dedi. Karım kızarmıştı, cevap verecek, ama ne söyleyeceğini bilmiyordu. Remziye hanım karımın kızardığını gördü ve bu sefer,
“Ay, çok da utangaçmış benim şekerim!” diyerek karımın omzuna hafi
fçe vurdu.Havuzun kenarında şezlonglara uzandık. Kızlar da kahvaltılarını yapıp, havuzun kenarına gelmişlerdi. Özge de Esra ve Remziye hanımın kızıyla birlikteydi. Geçen geceden beri kızla hiç konuşmamıştım. Ben havuza girmek için kalktığımda Remziye hanım da,
“Ay ben de biraz havuza gireyim!” dedi, sonra karıma, “Aşkım sen gelmiyor musun?” diye sorunca, karım,
“Yok abla, ben böyle iyiyim! dedi. Önden ben, arkadan Remziye hanım havuza girdik. Remziye hanımın kıçımdan ayrılmadığını görüyordum. Havuzun içinde bana iyice yanaşıp,
“Karını da çok üzdüm galiba?” dedi.
“O benim ölen amcaoğlumun karısıydı. O ölünce töre gereği onunla ben evlendim!” dedim. Remziye hanım bunu duyunca ağzı açıldı,
“Ay inanmıyorum! Onun için sen ondan böyle gençsin, öyle mi?” dedi. Daha sonra kahkaha ile karışık, “Ay, keşke bizim de böyle bir töremiz olsaymış. Ben de alırdım genç bir delikanlıyı!” dedi.
Kadın artık yavşamıştı, ağzımın içine girecekti neredeyse. Bu kadını sikmek bana farz olmuştu. Havuzun içinde küçük girintiler vardı, dekorasyon diye yapılan küçük mağaralar. Onlardan birine doğru yüzdüm. Girintinin içinde önünüzden biri geçmedikçe kimse sizi göremezdi. Yani karım ve kızların görmesi imkansızdı.
Oraya gidince Remziye hanım da arkamdan geldi. O esnada suyun içinde yüzmeyi bırakıp ayaklarmı havuzun tabanına koydum. Remziye hanımı belinden kavrayıp kendime çektim ve sarıldım, dudaklarından öpmeye başladım. Bir taraftan da memelerini okşuyordum.
Bikininin üstünden elimi içeri soktum. Memesini var gücümle sıkmaya, yoğurmaya başladım. Islak dudaklarını emiyordum, Remziye hanım kendini geriye atıp havuzun duvarına tutundu iki eliyle. Şimdi suyun içinde aşağı yukarı inip çıkma derdi kalmamıştı böylece…
Boynunu öpüyordum, elim halen memesinde çalışmaya devam ediyordu. Meme uçlarını parmaklarımla sıktıkça hafif hafif inliyordu. Derken elimi memesinden çektim ve alttan bikinisinin içine soktum.
Amının dudakları karımınki kadar büyük ve etli değildi. Orta parmağımı içine soktum, bir süre içinde sokup çıkardım. O sırada Remziye hanım da şortumun içine elini sokmuş, kalkık yarağımı okşuyordu.
Sırtını duvara yaslamıştım. Suyun içinde sikecektim neredeyse. Vücutlarımız suyun içinde kenetlenmişti, birbirimizin dilini emiyorduk. Neredeyse boşalacaktım. Kendimi geri çektim. Remziye hanım ise devam etmemi istiyordu.
Bir süre suyun içinde batıp çıktım. Kalkık yarağımın inmesini bekliyordum. Daha sonra, önden ben, arkamdan Remziye hanım tekrar yüzmeye başladık.
Karım yüzüstü uzanmış yatıyordu. Kızlar da yanındaydı. Remziye hanım ile birlikte havuzdan çıktık. Remziye hanım karıma,
“Hayatım su çok güzel, sen de bir gir istersen!” dese de, karım pek oralı olmadı.
“Nerede kaldın, merak ettim!” dedi.
“Havuzun öbür ucuna kadar yüzdüm!” dedim. Karımın Remziye hanım ile benden şüphelenmemesi için çabalıyordum.
Akşam yemeğinden sonra hepimiz animasyon gösterisini izledik. Beraber akşam serinliğinde bahçede dolaşıp birşeyler içiyorduk. Remziye hanım sabah giydiği beyaz dar pantolonu giymişti yine, altında ise külot yok gibiydi. Üzerinde de bir tişört vardı. Kıvırta kıvırta gidiyordu.
Artık saat geç olduğundan otelde kalanlar odalarına gidiyordu. Karım da uykusunun geldiğini söylüyordu. Remziye hanım,
“Ay böyle havada uyunur mu?” diyerek karıma takılıyordu. Karım ona,
“Sizin uykunuz gelmedi mi?” diye sorunca,
“Ay gelmedi vallahi, biraz daha kalırım ben!” dedi.
Bu aslında bana verdiği bir mesajdı. Remziye hanım annesi ve kızıyla aynı odada kalıyordu. Onun odasına gidemezdim. Bu işi başka şekilde yapmalıydım.
Otelin denize inen tarafında küçük bir kulübe dikkatimi çekmişti. Otel bahçesinde çalışanlar malzemelerini koyuyorlardı oraya. Gündüz bakmıştım birkaç defa. Odama çıkarken Remziye hanımın kulağına,
“Deniz tarafına in, beni bekle!” dedim. Dediğimi anlamıştı. Remziye hanım aşağıda tek başına kalmış, ben karım ve kızlar odalarımıza çekilmiştik.
Karımla beraber yatağa girdik. Karımın kısa sürede uykusu gelmiş, horlamaya başlamıştı. Yataktan sessizce kalktım, odadan çıkıp aşağı indim. Deniz tarafına doğru yürüdüm. Bahçeyi aydınlatan ışıklar vardı, ama bahçenin bazı tarafları karanlıkta kalıyordu. O sırada,
“Hişşşt, hey!” diye bir ses duydum. Sesin geldiği yere doğru yürüdüm. Remziye hanım bir ağacın dibine oturmuştu, elinden tuttum ve onu dediğim kulübeye götürdüm.
Kulübenin hela kapısı gibi bir tahta kapısı vardı, kapının altında ve üstünde yaklaşık 25-30 santimlik aralık vardı. Üzerinde kilit yoktu, hafifçe itince açıldı. İçerde çalışanların malzemeleri vardı. Dışardan ayın ışığı bir miktar aydınlatıyordu içeriyi…
Remziye hanımla ile birlikte soyunduk. Hemen omuzlarından tutarak çömelttim onu. Remziye hanım deneyimli ve feleğin çemberinden geçmiş bir kadındı. Hemen ağzına yarağımı aldı ve iştahla yalamaya başladı. Yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyordu.
Yarı karanlıkta onun yüzünü bile düzgün göremiyordum. Yarağım patlayacak gibi olmuştu. Onu ‘Tamam yeter!’ anlamında omuzlarından dürttüm. Yavaşça ayağa kalktı. Yarağımdan akan sıvılar ağzına bulaşmıştı, eliyle dudaklarını, dilini siliyordu. Onu duvara çevirdim,
“Duvara tutunup destek al!” dedim. Remziye hanım onun yerine yerde duran yüksekçe bir sandığa ellerini koyarak domaldı, ben sandığı fark etmemiştim.
Bacaklarını araladım, yarağımı tutarak amına girdim. Karanlıkta amını ilk hamlede bulmuştum. Yarağımın kafası amına girince Remziye hanım derin derin iç çekti, inlemeye başlamıştı.
Amının içi fırın gibiydi, oldukça genişti, içinde kolayca gidip gelebiliyordum. Gittikçe hızlandım. Küçük kulübenin içinde kalçalarına çarpan kasıklarımdan yine sesler geliyordu. Remziye hanım,
“Ohhhh, sik beni, ımm, ohhh!” diye diye inledikçe kendimi kaybediyordum. Bir süre sonra neredeyse boşalacaktım. Çıkardığım zevk inlemelerinden bunu anladı ve
“İçime boşalma!” dedi. O böyle söyleyince amından çıktım, Remziye hanım hemen ellerini sandıktan çekti, önümde çömelerek yarağımı ağzına aldı.
Ağzını açmıştı, sanki boğazını doktora gösteren hasta gibiydi, yarağımı kökünden tutmuştu. O sırada büyük bir zevkle boşaldım. Ağzına patlamıştım. “Immm, ohhhh!” diyerek yarağımdan akan döllerimi yalıyordu.
Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyordum. Kendi isteğiyle ilk defa bir kadın döllerimi ağzına alıyordu. Birkaç dakika boyunca yarağımdan akan bütün dölleri emdi, yaladı, yuttu.
Ardından ayağa kalktı, döllerim ağzının kenarından akıyordu. Elleriyle ağzını siliyordu. Ne diyeyim, bu hali bana biraz itici gelmişti.
“Döl yalamayı çok severim!” dedi. Takıntılı bir kadın herhalde dedim kendi kendime. Sandığın üzerinde oturdu.
“Karını da böyle sikiyor musun?” diye sordu.
“Elbette!” dedim.
“Onun yerinde olmak isterdim, doğrusu sikiş konusunda uzmansın. Boşandığım kocam bu konuda çok bilgisiz ve tutucu bir adamdı!” dedi.
“Boşandıktan sonra bir erkekle beraber oldun mu?” diye sordum.
“Birkaç tane oldu. dedi.Onu ayağa kaldırdım tekrar. Sandığa domalttım yeniden. Göt yanaklarını iki yana iyice açtım. Orta parmağımı göt deliğine sokup karıştırmaya başlayınca, “Uhh, ahh!” diye sesler çıkarmaya başladı.
“Götten daha önce yaptın mı?” diye sordum, aslında götü oldukça genişti, yapmış olduğunu anlamıştım.
“Evlenmeden önce birkaç kez yapmıştım!” dedi, aklı sıra beni keriz yerine koymaya çalışıyordu. Yarağımı tutarak yavaş yavaş götüne girmeye başladım. Kafası içine girince,
“Biraz bekle!” dedi. Bir süre içinde bekledim, “Tamam şimdi devam et!” deyince götünde hızlı hızlı çalışmaya başladım.
Remziye hanımın götü şimdiye kadar siktiğim en geniş göt deliğiydi, am siker gibi içinde gidip geliyordum. Kasıklarım göt yanaklarına çarpıyordu, Remziye hanım da kendini sikime doğru bastırıyordu bu sırada.
Kalçalarından sıkıca tutmuştum, birkaç dakika boyunca götünden siktim. Sonunda sarsılarak götüne boşaldım. Biraz daha götünde kaldım. Götünden çıktım, üzerimizi giydik.
“Teşekkür ederim!” diyerek dudaklarımdan öptü. Daha sonra ayrı ayrı kulübeden çıkarak odalarımızın yolunu tuttuk
Odaya döndüğüm zaman karım mışıl mışıl uyuyordu. Onun bu derin ve tatlı uykusu sayesinde ben de istediğimi yapabiliyordum. Sabah erkenden uyandık ikimiz de… Beraber kahvaltıya indik. Karım, kızları aramak istedi, ama ben,
“Bırak uyusunlar!” dedim. Remziye ve kızı da ortalıkta yoktu henüz. Kahvaltının ardından havuzun kenarında şezlonglara uzandık. Ancak bir süre sonra midem bulanmaya başladı, galiba kahvaltıda yediğim omlet mideme dokunmuştu.
Odaya geri döndük. Karım da telaşlanmış, başımda bekleyip duruyordu. Kızları aradı, onlar da bizim odaya geldiler. Biraz çıkarınca kendime geldim. Karıma ve kızlara,
“Siz gidin aşağı, merak edecek bir şeyim yok. Ben düzelince gelirim yanınıza!” dedim. Karım kalmakta ısrar etse de ben gitmesinde daha çok direttim.
Onlar aşağı indiği vakit ben de uykuya daldım. Aradan ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum, kapı çalındı. Galiba oda temizliği için gelmişlerdi. Yarı uykulu, yarı uyanık kalkıp kapıyı açınca karşımda Remziye’yi gördüm. Bana,
“Hayatım, rahatsızlanmışsın. Bir geçmiş olsun demeye geldim!” dedi. Kendisine teşekkür ettim. Ben kapının önünde öylece dururken, Remziye,
“Ee, böyle kuru kuruya mı teşekkür ediyorsun? İnsan içeriye davet etmez mi misafirini?” deyince, bende şimşek çaktı. Onu kolundan tutup içeri çektim, etrafta tek tük insanlar vardı. Kapının koluna ‘Rahatsız etmeyiniz!’ işaretini koydum.
Remziye üzerinde yine o beyaz kısa pantolonunu giymiş, üzerine de sarı bir ip askılı bluz giymişti. Bluzun altında sutyen veya bikini olmadığından memeleri olduğu gibi meydandaydı.
Dün gece yarı karanlık bir yerde sikişmiştik. O nedenle kendisine dikkat edememiştim. Remziye yaşını belli eden bir kadındı, ancak yüzündeki kırışıklar onu daha çekici yapıyordu. Hemen kendisine sarıldım ve dudaklarına yumuldum. Elimi de götüne atmış, avuçluyordum.
Remziye ateşli bir kadındı, dilimi, dudaklarımı emiyordu. Bluzunu yukarı sıyırdım, memeleri olanca haşmetiyle açığa çıkmıştı. Hemen uçlarını emmeye, ısırmaya başladım. Ayakta boşalacaktım neredeyse. Kolundan tuttuğum gibi yatağa fırlattım. Remziye,
“Ay, çok mu azdın, sert erkek?” diye bana takılırken, üzerimdekileri hemen çıkardım. Remziye yarağıma bakıyordu,
“Hımm, dün gece görememiştim bu aslan parçasını!” diyerek gülüyordu.
Yatağın kenarına oturunca yanına yanaştım, yarağımı iki eliyle kavrayarak ağzına aldı. Remziye, deneyimli olduğunu hemen belli ediyordu, müthiş şekilde yarağımı yalıyordu. Yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyor, taşaklarımı avuçluyor, her seferinde beni zevke boğuyordu.
“Tamam, bu kadarı yeterli!” dediğim zaman ayağa kalktı ve üzerindeki iki parça kıyafeti çıkardı. Altına külot giymemişti.
“Külot giymiyor musun?” diye sorunca,
“Ay hayatım, bu havada ne gerek var? Çok sıcak, yanıyorum zaten!” diyerek kahkahalar atıyordu. Onun bu serbest hali hoşuma gitmişti.
Ben yatağa sırt üstü uzanınca, o da 69 pozisyonunda üzerime uzandı. Şimdi birbirimize 69 çekmeye başlamıştık. Am dudakları karımınkiler kadar etli ve büyük değildi. Amı pürüzsüzdü, yaladıkça sulanmaya başlamıştı. O sırada Remziye,
“Imm, oğhh, ımm!” diye sesler çıkartarak yarağımı yalamaya devam ediyordu. Ben de dilim ve ağzım amındayken orta parmağımı götüne soktum ve içinde gidip gelmeye başladım.
Remziye’nin giydiği bikini nedeniyle götü bembeyaz kalmış, ama vücudunun geri kalanı yanmış, bronzlaşmıştı. Bembeyaz göt yanaklarının arasında hafif kıllı ve oldukça geniş göt deliği karşımdaydı.
Parmağım içinde rahatça gidip gelirken işaret parmağımı da soktum. Remziye kendini kaybetmiş gibi sesler çıkartarak yarağımı yalıyordu. Remziye şimdiye kadar siktiğim en yaşlı kadın olmuştu. Bundan önceki en yaşlı kadın ise baldızım Zarife idi.
Daha önce para karşılığı genç kadınlarla beraber olurken, şimdi olgun kadınların tadını alıyordum. Remziye beni boşaltmaya kararlı gibiydi,
“Boşalmak üzereyim, beni duyuyor musun?” desem de, onun beni duyacak hali yoktu. Artık zevkin doruklarındaydım. Gözlerimi kapatmış, Remziye’nin beni doyuma ulaştırmasını bekliyordum. Çok beklemem gerekmemişti, büyük bir sarsılmayla boşaldım. O anda Remziye,
“Mmmmm!” diyerek yarağımdan akan döllerimi yalamakla meşguldü. Kadın döl yalama manyağı çıkmıştı. Birkaç dakika boyunca bütün döllerimi emdi, yaladı, yuttu.
Üzerimden doğrulup kalktığı zaman ağzının kenarlarından döllerim akıyordu.
Banyoya girdi, suyu açıp ağzını yıkadı, çalkaladı, temizledi. Bir iki dakika sonra içeri geldi tekrar. Sehpanın üzerindeki sigaramdan bana ve kendisine birer sigara yaktı. Remziye’nin boşanma hikâyesine inanmamıştım,
“Neden boşandın?” diye sordum. Bir süre sessiz kaldıktan sonra,
“Kocamla anlaşamıyordum, her konuda, anlarsın işte. Beni aldattığı yalan aslında, öyle bir şeyi hiç yapmadı!” dedi. Bu konuda pek konuşmak istemiyordu, ben de daha fazla zorlamak istemedim.
Sigaralarımız bitmişti, tuvalete giderek çişimi yaptım. Döndüğümde yatakta sırt üstü yatıyordu. Yanına uzandım. Remziye hafifçe doğruldu ve göğsümü, boynumu öpmeye, emmeye başladı.
Deneyimini konuşturuyordu yine. Elleri vücudumda, taşaklarımda, yarağımda dolaşıyordu. Boynumu ve memelerimi bebek gibi emiyor, vakum gibi içine çekiyordu. Benim bir şey yapmama gerek yoktu, o kontrolü ele almıştı.
Yarağım yeniden kalkmıştı, Remziye bir süre yalayarak daha da kaldırdı. Daha sonra üzerime çıktı ve işer gibi pozisyonda yarağımın üzerine oturdu. Amının içi cayır cayır yanıyordu. Ellerini arkadan kalçalarıma yaslamıştı. Bu pozisyonda yerinde ileri geri sallanarak, hafif hafif yaylanarak hareket etmeye başladı. Derin derin inliyor,
“Evet, evet, işte böyle!” diyerek söyleniyordu. Onun hareketleri ile birlikte iri memeleri de sallanıyordu. Ellerimi ileri doğru uzattım ve meme uçlarını sıkmaya başladım.
Remziye şimdi daha hızlı sallanıyor, daha çok inliyordu. İnlerken de gözlerini kapatmış, dudaklarını yalıyor, emiyordu. Birkaç dakika geçti bu şekilde, inlemeleri çoğalmıştı.
Ellerini arkadan çekerek göğsüme koydu, öne doğru eğildi. Şimdi daha güçlü şekilde yarağımın üzerinde hopluyordu. Terli kalçaları, göt yanakları kalçalarıma, kasıklarıma vurdukça şlap şlap şlap sesleri de beraberinde geliyordu.
Yatağın ortası bir inip bir kalkıyordu. Ben az önce boşaldığım için tekrar boşalmam zaman almıştı, ama Remziye bir süre sonra kendini külçe gibi üzerime bıraktı.
Kesik kesik, nefesi kesilir gibi soluk alıp veriyordu. Ellerim sırtında dolaşıyordu. Remziye yarı baygın halde üzerimde yatarken, ben alttan yavaş yavaş amına pompalamaya başladım. Remziye,
“Oğhh, devam et, sik beni, oğhh!” diyerek beni daha çok azdırıyordu. Onu biraz daha kendime çektim, götünü avuçlayıp havaya kaldırdım. Dizlerimi biraz kendime çektim. Tam istediğim gibi olmuştu. Var gücümle amına pompalamaya, girip çıkmaya başladım.
“İşte böyle sik beni!” deyip duruyordu. Amı geniş olduğundan girip çıkarken zorlanmıyordum. Daha güçlü pompaladıkça Remziye’nin konuşmaları da çoğalıyordu.
Ama ben de daha fazla dayanamadım, amına boşaldım. Remziye tekrar üzerime yığıldı. Onu tutarak üzerimde doğrulttum. Baygın gibi bakıyordu.
“Hadi kalk bakalım üzerimden!” dedim. Yavaş yavaş doğruldu ve kalktı.
Saate baktığım zaman 11.30 idi. Karımın gelmesinden korkuyordum. Remziye yatağın kenarında oturmuş, bana bakıyordu,
“Böyle sikilmeye ihtiyacım vardı. Sana teşekkür ederim. Keşke sen de İstanbul’da olsan!” dedi.
“Sen bize gelsen de olur!” dedim. Gülümsedi. Hazırlanmak için ayağa kalkmıştı ki,
“Götten istemiyor musun?” dedim. Bana bakarak,
“Senin gücün kaldı mı?” diye sorunca, bu sözüne bozuldum,
“Görürsün şimdi, kalmış mı kalmamış mı!” dedim. Onu yatağın kenarından tutturarak domalttım.
Arkasına geçtim, göt yanaklarını yoğurmaya başladım. Yarağımı sıvazlıyordum bu arada, ama bir türlü kalkmamıştı. Remziye’ye kendimi rezil etmeye niyetim yoktu.
“Aç ağzını, dön bana!” dediğim zaman Remziye dünden razı bir halde bana döndü ve yarağımı yalamaya başladı. Dil darbeleri kısa zamanda yarağımı kaldırmıştı.
“Tamam, dön hadi!” dediğim zaman, az önceki gibi ellerini yatağa dayadı tekrar. Götünün deliğini iyice ayırdım ve yavaş yavaş götüne girdim. Dediğim gibi götü oldukça genişti ve içinde kolaylıkla gidip geliyordum.
Kalçalarından tuttum ve kendime çektim, hızlı hızlı pompalamaya başladım. Remziye yeniden inlemeye başlamıştı. Daha da hızlandım, aynadan kendime bakıyordum.
Remziye’nin koca memeleri sallanıp duruyordu, başını sağa sola atarak inliyordu sürekli. Odanın içini kalçalarına çarpan kasıklarımdan gelen sesler doldurmuştu. İki defa boşalmıştım ve üçüncü kez boşalmam uzun sürecekti.
Bazen götünde bekliyor, daha sonra devam ediyordum. Boşalacağıma yakın götünden tamamen çıkıp tekrar giriyordum. Remziye her çığlıklar atıyordu. O kadar şiddetli pompalıyordum ki, Remziye,
“Ay, yavaş, ağhh!” demeye başlamıştı. Yarağım taşaklarıma kadar götüne giriyordu. Bu böyle birkaç dakika sürdü ve sonunda yarağımda kalan son dölleri de götüne boşalttım.
Çok büyük zevk almıştım. Nefesim kesilecek gibiydi, kalbim müthiş bir şekilde çarpıyordu. Remziye boğulacakmış gibi nefes alıp veriyordu. Bir süre daha götünde kaldıktan sonra yarağımı çıkardım. Remziye’nin göt deliğinin ağzı kızarmıştı, aynı şekilde benim yarağım da öyleydi. Yataktan doğruldu,
“Ohhh, sen neymişsin böyle, mahvettin beni!” diyordu. Daha sonra üzerini giyindi
“Bizim tatilimiz yarın bitiyor, eve dönüyoruz!” dedi. Buna üzülmüştüm. “Bir daha fırsatımız olur mu bilmiyorum?”
Kısa bir süre dudaklarımız birleşti. Daha sonra odadan çıktı. Yarın gidecek olmalarına üzülmüştüm. Bu kadınla güzel bir sikiş yaşamıştım çünkü.
Odayı toparladım, havalandırdım. Ardından banyoya geçtim, duşun altına girdim. Sırtım kapıya dönük olduğu için karımın geldiğini fark etmemiştim.
“Nasıl oldun? İyi misin biraz?” deyince,
“İyiyim, iyiyim! Dinlenmek iyi geldi!” dedim. Duştan sonra beraber yemeğe indik.
Yemekte Remziye ve kızıyla aynı masaya oturmuştuk. Remziye bir şey demeden sessizce yemeğini yiyordu. Karım bana,
“Remziye ablalar yarın gidiyormuş, çok üzüldüm, çok alışmıştık!” deyince, Remziye,
“Ee, ne yapalım aşkım, hep burada kalacak değiliz ya!” dedi. Remziye’nin kızı Buse üniversite birinci sınıf öğrencisiydi. Cin gibi zeki bir kızdı. Bir annesine, bir de bana bakıyordu. Bizden şüphelenmiş gibi bir hali vardı.
Yemekten sonra şezlonga uzandım. Karım ile Remziye’nin şezlongları yan yanaydı. Serin bir rüzgar eserken şemsiyenin gölgesi altında uykuya dalmışlardı. Özge, Esra ve Buse otelin spor merkezindelerdi. Bir süre sonra Buse yanıma geldi,
“Ay ben sıkıldım, sizin kızlar spor merkezindeler halen… Birlikte havuza girelim mi?” dedi.
“Tamam, hadi gel!” dedim. İkimiz birden havuza daldık. Havuzun ortasına gelmiştik. Buse,
“Dün gece seni annemle gördüm, kulübeye girdiniz!” dedi. Bunu duyunca neye uğradığımı şaşırdım.
“Karın biliyor mu?” diye sordu. Ben cevap vermemiştim. Bir süre bekledikten sonra,
“Öğrenmesini ister misin?” deyince, suyun içinde kolunu sıkıca tuttum. “Canım yanıyor, bırak kolumu!” demeye başladı. Etraftakilerin anlamamaları için kolunu bıraktım. Bu kez aklı sıra beni tehdit etmeye başladı,
“Eğer dediğimi yapmazsan karına herşeyi söylerim!” dedi.
“Ne istiyorsun?” diye sorunca, kulağıma eğilerek,
“Benimle beraber olmanı!” dedi. Yüzünde utanmayla karışık bir gülümseme vardı.
“Deli misin sen?” dedim.
“Hayır çok ciddiyim! Karar senin. Biz yarın gidiyoruz, eğer karının öğrenmesini istemiyorsan kararını hemen ver!” dedi. Çok şaşırmış, iki arada bir derede kalmıştım. Tanımadığım bir kadınla birlikte olmanın cezasını çekiyordum.
“Havuzdan çıkalım!” dedim. Beni takip ederek havuzdan çıktı. Karım ve Remziye serin rüzgarda halen uyuyordu. Buse’ye,
“Resepsiyonda beni bekle!” dedim. Karımın yanına geldim, uyandırdım. “Ben odaya çıkıyorum!” dedim.
“Ne oldu, hasta mısın yine? Ben de geleyim!” deyince,
“Gelmene gerek yok, işle ilgili. İşyerini arayacağım, konuşmam gereken şeyler var!” dedim.
“Ha, tamam. Sen git o zaman. Ben buradayım.” dedi.
Buse resepsiyonda beni bekliyordu. Onu alıp asansörle bizim odanın katına çıktım. Etrafta odaların temizliğini yapan kadınlar vardı. Buse’ye,
“Az sonra sen gelirsin!” dedim, önden ben odaya girdim. Az sonra kapı çalındı. Buse’yi içeri aldım. Odanın temizliği yapılmıştı.
“Evet, ne istiyorsun?” diye sorunca,
“Söyledim sana, benimle birlikte olmanı istiyorum!” dedi.
“Kaç yaşındasın sen?”
“19, ne olmuş yaşıma?”
“Erkek arkadaşın yok mu senin?”
“Bunları niye soruyorsun? Zamanın azalıyor böyle konuşarak!” dedi. O böyle söyleyince dudaklarına yapıştım. Güzel ve alımlı bir kızdı. Bikinisinin altından elimi amına atınca kendini geri çekti ve
“Ben bakireyim!” dedi.
“Anlamadım? Benim başımı belaya mı sokmak istiyorsun sen?” dedim. Çok kızmıştım.
“Beni kadın yapmanı istiyorum, bakirelik benim için önemli değil. Lütfen!” demeye başladı.
Başıma iş almıştım. Sürekli yalvarır gibi konuşuyordu. Arada karıma söylemekle tehdit de ediyordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Kolundan tuttum ve yatağa yatırdım. Bikinisini çıkarttım. Eliyle amını kapatmaya çalışıyordu.
Küçük ve dik memelerini emmeye, öpmeye başladım. “Ayy, ımm!” demeye başlamıştı, kendisini kasıyordu. Kadın olmak istiyor, ama korkuyordu.
“Korkmana gerek yok!” desem de, o yine kendini geri çekiyordu. Buna aldırış etmeden memelerini emmeye başladım, bir taraftan da amını ovalıyordum. Buse hafif hafif inliyor, saçlarımı okşuyordu.
Amı sulanmıştı, amındaki elim vıcık vıcık olmuştu. İlk defa bir bakireyi amından sikecektim. Özge de bakireydi ama onu götünden sikebiliyordum. Köşede duran bavulumu açtım. İçinde birkaç tane prezervatif vardı, devamlı yanımda bulundurmanın faydasını görüyordum. Prezervatifleri komodinin üzerine koydum. Buse’nin kılsız, bakire amını emmeye başladım.
Buse inledikçe ben dilimi amının içlerine sokuyordum. Bir taraftan ellerimle de küçük memelerini avuçlamıştım. Buse, Özge’den bir yaş küçüktü, ama vücudu daha inceydi, memeleri de onunkinden daha küçüktü.
Buse saçlarımı okşuyor, inliyordu. Sabah üç kere boşalmama rağmen şimdi bir bakireyle beraber olmanın verdiği hazla yarağım kazık gibi olmuştu. Doğruldum ve üzerimdekileri çıkarttım. Buse yarağımı görünce elini ağzına götürdü, kızarmış ve utanmıştı. Ama bunu kendisi istiyordu.
Yarağımı tutmasını istedim, küçük ve narin parmaklarıyla korka korka yarağımı tuttu. Bir taraftan bana bakıyor, bir taraftan bir eliyle yarağımı okşuyordu. Artık daha fazla bekleyemeyecektim.
Onu sırt üstü uzandırdım. Yarağıma prezervatifi taktım. Bacaklarını ayırdım, kendime doğru çektim. Belinin altına bir yastık koyarak götünü havaya kaldırdım. Ben dizlerimin üzerine çökmüş vaziyetteydim. Buse’nin minik, kılsız amına yavaş yavaş girmeye başladım. Buse ilk önce,
“Ayy, ığhh!” diyerek kendini geri çekmeye çalıştı, ama ben onu kalçalarından sıkıca tutuyordum. Kendini kasıyordu, içine giremiyordum.
“Rahat ol, kendini rahat bırak!” diyordum sürekli.
Derken yarağım yavaş yavaş amına girmeye başlamıştı. Buse gözlerini kapatmış, başını sağa sola sallıyordu. Dudaklarını ısırıyordu bu arada. Yarağım yarısına kadar içine girmişti. Daracık amı yarağımı sıkıyordu, aynı zamanda kendini kastığından yarağım mengene arasında kalmış gibiydi.
Yavaş yavaş amında gidip gelmeye başladım. Bu şekilde yarağım daha çok içine girmeye başlamıştı. Sonra bir anda amına abanınca Buse bir çığlık koyverdi. Aynı karıma ve Özge’ye dediğim gibi, yastığı ısırmasını söyledim. Buse yastığı var gücüyle ısırırken ben amına daha hızlı ve daha sert girip çıkmaya başladım.
Bu sırada yarağımdaki krem renkli prezervatifin üzerinin kırmızıya boyandığını gördüm. Buse’nin bakireliği gitmişti. Kalçalarından tutarak kendime çekerek amına daha çok giriyordum.
Buse zayıf ve narin bir kız olduğundan yarak darbelerim onu geriye atıyordu. Bir ara başı yatak başına vurmaya başlamıştı. İki elini başının üzerinden geriye atarak yatak başından tutundu. Ben de bu arada bacaklarını omzuma attım ve bu şekilde sikmeye başladım.
Buse’nin dar amı yavaş yavaş açılıyor gibiydi. Müthiş bir zevk alıyordum. Hayatımda ilk defa bir bakire amı sikiyordum. Kendimden geçmiş bir haldeydim. Bir ileri bir geri hamle yaptıkça yarağım taşaklarıma kadar Buse’nin amına girip çıkıyordu.
Boşalmaya yaklaştıkça amına daha sert şekilde girip çıkıyordum. Buse ağzında yastıkla gözlerini bana dikmiş bakıyor, boğuk sesler çıkartarak inliyordu.
Ne kadar zamanın geçtiğini bilmiyorum ama, en sonunda sarsılarak boşaldım. Müthiş bir duyguydu. Bir süre daha amında kaldıktan sonra çıktım. Prezervatifin üzeri kıpkırmızı idi. Buse ağzındaki yastığı çıkarmış, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu ve gözleri sürekli prezervatifteydi.
Ona bir şey demeden banyoya girerek prezervatifi çıkarıp tuvalete attım. Duşu açarak altına girdim. Bir süre sonra Buse de yanıma gelmişti, beraber suyun altında yıkandık. İçeri geçip kurulanırken,
“Annenle baban neden ayrıldı?” diye sordum. Buse soruma cevabını hemen verdi,
“Annem babamı başka bir adamla aldattı. Babam bunu öğrenince hemen boşandı ondan. Annem daha sonra çok pişman oldu, babamın peşinden koştu, ama babam onu hep reddetti!” dedi. Mesele anlaşılmıştı.
“O benim annem, ama gerçekte kaşarın önde gidenidir. Abim onunla görüşmüyor mesela. Ben de babamla beraber kalıyorum, ama bu tatil için annem çok yalvardı bana. Babam da gönderdi sonunda.” dedi. Yanağıma bir öpücük kondurdu,
“Teşekkür ederim her şey için, Bu konuda çok iyisin!” diyerek odadan çıktı.
Sabah sabah anasını, öğleden sonra kızını sikmiştim
Akşam yemeğini Remziye ve kızıyla beraber yedik yine. Yarın gidecekler diye karım üzülüyordu. Yemekten sonra da bir süre oturup sohbet ettik. Remziye de, kızı Buse de çok neşeliydi. Özellikle Buse’nin neşesi hemen belli oluyordu. Yemek boyunca Özge bana bakıp durmuştu. Geçen geceden beri kendisini ihmal etmiştim. Onu yeniden özlediğimi hissettim.
Gece odamıza dönmeden önce Remziye karımı kendi odasına çağırdı. Ben odaya geçmiş televizyon izliyordum. Karım yarım saat sonra döndü. Elinde naylon bir poşet vardı. Poşeti yatağın üzerine koyunca içine baktım ve
“Bunlar ne böyle?” dedim.
“Ne bileyim, Remziye abla verdi. Kendisi giymiyormuş, bana verdi!” dedi. Poşetin içindekileri yatağın üzerine boşalttım. Gözüm hemen beyaz bir bikiniye takıldı. Daha önce hiç giyilmediği belliydi. Bikiniyi elime alıp karıma gösterdim ve
“Şunu giysene!” dedim. Karım,
“Tövbe tövbe, o ne öyle, ben nasıl giyerim onu milletin içinde?” deyince,
“Ne var bunda, millet neler giyiyor, bir dene bakalım!” dedim.
Karımın üzerinde askılı uzun bir elbise vardı, geçen gün mağazadan almıştım. Yürüdüğü zaman götü ve kalçaları belli oluyordu. Giymemekte ısrar etmişti ama ben giymesini istediğim için mecbur kalmıştı. Askılarından tutarak elbiseyi ayağından çıkardı.
Altında minik sarı bir külot ve üzerinde dantelli, ince bir sutyen vardı. O anda canım karımı çekti. Karım külot ve sutyenini de çıkarınca amı ve memeleri ortaya çıktı. Vücudunda mayo izi belli oluyordu bariz şekilde. Güzelce yanmış, bronzlaşmıştı.
O böyle soyunup bikiniyi giyerken benim yarağım yavaş yavaş kalkıyordu. Karım bikiniyi giydi. Beyaz bikini çok yakışmıştı, biraz dar geliyordu hatta. Memelerinin uçları bikininin altından belli oluyordu.
“Hadi şöyle odanın içinde biraz dolaş!” dedim. Yürüdüğü zaman götü sağa sola sallanıyordu, bikini götünü sıkıyordu.
“Çok güzel oldu, yarın giyersin havuzda!” dediğim zaman,
“Tövbe tövbe, delirdin mi sen?” dedi.
Torbanın içindekileri karıştırmaya devam ettim. Mini bir etek, ip askılı bluzlar, karımınki gibi ince uzun bir elbise vardı. Ayrıca iki tane de tanga külot vardı. Hepsinin etiketi üzerindeydi.
En altta ise müthiş bir şeyle karşılaşmıştım, bu da bir bikiniydi, sarı renkliydi. Ama üzeri üçgen şeklindeydi ve kadın bunu giydiği zaman anca memelerinin uçlarını kapatırdı, altındaki parçası da tanga şeklindeydi. Karıma bu bikiniyi gösterince,
“Tövbe tövbe, bu kadın dul kalınca aklı gitmiş. Bu ne böyle? Böyle şey giyilir mi?” dedi.
“Sen benim için giymez misin?” diye sorunca,
“Senin için tabii giyerim, ama millet içinde olur mu böyle şey?” dedi.
“Bunu da giysene!” dedim. Önce istemedi, ama daha sonra üzerindeki bikiniyi çıkarttı, onu giydi. Dediğim gibi üst parçası meme uçlarını anca kapatmıştı, altındaki tanga ise götünün arasında kalmış, amını anca kapatıyordu. Hatta kapatmıyordu bile. Karımın kasıkları belli oluyor, amının izi dar gelen tanganın üzerinde belli oluyordu. Karım aynada kendine bakarak sağa sola dönüyor,
“Tövbe tövbe!” diyerek, başını ters ters sallıyordu. Sonra bana,
“Oldu mu?” diye sorunca,
“Çok güzel, benim için giyersin sonra!” dedim. Karıma külotları da gösterip,
“Bak seninkilerden!” deyince,
“Tövbe tövbe!” diyerek başını çevirdi yine. Karımı sikmek için yanıyordum,
“Elbiseni tekrar giysene!” dedim. Bikiniyi üzerinden çıkarttı. Remziye’nin verdiği tangalardan birini uzattım,
“Şunu giy!” dedim. Tanganın etiketini sökerek giydi. Tam olmuştu, tanganın arkası götünün arasına iyice girmişti. Az önce çıkardığı sutyeni taktı ve çıkardığı elbiseyi tekrar giydi.
“Şimdi de türbanını takıp, pardesünü giy!” dedim. Karım,
“Ne gerek var şimdi?” dediğinde,
“Ya, sen dediğimi yapsana!” dedim. Komodinin içindeki siyah bonesini taktı ve parlak kırmızı desenli türbanını başına bağladı. Türbanın altından beyaz koynu görünüyordu.
Daha sonra dolabı açıp, içine astığı krem renkli uzun pardesüsünü giydi, düğmelerini ilikledi. Ayağına topuklu ayakkabılarını da ben giydirdim. Karım bu haliyle bana çok seksi görünmüştü.
Hemen yanına yanaştım ve dudaklarından, yanaklarından öpmeye başladım. Beline sarılmıştım, karımın elleri sırtımda dolaşıyordu. Bana sürekli fısıldar gibi,
“Seni çok seviyorum, seni çok seviyorum!” deyip duruyordu. Elimi pardesünün üzerinden götüne attım, götü yumuşacıktı. Götünde sadece minik bir tanganın olduğunu düşünmek beni daha çok azdırıyordu.
Töre (12), resim №2
Götünü avuçladıkça karımın nefes alışları da değişmişti, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu, boynumu öpüyordu devamlı. Birbirimize kenetlenmiştik. Memelerine elimi atınca karımın sayıklamaları da çoğalmıştı.
Önünde diz çöktüm, pardesünün birkaç düğmesini açtım, başımı elbisesinin içinden soktum. Bacaklarını, kalçalarını öpmeye, emmeye başladım. Karım elbisesinin üzerinden başımı okşuyordu.
Kasıklarını emiyordum, parmağımla tangasının üzerinden amına baskı yapmaya başladım. Amı tangada iz yapmıştı. Parmağımı hafif hafif içine sokar gibi yapıyordum. Karım her seferinde inleyerek aldığı zevki belli ediyordu.
Minik tangayı yavaş yavaş sıyırarak bacaklarından çıkarttım. Şimdi amı tam karşımdaydı. İlk dil darbelerimle birlikte karım başımı elbisesinin üzerinden daha kuvvetle sıkmaya başladı.
Dilim amının içlerine girdikçe amı sulanmaya başlamıştı. Parmağımı içine sokarak yavaşça gidip gelmeye başladım. Karım kendini kasıyordu, inlemesi de artmıştı. Bacaklarını biraz daha açtım. Diğer elimin orta parmağını arkadan göt deliğine sokmaya başladım.
Şimdi biri amında, diğeri götünde iki parmağım çalışıyordu. Karım başımı okşamaya ve inlemeye devam ediyordu. Parmaklarımı daha hızlı sokup çıkartmaya başladım. Her iki parmağım da alev alev yanıyordu.
Karım yerinde sallanmaya başlamıştı, yüksek topuklularıyla sağa sola adım atıyordu. Nefessiz kalmış gibiydi, inileyerek bir süre sonra boşaldı. Parmaklarımı amından çıkardım.
Doğrularak ayağa kalktım. Dizlerim ağrımıştı. Karımın yüzünden aldığı zevki görebiliyordum. Bana sıkıca sarıldı ve
“Seni çok seviyorum!” diyerek boynumu öpmeye başlamıştı. Terlemişti, yanaklarından akan gözyaşları boynumu ıslatmıştı. Ona,
“Şimdi sıra sende!” dediğim zaman,
“Tamam!” diyerek, sikişmeye hazır olduğunu belli ediyordu. Birşey dememe gerek kalmadan kendisi önümde çömeldi, üzerimdeki külotumu kendisi sıyırıp çıkardı. Yarağım kalkık bir haldeydi. Ağzına aldı ve yalamaya başladı.
Evlendiğimizden beri karım sikiş konusunda ilerleme kaydetmişti. Daha düne kadar kendi halinde, evden dışarı pek çıkmayan, kendine ait küçük dünyasında yaşayan, türbanlı, tutucu bir ev hanımıyken, şimdi yarağımı aynen sabah Remziye nasıl yalıyorsa öyle yalıyordu.
Kendimi kaybetmiş gibiydim, başını okşuyordum. Karımın yalamaları, dil darbeleri beni zevke boğuyordu. Neredeyse ağzına patlayacaktım, ama bunu yapmak istemiyordum.
“Tamam, yeter, hadi tamam!” diyerek onu omuzlarından sarstım. Karım yarağımı bırakmak istemiyor gibiydi. Doğruldu ve kalktı,
“Ay, anam anam, belim ağrıdı!” diyerek belini ovalıyordu.
Sıra sikiş faslına gelmişti. Yataktan tutunarak destek almasını ve domalmasını söyledim. Dediğimi hemen yaparak domaldı, ben de arkasına geçtim. Pardesüsünü ve elbisesini beline sıyırınca, ıslanmış amı ve terlemiş götü açığa çıktı.
Karımı götünden sikmek istiyordum. Yarağımı sıvazlayarak yavaş yavaş göt deliğine bastırmaya başladım.
“Ufff, ağhh, ayy!” diyerek biraz kendini ileri çekti. Kalçalarından sıkıca tuttum, onu bırakmak istemiyordum.
“Ayy, böyle acıyor, biraz krem sür ne olur!” diyordu.
Onu kırmak istemediğim için banyoya girip yarağıma biraz şampuan döktüm. Geri gelip yarağımı sıvazlayarak yavaşça götüne bastırmaya başladım. Bu sefer karım ses çıkartmaz olmuştu. Yarağım bastırdıkça daha çok götüne giriyordu. Karım ise,
“Ağhh, ayy, ımm!” diyerek götünün sızladığını söylüyordu.
“Amma naz yaptın bir tanem!” deyip, götünde gidip gelmeye başladım.
Her seferinde daha hızlı girip çıkıyordum. Bir süre acıları azalsın diye götünde bekledim. Ardından yeniden hızlı hızlı götünde çalışmaya devam ettim. Karım her seferinde ıhılayarak başını sağa sola oynatıyordu. Bacaklarını iki yana iyice açmış, yatağa iyice eğilmişti. Aynadan yine kendimizi görebiliyorduk.
O sırada aklıma neden bu sikişlerimizi kameraya kaydetmiyoruz düşüncesi geldi. Bir sonraki sefere mutlaka bunu yapacaktım. Karımın götüne daha çok bastırıyordum, o da acı çekmeyi bir kenara bırakmış, götünü bana doğru bastırır olmuştu. Ihılamayla karışık inliyordu.
Göt yanakları yarak darbelerimle titriyordu. Büyük zevk alıyordum. Daha çok pompaladıkça odayı sikişimizin sesleri ve zevkten çıkardığımız inlemeler doldurmuştu. Karım sürekli ıhılayıp inliyor, bir taraftan da,
“Devam et, devam et!” deyip duruyordu. Karımın götünde ne kadar kaldığımı bilmiyorum ancak bir süre sonra götüne sarsılarak boşaldım.
Biraz daha götünde kaldıktan sonra çıktığım zaman karımın götünden hafif bir osuruk sesi geldi. Göt deliği artık iyice açılmıştı. Karım yavaşça doğruldu ve
“Ay, bir daha kremsiz yapma ne olur, acıyor böyle!” dedi.
“Bakıyorum da, sen de götten sikilmeye alıştın artık!” dedim.
“Ne yapayım, sen istiyorsun!” dedi, sonra da hafifçe kızararak, “Böyle de zevk alıyorum!” diye ekledi.
Karımla bir posta daha sikişmek istiyordum, ama bugün için bu kadarı yeterli dedim. Karım da üzerindekileri çıkartmaya başlamıştı. Birlikte duşa girdik ve güzelce yıkandık. Karım yatağa girip uyurken, ben balkonda sigara içtim. O sırada telefonumu alıp Özge’ye,
“Uyudun mu?” diye mesaj yazdım. Mesajıma hemen cevap yazdı,
“Hayır!” diye.
“Yanına geleyim mi?”
“İster gel, ister gelme!” diye bir mesaj yazdı. Karıma baktım, sikişmenin ardından mışıl mışıl uyuyordu.
Yavaşça odadan çıktım. Saat gece bire geliyordu. Aşağı kata inip Özge’nin kapısını tıklattım. Bir dakika kadar bekledim belki de. Açmayacağını, bana küstüğünü düşünüyordum ki, o anda kapı açıldı. Yavaşça içeri girdim.
Üzerinde minik pembe bir şortla, ip askılı bir bluz vardı. Altında sutyeni yoktu. Bana surat yapıyordu. Bütün konuşma taleplerimi geri çeviriyordu. Sonunda ağzındaki baklayı çıkardı,
“Bir saat önce, anneme bir şey söylemek için kapınızın önüne geldim…” dedi.
“Eee?” deyince,
“Annemin inlemelerini duydum, ben de geri döndüm!” dedi. Ben annesini sikerken buna kulaklarıyla şahit olmuştu ve bu durum moralini bozmuştu.
“O senin annen, ama aynı zamanda benim karım, onu sikmem çok normal!” dedim.
Özge söylediklerimi dinlemiyordu bile. O anda daha önce Özge ile sadece sikiştiğimi, ama sevişmediğimi anladım. Onu sadece götünden sikiyordum, oysa annesi veya teyzesi gibi sevişmemiştim.
Hemen yatağa oturdum, onu da kucağıma oturttum. Yumuşacık götünü hissettim. Askılı bluzunu yukarı sıyırınca açığa çıkan iri ve dolgun memelerini öpmeye, emmeye başladım.
Özge yelkenleri suya indirmişti. Saçlarımı okşamaya başladı. Memelerini emdikçe, meme uçları şişmeye, büyümeye başlamıştı. Elimi şortunun içine soktum, altına külot giymemişti, amını ovalamaya başladım.
Memelerini dakikalarca emdim, emdim… Amını da ovalayıp duruyordum. İnlemeleri odayı dolduruyordu. Sonunda Özge dayanamayıp elim amının üzerindeyken boşaldı. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu, kalbinin atışlarını duyabiliyordum.
Bu arada yarağımdan akan sıvılar şortumun önünü ıslatmıştı. Yarağım kalkıktı, soyundum. Özge’nin gözü sürekli yarağımdaydı.
Amındaki elim ıslanmıştı, banyoya geçerek elimi güzelce yıkadım. Daha sonra Özge ile birlikte duşun altına girdim, birbirimizi güzelce yıkadık. Özge şimdi çok mutluydu, bana sürekli,
“Seni seviyorum!” deyip duruyordu. Duşun altında elini yarağımdan bir an olsun çekmedi. Duştan sonra kurulandık. Yatağa sırt üstü uzandım ve
“Üzerime ters uzan!” dedim. Onunla 69 çekmek istiyordum. Özge dediğim gibi yapınca tam karşısında yarağımı bulmuştu.
“Hadi yalamaya başla!” dememle beraber, iştahla yarağımı ağzına aldı. Ben de bu arada dilimi amının derinliklerine sokmakla meşguldüm. Dilim amının diline değdikçe Özge inleyerek yarağımı yalamaya devam ediyordu.
Özge’nin amı epey sulanmıştı. Götünün yanaklarını iki yana iyice açıp, göt deliğini ortaya çıkardım. Orta parmağımla götünde gidip gelmeye başladım. Özge’nin göt deliği artık kolaylıkla parmağımı içine alıyordu. Götünde parmağımla çalışmaya başladım, sokup çıkartıyor, parmağımı içinde çeviriyordum.
Özge iki eliyle yarağımı kökünden tutmuş, boğazına kadar sokup çıkartıyordu. Yarağımın kafasına dili değdikçe müthiş zevk alıyordum. Bıraksam, Özge bu pozisyonda sabaha kadar yarağımı yalayabilirdi.
Göt yanaklarını hamur gibi yoğuruyordum. Aynı annesi gibi mayo vücudunda iz yapmıştı. Götü bembeyazdı, o beyazlığın içindeki kara delik gibi duran götünü sikmenin zamanı gelmişti. Özge’nin götüne birkaç şaplak attım,
“Hadi bu kadarı yeterli!” dedim. Özge yarağımı bıraktı ve üzerimden kalktı.
Onu yatağa sırt üstü uzandırdım ve geçen yaptığım gibi belinin altına yastık koyarak götünü havaya kaldırdım. Dizlerimin üzerine çöktüm, onu kendime çektim ve bacaklarını dizlerinden çaprazladım. Özge,
“Beni geçen sefer olduğu gibi sikmeni istiyorum!” dedi. Geçen sefer yastığı ısırmak zorunda kalmış ve gözlerinden yaşlar akmıştı.
“Sen merak etme!” dedim ve yarağımı tutarak kafasını göt deliğine soktum. İçine kolayca girmişti. Kalçalarına bastırarak öne doğru yüklendim, yarağım yavaş yavaş götüne giriyordu.
Bu sırada Özge’nin acı inlemeleri başlamıştı. Öbür yastığı alarak ağzına soktu ve ısırmaya başladı. Ben de daha büyük bir güçle götüne pompalamaya başladım. Yarağım köküne kadar götüne girdiği zaman, Özge yastık ağzında feryat ediyordu.
Kalçalarına bastırarak abandım, büyük bir güçle kendimi ileri doğru atıyor ve götüne girip çıkıyordum. Yatak gacır gucur sallanıyordu. Özge’nin ayakları başının iki yanında sallanıp duruyordu. Yastık ağzında, bir eliyle yastığı tutarken, diğeriyle yataktan destek almaya çalışıyordu.
Yarağım artık götünde daha rahat hareket eder olmuştu, götünün sıvıları ile ıslanmıştı yarağım. Ama Özge boğuk sesler çıkartmaya devam ediyordu. Az önce annesini götünden sikerken şimdi de kızını götünden sikiyordum.
Kendimi kaybetmiş gibiydim, Özge altımda kayıyordu. Yatağın çarşafı altında iyice toplanmıştı ve Özge yatak başına doğru kaymıştı. O sırada ‘Donk!’ diye bir ses yükseldi, Özge’nin kafası yatak başına çarpmıştı. Ardından birkaç tane daha, ‘Donk donk!’ sesi geldiğinde ben de kendime gelmiştim. Özge eliyle bana başını işaret ediyordu, biraz yavaşlamamı istiyordu.
Götünden çıktım ve onu yatağın ortasına kadar kalçalarından tutarak çektim. Göt deliği açık bir haldeydi, yarağımı yeniden sokunca kolayca girdi. Yeniden abanarak sikmeye başladım.
Götünden çıktığım iyi olmuştu. Böylece boşalmadan önce bir süre daha götünde gidip geldim. Ama sonunda büyük bir hazla götüne patladım.
Özge altımda iki büklüm, terden sırılsıklam bir haldeydi. Biraz daha kaldıktan sonra götünden çıktım. Göt deliğinin ağzı kızarmıştı. Götünün ortasında kara bir çukur vardı sanki. Yanına uzandım.
Özge de ağzındaki yastığı çıkarmış, derin derin nefes alıyordu. Birbirimize sarıldık. O halde uyumuşuz.
Uyandığımda saat 06’ya geliyordu. Özge yanımda çırılçıplak yatıyordu. Onun üzerine battaniyeyi örttüm. Üzerimi giyindim ve sessizce odadan çıktım.
Odama döndüğüm zaman karım uyumaya devam ediyordu. Hemen soyunup yatağa girdim, uyudum. Karım sabah erkenden beni uyandırdı. Sinirli bir hali vardı,
“Gece tuvalete kalktığım zaman yanımda yoktun?” dedi.
“Uykum gelmeyince biraz bahçeye çıktım!” dedim. İnanmamış gibi bir hali vardı. Ayrıca uzun eteğini ve uzun kollu bluzunu giymiş, başını türbanıyla bağlamıştı.
“Neden böyle giyindin?” diye sorunca,
“Ben istemiyorum mayo falan giymek. Sen bir şeyler çeviriyorsun!” dedi.
Bunu söylediği zaman yüreğime bir korku düştü. Yaptıklarımı öğrenmesinden korkuyordum. Kendisine dil dökmeye, yeminler etmeye başladım. Bir süre sonra kahkahalar atmaya başladı ve
“Şaka yaptım, benim yakışıklı kocam! Ben biliyorum seni! Senin öyle şeyler yapmayacağını biliyorum!” dedi. Yüreğim ağzıma gelmişti.
“Ee, neden böyle giyindin?” diye tekrar sorunca,
“Seni kandırmak için!” dedi. Ben halen yataktaydım. Karımı tuttuğum gibi kendime çektim.
“Ay, ne yapıyorsun?” demesine kalmadan, elimi eteğinin altından soktum. Kalçalarını avuçluyordum. Elim götüne geldiği zaman altına dün akşamki minik tangayı giydiğini anladım. Tangasını bacaklarından sıyırarak çıkarttım. Karımı yatağın üzerine çıkarttım, yatağın üzerinde ayakta duruyordu.
Yavaş yavaş yüzüme doğru oturmasını söyledim. Eteğini beline sıyırarak dediğimi yaptı, işer gibi çömeldi ve sonunda amı ile ağzım karşı karşıya geldi. Dilimi çıkartarak amını yalamaya başladım.
Karım hafiften inlemeye başlamıştı. Ellerini dizlerinin üzerine koymuş, o şekilde duruyordu. Bir iki sefer dengesini kaybedip düşecek gibi oldu,
“Yatak başından tutun!” dediğim zaman, iki eliyle sıkıca tutundu. Ben amına dil darbeleri attıkça, daha çok inler hale gelmişti, amı da epey sulanmıştı.
Karımın inlemeleri içeriyi doldurmuştu. Ağzım amında çalışırken yarağım da kalkmıştı bu ara. Elimle yarağımı sıvazlıyordum. Daha fazla dayanacak halde değildim.
“Hadi yarağımın üzerine otur!” dediğimde yatak başından destek alarak doğruldu. Eteğini başından çıkartacakken,
“Gerek yok, hadi otur artık!” diye direttim.
“Tamam!” diyerek geriye gitti, külotumu kendisi çıkarttı. Ardından eteğini tekrar beline sıyırarak yarağımı tutup amına soktu ve oturdu.
Bu şekilde tamamen amına girmişti yarağım. Şimdi üzerimde ileri geri hareket etmeye ve sallanmaya başladı. Aynı zamanda hafif hafif hopluyordu. Büyük zevk aldığını görebiliyordum. Elleriyle göğsümden destek almış, hafifçe öne eğilmişti.
Ben de onu belinden tutarak, yavaşça alttan pompalamaya başladım. Karım yarı baygın gibiydi. Bluzunu kaldırınca altındaki ince dantelli sutyenli memeleri ortaya çıktı.
Göğsümden destek almayı bırakmış, iki eliyle memelerini avuçluyor, sıkıyordu. O sırada ben onu belinden tutmaya ve alttan pompalamaya devam ediyordum.
Karım sürekli inledikçe ben de çok zevk alıyordum. Karım sutyeninin içine ellerini sokarak memelerini avuçladı, ardından sutyeni aşağı sıyırdı, koca memeleri öne doğru sallandı. Onu kendime doğru çektim, götünü biraz havaya kaldırdım. Bu şekilde alttan daha büyük bir güçle amına pompalamaya başladım.
Karımın başındaki parlak kırmızı türbanı yüzüme değiyor, bana daha büyük bir zevk veriyordu. Çıkardığı memeleri göğsüme değiyordu. Daha çok pompaladıkça karımın sayıklamaları, inlemeleri de çoğalmıştı.
Sabah sabah güzel bir sikiş yaşıyordum karımla. İkimiz de zevkin doruklarına çıkmıştık ve aynı anda sarsılarak boşaldık.
Karım kendini üzerime bırakmıştı, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Ben de altta kalmış, terlemiştim. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Bir süre daha böyle kaldık. Ardından karım yavaşça doğruldu ve üzerimden kalktı.
Birlikte banyoya geçerek güzelce yıkandık. Banyodan çıkınca, karım dün Remziye’nin kendisine verdiği beyaz bikiniyi giydi. Ben şaşırmıştım,
“Ee, hani giymeyecektin?” diye sorunca, “Benim canım kocam ister de ben giymem mi!” dedi. Üzerine de dün giydiği uzun elbiseyi giydi.
Beraber kahvaltıya indiğimizde, Remziye ve Buse de masalarında kahvaltılarını yapıyorlardı…
Remziye bizi görünce masalarında yer gösterdi,
“Birazdan yukarı çıkıp bavullarımızı hazırlayacağım!” dedi. Remziye her ne kadar açık saçık giyse de, karım ona alışmıştı. Otelde diğer müşteriler hep yabancı olduğundan, sadece Remziye ile konuşabiliyordu. Karımın giydiği elbisenin üzerinden içine giydiği beyaz bikininin askıları görülüyordu. Remziye karıma,
“Aşkım, dün gece verdiklerimi deneyebildin mi?” deyince, karımı bir öksürük tuttu. Ben karımın sırtına vururken, Remziye gülümsüyor, ara ara bana bakıyordu. Buse ise annesinin bu sözlerinden rahatsız olmuş gibiydi.
Kahvaltıdan sonra ben karımla şezlonglara uzanırken, Remziye ve kızı odalarına bavullarını toplamaya gittiler.
Biz güneşlenirken Özge ve Esra da yanımıza gelmişlerdi. Karım halen üzerinde elbisesi ile oturuyordu. Karım, Remziye için,
“İyi bir kadın, ama biraz edepsiz!” dedi. Ben ve kızlar bir süre havuza girdik. Özge herzamanki gibi havuzun kenarına tutunup, kendi kendine bir batıp bir çıkıyordu.
Öğleye doğru yanımıza Remziye ve Buse geldi, bizimle vedalaştılar. Karım üzülmüş, hatta biraz ağlamıştı, duygusal bir yapısı vardı. Remziye ve Buse, ayrı ayrı, bana bakışlarıyla işaret veriyor gibiydiler.
Yemekten sonra karımla şezlongda uzanmaya devam ettik. Karımın sıkıntılı bir hali vardı.
“Ne oldu?” dediğim zaman,
“Şey, bu elbiseyi çıkartacağım, ama altında Remziye ablanın verdiği açık mayo var!” dedi.
“Biliyorum, ee, ne olmuş?” dedim.
“Utanıyorum!” dedi.
“Utanmana gerek yok, bak herkeste var!” dedim.
Utana sıkıla şezlongdan kalktı ve üzerindeki elbiseyi çıkardı. Altında beyaz bikini ile kaldı. Bikininin üstü memelerini sıkmıştı, meme uçları olduğu gibi belli oluyordu. Alt tarafı da götünü sarmış, götünün yarığı beyaz bikininin altında belli oluyordu. Özge ve Esra, annelerini bu şekilde görünce çok şaşırdılar. Özge,
“Anne bunu nereden buldun?” deyince,
“Ben aldım!” dedim. Remziye’nin verdiğini bilmiyordu tabii. Özge cevabıma bozulmuştu, annesi ise birşey demiyordu. Esra,
“Yakışmış benim güzel anneme, ama biraz küçük gibi…” dedi. Karım kızının bu sözünden utanmış gibiydi. Esra,
“Ben de isterim! Sen giyiyorsun da, ben neden giymeyeyim?” diye diretti bu sefer. Karım kızarmış bir yüzle yerinde oturuyordu. Özge de annesine sert sert bakıyordu bu ara.
“Tamam, size de alırım, merak etmeyin!” dedim.
Öğleden sonra hep birlikte geçen günkü mağazaya gittik. Kızlar kendilerine birer bikini beğendiler. Otele döndük. Havuzun kenarında ikisi de bikinileri ile endam ediyorlardı şimdi. Bikini Özge’ye çok yakışmıştı. Mavi, beyaz desenli bir bikiniydi. Dördümüz birden akşam serinliğinde havuza girdik. Karıma,
“Sırtıma tutun!” dedim. Ben yavaş yavaş yüzerken, o da arkamda dediğim hareketleri yaparak dengesini sağlamaya çalışıyordu.
Akşam yemeğinden sonra yapılan animasyon gösterisini izledik. Gece karım Remziye’nin verdiği sarı bikiniyi giyindi. Bu haliyle yarağımı tavan yaptırmıştı. Odanın içinde salına salına yürümesini istediğim zaman, götünü kıvıra kıvıra yürüyordu. O anda tombul göt yanaklarına sağlam bir şaplak attım. Götü kızarmıştı,
“Ayy, ne yapıyorsun!” diyerek bana tepki gösterdi, ama onu dinleyecek durumda değildim. Omuzlarından iterek yatağa fırlattım,
“Ayy, delirdin mi sen!” diye söyleniyordu. Üzerimdekileri çıkardım, yarağımın kalktığını gören karım,
“Ayy, senin de aklın fikrin sikişte!” dedi.
“Senin değil mi?” dediğim zaman, utanarak başını öbür tarafa çevirdi. Üzerindeki iki parça bikiniyi çıkardım ve amına yumuldum.
Karım yatakta sırt üstü uzanmış, bacaklarını havaya kaldırmıştı. İnlemeye başlamıştı. Amını yaladıkça sulanmıştı. Dilimi amının derinlerine sokmaya çalışıyordum.
Bir süre bu şekilde amını yaladıktan sonra dizlerinin üzerinde domalttım. Arkasında yerimi alıp, göt yanaklarını ayırdım. Ortada kara bir çukur gibi duran göt deliğine dilimi değdirdim. Karım,
“Uhh, ımm!” diyerek inlemeye başlamıştı yeniden. Terli götünün içine dilimi soktukça karımın çıkardığı sesler artıyordu. Bu kadarı yeterli dedim kendi kendime.
Karımı tekrar sırt üstü uzandırdım ve misyoner pozisyonunda bacaklarının arasına girerek amına yarağımı soktum. Karım derin bir “Iğhhh!” sesi çıkardı. Amının içinde hızlı hızlı gidip gelmeye başladım.
Karım sırtımı okşuyordu bu arada. Sürekli gözleri kapalı halde inliyordu. Ayak uçlarımdan destek alıyordum, her seferinde kendimi öne doğru attıkça, yarağım da taşaklarıma kadar amına giriyordu.
Koca memeleri vücudumun altında kalmış, sallanıyordu. Amında gidip gelirken memelerini emmeye, uçlarını ısırmaya başladım. Karım şimdi daha büyük zevk alıyordu, inlemeleri çoğalmıştı. Birkaç dakikadır bu şekilde onu sikiyordum, ama benim boşalmaya niyetim yoktu.
Amından çıktım ve bacaklarını tutup omzuma attım. Bu şekilde amına girdim. Kasıklarım kalçalarına çarpıyordu. Karımın memeleri hop hop sallanırken iki eliyle memelerini tuttu, ben de belinden tutmuş onu kendime çekiyordum. Her bir yarak darbemle karım ileri doğru fırlıyordu.
“Ağhh, uğhh, ımm, devam et, ağhh, devam et!” sözlerini tekrarlıyordu sürekli. Bu pozisyonda da bir süre devam ettikten sonra karımın amına hışımla boşaldım. Karım beni zevkin doruklarına çıkarmıştı.
Amından çıkarak yanına uzandım, o da başını göğsüme koydu. İkimiz de hızlı hızlı nefes alıp veriyorduk. Ter içinde kalmıştık. Bir süre sonra ikimiz de tatlı bir uykuya daldık.
Gecenin bir vakti uyandığım vakit, kolum karımın başının altında kalmıştı. Onu uyandırmamaya çalışarak kolumu altından çektim. Kolum uyuşmuştu, yataktan kalkıp kolumu havada sallamaya başladım. Yavaş yavaş kolum kendine geldi, tuvalete gidip çişimi yaptım. O sırada telefonumda ışık yanıp sönüyordu, mesaj gelmişti. Mesaj Özge’den gelmişti,
“Bu gece gelmeyecek misin?” diye yazıyordu. Mesaj saat 01:30’da gelmişti. Oysa şimdi saat neredeyse 04:00 olmuştu. Bir ihtimal belki daha uyumamıştır diyerek Özge’ye,
“Geliyorum!” diye mesaj yazdım; hemen cevap geldi,
“Bekliyorum!” diye. Karım horlayarak uyuyordu. Yavaşça odadan çıktım, merdivenlerden inerek Özge’nin kapısına geldim.
Koridorlarda gece lambaları yanıyordu, etrafta kimse yoktu. Kapısını tıklattım, kapı yavaşça açıldı. İçeriye girdim. Özge kapının arkasında kalmıştı. Üzerinde aldığım bikini vardı.
“Nasıl olmuşum?” dediği vakit, hemen dudaklarından öpmeye başladım. Beline sarılmış, onu kendime çekiyordum. Bu arada ona,
“Fazla zamanımız yok, annen uyanabilir belki!” dedim.
“Tamam, anladım!” diyerek üzerindeki iki parça bikiniyi çıkardı. Önümde çırılçıplak duruyordu. Ben de hemen soyundum. Çıplak halde tekrar dudaklarımız birleşti. Özge’nin elleri sırtımda dolaşırken, ben de götünü avuçlamıştım. Yarağım kazık gibi olmuştu.
Özge birden kulağıma fısıldayarak,
“Beni amımdan sikmeni istiyorum, beni kadın yapmanı istiyorum, lütfen, yalvarırım!” demeye başladı yeniden. Kendini kaybetmiş gibiydi,
“Arkadaşlarımın çoğu nişanlandı, evlendi. Onlar çoktan kadın oldular, ama ben halen kız oğlan kızım. Dayanamıyorum, lütfen!” dese de, bunu elbette yapmayacaktım.
“Olmaz, hayır olmaz!” diyordum sürekli. Onu yatağa yüz üstü uzandırdım, karnının altına bir yastık koyunca, götü tümsek gibi belirdi. Özge halen,
“Amımı sik, beni kadın yap!” diye dursun, ben göt yanaklarını iki yana iyice açtım ve ortada beliren göt deliğine yarağımı yavaş yavaş sokmaya başladım.
Biraz zorlansam da sonunda yarağımın kafası içine girmişti, yarağımı içine doğru bastırdım bu sefer. Artık götündeydim yine. Bu sırada Özge ağlıyordu. Kendisini amından sikmediğim için ağlıyordu.
Bununla beraber götüne giren yarağım da onu zorlamaya başlamıştı. Her seferinde daha büyük bir güçle götüne pompalıyordum. Yatağın ortası çukur gibi olmuştu, yatak sallanıp duruyordu. Özge şimdi ağlamayı bırakmış,
“Ağhh, ığhh, ağhh!” diyerek, acıyla karışık inliyordu. Götü artık açılmıştı, içinde kolayca gidip geliyordum. Birkaç dakika onu böyle siktikten sonra götünün içine boşaldım.
Üzerine yığılıp kaldım. Sırtını okşuyor, öpüyordum. Götünden çıkarak yanına uzandım. Nefesi kesilmiş gibiydi. Bir süre sonra kendine geldi. Başını göğsüme dayayarak konuşmaya başladı,
“Bugün arkadaşım aradı, nişanlısıyla ilişkiye girmişler, artık bir kadın oldum deyip duruyordu telefonda!” dedi.
“Arkadaşın sana bunları mı anlatıyor?” dediğimde, bana baktı ve
“Bazen kızlarla kendi aramızda böyle konuşuruz!” dedi.
“Peki, sen onlara birşey anlatıyor musun?” diye sorunca, bana ters ters baktı ve
“Ben onlar gibi değilim, onlar anlatır ben de dinlerim! Hem zaten benim anlatacak birşeyim hiç olmadı, kalkıp seni de anlatacak değilim ya!”
“Hımmmm! Vay be!”
“Ne oldu? Şaşırdın mı?”
“Evet, böyle birşey aklıma bile gelmezdi!” dedim, sonra, “Kimmiş bu arkadaşın?” diye sordum, merak etmiştim.
“Sen tanımazsın, Semanur adında Liseden bir arkadaşım!” dedi. Bir süre daha birlikte uzandık, daha sonra ben toparlandım ve çıktım.
Odaya döndüğümde karım halen uyuyordu. Yanağından öptüm, kendine gelir gibi oldu, bana sokuldu, ona sarılarak yattım, uyudum…
Sabah kahvaltıdan sonra otelin içindeki sıcak su havuzuna, sauna ve buhar banyosuna randevu aldım. Buralara randevu ile müşteri alınıyordu. Çiftlerle beraber başkalarının girmesini önlemek içindi.
Birkaç tane küçük sıcak su havuzu vardı. Her müşteri için bir saatlik randevu veriliyordu. Kızlara da yandaki havuz için randevu aldım. Oraya gitmeden önce karıma,
“Bir tanem, senden bir şey istiyorum…” dediğim zaman,
“Nedir?” diye cevapladı.
“Hani şu sarı bikini var ya, Remziye hanım’ın verdiği, bugün onu giysene!” dedim. Karım sinirli sinirli bakarak,
“Tövbe tövbe, sen beni deli mi edeceksin?” dedi.
“Merak etme, orada benden başka kimse olmayacak, seni benden başka kimse görmez!” dedim. İnandırmam biraz zaman almıştı, ama sonunda giymeyi kabul etti. Üzerine siyah pantolonunu ve tişörtünü giymiş, onun içine de sarı bikiniyi giymişti.
Karım ve kızlarla beraber aşağıya indik. Burası otelin ana binasının iki kat altında kalıyordu. Havuzları bölme şeklinde yapmışlardı. Her bir bölmenin içinde küçük bir havuz, yanlarında da bir sauna ile buhar odası vardı.
Bize gireceğimiz yeri, ne yapmamız gerektiğini söylediler. Otel görevlisi kapıyı içerden kilitlememiz için anahtarı verdi. Biz kendi bölmemize girerken, kızlar da yan tarafa girdiler. Karım kızlarına,
“Yavrum, kapınızı iyice kilitleyin, tamam mı yavrum?” deyip duruyordu.
İçeriye girdiğimiz zaman sıcak insana çarpıyordu. Sıcak su fokur fokur sesler çıkartıyor, içerde konuşmak için biraz bağırmak gerekiyordu. Üzerimdekileri çıkardım ve çırılçıplak havuza girdim. Karım beni öyle adem baba kılığında görünce şaşırdı,
“Ayy, sen öyle mi girdin suya?” dedi.
“Ne olmuş, yanımda sadece sen varsın!” dedim. Su oldukça sıcaktı, alttan jakuzi gibi hava kabarcıkları çıkıyordu. O sırada karım da pantolon ve tişörtünü çıkartmış, üzerindeki minik sarı bikinisiyle kalmıştı.
Bikininin üstü memelerinin uçlarını anca kapatıyordu, altındaki tangası götünün arasına iyice girmiş, göt yanakları löpür löpür sallanıyordu. Amı neredeyse ortadaydı sanki…
Sıcak suyun içinde yarağımın sertleştiğini hissediyordum. Havuzun kenarına oturdu ilk önce, ayaklarını suya soktuğu zaman,
“Ayy, çok sıcak!” diye bağırdı. Bir süre sonra,
“Tamam, vücudun alıştı artık… Hadi gel buraya..!” diyerek koltuk altlarından tuttum ve sıcak suyun içine soktum.
“Ay, anam yandım, yandım, uff, çok sıcak!” demeye başladı. Burası küçük bir havuzdu, yüzmek için yapılmamış, kaplıca gibi içine girip bekliyordunuz sadece… Su benim göğsüme geliyordu, karımınsa omuzlarına kadar gelmişti, başı suyun üzerindeydi sadece. Karım bir süre sonra sıcak suya alışmıştı.
“Ayy, çok iyi geldi vallahi, kemiklerim kendine geldi böyle!” dedi. Suyun içinde havuzun kenarına tutunmuş, ayakta duruyorduk. Derken karımı tuttum ve suya batırıp çıkardım.
“Ayy, delirdin mi, ne yapıyorsun?” diye bağırıyordu. Birbirimize su fırlatıyor, çocuk gibi oyun oynuyorduk. Duvarda büyük bir saat vardı ve içerde ne kadar kaldığınızı buna göre ayarlıyordunuz. Suya gireli daha on dakika bile olmamıştı.
Sıcak su iliklerime kadar işlemişti. Karım da halinden çok memnundu. Yavaşça yanına gittim, beline sarıldım. Islak dudaklarından öpmeye başladım. Karım da bana karşılık veriyordu, dilini çıkarmış ağzımın içine sokmuştu. Dudaklarını emiyordum, karşılıklı dillerimizi çıkarmış, birbirine dokunduruyorduk.
Elimi bikinisinin üst kısmından içeri soktum, memelerini avuçladım. Karım hafif hafif inlemeye başlamıştı. Ayaklarımız havuzun tabanına değiyordu, su altta fokurdamaya devam ediyordu sürekli. Sıcak suyun içinde yarağım kazık gibi olmuştu. Karımı çevirdim, sırtı bana dönüktü şimdi.
“Bacaklarını ayır iyice!” dediğimde, kendini öne doğru eğdi ve bacaklarını ayırdı. Başını suyun üzerinde tutmak için yukarı kaldırıyordu. Bir elimle tangasını kenara çekerken, diğeriyle yarağımı tutmuş amına sokmaya uğraşıyordum. Biraz uğraşmayla amını bulmuştum.
Karım derin bir, “Ooğhh!” çekerek inlemeye başladı. Elleriyle havuzun kenarından sıkıca tutunmuş, götünü bana doğru bastırıp duruyordu. Suyun içinde istesem de hızlı hareket edemiyordum, yarağım amında yavaş hareketlerle gidip geliyordu.
Karım ise sürekli deli gibi inliyordu. Kalçalarından sıkıca tutunmuştum, hem destek alıyor, hem de onu kendime çekiyordum. Karım sürekli kendini geriye yasladıkça, yarağım amına köküne kadar giriyordu. Devamlı başını sağa sola sallıyordu.
Ben de kendimi kaybetmiş, zevkle inliyordum. Suyun içinde böyle bir tecrübeyi ilk defa yaşıyordum. Suyun içinde sikişimiz nedeniyle dalgalar oluşuyordu. Bu şekilde birkaç dakika boyunca sikiştik.
Karım bir ara, “Ağhh, ağhh, oğhh!” diyerek adeta çığlık atmaya başlamıştı. Boşaldığını anladım. Onun ardından ben de sarsılarak boşaldım.
Amından çıktığım zaman döllerimin sıcak suyun içinde yüzdüğünü görüyordum. Döllerim aynı zamanda karımın amından da akıp suya karışıyordu. Karım bana doğru döndü, birbirimize sarıldık. Bana sürekli,
“Seni çok seviyorum kocacığım!” deyip duruyordu. Suyun içinde yüzen döllerimi gören karım,
“Ay, bu ne böyle? Çabuk çıkalım buradan!” dedi.
“Bunlar senin amından suya karıştı!” dediğim zaman,
“Ay, çıkalım ne olur!” diyordu yine…
Birlikte sudan çıktık, biraz kurulandıktan sonra saunaya girdik. İçerisi felaket sıcaktı. Ben daha önce hamama, saunaya gittiğim için tecrübeliydim, ama karım böyle birşeyi hiç bilmiyordu. Saunanın içindeki tahta sıralara oturduk. Karım yine,
“Çok sıcak!” diye şikayet etti.
“Üzerindekini çıkartsana!” dedim. İtiraz eder gibi oldu, ama daha sonra iki parça bikinisini çıkarttı. Şimdi ikimiz de saunanın içinde anadan doğma vaziyetteydik. Sıcak fena bunaltıyordu. Beş dakika kadar anca kalabildik.
Bu kez hemen yan taraftaki buhar odasına girdik. Buhar kanallardan çıktığı zaman insanı yakan bir sıcaklık veriyordu. İçerde göz gözü görmüyordu. Burada da çok kalamadık, fakat beraber sauna ve buhar odasına birkaç sefer daha girdik. Bu terapi ikimize de iyi gelmişti. Derilerimizdeki gözenekler açılmıştı. Karım,
“Ben çok sevdim burayı, iyi ki gelmişiz!” dedi. Üzerimizi giyinip toparlandık ve çıktık.
Bizden hemen sonra kızlar çıktı. Onlar da hallerinden çok memnun görünüyorlardı. Odalarımıza çıkıp bir süre dinlendik. Öğle yemeğinden sonra karım ve kızlara,
“Hadi biraz da Antalya’yı gezelim, sürekli otelde sıkılmışsınızdır!” dedim.
Bu teklifime çok sevinmişlerdi. Onlar odalarına çıkıp hazırlanırken, ben de arabanın yanında hazırlanıp gelmelerini bekliyordum. Biraz sonra üçü de geldiler.
Karım uzun, çiçekli ve bol bir etek, üstüne uzun kollu bluzunu giymişti. Başını da parlak beyaz bir türbanla bağlamıştı. Özge de uzun koyu mavi eteğinin üzerine siyah bir tunik giymiş, eteğiyle aynı renk türban takmıştı. İkisinin de ayağında yüksek dolgu topuklu ayakkabı vardı.
“Niye böyle giyindiniz?” dediğimde, karım,
“Ee, sokakta milletin içinde başka nasıl dolaşalım?” dedi.
Akşama kadar Antalya’da gezdik, yedik, içtik. Bol bol fotoğraf çektim. Karımın ve kızlarının bir sürü resmini çekmiştim. Değişiklik iyi gelmişti, otelde kalmak bir süre sonra insanı sıkıyordu.
Karımın eteği rüzgârda uçuşuyordu, ayağındaki topuklularla yürürken götü sağa sola sallanıyordu. Sanırım bluzun altına şeffaf, desteksiz bir sutyen giymişti.
Yürüdüğünde gök mavisi bluzunun altında koca memelerinin hop hop sallandığını görebiliyordum. Özge de aynıydı, eteği götünü sarıyordu. O gün ikisine de birbirine fark ettirmeden aynı soruyu sormuş ve aynı cevabı aldım.
“İçine ne giydin?” dediğimde, ana kız ikisi de,
“İp külot!” dediler. Bu cevapları yarağımın sertleşmesine yetmişti. Akşam otele geri döndük, hafif bir şeyler yedikten sonra odalarımıza çekildik. Özge o ara bana,
“Gece gelecek misin?” diye sorunca,
“Ayarlamaya çalışırım!” dedim.
Karımla odamıza girdik, üzerinde kıyafeti ile duruyordu. Beline sarılıp dudaklarından öptüm. Elimi götüne attığım zaman yumuşacık göt yanaklarını hissettim. Karımın nefes alışları değişmişti, gözleri kapalı bir haldeydi.
Onu bıraktım ve çantamı açıp içinden fotoğraf makinemi çıkardım, aynı zamanda kamera işlevi de vardı. Karımın resimlerini çekmeye başladım. Karım,
“Ne yapıyorsun?” dese de, ben resimlerini çekiyordum. Karımdan poz vermesini istedim. Benim ısrarlı isteklerime daha fazla direnemedi ve poz vermeye başladı. Bu kez kendisi yaptığımızdan keyif alır olmuştu,
“Hadi böyle çek, hadi şöyle çek!” deyip duruyordu.
“Eteğini kaldır!” dediğimde,
“Niye?” dedi. “Etek altımın resmini mi çekeceksin? Ayıp, günah kocacım…”
“Günahı benim boynuma… Kocan değil miyim, ben istiyorum bunu yapmanı… Sen dediğimi yap!” dedim sinirle.
Sert çıkmam işe yaramıştı. İtiraz etmez olmuş, dediklerimi yapıyordu. Eteğini yukarı kaldırınca, bacakları ve kalçaları ortaya çıktı. Resimlerini çekiyordum sürekli. Daha da yukarı kaldırmasını istedim.
Eteğini iyice beline kadar kaldırınca, içine giydiği ip külotu göründü. Karım ayakta durmuştu, ben etrafında dolanarak önünden, arkasından resimlerini çekiyordum.
İp külot götünün arasındaydı, götünün yarığı, arasındaki iple iyice belirgin olmuştu. Külotun ön kısmı amını anca kapatabiliyordu. Daha fazla resim çekmeye mecalim kalmamıştı, bir an önce karımı sikmek için yanıyordum.
Ancak makineyi yatağı görecek şekilde, televizyonun olduğu dolabın üzerine koydum. Kamera kayıttaydı. Karım,
“Niye oraya koydun ki?” dediği zaman,
“Merak etme, sen de zevk alacaksın!” dedim.
Karımın beline sarıldım tekrar, elimi eteğinin içine sokup götünü avuçladım. Götünü hamur gibi yoğurdukça, karım inlemeye başlamıştı. Onu yavaşça soymaya başladım. Eteğini aşağı sıyırıp ayaklarından çıkardım.
Başındaki türbanını ve bonesini çıkardım, daha sonra da bluzunu başının üzerinden çıkardım. Şimdi ip külot ve dantelli şeffaf sutyeni ile kalmıştı. Ayakta birbirimize sarılmıştık. Karımın götünü yoğuruyor, avuçluyor, sıkıyordum.
Sutyenin kopçasını açtım, memeleri öne doğru fırladı. Onları emmeye, yalamaya başladım. Uçlarını emip yaladıkça iri birer siyah üzüm tanesi gibi olmuşlardı.
Karımı yatağın ortasına oturttum. Ben de kucağına uzandım. Karımın memelerini bir bebek gibi emiyordum. Karım saçlarımı, başımı okşuyordu sürekli. Meme uçları şişmiş, büyümüştü. Karım gözlerini kapamış inliyordu devamlı.
Bu şekilde dakikalarca memelerini emdim, yaladım. O zaman diliminde, nedendir bilmiyorum yarağımda bir hareket olmamıştı. Karım aldığı zevkle yavaş yavaş sırt üstü uzandı, ben de üzerine uzandım. Ama devamlı olarak iki memesini emmeyi sürdürüyordum.
Memelerini tuttum ve uçlarını birbirine yaklaştırdım. Memeleri içi süt doluymuş gibi dolgundu. Her iki meme ucunu da küçük küçük ısırıyor, emiyordum. Karımın nefes alışları sıklaşmış, inlemeleri çoğalmıştı. Bacaklarını kendine doğru çekiyor, bir eliyle başımı okşarken diğerini amına atmış amını ovalıyordu.
Bu şekilde dakikalar geçmişti. En sonunda karım hızlı hızlı nefes alıp inleyerek boşaldı. Karımın dolgun, iri memelerini çok seviyordum. Tam pornolardaki milf ev kadınları tipindeydi karım, azgın, etli butlu, dolgun… Sik kaldıran cinsinden…
Bir süre karımın karnının üzerine başımı koydum. O da sürekli saçlarımı, yanaklarımı okşuyordu.
“Bu gece beni sikmesen de olur, çok fena boşalttın beni!” dedi. Ona baktığım zaman gözlerinin kenarlarından yaşlar süzülüyordu. Dudaklarını emmeye başladım. Ellerimi yine memelerine attım.
Karım üzerinde ip külotla duruyordu. Külotunu bacaklarından sıyırarak çıkardığım zaman oldukça sulanmış amı göründü. Bir mendille amını iyice sildim. Ben de daha rahat hareket edebilmek için soyundum ve çıplak kaldım.
Amını yavaş yavaş yalamaya başladım. Am dudaklarını emiyor, ısırıyordum. Dilimi amının içlerine sokuyor, amının içini yalıyordum. Zevkten saçlarımı çekiştiriyordu. Bacakları iki yana açık, dizlerini kendine çekmişti.
Kasıkları terlemişti, kasıklarını öpüyor, yalıyordum. Karımın yastığı alıp ağzına soktuğunu gördüm. Ardından boğuk boğuk sesler çıkarmaya başlamıştı. Aldığı zevkten çığlık atmamak için yastığı ağzına sokmuştu.
Ben aynı şekilde, amını ve kasıklarını yalamaya ve emmeye devam ediyordum. Sağ elimin orta parmağını amına soktum ve içinde gidip gelmeye başladım. Parmağımı çıkardım, bu kez başparmağımı amına, orta parmağımı da götüne soktum. Parmaklarımı bu şekilde sokup çıkarmaya başladım.
Karım yastığı ısırıyor ve saçlarımı çekmeye devam ediyordu, artık öyle bir hal almıştı ki, canım yanıyordu. Ellerini zorla saçlarımdan ayırdım. Bu sefer yatağın iki tarafında çarşafı çekiştiriyordu. Bir süre sonunda boğuk boğuk sesler çıkararak boşaldı. Yastığı ağzından çıkardığında soluksuz kalmış gibiydi.
Yarağımda halen hareket yoktu, ama karım ikinci defa boşalmıştı. İçinde gidip gelen parmaklarım ıslanmıştı, karımın üzerinde uzandığı çarşaf da sırılsıklam olmuştu.
Banyoya gidip ellerimi yıkadım. Döndüğümde karım yatakta yarı baygın yatmaya devam ediyordu. Yanına uzandığım zaman kendine geldi. Ona,
“Ne oldu bilmiyorum, yarağım kalkmadı!” dedim. Hafifçe doğruldu, elini yarağıma attı. Yavaşça sıvazlamaya başladı. Sonra ben bir şey demeden beni omuzlarımdan bastırarak sırt üstü uzanmamı sağladı.
Şimdi kontrol karımın eline geçmişti. Yarağımı iştahla yalamaya başlamıştı. Başını ileri geri oynattıkça yarağım boğazına kadar girip çıkıyordu. Dili yarağımın kafasına değdiğinde gıdıklanıyordum.
Karımın götü bu pozisyonda havaya dikilmişti, dizlerinin üzerine çökmüştü, götü tam kameranın karşısındaydı. O anda kameranın kayıtta olduğunu hatırladım. Yarağım artık tamamen sertleşmişti. Karım yavaşça yalamayı bıraktı. O esnada ağzından yapışkan bir sıvı tükürüğüyle birlikte çenesine akıyordu.
Karım yatağın üzerinde ayağa kalktı, ayaklarını yatağın kenarlarına koyarak yavaş yavaş çömeldi. Amını yarağıma hizalayarak oturdu, şimdi yarağım köküne kadar karımın cayır cayır yanan amının içindeydi.
Karım kendiliğinden yarağım amında olduğu halde oturup kalkmaya başladı. Ellerini dizlerine koymuştu, ben de onu baldırlarından tutuyordum. Karım gözlerini kapatmış derin derin inliyordu. Yarağımın üzerinde gittikçe daha hızlı oturup kalkmaya başlamıştı şimdi. İri memeleri sağa sola sallanıyordu.
Bir süre sonra hafifçe doğruldu, ayaklarını biraz daha öne uzattı, yarağım halen amındaydı, ellerini geriye doğru atarak kalçalarımdan tutundu. Bu pozisyonda oturup kalkmaya başlamıştı. Bu şekilde daha rahat hareket edebiliyordu.
Karımın inlemeleri çoğalmıştı, memeleri deli gibi sallanıyordu. Ancak bu pozisyonu ikimiz de çok sürdüremedik, önce karım, hemen sonra da ben, deli gibi boşalmıştık. Gece boyu karım üç defa boşalmıştı.
Öne doğru uzandığı zaman onu belinden tutup kaldırdım ve kendime çektim, yanıma uzandırdım. Güzelim benim artık sikiş konusunda tutukluğunu üzerinden atıyordu ve ben bundan büyük zevk alıyordum. Birbirimize sıkıca sarılmıştık.
O sırada telefonuma bir mesaj geldi, telefon “Dıt, dıt, dıt!” ötüp duruyordu. Yataktan kalkıp televizyonun yanında duran telefona baktım. Mesaj Özge’den gelmişti,
“Hadi gel artık, sana sürprizim var!” diyordu. Karım,
“Kim o gece gece mesaj atan?” diye sordu.
“Hiç, telefon şirketinin abuk sabuk reklamlarından biri!” dedim…
Kamerayı kapattım. Karım duşa girdiği zaman balkona çıktım, Özge’yi aradım.
“Hadi gel artık, ne olur!” deyip duruyordu,
“Tamam, annen şimdi duşta, daha uyumadı, o uyuduğu zaman gelirim!” dedim.
“Onu siktin değil mi? Ben burda yalvarıp dururken sen annemi siktin, öyle mi?” dedi ve telefonu suratıma kapattı. Ben de karımın yanına duşa girdim, birlikte güzelce yıkandık.
Çıktıktan sonra karıma kameranın yaptığı kaydı bir süre izlettirdim. Az önce deli gibi sikişen sanki kendisi değilmiş gibiydi, utanmış ve yüzünü öbür tarafa çeviriyordu.
“Sil bunları, tövbe tövbe, çocuklar görebilir bunu!” diyordu. Bir süre sonra karımla birbirimize sarılarak uyuduk. İçim geçmişti, bütün gün yorulmuştum. Kendime geldim biraz. Uyandığımda karım sırtını bana dönmüş, horlayarak yatıyordu. Üzerine battaniye örttüm üşümesin diye… Sonra da usulca yataktan kalkıp dışarıya çıktım.
Özge’nin kapısının önüne geldim, kapıyı tıklattım yavaşça. Bir süre sonra kapı açıldı, sessizce içeriye girdim. Özge yine kapının arkasında kalmıştı. Üzerini çıkartmamıştı, üzerinde gündüz giydiği kıyafetleri duruyordu.
Onu elinden tuttum ve odanın ortasına getirdim, dudaklarına yumuldum. Bir süre uzun uzun öpüştük, birbirimizin dilini emiyorduk. Derken Özge kendini geri çekti, gözlerimin içine bakıyordu.
Yavaş yavaş kendi kendine dans etmeye, yerinde sallanmaya başladı. Dans ediyor, götünü sağa sola sallıyordu. Kendi kendine bir nağme tutturmuştu.
Üzerindekileri yavaş yavaş çıkarmaya başladı bu arada. Üzerinde kırmızı bir sutyen ve minik bir ip külotla kalmıştı. Ellerini dizlerine dayayarak sırtını bana dönmüş, götünü deli gibi sağa sola sallıyordu.
Özge bu gece bana striptiz yapıyordu. Dans etmeye devam ederken sutyenini ve külotunu da çıkardı. Dolgun memeleri bir aşağı bir yukarı sallanıyordu. O sırada ben yatağın üzerinde oturmuş onu izliyordum.
Yanıma yaklaştı, götünü sağa sola sallamaya devam ediyordu. Şortumu ve tişörtümü çıkarınca çıplak kaldım. Beni omuzlarımdan tutarak yatağa uzattı. Biraz önce annesinin yaptığı gibi bana saksofon çekmeye başladı, yarağımı iştahla yalıyordu. Bense sadece onu izliyordum.
Annesini bir posta sikmiştim, sıra kızına gelmişti. Özge yarağımı yalamayı bıraktı ve vücudumu öpmeye, emmeye başladı. Meme uçlarımı emiyor, yalıyordu. Çok hoşuma gitmişti, gıdıklanıyordum. Özge’nin saçlarını okşuyordum sürekli. Boynumu vakum gibi emiyordu, kontrol Özge’deydi şimdi…
“Bak şimdi ne olacak!” dedi ve annesi gibi yatağın üzerine çıktı, işer gibi çömeldi, bir eliyle yarağımı tutmuştu, yarağımı götünün deliğine hizalamaya çalışıyordu.
Derken derin bir, “Iğmm, oğhh!” sesi çıkardı, yarağım götüne girmişti. Ellerini öne doğru uzatınca, ellerinden sıkıca tuttum, böylece benden destek alıyordu. Yavaş yavaş yarağımın üzerine oturdu, inlemeleri çoğalmıştı.
Bir süre sonra yarağım tamamen götüne girmişti. Biraz o şekilde bekledi. Gözlerini kapatmış, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Daha sonra yerinde sallanmaya ve yarağımın üzerinde oturup kalkmaya başladı. Göt deliği yarağımı sıkıyordu. Özge kısık kısık nefes alıyor, gözleri kapalı, dudaklarını ısırıyordu.
Hızlanmaya başlamıştı, memeleri, saçları sallanıyordu, göt deliği gittikçe açılmış ve kaygan bir hal almıştı. Özge, “Ağhh, ağhh, ımm, oğhh!” sesleriyle yarağımın üzerinde oturup kalkıyordu.
Ellerini sıkıca tutuyordum düşmemesi için. Derken büyük bir hazla götüne patladım. Ama Özge halen oturup kalkmaya devam ediyordu. Odayı inlemeleri doldurmuştu. Hızlandıkça götünün yanakları kasıklarıma çarpıyordu ve sesler çıkartıyordu Şlap, şlap, şlap diye.
Özge de daha fazla devam edemedi, yorulmuştu. Yavaşça ayağa kalkınca, döllerim götünden bacaklarına akıyordu.
“Nasılım?” diye sorunca,
“Çok güzel, nereden öğrendin böyle dans etmeyi?” dedim.
“Kızlarla partide boş oturmuyorduk herhalde!” diyerek bilgiç bilgiç cevap verdi.
Özge’yi yatağa yatırdım. Terli amını bir mendille sildim. Dilimi amına sokmaya başladığımda Özge yeniden inlemeye başlamıştı. Parmaklarımla amını ovalamaya başladım, orta parmağımı göt deliğine soktum. Az önce döllerimin suladığı göt deliğinde parmağımı hızlıca sokup çıkarmaya başladım.
Özge saçlarımı okşuyordu. Üzerine çıktım, memelerini emmeye başladım. Meme uçları pembe renkliydi, emdikçe büyüyordu.
“Aahh, sik beni… Lütfen, sik beni…Amımı sik, beni kadın yap, ne olur!” diye yalvarmaya başladı. Doğrusu onu amından sikmeyi ben de çok isterdim, ama bunu yapamayacağımı biliyordum.
Yarağım yeniden kalkmıştı. Sıvazlayarak biraz daha kaldırdım. Özge’yi kaldırdım, yatağın kenarına getirdim. Sağ ayağını yatağın üzerine koymasını söyledim, dediğimi yapınca sol ayağı yerde, sağ ayağı yatağın üzerinde kalmıştı. Bu şekilde göt deliğine kolayca girebilirdim.
“Öne doğru biraz eğil!” dedim, arkasına geçtim, yarağımı tutarak aralık göt deliğine yavaş yavaş girdim.
Özge, “Uğhhh, uff, ağhh!” demeye başlamıştı. Onu belinden sıkıca tuttum, hızlanarak götüne pompaladıkça Özge ileri doğru gidiyordu çünkü. Daha büyük bir güçle götüne girip çıktıkça Özge zevk ve acıyı bir arada hissetmeye başlamış, inliyordu. Başını sürekli arkaya atıyordu.
Bense aynı tempoda götüne girip çıkıyordum, ama bazen dayanamayıp, “Uuğhh, oğhh!” sesleri eşliğinde götüne abanıyordum. Bu gece daha fazla kendimi yormaya niyetim yoktu. Birkaç dakika boyunca bu pozisyonda siktikten sonra götüne boşaldım. Yarağımı çıkardığım zaman göt deliğinden sağlam bir osuruk sesi geldi.
Özge ahhlayarak doğruldu, bana birşey demeden tuvalete gitti. Çişini yaptığını duyuyordum, içerden az önceki gibi osuruk sesleri geliyordu. Sifonu çektiğinde yanına gittim ve
“Ne oldu, hasta mısın?” diye sordum.
“Bugün sauna, banyo derken biraz üşüttüm galiba.” dedi. Beraber duşa girdik, yıkandık, çıktık. Yatağa uzandım, başını göğsüme koymuştu. Bir süre sonra Özge uykuya dalmıştı. Üzerini örttüm ve sessizce odadan çıktım.
Sabah kahvaltıda karıma,
“Bugün denize gidiyoruz!” dedim. Otelin kendine ait küçük bir plajı vardı, ama turistler sabahın köründe orayı dolduruyor, siz de denize giremiyordunuz. Antalya’da plaja götürecektim onları.
Kızlar bu haberi duyunca çok sevindiler. Bikinilerini giymekte ısrar ediyorlardı, ama karım buna izin vermiyordu. Derken son sözü ben söyledim,
“Kim canı ne istiyorsa, neyi yakıştırıyorsa, onu giysin!” dedim.
Odalarımıza çıktık, karım kızları bikini giyeceği için onlardan geri kalmak istemiyordu. Remziye’nin verdiği beyaz bikiniyi giydi. Üzerine de ince, uzun elbisesini… Hazırlanıp hep birlikte çıktık.
Plaja geldiğimiz zaman epey dolmuştu, denize biraz uzak kalan dört tane boş şezlong buldum, kiraladım. Karım ve kızlar hemen giysilerini çıkartarak bikinileri ile kaldılar.
Karımın bikinisi özellikle çok güzeldi, beyaz bikini hafif göbekli karıma çok yakışmıştı. Ben de şortumla kalınca,
“Hadi denize!” dedim. Karım da, kızlar da, daha önce hiç denize girmedikleri için korkuyorlardı. Havuz denize göre daha güvenliydi. Onlara,
“Merak etmeyin, ben yanınızdayım!” deyip duruyordum. Denizin suyu biraz soğuktu, hepimiz biraz ürperdik. Onları sahilden birkaç metre öteye götürdüm, su benim göbeğime geliyordu. Üçü de korkuyla karışık eğleniyordu. Biraz daha ileri gidince, su adam boyunu aşıyordu, onlara,
“Siz orada kalın, ileri geçmeyin!” diye bağırdım. Sözümden dışarı çıkmayacaklarını biliyordum. Ben biraz açıldım, denizi özlemiştim. Tuzlu suyun içinde yarım saate yakın kaldım. Karım ve kızları halen bıraktığım yerdelerdi. Karım,
“Ay, nerede kaldın, öyle uzaklara gitme, bir şey olur, korkuyorum!” diye söyleniyordu. Hep birlikte şezlongların yanına döndük, kurulandık.
Benim arka çaprazımda kalan şezlongda, ellili yaşlarında bir kadın dikkatimi çekmişti. Denizden çıktığımdan beri bana bakıp duruyordu. Karımla birbirimizin vücuduna güneş kremi sürerken de gözü sürekli üzerimdeydi.
Kadının saçları sarıydı, el ve ayak tırnaklarına kırmızı oje sürmüştü, denize gelmiş olmasına rağmen gözlerine makyaj yapmıştı. Üzerinde koyu mavi bir bikinisi vardı. Şezlongda tek başına kalıyordu. Bir ara kalktı, denize doğru yürürken, öbür taraftan gideceği yerde, bilerek benim yanımdan geçti.
Aynı şekilde on dakika sonra dönerken de yine yanımdan geçerken bana bakıp durdu. Bu kadında bir iş vardı. Memeleri oldukça büyüktü. Götünü sağa sola sallayarak yürüyordu.
Karıma ve kızlara yiyecek içecek birşeyler almak için büfeye gittiğimde, o kadın da bir bar sandalyesine oturmuş bira içiyordu. Beni görünce elini saçına attı, bana iş atıyordu. Beyaz bir vücudu, yüzünde ve vücudunda kırışıklar vardı.
Karımın boylarındaydı. Sandalyenin üzerinde bacak bacak üstüne atmıştı, teninin beyazlığı daha bir belli oluyordu. Ona baktığımı anlamıştı,
“Merhaba!” dedi. Ben de,
“Merhaba!” dedim.
“Çok sıcak bir gün, şu deniz de olmasa ne yaparız!”
“Evet, öyle!” dedim.
“Ben hemen sizin arka şezlongda kalıyorum, yanınızdaki hanımefendi sizinle birlikte galiba?”
“Evet, beraber geldik!”
“Hımmm….” diyerek birasından bir yudum aldı. Büfedeki çocuk benim siparişleri hazırlıyordu bu arada. Kadın bana bakıp duruyordu. Şansımı denemeye karar verdim,
“Yalnız mısınız, yanınızda kimseyi göremedim?” dediğimde,
“Ayy, evet!” dedi. Sonunda siparişlerim hazırdı, yanından ayrılmadan önce başımla selam verdim.
Karım ve kızlar aldıklarımı yiyip içiyordu. Kadına baktım tek başına büfede oturmuş, cep telefonunu karıştırıyordu. Karıma,
“Siz devam edin, ben büfede oturup bir şeyler içeceğim!” dediğimde, karım,
“Ee, getir buraya, daha ne diye gidiyorsun?” dedi.
“Bira içeceğim!”
“Ha tamam, git nerde içiyorsan iç o mereti!” dedi, yanında içki içmemi istemiyordu.
Kadın tekrar beni yanında görünce elindeki telefonu bırakmış, bana çaktırmamaya çalışarak bakıyordu. Bir bira istedim. Kadın birasını bitirmişti.
“Bir tane daha alır mısınız?” dediğimde,
“Aay, fazla gelir, almayayım mersi!” dedi. Kadının kulağına yanaşıp,
“Arka tarafta konuşalım mı?” dedim ve önden yürüyerek büfenin arka tarafına geçtim, kadın da arkamdan geldi. Karım ve kızlar beni buradan göremezlerdi. Kadın yanımdaki bar sandalyesine oturdu,
“Ben Nalan!” diyerek elini uzatt.
“Ben de Osman!” dedim. Konuşmaya başladık. Ankara’dan buraya tek başına geldiğini, iki yıl önce kocasını kaybettiğini, yalnız yaşadığını, evli bir kızı olduğunu söyledi.
“Kocamdan sonra psikolojim çok bozuldu, ben de kendime bir tatil ayarladım böyle!” dedi.
Antalya şehir merkezinde küçük bir otelde kaldığını, daha dün geldiğini söyledi. Ben de kendimle ilgili birşeyler anlattım. Muhabbetimiz koyulaşıyordu. Bir ara bana doğru eğilip, kulağıma,
“Jigolo musun?” diye sordu. Nalan erkek avcısı çıkmıştı, kendine erkek arkadaş arıyordu. Ben de onun kulağına eğilip,
“Evet!” dedim.
“Anlamıştım zaten! Kadın senden yaşlı, bulmuş senin gibi delikanlıyı kaçırır mı! Peki, yanındaki kızlar kim?”
“Kadının kendi kızları!” Nalan elini ağzına götürüp,
“Aa, inanmıyorum! Kadına bak be, bu işi çocuklarının önünde mi yapıyor?” diyerek hayretini gösteriyordu.
Bir oyunun içine girmiştim ve bu oyunu devam ettirmek istiyordum,
“Evet, aynen öyle!” dedim. Nalan kulağıma eğilerek,
“Sana iyi para ödüyor mu peki?” diye sordu.
“Oteli falan herşeyi o ayarladı, tüm masraflarımı karşılıyor, ayrıca para almıyorum, bedavadan tatil yapıyorum!” dedim. Bu sözlerim üzerine,
“Hımmmm…” diyerek bir süre durdu, sonra canının çok sıkıldığını, bir arkadaşının olmadığını söyledi.
“Bana telefonunu, kaldığın oteli yaz, seni ararım!” dedim. Sevinçle çantasından bir kağıt çıkardı, arkasına otelin adını ve telefonunu yazdı, verdi.
“Tamam, seni ararım!” dedim.
“Bekliyorum mutlaka!” dedi.
“Görüşmek üzere!” deyip ordan ayrıldım. Karım ve kızlar yemeklerini yemişlerdi. Hava sıcaktı, ama tatlı bir rüzgar esiyordu. Hepimiz uykuya dalmıştık. Bir ara arkama baktığımda Nalan’ı göremedim. Gitmişti. Aradığı erkeği bulmuştu nasılsa, daha fazla kalmasına gerek yoktu.
Biz de akşam üzerine kadar plajda kaldık. Otele döndüğümüz zaman karıma, Antalya’da yaşayan asker arkadaşımı ziyarete gideceğimi, beni beklediğini söyledim. Karım hiç itiraz etmeden,
“Tamam, sen bilirsin, ben de kızlarla otururum.” dedi. Güzel bir duş aldım, giyinip, hazırlandım. Gerçekten de Antalya’da yaşayan bir asker arkadaşım vardı, ama yıllardır kendisini görmemiştim.
Karım duşa girdiğinde bavuldan prezervatifleri alıp cebime attım, bu gece lazım olacaklardı çünkü. Ayrıca dün karımla yaşadığım sikişi kaydettiğim makinemi de aldım yanıma. Otelden çıktıktan hemen sonra Nalan’ı aradım ve yanına geleceğimi söyledim. Çok heyecanlanmıştı,
“Bekliyorum!” dedi.
Şehir merkezine geldiğim zaman Nalan’ın yazdığı oteli bir süre aradım. Bir sokak içerisinde, beş katlı bir binaydı burası. Resepsiyonda güzel bir kız vardı,
“Nalan hanımın misafiriyim.” dedim. Kız adımı sorup, Nalan’ın odasını aradı, benim geldiğimi söyledi. Telefonu kapattığında,
“Nalan hanım sizi bekliyor!” diyerek oda numarasını söyledi. Nalan en üst katta kalıyordu. Odasının önüne geldiğim zaman hafifçe kapıyı tıklattım. Biraz sonra kapı açıldı…
Nalan dizlerinin üzerine gelen parlak mavi bir elbise giymişti, askılı bir elbiseydi. Elbisenin önünde dekoltesi vardı, memelerinin çatalı olduğu gibi görünüyordu. Üzerinden ağır bir parfüm kokusu geliyordu, yüzüne de makyaj yapmıştı. Dudaklarına kırmızı ruj sürmüş, gözlerini maviye boyamıştı yine. Ayağında da siyah topuklu bir ayakkabısı vardı.
İçeri geçtim. Nalan nasıl davranacağını bilemiyordu, buraya erkek bulmaya gelmişti ama bulduğunda da ne yapacağını şaşırmıştı. Temiz ve düzenli bir odası, ortada iki kişilik büyük bir yatak vardı.
Bir şey demesine fırsat vermeden beline sarıldım ve dudaklarından öpmeye başladım. Dudaklarının üzerinde kırışıklar ve hafif alınmamış tüyler vardı. Dudakları etliydi. Nalan dudaktan öpüşme konusunda bilgisizdi, ben dudaklarını emerken sadece ayakta öylece duruyordu. Henüz hazır olmadığını anlamıştım, öpmeyi bıraktım.
“Uhh, şey, ee…” diyerek kekeledikten sonra, “Ben böyle olacağını tahmin etmemiştim.” dedi.
“Peki, ne bekliyordun?” dediğimde,
“Şey, ne bileyim…” dedi. Onu kolundan tutup yatağa oturttum, ben de yanına oturdum. Bana birşey anlatmaya çalışıyordu, ama cesaret edemiyordu. Sonunda,
“Osman, sana birşey söylemek istiyorum. Şey.. Benim sana verebileceğim çok param yok, ben zengin değilim, nasıl bir otelde kaldığımı görüyorsun…” dedi.
“Ben paran için burada değilim, seni beğendiğim için geldim!” dediğimde, şaşkınlıkla,
“Öyle mi?” diyerek gülümsedi ve “Teşekkür ederim!” dedikten sonra, “Şeyy… Ankara’da internette birkaç tane jigolo bulmuştum aslında, ama hepsi çok para istediler. Benim onlara verecek o kadar param yok. Para olmayınca da insanın yüzüne bakmıyorlar, bilirsin!” dedi.
“Evet, haklısın!” dedim. O da,
“Sen gerçekten para almıyor musun?” diye sorunca,
“Hayır, sana dedim ya, her şeyi o karşılıyor, ben de bedavadan tatil yapıyorum. Ee, buraya konuşmaya mı geldim ben, oturup sabaha kadar konuşacak mıyız?” Nalan görünüşte çapkın bir kadındı, ama gerçekte utangaç bir genç kız gibiydi.
“Şeyy, ee, sana söylemem gerekeken birşey daha var, ben uzun zamandır bir erkekle beraber olmadım. Kocamın uzun bir hastalık dönemi oldu, zaten ondan çok önce de aramızda cinsellik bitmişti. Sen kocamdan sonra bana dokunan ilk erkek olacaksın!” dedi. Bu sözü hoşuma gitmişti. Saçlarını okşuyordum,
“Merak etme, seni zevkin doruklarına çıkarırım!”
“Kocam öldükten sonra yalnız kaldım, kızımla da aram iyi değil, uzun zamandır görüşmüyoruz, internette arkadaşlık sitelerinde birilerini bulmak istedim, ama hep saçma sapan tipler karşıma çıktı. Yeniden evlenmeyi de düşünmüyorum. Jigolo bulmak istedim, ama onlar da çok para istediler. Aslında belki anlamışsındır, ben hem konuşabileceğim bir arkadaş, hem de bir partner arıyorum.”
“Tam adamını buldun!” dedim ve sonra, “Eğer böyle konuşmaya devam edeceksek senden para almak zorunda kalacağım!” dedim. Bu sözümü ciddi sanmıştı.
“Ne yapmamı istiyorsun?” diye sorunca, onu kollarından tutup ayağa kaldırdım,
“En son ne kadar oldu sikişmeyeli?” dediğim zaman utandı. “Hadi utanma, ben bunun için buradayım!”
“Aşağı yukarı on yıl oldu!” dedi. 10 yıl uzun bir zamandı,
“Özür dilerim ama sen kaç yaşındasın?” diye sorunca
“54, çok mu yaşlıyım sence?” dedi.
“Hayır, senden daha yaşlıları ile de birlikte oldum ben!” dedim. Bu son söylediklerim onu rahatlatmıştı. Yalan söylüyordum, hayatımda ilk defa bu kadar yaşlı bir kadınla beraber olacaktım.
Onu yavaşça yatağa yatırdım, boynunu, dudaklarını öpmeye, emmeye başladım. Vücudu neredeyse karım gibiydi, derisini, etlerini vakum gibi içime çekiyordum. Nalan ise gözlerini kapatmıştı, elleri sırtımda gezinmeye başlamıştı. Elimi elbisesinin altından soktum, kalçalarını avuçlayıp, okşuyordum.
Nalan, “Imm, ıhh!” diyerek hafif hafif inlemeye başlamıştı. Elimi daha ilerilere soktum, içinde minik bir külot vardı, onu kenarlarından tutup sıyırdım, külotu dizlerine gelmişti şimdi.
Elimi amına attım, am dudakları küçüktü. Amını ovaladıkça Nalan’ın inlemeleri de çoğalmıştı, başını sağa sola sallıyordu.
Amını ovalarken, orta parmağımı yavaşça amına soktum. Yaşına ve çocuk doğurmasına rağmen dar bir amı vardı. Nalan’ın inlemeleri çoğalmıştı. Derken hızlı hızlı nefes almaya başladı ve küçük çığlıklar atarak, kasıla kasıla boşaldı.
Kadını daha sikmemiştim bile, elimi amına atmam boşalması için yeterliydi. Gözleri kapalıydı, yavaşça açıp bana bakınca,
“Orama dokunman bile yetti!” dedi.
“54 yaşındaki bir kadına göre dar bir amın var!”
“Kocamla cinsel hayatımız zaten monotondu, haftada en fazla iki kere beraber oluyorduk, dediğim gibi on yıldır da kimseyle beraber olmadım. Kızımı da ameliyatla doğurmuştum zaten, amım dar olduğundan normal doğum yapamadım!” dedi.
Dizlerindeki külotunu çıkardım, elbisesinin de altında kalan fermuarını açtım, askılarını omuzundan sıyırdığım zaman koca memeleri göründü.
“Amın dar, ama memelerin çok büyük!”
“Evet, kalıtımsaldır bizde.” Meme uçları karımınkiler gibi büyüktü, emmeye koyulduğumda Nalan yine inlemeye başlamıştı.
Bir taraftan elim halen amındaydı, orta parmağım amında çalışıyordu. Yavaş yavaş amı sulanmaya başlamıştı. Nalan saçlarımı okşuyor, inliyordu sürekli. Beyaz teninin altında, memelerinin içindeki mavi damarları belli oluyordu.
Memelerini deli gibi emiyor, ısırıyordum. Memelerinin içi pamukla doluydu sanki. Amındaki elim ıslanmıştı. Elbisesini sıyırarak çıkardığım zaman altımda çırılçıplak kaldı. Göbeğinin altında uzun bir ameliyat izi vardı.
“Kızımı sezaryanla doğurduğum zaman işte böyle kestiler beni!” dedi.
Çıplak vücudunu emiyor, öpüyordum. Amının üzerinde bir miktar kıl vardı. Am dudaklarını emmeye başladığımda Nalan yine inlemeye benzer sesler çıkarmaya başlamıştı, iki eliyle çarşafı çekiştiriyordu. Amı şimdi epey sulanmıştı, dilimi amının içlerine sokmaya çalışıyordum. Vücuduna sürdüğü parfümden amına da sıktığı belliydi, ağır bir parfüm kokusu alıyordum.
Nalan inledikçe, şort pantolonumun içindeki yarağım da tavan yapıyordu. Yataktan kalktım, Nalan’ın bakışları arasında çarçabuk soyundum. Yarağım havaya doğru dikilmişti. Nalan gözlerini bir an olsun yarağımdan ayırmıyordu. Yanına geldim, hafifçe doğruldu.
“Daha önce hiç yarak yaladın mı?” dediğim zaman yüzüme baktı,
“Şeyy, aslında hayır, bir kere kocama teklif etmiştim ama o istememişti!” dedi.
“Hadi o zaman, her şeyin bir ilki vardır!” dedim.
Nalan kırışık elleriyle yarağımı tuttu, bir taraftan bana bakmaya devam ediyordu. “Hadi yala!” dediğim zaman yavaşça dondurma yalar gibi yarağımı yalamaya başladı. Kırmızı rujlu dudakları yarağıma değdikçe ben de zevk alıyordum, Nalan’ın saçlarını okşuyordum ben de.
Nalan yavaş yavaş yarağıma alışmıştı, kökünden bir eliyle tutmuş, başını ileri geri oynatıp yarağımı ağzının derinlerine sokup çıkartıyordu. Yarağımı birkaç dakika boyunca yalamıştı, neredeyse ağzına boşalacaktım.
“Tamam, bu kadarı yeterli!” dediğimde yavaşça doğruldu.
Geldiğimde sehpanın üzerine koyduğum kamerayı alıp çalıştırdım ve yatağı görecek şekilde masanın üzerine yerleştirdim. Nalan,
“Onu neden yapıyorsun?” dediği zaman,
“Kendim için, müşterilerimle yaşadığım bütün sikişleri kaydederim!” dedim. “Ama gizlilik konusunda kesinlikle için rahat olsun. Bu sadece kendimi garantiye alma amaçlı, karşılıklı, gönül rızasıyla sikiştiğimizin belgesi…” Bu sözüm üzerine bir şey demedi.
“Şimdi sen uzan yatağa!” dediğimde sırt üstü uzandı, bacaklarını ayırdım, amını yalamaya başladım. Amı sulanmıştı, onun için temiz bir mendille amını sildim. Kaldığım yerden yalamaya devam ettim.
Nalan sürekli inliyordu, derken inlemeleri çoğalmış, nefes alıp vermesi değişmişti, “Ağhh, uğhh, ayy, ımm!” diyordu sürekli. Amını yalamayı bırakıp parmağımı içine soktum. Parmağım içinde birkaç defa gidip gelmişti ki yeniden boşaldı.
Yatağın üzerinde cansız gibi yatıyordu, göğsünün inip kalkması da olmasa cansız sanılırdı. Artık onu sikmek istiyordum. Pantolonun cebindeki prezervatifleri çıkardım, birini açıp yarağıma takacakken, Nalan,
“Dur, onu kullanmanı istemiyorum. İçimde gerçek bir erkeklik organını hissetmek istiyorum! Ayrıca ben çoktan menopoza girdim, içime boşalabilirsin, sana güveniyorum!” dedi. Benim için hava hoştu,
“Sen nasıl istersen!” dedim. Sırt üstü yatmaya devam ettiğinden bacaklarını araladım, yarağımı yavaş yavaş amına sokmaya başladım.
Uzun yıllardır sikişmemişti, ayrıca dediği gibi amı dardı. Buse’ninki kadar olmasa da amı yarağımı sıkıyordu. “Ağhh, ayy, ığhh!” diye diye sesler çıkara dursun, ben artık amına iyice girmiştim. Yavaş yavaş hareketlenmeye başlamış, yarağımı amının derinlerine sokmaya çalışıyordum. Bir süre amında bekledim. Nalan’ın gözleri kapalıydı, gözlerini açarak,
“Dedim sana, on yıldır bunu hissetmemiştim, lütfen devam et!” dediğinde, amına olanca gücümle yüklendim. “Ağhh, ığhh, oğhh, ımm!” demeye başlamış, yüksek sesle inler olmuştu.
Tüm gücümle amına pompalıyordum, yarağım köküne kadar amındaydı. Girip çıktıkça amı sulanmış ve genişlemişti. Yarağım halen amındayken bacaklarını omzuma attım.
“Ağhh, devam et, ağhh, evet!” diyordu, kocaman memeleri sallanıp duruyordu, kollarını yatağın iki kenarına uzatmış, tutunuyordu. Kalçalarından sıkıca tutmuştum, kasıklarım kalçalarına çarptıkça, ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri odayı doldurmuştu. Yatak da sallanıp duruyordu sürekli. Nalan,
“Uğhh, devam et, uğhh, sik beni, sik beni!” deyip duruyordu ha bire. Artık kendime hakim olamıyordum ve sonunda amına büyük bir hazla boşaldım. İkimiz de aldığımız keyifle kendimizden geçmiştik. Amından çıktığım zaman döllerim yarağımdan ve Nalan’ın amından yatağa akıyordu.
Nalan’ın yanına uzandım, soluk soluğa kalmıştık ikimiz de. Bir süre bu şekilde kaldık. Nalan başını göğsüme koymuştu. Belki oh dakikayı bu şekilde geçirdik. Göğsümü öpüyor, meme uçlarımı emiyordu.
“Keyif aldın mı?” diye sorduğumda,
“Çok! Beni çok mutlu ettin!” dedi. Kalktım ve tuvalete gittim, çişimi yaptım. Küçük bir duş vardı. İçine girip duş aldım. Döndüğümde Nalan yatağın üzerinde oturmuş, bir sigara yakmıştı. Yaktığı sigaradan birkaç nefes çektim. Bana dikkatle bakıyordu.
“Daha önce götten yaptın mı?” diye sordum. Sigarasını söndürdü,
“Hayır, yapmadım!” dedi.
“İstersen yapalım?”
“Bilmiyorum, korkuyorum, canım yanar mı?”
“Ben hallederim, merak etme!” dedim. Nalan’ı ayağa kaldırdım, yataktan tutunmasını söyledim, o şekilde domalttım.
Arkasına geçtim, amı ve götü terliydi, amının kenarlarında halen döllerim duruyordu. Güzelce temizledim. Göt deliği dardı, bir miktar kıllıydı. Tuvalette kendisinin kullandığı şampuan vardı, onu getirdim, elime bir miktar döktüm ve parmaklarımla göt deliğine yedirmeye başladım.
Orta parmağım götüne girdiğinde, “Ağhh!” diye bir acı haykırış çıkardı, ama daha sonra sesi kesildi. Şampuandan yarağıma da bolca sürdüm. Yarağımı sıvazladım bir süre, yeniden kalkmıştı.
Arkasında yerimi aldım, dizlerimi hafifçe kırdım ve yarağımı tutarak göt deliğine bastırmaya başladım. Yarağımın kafası içine girdiğinde, Nalan götünü sağa sola oynatmaya başlamıştı.
“Hey, rahat dur, oynama!” demek zorunda kaldım.
“Çok acıyor, ağhh, ığhh!” deyip duruyordu. Yavaş yavaş götüne giriyordum. “Ağhh, ağhh, bekle, ağhh, çıkar, ığhh!” dese de onu dinlemiyordum.
Yarağım artık götündeydi, kalçalarından sıkıca tutarak götüne yavaş hareketlerle girip çıkmaya başladım. Nalan kendini kurtarmak için debelenip duruyor, bağırıyordu.
“Bağırma, tüm oteli başımıza toplayacaksın!” dediğimde bir süre sessiz kaldı. Uzun uzun inliyordu, ağlamaklı sesler çıkarıyordu. Göt deliği dar olduğundan istesem de içine hızlı girip çıkamıyordum. Nalan acı çekmesine rağmen göt deliğinin darlığı bana zevk veriyordu, büyük keyif alıyor, zevkten inliyordum.
Götünde birkaç dakika boyunca kalmıştım, ama boşalmamıştım bir türlü. Götünde bir süre bekledim. Nalan’ın acı haykırışları azalmıştı biraz. Göt deliği kaygan bir hal almıştı içine girip çıktıkça.
Biraz biraz yüklenmeye başladım. Yarağım köküne kadar götüne girdi. Nalan kendini kurtarmaya çalıştıkça, ben de kalçalarını daha sıkı tutuyordum. Bir süre daha götünde gidip geldikten sonra hışımla boşaldım.
Yarağımı çıkardığımda gazoz şişesinin kapağını açıldığındaki gibi bir ses geldi. Göt deliğinin ağzı kızarmıştı.
Nalan, “Ağhh, ığhh!” diyerek feryat ediyor, götünü tutuyordu. Bana döndüğü zaman gözlerinden akan yaşları gördüm, acıdan ağlamıştı.
“Merak etme, bir zaman sonra bu acıların geçer, o zaman sen de zevk almaya başlarsın!” dedim. Tuvalete gitti, duşun altına girdiğini duydum. Derken içerden bana seslendi. Yanına gittiğim zaman,
“Senden göt deliğime su tutmanı istiyorum!” dedi ve duvardan tutunarak domaldı. Duşun hortumu yoktu, su yukardan akıyordu, bu nedenle elimle göt deliğinin ağzını iyice yıkadım. Parmaklarımla içini de yıkadım. Göt deliği halen açıktı. Nalan doğruldu ve
“Teşekkür ederim, sen istersen içeri geç, ben gelirim şimdi!” dedi.
“İstersen burada yapalım?” dedim.
“Burada mı? Ama burası çok küçük! Hem sen boşalmadın mı?”
“Seni böyle görmek yarağımı kaldırdı yeniden!” dedim.
Gerçekten onu duşun altında çıplak görmek, götünü yıkamam yarağımı kaldırmıştı yeniden. Nalan’ın yüzüne sürdüğü boyalar suyla birlikte gitti. Duş tek kişilikti, ama ben de içeri girdim. Kıç kadar yerde iki kişiydik şimdi, hareket edemiyordum.
“Bu böyle olmayacak!” dedim, ben duştan dışarı çıktım, Nalan da suyu kapadı. “Yarağımı yalamanı istiyorum!” dediğim zaman gülümseyerek,
“Tamam!” dedi ve çömeldi. İki eliyle yarağıma asıldı, ağzına aldı ve iştahla emmeye başladı. Ben de,
“Ohhh, evet, işte böyle, ohh, yala, devam et!” deyip duruyordum gözlerim kapalı olduğu halde… Acemi sevgilime yol yordam gösteriyordum.
Nalan daha iyi yalıyordu şimdi. Gözlerimi açtım. Ağzında yarak varken gözleri sürekli bendeydi. Saçlarını, yanaklarını okşuyordum. Yarağım kazık gibi olmuştu,
“Tamam, hadi, işimize bakalım! Klozete tutunup eğil!” dediğim zaman dediğimi hemen yaptı, istediğim gibi domalmıştı. Ben yarağımı tutmuş amına girecekken, başını çevirip,
“Yine götüme mi gireceksin?” dedi.
“Hayır, amını sikeceğim!” dedim, bacaklarını biraz daha açmasını istedim. Parmak uçlarına basarak götünü havaya kaldırdığında amı tam yarağımın önündeydi.
Yavaşça amına girdim. İnlemeye başladığında, ben de amında hızlı hızlı çalışmaya başladım. Götünü bana doğru bastırıyordu. Birkaç metrekarelik alanda şimdi onu domaltarak amından sikiyordum.
Kasıklarım göt yanaklarına çarptıkça, ‘Şlap, şlap, şlap’ sesleri küçük tuvaleti doldurmuştu. Nalan’ın memeleri ileri geri, sağa sola sallanıyordu. Elleri klozet kapağının üzerindeydi, sağlam olmayan kapak takır tukur sallanıyordu.
Nalan inleyerek kendisini daha hızlı sikmemi istediğinde var gücümle pompalamaya başladım.
“Ağhh, uğhh, sik beni, sik beni!” dedikçe kendimi kaybetmiş, daha çok pompalıyordum. Yarağım taşaklarıma kadar amındaydı.
Bu şekilde birkaç dakika geçmiş, ama boşalmamıştım. Nalan’ın inlemeleri azalmıştı, şimdi hırıltılı sesler çıkartıyordu devamlı. Amından çıktım. O anda onu kucakladığım gibi havaya kaldırdım,
“Bacaklarını belime dola!” dediğimde var gücüyle bacaklarını yukarıya kaldırıp belime sıkıca sardı. İki elini de boynumun arkasından birbirine bağladı.
Yarı baygın gibiydi, onu duvara yasladım. Sandığımdan hafif gelmişti bana. Kalçalarından sıkıca tutmuştum, onu biraz daha yukarı kaldırdım, amını ve yarağımı göremiyordum, ama bir süre sonra Nalan’ın, “Uğhh, ımm!” sesleriyle hedefi bulduğumu anladım, yarağım yeniden amına girmişti. Nalan sırtı duvara dayalı haldeydi.
“Sıkı tutun!” dediğimde, gözlerini bir açıp bir kapayarak hırıltılar çıkarmaya, inlemeye devam ediyordu.
Göt yanaklarından sıkıca tuttum ve amına yarağımı sokup çıkartmaya başladım. Bu sefer ayakta sikiyordum onu. Nalan boynumu iki eliyle sıkıca sarmıştı, ağlıyor mu, inliyor mu anlayamıyordum.
Memeleri vücutlarımızın arasında sıkışmış gibiydi. Nalan’ın sırtını duvara iyice yasladım, duvarla benim aramda iki büklüm olmuş gibiydi. Bu şekilde bir süre sonra Nalan’ın ağırlığını hissetmeye başladım, bana sıkıntı yaratıyordu.
Amından çıktım. Onu tutup yere indirdim. Küçük lavabo dolabının üzerine kaldırıp oturttum bu kez. Omuzlarından tutup geriye yatırdım. Dolabın üzerinde iki büklüm olmuştu, omuzları duvara yapışmıştı.
Bacaklarını yukarı kaldırıp omzuma attım, kendime doğru biraz çektim, yarağım halen kalkıktı, bir iki hamle sonunda amına yeniden girdim. Bu şekilde sikmeye başladım.
Her seferinde daha büyük bir güçle amına girip çıkarken, Nalan zevkten feryat ediyordu, çığlıkları küçük tuvaleti doldurmuştu, sırtı duvara şiddetle çarpıyordu.
54 yaşındaki bir kadın için elastik bir vücudu vardı, ben de bunun avantajını kullanıyordum. Lavabo dolabı Nalan’ın ağırlığı ve sikişmenin şiddetinden çatır çutur sesler çıkartıyordu.
Artık boşalmaya yaklaşmıştım, kendimi daha fazla tutamayacağımı anladığımda amına deli gibi boşaldım. Vücudum karıncalanmıştı, zevk dalgası her tarafımı sardı. Nalan boğuk boğuk sesler çıkartıyordu. Onu sıkıca tuttum, amından çıktım. Yavaşça çömeldiğim zaman Nalan bacaklarını omzumdan indirdi. Ayakları yere değdiği zaman belini tutmuştu,
“Ah, belim, belim, ah, anacım!” deyip duruyordu. Bu pozisyonda çok yorulmuştum. Kalbim küt küt atıyordu. Beraber içeriye geçtik, yatağa külçe gibi yığıldık. Nalan,
“Ay anacım, bu ne böyle, her yanım ağrıyor, ay, ay!” diyordu.
“Zevk almadın mı?” dediğimde,
“Beni zevke boğdun, ama kemiklerimi de kırdın!” dedi. Başımı göğsüne koydum, kalbi hızlı hızlı çarpıyordu. Bir süre sonra ikimiz de uykuya daldık.
Gecenin bir vakti uyandığım zaman odanın ışığı halen yanıyordu. Nalan yanımda horlayarak uyuyordu. Saate baktığım zaman gecenin 02:30’u olmuştu. Nalan’ı dürterek uyandırdım,
“Ben gitmek zorundayım!” dedim.
“Lütfen bu gece burada kal, gitme!” dedi.
“Olmaz, gitmem gerek!”
Bana sokulup sarıldı, bir taraftan da elini yarağıma atmıştı. O gece üç kere boşalmıştım, ama Nalan’ın okşamaları yarağımı yeniden kaldırdı.
Onu yüz üstü uzandırıp, göbeğinin altına yastık koydum, bacaklarını araladım. Üzerinde doğrulup, yarağımı yavaşça arkadan amına soktum. Nalan inlemeye başlamıştı. Amında gidip geldikçe,
“Ohh, devam et, oğhh!” deyip duruyor, göt yanakları löpür löpür sallanıyordu. Tempomu hiç bozmadan amında gidip geldim. Belki beş dakika bu şekilde geçti. Omuzlarından tutarak daha büyük güçle amına sokup çıkarmaya başladığımda, yarı baygın gibi durup sürekli inleyen Nalan yine feryada başladı.
Bir süre sonra boşaldım. Amından çıktığım zaman döl niyetine yarağımda ne varsa hepsini sıvazlayarak Nalan’ın kalçalarına, götüne akıttım. Nalan inleyip duruyordu. Onu tutup sırtüstü çevirdim. Gözü yarağımdaydı. Onu kaldırdım ve
“Yala!” dedim. Nalan yarağımı bir iki dakika iştahla yalamış, son döl kırıntılarını yalayıp yutmuştu.
Ben tuvalete girip duşu açtım, sıcak suyun içinde kaldım birkaç dakika, güzelce yıkandım. İçeri döndüğüm zaman Nalan yatakta sigara içiyordu. Bana,
“Çok teşekkür ederim, yıllar sonra bana bir kadın olduğumu hatırlattın. Hayatımda böyle bir deneyim yaşamamıştım, böylesi sikilmedim hiç!” dedi. Ben de ona,
“Ben teşekkür ederim, sen dürüst ve iyi bir kadınsın!” dedim, dudaklarından öptüm.
Kameraya baktığım zaman bütün hafızayı dolduracak kadar çekim yaptığını gördüm. Çantamda boş bir hafıza kartı vardı, onu taktım; makineyi çantama koydum. Üzerimi giyinirken, Nalan da yataktan kalkıp çantasını açtı. İçinden cüzdanını çıkarmıştı, bana 200 Dolar para uzatarak,
“Al, bunu hak ettin, keşke daha fazla verebilsem, ama benim durumum bu kadar!” dedi. Beni gerçekten jigolo sanmıştı. Bu oyunu burada bitirmek istedim. Parayı almadım,
“Ben senin sandığın gibi jigolo değilim, plajda o gördüğün kadın benim karımdı. Hayatımda para karşılığı bir kadınla beraber olmadım!” dedim. Nalan’ın gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi oldu, bir şey diyemiyordu.
“Ankara’ya geldiğim vakit seni ararım!” dedim. Yanağından öperek çıktım. Resepsiyondaki kız yarı uykulu gözlerle beni karşısında görünce gülümsedi. Ona bir göz kırptıktan sonra otele geri döndüm.
Odaya girdiğim zaman karım horlayarak uyuyordu. Yanına sokulduğumda hafifçe doğruldu,
“Geldin mi?” dedi.
“Evet!” dedim. Saat 04:00’e geliyordu…
Sonraki birkaç günümüz sakin geçti. Tatile geldiğimden beri sürekli sikiş yaşamıştım. Karım,
“Kocacığım, aklın fikrin sikişte, bırak da tatilimizi yapalım, dinlenelim biraz!” diyordu. Ben de onun bu sözüne uydum, ama Özge bundan rahatsız olmuştu gerçi.
Hep birlikte havuzun, güneşin tadını çıkardık. Artık otelden ayrılma vakti gelmişti, ertesi sabah kahvaltıdan sonra evimize gitmek için yola koyulacaktık. Karıma,
“Antalya’daki arkadaşıma tekrar uğramak istiyorum, çocuğu gitmeden önce yeniden göreyim!” dediğimde, karım,
“Ben de geleyim mi?” dedi.
“Ne işin var senin orada, biz erkek erkeğe konuşuruz!” dedim. Dudaklarını büktü,
“İyi, tamam, ne yapıyorsan yap!” dedi.
Otelden çıkar çıkmaz Nalan’ı aradım, açmadı. Birkaç sefer daha denedim, en sonunda açtı. Arkadan müzik sesi geliyordu.
“Yanına geliyorum!” dediğimde,
“Şey, ee, bilmem ki… Bir misafirim var, bir saniye ona sorayım!” dedi. Şaşırmıştım,
“Hayırdır, yeni birini mi buldun?” diye sordum.
“Yok, öyle değil, şeyy… Tamam, sana bulunduğum yeri söyleyeyim, oraya gel!” dedi. Bir meyhanenin adını ve adresini verdi.
Şehir içinde küçük bir yerdi burası. Hava güzel olduğundan dışardaki masaların hepsi doluydu. Çoğunlukla orta yaş ve üzeri insanlar vardı. Nalan’ı gördüm, masasında onun yaşlarında bir kadınla oturuyordu. Yanlarına gittiğimde Nalan heyecanlandı,
“Merhaba, hoş geldin!” diyerek beni karşıladı. Diğer kadını tanıttı,
“Pakize hanım… Benim çok değerli bir dostumdur, kendisi de buraya tatile geldi, benim kaldığım otelde kalıyor!” dedi. Sonra da beni kadına, “Bu da Osman bey!” diye tanıttı.
“Merhaba, memnun oldum!” diyerek elimi uzatınca, Pakize,
“Ben de memnun oldum! Methinizi duydum!” dedi gülümseyerek.
Anlaşılan Nalan beni anlatmıştı ona. Pakize ince gözlüklerinin arkasından bana dikkatle bakıyor, beni inceliyordu. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu, sigarasını uzun bir ağızlıkla içiyordu.
Nalan’a göre daha hoş ve zarif bir kadındı. Yüzünde yılların getirdiği kırışıklar vardı, ama bunlar güzelliğini gölgelemiyordu. Nalan Pakize’yi anlatmaya başladı.
Pakize Ankara’da onunla beraber aynı dairede çalışıyormuş, kocası bir firmada müdürmüş. Oğlunu geçen yıl evlendirmiş. Kocası işlerinin yoğunluğu nedeniyle gelememiş. Pakize de Nalan’ı yalnız bırakmamak için aynı otele yerleşmiş.
Ben de onlara uyarak kendime bir kadeh rakı söyledim. Karım yanında içmemi istemediği için şimdi rahattım. Kalkarken hesabı ben ödedim. Pakize imalı gözlerle,
“Borcumuz olsun Osman Bey!” dedi.
“Borcunuz silindi, ben yarın gidiyorum, eve dönüyorum!” dediğimde, Nalan,
“Aaa, ama olur mu?” diye yakındı. Pakize de,
“Daha yeni tanışmıştık!” dedi.
“Sizi otelinize bırakayım!” diyerek onları arabama davet ettim. Ama Pakize,
“Hava güzel, yürüyelim!” dedi.
Nalan ince, dizlerinin üzerine gelen askılı bir elbise giymişti, memelerinin çatalı yine meydandaydı. Pakize ise siyah, mini bir etek, üzerine de askılı kırmızı bir bluz giymişti.
O yaşta bir kadın için güzel bir fiziği vardı. Onun da memeleri ortadaydı, ama Nalan’ınkiler gibi büyük değildi. Omzuna da üşümesin diye kırmızı bir şal atmıştı. Her ikisi de ayağında yüksek topuklularla yürüyordu.
İkisinin koluna girmiştim, Nalan solumda, Pakize sağımdaydı. Yürürken ikisi de bana doğru kendini bastırıyordu, memeleri koluma değiyordu. Otelin önüne geldiğimizde, Pakize,
“Osman bey, size de borcumuz var, nasıl yapsak? Bunu bir şekilde ödememiz lazım!” diyordu gülerek. Mesele anlaşılmıştı. İkisinin koluna girdim tekrar. Resepsiyonda yine aynı kız vardı. Bizi o halde görünce şaşırdı. Birlikte asansörle Nalan’ın kaldığı 5. kata çıktık. Nalan’ın odasına girerken, Pakize,
“Ben odama bir uğrayayım, geliyorum hemen!” diyerek gitti.
Nalan’la içeriye girince hemen ona sarıldım, ince elbisesinin içine elimi soktum, içine karım gibi tanga külot giymişti. Göt yanaklarını sıkmaya, yoğurmaya başladım. Rujlu dudaklarını emiyordum. Yarağım pantolonun içinde kalkmıştı. Nalan,
“Oğhh, ımm!” diyerek hızlı hızlı nefes alıyordu. Memeleri göğsüme değiyordu. Elbisesinin askısını indirdim omzundan, içine askısız sutyen giymişti, arkadan kopçasını açtım, memeleri fırladı. Uçlarını emmeye, ısırmaya başladım. Nalan daha çok inliyordu şimdi.
O sırada kapı çalındı. Nalan kapıyı açarken, ben de tuvalete gittim. İçeri döndüğümde Nalan ayakta, Pakize köşedeki sandalyede oturuyordu, masanın üzerine çantasını koymuştu. Nalan bana,
“Seninle yaşadıklarımı Pakize’ye anlattım. O benim en iyi arkadaşım, aramızda sır yoktur. Senden bir şey istiyoruz… Şey… Anlamışsındır belki… Rica etsem bu gece Pakize ile birlikte olur musun?” dediğinde,
“Memnuniyetle!” dedim. Pakize sandalyesinde kendisini geriye yasladı, bacak bacak üstüne attı ve
“Delikanlı, beni memnun edeceğine inanıyor musun?” dedi.
“Nalan sana anlatmadı mı?” dedim.
“Evet anlattı, beni de o şekilde sikmeni istiyorum!” dedi.
“Tamam!” deyince, Nalan,
“Pakize ben senin odana gideyim, anahtarını ver!” dedi. Pakize de,
“Şekerim gitmene gerek yok, sen de kal!” dedi. Nalan,
“Anlamadım?” diyerek şaşkın bakışlarla baktı. Ben de tam anlayamamıştım. Pakize elini çantasına attı ve içinden üzerinde deri kayışı olan takma bir yarak çıkardı. Nalan,
“Pakize bu ne böyle?” dedi şaşkınlıkla,
“Bu benim erkeğim, kocam beni artık bununla sikiyor, yarağı kalkmadığı için bunu kullanıyor. Kocam olmadığı zamanlarda da ben bununla kendimi tatmin ediyorum!” dedi. Nalan şaşkın şaşkın bakıyordu. Ben Nalan’a dönüp,
“Kalmak istersen sen de katıl aramıza!” dedim. İlk defa grup sikiş yapacağım için heyecanlanmıştım, böyle bir fırsat elime geçmişken bırakmak istemiyordum. Pakize de Nalan’a kalması için ısrar ediyordu. Nalan,
“Ay böyle şey olur mu?” dediğinde, Pakize,
“Şekerim biz iyi arkadaş değil miyiz?” dedi. Nalan en sonunda kalmaya karar verdi. Bunun üzerine ben,
“Hadi bakalım!” diyerek soyunmaya başlayınca onlar da üzerindekileri çıkardı.
Biraz sonra hepimiz çırılçıplak kaldık. Pakize yarağımı görünce,
“Ooo, küçük beyimiz de teşrif ettiler!” dedi. Bu sözü beni güldürdü.
Nalan’ın koca memeleri sallanıp duruyordu, Pakize’nin memeleri onunki kadar büyük değildi, karımınkiler kadardı. Etli uçları koyu kahverengiydi. Pakize Nalan’a göre daha işveli, deneyimli görünüyordu. Ama olayı ben idare etmek istiyordum, Pakize’ye,
“Yarağı tak ve yatağa uzan!” dediğimde heyecanla deri kayışı beline bağladı. Damarlı, ten renkli koca yarak önünde uzanıyor, sallanıyordu. Pakize yatağa sırt üstü uzanınca yarak da havaya dikildi. Nalan’a,
“Hadi üstüne çık!” dediğimde, Nalan ne yapacağına karar veremiyordu. Pakize,
“Hadi Nalan, çok zevk alacaksın, hadi!” deyip duruyordu. Sonunda Nalan yatağın üstüne çıktı, yarağın üzerine işer gibi çömeldi, eliyle yarağı amına sokmaya çalışıyordu. Sonunda Nalan’dan derin bir,
“Immmm!” sesi geldi. Yarak amına girmişti. Yarağın üzerine yavaş yavaş oturdu. Pakize Nalan’ı belinden tutmuştu. Nalan ileri geri sallanmaya başladı. Daha sonra da yarağın üzerinde oturup kalkmaya. Yarak amına tamamen giriyordu.
Onlar bu şekilde sikişirken ben de ayakta durmuş yarağımı sıvazlıyordum. Şimdi Nalan daha hızlı oturup kalkmaya başlamıştı, ellerini Pakize’nin memelerine atmıştı. Aynı şekilde Pakize de Nalan’ın memelerini tutuyordu. Nalan’ın inlemeleri çoğalmıştı,
“Iğhh, ağhh, oğhh, uğhh, çok güzelmiş, ığhh, çok güzel!” deyip duruyordu. Nalan’ın dar amı kalın yarağı köküne kadar içine alıyordu.
Bu şekilde birkaç dakika boyunca sikişmişlerdi. Ben de yatağın üstüne çıktım, ayakta duruyordum. Pakize’nin başı ayaklarımın arasındaydı. Yarağım Nalan’ın tam önündeydi,
“Ağzını aç!” dediğimde Nalan inlemeyi bıraktı ve ağzını açtı. Yarağımı ağzına sokunca deli gibi somurmaya başladı yarağımı. Nalan’dan boğuk sesler geliyordu, yarağın üzerinde oturup kalkmaya, bir taraftan da somurmaya devam ediyordu.
Nalan yarağımı yalamayı bıraktı, hırıltılar çıkarmaya başladı, gözleri kaymış gibiydi. Derken kendini Pakize’nin üzerine bıraktı, boşalmıştı. Ben de yataktan indim.
Nalan biraz sonra kendine geldi, toparlandı, yarağın üzerinden kalktı. Pakize sırt üstü yatmaya devam ediyordu. Yarağın üzeri Nalan’ın amının sıvıları ile kaplanmıştı. Ben Pakize’ye,
“Hadi kalk bakalım!” deyince doğruldu ve kalktı. Nalan’a,
“Yarağı sen tak!” dediğimde, Pakize yarağı çıkardı, Nalan’a takması için yardım etti. Yarak şimdi Nalan’ın önünde sallanıyordu. Nalan,
“Ay bu ne böyle?” diyerek şaşkın şaşkın yarağa bakıyordu. Pakize yarağın üzerini mendille sildi. Şimdi Nalan yatağın üzerine uzanmış, Pakize çömelerek yarağı amına sokmaya çalışıyordu.
Kısa süre sonra Pakize yarağı tamamen amına almış, ileri geri sallanmaya başlamıştı. Elleri Nalan’ın kalçalarındaydı, geriye atmıştı. Başını da yukarı kaldırmış,
“Oğhh, ımm, ığhh!” diye diye inliyordu. Pakize daha deneyimli olduğundan hareketleri daha seriydi, yarağın üzerinde makine gibi ileri geri sallanıyor, ara sıra oturup kalkıyordu.
Ben yine aynı şekilde yatağın üzerine çıktım, yarağımı bu kez Pakize yalamaya başladı. Pakize yine deneyimini konuşturmaya başlamıştı. Müthiş şekilde yarağımı yalıyordu, tıpkı Remziye gibi. Aynı zamanda yarağın üzerinde sallanmaya da devam ediyordu.
Pakize Nalan’ın kalçalarını tutmayı bırakmış, iki eliyle yarağımı kavramıştı. Bu arada Nalan ellerini Pakize’nin memelerine atmış, onları avuçluyordu. Ellisinden fazla iki kadınla grup sikiş yapıyordum.
Yarağım patlayacak gibi olmuştu, kendimi geri çektim, Pakize yarağımı bırakıp aynı şekilde sallanmaya devam etti. Bir süre sonra ise aynı Nalan gibi kendinden geçti, o da boşalmıştı.
“Oğhh, çok iyi, oğhh, evet!” diyerek inliyor, sayıklıyordu. İki kadın da boşalmıştı. Pakize kalkınca Nalan da kalktı.
“Evet hanımlar, sıra bende!” dediğimde, Pakize,
“Ay, sonunda! Hadi bakalım!” diyerek yatağa uzandı ve bacaklarını iki yana açtı. Ben de üzerine uzandım, bacaklarının arasında yerimi aldım. Amına yavaş yavaş girdiğimde Pakize derin bir, “Ohhhhh!” çekti. Amı Nalan’ınkinden genişti.
İçinde hızlı hızlı gidip gelmeye başladığım zaman yaylı yatak şiddetle sallanmaya başlamıştı. Kasıklarımızın birbirine çarpmasından şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap’ sesleri geliyor, ikimiz de zevkten inliyorduk.
Ben her seferinde şınav çeker gibi aşağı yukarı hareket ettikçe, yarağım amına piston gibi girip çıkıyordu. Memeleri göğsümün altında sallanıp duruyordu. Meme uçlarını emmeye, ısırmaya başladığımda Pakize’nin inlemeleri de çoğalmıştı.
Biz bu şekilde sikişirken Nalan köşedeki sandalyeye oturmuş, bir bacağını masanın üzerine atmıştı. Elindeki takma yarağı amına sürtüp duruyor, bir taraftan da koca memelerini okşuyordu. Pakize ise götümün yanaklarını avuçlamış, onları sıkıyordu. Ve her seferinde,
“Oğhh, daha hızlı, daha çok sok, oğhh, devam et, sik beni, sik beni!” deyip duruyordu.
Bu şekilde bir kaç dakika geçmişti, artık boşalmaya yaklaşmıştım. Amından çıktım. Bacaklarını omzuma attım. Tekrar amına girdim, kendimi ileri doğru kaydırdım, Pakize altımda kalmıştı bu pozisyonda amına girip çıkmaya başladım.
Pakize kollarını iki yana açmış, başını sağa sola sallıyor, derin derin inliyordu. Ellerimi yumruk yapmış yataktan destek alıyordum, ileri geri hareket etmiyor, sadece belimi oynatıyordum. Yarağım içine girip çıktıkça müthiş bir keyif alıyordum, amının içi fırın gibiydi.
En sonunda sarsılarak amına boşaldım, o sırada Pakize’de hırıltılar, inlemeler eşliğinde boşalmıştı. Bir süre daha amında kaldım. Yataktan doğrulup kalktığımda, Nalan da kendi kendini tatmin ederken boşalmıştı. Sandalyenin üzerinde iyice kaykılmıştı, nerdeyse düşecek gibiydi.
Ben duşa girdiğim zaman Nalan da peşimden geldi, biraz sonra da Pakize. Küçücük yerde üç kişiydik. Nalan Pakize’ye,
“Osman geçen sefer beni burada sikmişti!” dedi, Pakize,
“Beni de sikmez misin?” dedi. Ben suyun altında yıkanıyordum, Pakize’nin elini yarağıma attığını gördüm. Yere çömeldi ve yarağımı yalamaya başladı, az önce boşalan yarağımı inleyerek yalıyordu. Yarağımı ağzının en derinlerine kadar sokup çıkartıyordu.
Ben bu sırada yıkanmayı bitirmiştim, Pakize halen yarağımı yalamaya devam ediyordu ama. Yarağım yavaş yavaş kalkmış, sertleşmişti. Pakize’yi geri ittim, omuzlarından tutarak kaldırdığım zaman,
“Hoşuna gitmedi mi?” dedi.
“Hayır, çok hoşuma gidiyor, fakat içerde devam edelim!” dedim. İçeriye geçip yatağa uzandım, Pakize de yatağın üzerine çıkıp götünü havaya dikerek yarağımı yalamaya başladı. Nalan’a,
“Yarağı tak ve Pakize’yi sikmeye başla!” dediğimde, Nalan yarağı kolayca taktı, yatağın üzerine çıkıp dizlerinin üzerine çöktü, Pakize’nin amına yarağını soktu. Bu sırada Pakize yarağımı iştahla yalamaya devam ediyordu.
Amına giren yarak Pakize’de bir etki yapmamıştı, işine aynı şekilde devam ediyordu. Nalan Pakize’nin kalçalarından sıkıca tutmuş, amına girip çıkıyor, bu sırada, “Imm, oğhh!” sesleriyle de zevk aldığını gösteriyordu. Pakize ise, “Iğmm, ığmm!” diye diye yarağımı somurmaya devam ediyordu.
Yarağım artık içine girecek kadar sertleşmiş ve kalkmıştı. Pakize’yi omuzlarından tutup geri ittim, yarağımı yalamayı bıraktı, ama bu sırada Nalan amında çalışmaya devam ediyordu. Pakize,
“Oğhh, devam et, oğhh, ağhh!” diyerek çığlık atar gibi inliyordu. Ben yataktan kalktım ve önümde sikişen iki kadını izlemeye başladım.
Nalan bir erkek gibi Pakize’yi sikiyor, Pakize ise başını sağa sola atıp, inliyordu. İkisinin de memeleri sallanıp duruyordu. Birkaç dakika içinde Pakize boşalmıştı. Nalan Pakize’nin amından çıkınca,
“Sıra bende!” diyerek yatağın üzerine çıktım. Pakize’nin beline bastırarak onu yatağa yüzüstü yatırdım, karnının altına yastık koydum.
Göt yanaklarını aralayınca terlemiş, kıllı göt deliği ortaya çıktı. Mendille deliğin ağzını sildim. Tahmin ettiğim gibi götten pek çok defa sikişmişti. Göt deliğinin ağzı büyümüştü.
Pakize yatakta inleyerek yatıyordu, yarağımın kafası rahatça götüne girdi. Yavaş yavaş bastırmaya başlayınca, yarağım, terlemiş ve kaygan göt deliğine kolayca girdi. Bu sefer götünde hızlı hızlı çalışmaya başladım. Pakize, “Ağhh, ığhh!” diyerek inliyor, başını yastığa bastırıyordu.
Nalan o sırada bizi izleyip, eliyle amını ovalıyordu. Az önce boşaldığımdan yeniden boşalmam zaman almıştı, götünde birkaç dakika boyunca gidip geldim. Pakize altımda kalmış, vücut ağırlığımla üzerine yükleniyordum.
Sonunda götüne patladığımda zevk dalgası tüm vücudumu sardı. Pakize’nin üzerine yığıldım. Terlemiş, yorulmuştum. Götünden çıkıp, doğruldum. O sırada Nalan,
“Bu gece ben yok muyum?” dedi, kendisini de sikmemi istiyordu.
“Tamam, merak etme!” dedim. Tuvalete gidip duşun altına girdim. Ilık su beni kendime getirmişti.
İçeri girdiğimde Pakize halen yatakta cansız gibi yatıyordu. Ben yatağa uzanınca doğruldu, başını göğsüme koydu. Nalan da yanıma uzanınca iki kadının ortasında kalmıştım. Bir süre bu şekilde dinlendim.
Telefonum çalınca karımın aradığını tahmin ettim, kadınlara sessiz olmalarını söyleyerek telefonu açtım. Karım,
“Nerede kaldın?” deyip duruyordu.
“Merak etme erken gelirim, sen yat uyu!” diyerek telefonu kapadım. Pakize,
“Karın şanslı kadınmış!” dedi. Yatağa, yeniden aralarına uzandım. Nalan yarağımı okşamaya başlamıştı,
“Bırak okşamayı, ağzına al!” dediğimde yarağımı ağzına alarak yalamaya başladı. Pakize ise dudaklarımı kanatırcasına emiyordu. Dilimi ağzının içine sokmuştum.
Pakize sikiş konusunda Nalan’a göre daha deneyimliydi. Hünerini gösteriyordu.
Nalan’ın yalamaları sonuç vermiş, yarağım yeniden dikilmişti havaya.
Nalan daha fazla bekleyemedi ve bir çırpıda ayağa kalkıp yarağımın üzerine oturdu. O halde sallanmaya, oturup kalkmaya başladı. Koca memeleri deli gibi sallanıp duruyordu. Pakize’ye,
“Nalan’ın memeleri kocaman, işyerinde dikkat çekmiyor mu?” dediğimde, Pakize,
“Çekmez olur mu! Dairede Nalan’ı herkes sikmek istiyor, ama kadın hiç birine pas vermiyor. Hele kocası öldükten sonra peşinde koşanlar çoğaldı, ama hanımefendi oralı bile olmadı!” dedi. Nalan o sırada,
“Ağhh, oğhh, ımm!” diyerek yüksek sesle inliyor, yarağımın üzerinde yaylanıp duruyordu. Ellerini arkadan kalçalarıma yaslamıştı. Pakize’ye,
“Amını temizle, yalamak istiyorum!” dediğimde, hemen bir mendille amını sildi. Yatağın üzerine çıktı ve amı ağzıma gelecek şekilde çömeldi. Am dudakları Nalan’ınkine göre etli, büyük ve sarkıktı. Onları emmeye, yalamaya başladığımda, Pakize derin bir “Ohhhhh!” çekti. Amını iştahla yalıyordum.
Nalan aynı tempoda yarağımın üzerinde yaylanmaya devam ediyordu, şimdi yüzünü göremiyordum, ama inlemeleri odayı doldurmuştu. Yatağın üzerinde üç kişiydik ve yaylı yatağın ortası çökmüş gibiydi, sallanıp duruyor, gacır gucur sesler çıkarıyordu. Kim bilir bu yatak daha önce ne sikişlere sahne olmuştu, yatağın eskiliği her halinden belli oluyordu.
Pakize’nin amı sulanmıştı, amının sıvıları dilime geliyordu. Derken Nalan’ın inlemeleri hızlandı, daha hızlı yaylanmaya başladı. Kısa süre sonra artık hırıltılar, ohlamalar çıkarmaya başlamıştı, boşalmıştı. Yatağın sallanması bu nedenle biraz azaldı. Nalan yarağımın üzerinden kalkarken,
“Yarağı getir!” dedim. Nalan emrime uyan köle gibiydi. Yarağı kökünden tutarak arkadan Pakize’nin göt deliğine sokmaya başladım. Pakize derin bir, “Ağğhhh!” çıkarmıştı, koca yarak götüne yavaş fakat kolayca giriyordu.
Artık amını yalamayı bırakmıştım. Bir süre götüne yarağı sokup çıkardım, Pakize kalçalarını, kasıklarını sıkıyor, kendini kasıyordu. Hırıltılar çıkartıyordu sürekli. Yarağı götünden çıkardım, Pakize’yi belinden tutup yarağımın üzerine oturmasını söyledim.
Pakize dediğimi yaparak az önce Nalan’ın yaptığı gibi yarağımın üzerinde yaylanmaya başladı. Onu belinden tutuyordum. Kendime doğru çekince götü açığa çıkmıştı, alttan pompalamaya başladım, kasıklarım götüne şiddetle çarptıkça, ‘Şlap, şlap!’ sesleri içeriyi dolduruyordu. Nalan’a,
“Yarağı takıp, Pakize’nin götüne sok!” dediğimde, Nalan hemen dediğimi yaptı, kayışı beline bağladı ve yatağın üzerine çıkarak arkadan Pakize’nin götüne girdi. Pakize şimdi iki yarak tarafından sikiliyordu.
Ben belinden tutmuş alttan amına pompalarken, Nalan da sırtına bastırarak götüne takma yarağı zorluyordu. Yatak yine deli gibi sallanırken, Pakize, “Ağhh, ımm, ayy, ağhh!” diye çığlıklar atıyordu.
Aldığım zevki tarif edemiyorum. Alttan daha büyük bir güçle amına girip çıkıyordum. Sonunda boşaldım. Yarağımda kalan son dölleri Pakize’nin amına boşalttım. Pakize inlemeye devam ediyor, Nalan takma yarakla onu götünden sikmeye devam ediyordu.
Pakize üzerimde kendini kaybetmiş gibiydi, onu omuzlarından tutuyordum. Bir süre sonra Nalan götünden çıkınca Pakize’nin götünden sağlam bir osuruk sesi geldi.
Nalan yataktan kalkınca ben de Pakize’yi yanıma uzandırdım. Pakize halen inliyordu. Nalan yarağı çıkarıp yanıma uzandı, ikisine de sıkıca sarıldım. Üçümüz de çok yorulmuştuk. Gözlerimiz kapanmıştı. Uykuya dalmışız.
Uyandığım zaman saat 03:00’e geliyordu. Her iki kadın da başını göğsüme yaslamış, yanımda yatıyordu. Ben uyanınca, onlar da uyandılar.
“Gitmem gerek!” dediğim zaman ikisi de kalmam için ısrarcı oldu. Pakize,
“Lütfen son bir defa yapalım!” dediğinde,
“Tamam!” dedim. İkisi de yatakta yan yana yatıyordu. Pakize doğruldu ve yarağımı yalamaya başladı. Yarak yalama konusunda uzman olduğunu gösteriyordu, kısa zamanda yarağım tavan yaptı.
Nalan bu sırada bacaklarını açarak uzanınca, Pakize’nin ağzından aldığım yarağımı bir hamlede Nalan’ın amına soktum, üzerine uzanmak istemediğim için bacaklarını omzuma attım. Amında gidip gelirken Nalan inliyor,
“Oğhh, devam et!” deyip duruyordu. Koca memeleri sallanırken Pakize iki memesini tuttu ve onları emmeye, öpmeye başladı. Nalan gözleri kapalı aldığı zevkle inliyordu. Bense tempomu bozmadan aynı şekilde amına girip çıkıyordum. Derken Pakize,
“Tamam, hadi sıra bende!” dediğinde, Nalan’ın amından çıktım. Pakize Nalan’ın üzerine çıkmıştı şimdi, dizlerinin üzerine çökmüş, köpek gibi domalmıştı. Nalan’ın omzumdaki bacaklarını uzattım, Pakize’nin göt yanaklarını iki yana ayırınca arkadan amına girdim.
Kalçalarından tutarak hızlı hızlı sikmeye başladım. O sırada altta kalan Nalan Pakize’nin sallanan memelerini emiyor, öpüyordu, onu belinden sıkıca tutuyordu. Pakize ise,
“Ağhh, evet, sik beni, oğhh!” diyerek beni daha da tahrik ediyordu. Hızlandıkça daha büyük bir güçle amına girip çıkıyordum. Pakize ohlamayı bırakmış şimdi sadece “Ağhh, ığhh!” diye inliyor
du. Odanın içi kasıklarımın göt yanaklarına çarparken çıkardığı seslerle dolmuştu yeniden. Elektrik çarpmış gibi oldum, zevk dalgası baştan başa vücudumu sardı, hışımla amına patladım.
Bir süre daha amında kaldıktan sonra çıktım ve duş almak için tuvalete gittim. Döndüğümde iki kadın da birer sigara yakmış, yatağın üzerinde oturuyordu. Üzerimi giyindim. Pakize,
“Ankara’ya mutlaka uğra, misafirimiz ol, seni güzelce ağırlayalım!” dediğinde, Nalan da,
“Evet evet, mutlaka gel!” diyordu. İkisini de dudaklarından öptüm,
“Hanımlar, böylesi bir sikişi ben de yaşamamıştım, benim için çok güzel bir deneyim oldu!” dedim ve oradan ayrıldım. Otele vardığımda karımı uyandırmadan yattım yanına, hemen uyudum.
Ertesi gün karım ve kızlarla son kez otelde kahvaltı yaptık ve öğleye doğru eve dönmek üzere yola çıktık…
Eve geldiğimiz zaman akşam olmuştu. Geldiğimizi gören annem hemen bize geldi. Hepimiz Antalya güneşinde yanmıştık. Annem karım ve kızlara bakarak,
“Kız sen yoksa mayo mudur ne zıkkımdır, onu mu giydin, niye böyle karardın?” dediğinde, karım,
“Yok anne, ne mayosu?” dedi. Kızlar cevap vermiyordu. Annem bana dönerek,
“Karına kızlarına mayo mu giydirdin sen?” dedi.
“Giydirdim! Kadın hayatında ilk defa tatile çıktı, bırak da giysin!” dedim.
“İyi, sen bilirsin, ben bir şey demiyorum!” dedi. Ama kızdığı belliydi. Elinde bir zarf vardı, bana uzattı,
“Yarın Muhsine’nin kızının düğünü var, oraya gidersiniz!” dedi. Daha yeni dönmüştük, hepimiz yorgunduk. Muhsine abla bizim bir akrabaydı, ben pek tanımıyordum gerçi, ama gitmesek ayıp olurdu. Gece karımla birbirimize sarılarak uyuduk.
Düğün günü karım ve kızları süslenip püslendiler. Karım beyaz, çiçek desenli, dizlerinin altına gelen bir elbise giydi. Üzerine de beyaz bir ceket giyip, başını beyaz bir türbanla bağladı. Ayağına ten renkli ince çorap ve beyaz yüksek topuklu ayakkabı giydi.
Özge annesine ve kendine makyaj yaptı. Karım çok güzel olmuştu. Karıma,
“Senin böyle elbiselerin var mıydı?” dediğimde,
“Rahmetli kocam almıştı, böyle düğünlere falan giderken giyerdim.” dedi.
Özge ise, uzun, koyu mavi, bol bir etek, üzerine de önü fırfırlı dar bir gömlek giymişti. Gömlek memelerini açıkça belli ediyordu. Başını da eteğiyle aynı renk türbanıyla sıkıca bağlamıştı. Ayağında yine krem renkli topukluları vardı. Ben de traş oldum, takım elbise giydim ve hep birlikte çıktık.
Salona geldiğimizde adet olduğu üzere kadınlar ve erkekler ayrı ayrı oturuyordu. Ben tanıdıklardan birinin yanına geçtim, karım ve kızlar da akraba kadınların yanına geçtiler.
Salondaki kadınların, kızların büyük çoğunluğu türbanlıydı. Ancak düğüne geldikleri için hepsi şık giyinmişler, birçoğu makyaj yapmıştı. Etrafta salına salına dolaşıyorlardı.
Önceden düğünlere gelmeyi sevmezdim, ama evlenince mecburen gelmek zorunda kalmıştım. Kimseye fark ettirmeden kadınları kesiyordum. Bu zamana kadar neden düğünlere gitmedim diye hayıflandım. Çoğunu tanımıyordum, ama yine de bakışlarıma karşılık verdiklerini görüyordum. Beni tanıyanlarsa başlarıyla selam veriyorlardı.
Çoğunun giydikleri etekler, elbiseler dardı ve yürüdükleri zaman götleri, kalçaları belli oluyordu. Tayt giyenler, dizüstü etek, elbise giyenler vardı, sanki birbirleriyle yarışıyorlardı.
Bir tanesi dizlerinin altına gelen mavi, vücudunu saran bir elbise giymişti, koca götü elbisenin altında olduğu gibi belli oluyor, yürüdüğü zaman götü sağa sola sallanıp duruyordu. Ayağında topuklu ayakkabı ve siyah çorap vardı. Başını desenli bir türbanla bağlamıştı.
Özge’nin etrafında kendi yaşıtı pek çok türbanlı kız vardı. Hepsi de çok şık giyinmişler, makyaj yapmışlardı. Bir ara hepsinin benden tarafa dönüp baktıklarını gördüm, Özge ağzını eliyle kapatmış diğerlerine bir şeyler söylüyordu, onlar da bana bakıyordu o sırada…
Bir süre sonra kadınlar kalktı ve hep birlikte oyun oynamaya, halay çekmeye başladılar. Özge’nin yanında diğerlerine göre daha samimi olduğu belli olan bir kız vardı. Dizlerine gelen siyah, tüllü bir elbise giymiş, belini kemerle bağlamıştı.
Elbisenin kolları tüldendi ve çıplak kolları tülün içinde belli oluyordu. Başını kırmızı parlak bir türbanla sıkıca sarmış, ayağına da yine kırmızı renkli yüksek topuklu bir ayakkabı giymişti. Ayağında ince, siyah çorap vardı. Dudaklarına kırmızı ruj sürmüştü ve hatta biraz aşırıya kaçmıştı sürerken.
Özge ile çok samimi oldukları belliydi. Halay çekerken elbisesi sallanıyor, açılıyordu, ince çoraplı bacakları görünüyordu.
O sırada mavi elbiseli türbanlı kadının da oynadığını gördüm. Heyecanlı bir şekilde oynuyor, elindeki mendili sallıyordu. Oynarken elbisesi açılıyor, altındaki siyah çoraplı bacakları açığa çıkıyordu.
O sırada arkamdaki masada oturanların kendi aralarında konuşmalarına şahit olmuştum. Mavili türbanlı hakkında konuşuyorlardı.
“Uff, karıya bak be, nasıl da oynuyor öyle. O nasıl göttür. O götten sikerek bağırtacaksın onu, vereceksin ağzına yarağını. Kocası kim acaba bunun? Şanslı herifmiş!” deyip duruyorlardı.
Kadını tanımadığım için onun hakkında ileri geri konuşmalarına bir şey demiyordum. Ama kim olduklarını merak ettim. Geriye dönüp onlara bakarken, masada oturan bir adam dikkatimi çekti.
Sedat’ın alt komşusu Emin beydi bu, hemen tanıdım. Kendisine baktığımı gördü, galiba o da beni tanımıştı. Birbirimize selam verdik. Az önce kadın hakkında konuşanlardan biri de oydu. Beni masasına davet etti. Damadın akrabası olduğunu söyledi.
O ana kadar mavi gözlü çarşaflı kadını unutmuştum, ama kocasını görünce yeniden aklıma girmişti. Emin beyle konuşmaya başlayınca kendisinin ve karısının hikâyesini de öğrenmiş oldum.
Karısı, kocasını Yugoslavya’daki savaşta kaybettikten sonra kaçıp Türkiye’ye gelmiş, burada akrabalarının yanında kalırken Emin beyle tanışmış ve evlenmişler. Kendisi onun ikinci karısıymış, ilk karısı daha önce ölmüş. Bu arada karısının adının da Emine olduğunu öğrenmiştim. Karı kocanın isimleri uyumluydu.
Düğün bitiminde Emin beyle beraber kalktık. Ben bizimkilerin yanına gittim. Kız arkadaşı Özge’nin yanındaydı. Ben yanlarına gelince kız biraz heyecanlandı, elbisesini, türbanını düzeltmeye başladı. Özge bizi tanıştırınca, bunun meşhur Semanur olduğunu öğrendim.
“Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum!” diyerek elimi uzatınca, Semanur utangaç bir tavırla,
“Ben de!” diyerek elini uzattı. O sırada yanımıza genç bir delikanlı geldi. Semanur delikanlıyı tanıştırdı,
“Ahmet, benim nişanlım!” dedi, sonra Ahmet’e dönerek,
“Osman abi, Özge’nin üvey babası, sana bahsetmiştim hani.” deyince, Ahmet,
“Aa, merhaba Osman abi!” diyerek elini uzattı. İyi bir çocuğa benziyordu. Biraz havadan sudan konuştuk.
Karım yanında genç ve yaşlı bir kaç kadınla birlikte geldi. Karım her birini bana tanıtıyor,
“Bu falancanın karısı, şu filancanın karısı…” deyip duruyordu. Kadınlar beni merak etmişlerdi, kendi aralarında bana bakarak konuşuyorlardı. İçlerinde mavili türbanlıyı görünce acayip heyecanlandım. Karım,
“Refiye abla, rahmetli Mehmet abinin karısı.” dedi. Kadın bir şey demeden başıyla selam verdi.
Yakından bakınca, yeşil gözlü, kara kalın kaşlı, hoş bir kadın olduğunu gördüm. Dudaklarına hafif pembe bir ruj sürmüştü. Kırklı yaşlarda bir kadındı. Yüzünde kırışıklar vardı. Elastik elbisesi vücudunu sarmıştı, koca memeleri ‘ben buradayım’ der gibiydi. Kendisine,
“Merhaba!” dedim. Daha sonra karımla öpüştüler ve yanımızdan ayrıldı. Arkasından baktığımda, götünü saran elbisesinin altında külotunun izinin belli olduğunu gördüm. Salonun önünde Semanur ve nişanlısı Ahmet’e,
“Nasıl gideceksiniz?” dediğimde, Ahmet,
“Otobüsle gideriz Osman abi.” dedi.
“Olmaz, araba ne güne duruyor?” dedim. Ahmet ön koltuğa, hanımlar arkaya oturdular. Biraz sıkışmışlar, karım Esra’yı kucağına almıştı, Semanur kapı tarafında oturuyordu.
O sırada Emin beyi ve yanında karısını gördüm, bir başkasının arabasına biniyorlardı. Karısı yine baştan aşağı siyah bir çarşafın içindeydi. Yolda konuşa konuşa gittik. Karım Semanur’a,
“Kızım gel, bir çayımızı iç, kaç zamandır gelmiyorsun, ben seni çok seviyorum biliyorsun!” dedi. Semanur,
“Başka zaman gelirim teyzeciğim!” dedi. Onları gidecekleri yerde indirdim, biz devam ettik, karım ve kızlarla bir restorana gittik. Onlara güzel bir yemek ısmarladım, çok sevindiler. Karıma,
“Refiye hanım kimdi, çıkartamadım?” dediğimde,
“Tanımıyor musun gerçekten? Muhsine ablanın eltisi o, kayınbiraderi rahmetli Mehmet abinin karısı. Almanya’da yaşıyorlardı, ama kocası ölünce buraya yerleştiler…” dedi.
Akşam üzeri eve döndüğümüzde hepimiz çok yorgunduk. Ben ve karım yatak odamıza çekildik, kızlar da odalarına gitti. Karım üzerini çıkarmadan öylece yatağa girmiş, yanıma uzanmıştı. Ben de pantolon, gömlekle yatıyordum.
Uyandığım zaman karım başını göğsüme koymuş uyumaya devam ediyordu. Evin içerisinde lambalar sönmüş ve ses gelmiyordu. Kızlar halen uyumaya devam ediyordu. Karımı dürtünce uyandı,
“Ne var? Ne oluyor?” dedi, halen uykuluydu. Karımla sikişmeyeli birkaç gün olmuştu, yanımda yatarken canım çekti.
“Sessiz ol!” dedim. Karım ne olacağını anlamış, telaşlanmıştı,
“Çocuklar içerde, şimdi olmaz!” dedi.
“Olur, olur, sen merak etme!” dedim ve yataktan kalktım, onu da kendime çekip kaldırdım. Karım,
“Tövbe tövbe, çocuklar var diyorum, duymuyor musun?” dese de, ben artık onu duyacak, dinleyecek durumda değildim. Yarağım sertleşmiş, kalkmıştı. Çabucak soyundum ve çıplak kaldım. Kalkık yarağımı gören karım az önce,
“Olmaz, olmaz!” derken, “Ses çıkarmayalım o zaman!” demeye başlamıştı.
Soyunmasına fırsat vermeden onu belinden tutup makyaj masasına domalttım, arkasına geçtim. Elbisesini beline sıyırdım, içerinin loş karanlığında ten renkli ince naylon külotlu çorabı parlıyordu. Külotlu çorabının altında ise beyaz renkli dantelli bir tanga vardı.
Bunu görünce yarağım iyice sertleşmişti. Çorabını aşağı sıyırdım, tangasını çıkarmadan kenara çekip, arkadan etli amına yarağımı soktum. Karım çocuklar duymasın diye çabalıyordu, ama yine de derinden,
“Iğğhh, ığğmm, oğğhhh!” sesleri çıkarmaya başlamıştı. Ben de karımı büyük bir güçle sikmek, yarağımı amına şiddetle pompalamak istiyordum, ama çıkacak sesler kızları uyandırabilirdi. Ben de kendime hakim olmaya çalışıyordum.
Karımın kalçalarından sıkıca tutmuştum, karım da kendini bana bastırıyordu sürekli. Yarağımı amının derinliklerine yavaş yavaş sokup çıkarıyordum. Karımın ağlamaklı sesler çıkardığını, inlediğini duyabiliyordum. Aynadan baktığım zaman gözlerini kapatmış, dudaklarını ısırıyor, emiyordu.
Onu bu şekilde dakikalarca siktim. Boşalmaya yaklaşınca amından çıkıyor, bir süre bekliyordum. Ardından yeniden amına girip çıkmaya devam ediyordum. Karımın boşaldığını anlamıştım. Yine boğuk sesler, hırıltılar çıkarmaya başlamıştı çünkü.
Karımın tombul göt yanaklarını olabildiğince ayırınca, açılmış ve genişlemiş göt deliği ortaya çıktı. Başparmağımı içine soktum, göt deliğinin ağzını yokluyordum. Karım, “Iğğhh, ığğhh!” diye diye ağlıyor mu, inliyor mu bilemediğim sesler çıkarıyordu.
Artık dayanacak halim kalmamıştı. En son Pakize’nin amına patlamıştım, şimdi de karımın amına patladım. “Ohhhhh!” diyerek döllerimi akıttım amına. Büyük bir zevk almıştım.
Amından çıktığım zaman karım da doğruldu, üzerindekileri çıkardı. Amını bir mendille silip temizledi. Ardından dolabı açıp yine günlük giydiği basma eteğini, gömleğini giydi. Başını arkadan bağladı. Ben yatakta çırılçıplak uzanıyordum.
“Banyo yapmayacak mısın?” dedi.
“Sen yap, ben sonra yaparım!” dedim. Karım banyoya girerken kızlar da uyanmıştı, sesleri geliyordu. Esra annesine,
“Hayırdır anne, akşam akşam ne banyosu bu saatte?” dedi. Karımın,
“Kızım banyonun saati mi olur?” dediğini duydum.
Düğünden sonra restoranda yediğimiz için, akşam evde yemek yemedik, biraz televizyon izledikten sonra yattık. Karım bana sarılmıştı yine,
“Sikecek misin beni tekrar?” dedi. Aslında hiç aklımda yoktu, ama o böyle sorunca yarağım yeniden kalktı.
Aklım Semanur ve Emine’de kalmıştı. Nişanlısı Semanur’u sikmişti, acaba ben de sikebilir miyim diye düşünüyordum.
Ayrıca Emine tahmin ettiğim gibi gerçekten göçmen çıkmıştı, göçmen kadınlarının güzelliği dillere destandı. Aklım ikisi arasında gidip geliyordu. Bir de Refiye çıkmıştı şimdi. O sırada karım yeniden,
“Sikmeyeceksen ben yatıyorum!” dedi, kendisini bana sunmak, altıma yatmak istiyordu. Karımın bu teklifine kayıtsız kalamazdım.
“Siyah çarşafın var mı?” dediğim zaman, tuhaf tuhaf bana bakıyordu.
“Niye sordun?” dedi.
“Var mı, yok mu? Sen onu söyle!” dedim.
“Eski bir tane var, ne yapacaksın?” dedi.
“Hadi giysene onu!” dedim. Karım şaşırmıştı, söylenip duruyordu, ama ısrarlarıma dayanamadı, sandığını açtı, alt taraflarını karıştırıyordu.
Derken bir torba çıkardı. Çarşafı torbanın içindeydi. Geceliğini çıkarıp çarşafını giydi, üzerindeki bol çarşafın içinde sadece gözleri görünüyordu, tıpkı Emine gibi olmuştu.
“Altına siyah ince çorap giy!” dediğimde daha fazla itiraz etmedi ve dizlerine gelen siyah bir çorap giydi.
Karşımda ayakta duruyordu. Yataktan kalktım, elinden tutup başını yine karyolanın demirleri arasına soktum. Karım artık itiraz etmiyordu, elleriyle karyola demirlerinden tutundu. Arkasına geçince çarşafını kaldırdım, tangasını çıkarmış, pamuklu beyaz bir külot giymişti, onu bacaklarından sıyırıp çıkardım.
“Bacaklarını ayır!” dediğim zaman karım biraz daha açtı bacaklarını. Diz çöktüm ve ağzımı amına dayadım. Amını emmeye, yalamaya başladım.
Karım inlemeye başlamıştı. Am dudaklarını emiyor, ısırıyordum, dilimi iyice içerilere sokuyordum. Karımın amı epey sulanmıştı şimdi. Elleriyle saçlarımı okşuyordu. Orta parmağımı götüne sokup çıkarmaya başladım bu arada…
Karımdan acı inlemeler gelmiyordu, artık götten sikilmeye alışmıştı çünkü. Bu halde daha fazla devam edemeyeceğimi anladım.
Doğruldum, yarağımı sıvazladım biraz, ardından göt yanaklarını iki yana iyice açıp amına girdim. Önce yavaş, sonra hızlı hızlı amını sikmeye başladım. Karım siyah çarşafın içindeydi, yüzünü göremiyordum ama,
“Iğğhhh, ağhh, oğhh!” seslerini duyuyordum. Onun Emine olduğunu hayal ediyordum. Kalçalarını yarağıma bastırıyordu. Hatta bir ara durdum, karım,
“Hığğhh, hığğhh!” diyerek kendisi kalçalarını yarağıma bastırıyor, ben olduğum yerde duruyordum.
Büyük keyif alıyordum. Şimdi karımın vücuduna temas eden sadece yarağımdı. Ellerimi kalçalarıma koymuştum. Karım götünü sağa sola, ileri geri oynatarak, kendisi yarağımın amına girip çıkmasını sağlıyordu.
Derken karımın hırıltılı sesler eşliğinde boşaldığını anladım. Karım kalçalarını bastırmayı bırakmıştı. Ben yeniden kalçalarından tuttum ve amına hızlı hızlı girip çıkmaya başladım.
Kasıklarımın çarpmasıyla göt yanakları sallanıp, titriyordu, odanın içi çıkan seslerle dolmuştu yine. Vücudumu bir titreme dalgası sardı, her yanım zangır zangır titriyordu.
Karımın amına deli gibi boşaldım. Biraz daha amında kalıp çıktım. Karım doğruldu,
“Ahh, her yanım ağrıyor!” deyip duruyordu yine…
Ben yatağa uzandım, karım giydiği çarşafı çıkardı, yeniden külotunu ve geceliğini giyip yanıma uzandı. Başını göğsüme koyduğunda, ikimiz de tatlı bir uykuya daldık…
Yeniden çalışmaya başlamıştım, Özge ile her gün birlikte işe gidip geliyorduk. Özge tatildeki gibi yeniden beraber olmamızı istiyordu. Tatilden dolayı işler birikmişti, o nedenle kendisiyle ilgilenemiyordum.
Bir akşam eve geldiğimde Refiye’yi karımla otururken gördüm. Karım kendisini eve davet etmişti. Refiye beni görünce çekingen davranmaya başlamıştı.
“Lütfen rahatsız olmayın!” dedim kendisine.
Uzun zaman Almanya’da yaşamış bir kadındı, o nedenle bizim buraların kadınlarına pek benzemiyordu. Kırmızı kareli, uzun bir etek giymişti, üzerinde de siyah bir bluzu vardı. Bluz memelerini sarmıştı, başında da kırmızı bir türbanı vardı.
Kırmızı bir ruj sürmüştü dudaklarına. Üzerinden hoş bir parfüm kokusu geliyordu. Birlikte yemek yedik. Yemek esnasında ara ara kendisine bakıyordum. Yemekten sonra Refiye,
“Geç oldu, ben kalkayım!” dediğinde, karım,
“Ay vallahi olmaz, bu gece misafirimsin, hayatta bırakmam!” deyip duruyordu. Ama Refiye kalkmakta ısrarlıydı. Karım,
“Refiye ablayı evine bırakır mısın?” dediğinde,
“Taksiyle gönderecek halimiz yok ya!” dedim.
Evi, şehrin biraz dışında kalan lüks bir semtteydi. Almanya’da yüklerini tuttukları belliydi. Yolda,
“Ay vallahi buraya da bir türlü alışamadım! Almanya gibi yerden kalk buralara gel!” diyordu. Refiye burnu havada bir tip çıkmıştı.
“Sigara içebilir miyim?” dediğinde, “Tabii ki!” dedim ve kendi sigaramdan uzattım. Ama,
“Ay o ağır gelir bana, ben kendi sigaramdan devam edeyim!” dedi ve ince bir sigara çıkardı. Bilerek çakmak aramıyordu, yakmamı bekliyordu. Çakmağımı uzatıp sigarasını yaktım.
“Mersi.” dedi. Sigarasından bir fırt çekip,
“Karınız çok hanım bir kadındır, şanslısınız!” dedi.
“Evet, öyledir, gerçek bir eştir! Siz neler yapıyorsunuz, çalışıyor musunuz?” dediğimde, sanki yarasına basmışım gibi, anlatmaya başladı.
“Almanya’dayken çalışıyordum, ama buraya dönünce evde oturup duruyorum. Çocuklar da okula gidiyor. Bütün gün evde canım sıkılıyor!” dedi.
“Eğer öyle bir şikayetiniz varsa bize gelin, karım sizi çok seviyor, birlikte oturursunuz!” dedim.
“Teşekkür ederim!” diyerek cevapladı. Sonra, “Aslında bir iş bulsam kafama göre, parası önemli değil, çok şükür ihtiyacım yok, ama en azından zamanımı değerlendirmiş olurum!” dedi.
“Ben bir araştırayım, bakalım size göre bir şeyler bulabilir miyiz. Bana telefonunuzu verin, bir şey çıkarsa sizi ararım.” dediğimde,
“Siz söyleyin, ben size çağrı atayım!” dedi. Numaramı söyleyince, o da elinde telefonla beni aradı, numarasını almış oldum. İneceği yere de gelmiştik. Arabadan inerken gülümseyen gözlerle,
“Çok teşekkür ederim!” dedi.
O binadan içeri girene kadar kapının önünde bekledim. Yüksek topuklularla kıvırta kıvırta gidiyordu. Burası yeni yapılan lüks bir apartmandı. Eve döndüğüm zaman karım yatağa girmişti. Yanına sokuldum,
“Bu Refiye nasıl bir kadın?” diye sordum.
“Niye sordun?” deyince,
“Hiç!” dedim. Karım biraz dedikoduyu seven bir kadındı, hemen anlatmaya başladı.
“Birkaç sene önce kocası Almanya’da iş kazasında ölünce, devlet bunlara yüksek bir tazminat ödemiş. Akrabaları orada kalmalarına müsaade etmemiş, o da çocuklarını alıp mecburen buraya gelmiş. Elinde para var, güzel de bir kadın olunca talipleri çıkmış hemen. Hatta kayınbiraderi, yani Muhsine’nin kocası,
‘Ben seni kuma olarak alayım.’ demiş, ama Refiye dişli çıkmış, ona varmamış. O yüzden Muhsine ve kocası ile araları pekiyi değildir. İyi bir kadındır, ama biraz burnu havadadır!” dedi.
Karıma sarılarak uyudum. Ertesi gün işyerinde iken Özge’nin telefonu çaldı. Özge konuştuktan sonra yanıma gelip,
“Benim çıkmam gerekiyor, çok acil!” dedi. Bir şey sormama fırsat vermeden çantasını alıp çıktı.
Akşama doğruydu, o böyle bir şey demeden çıkınca benim de canım sıkılmıştı. Aklıma Zarife geldi. Onu özlediğimi anladım. Aradım ve
“Geçen günkü eve gel, çok özledim seni!” dediğimde,
“Tamam, birazdan çıkıyorum!” dedi. Sedat’ı arayıp,
“Akşama eve geç gel, hatta sana bir telefon vereyim, kadına benim adımı vermen yeterli!” dedim. Ona tanıdığım bir hayat kadınının telefonunu verdim. Sedat’ı bu şekilde kadınlara gönderiyordum, evini kullanmamın karşılığını bu şekilde ödüyordum.
Merdivenlerden çıkarken Emine’nin kapısını çalsam mı, çalmasam mı diye düşündüm bir süre. Kapının önünde geçen seferki terlikleri duruyordu. En sonunda zile bastım. Kapının deliğinden bir gözün bana baktığını anladım.
Biraz sonra kapı açıldı. Emine karşımdaydı. Üzerinde uzun, bol bir etek, sarı renkli uzun kollu bir gömlek vardı, başını büyük bir türbanla bağlamıştı.
“Merhaba, geçen sefer bir daha gelirsem size uğramamı istemiştiniz…” dediğimde,
“Ha, tamam, hatırladım, Sedat beye verilecek bir emanet var bizde!” dedi. Sonra da,
“Sizi geçen gün düğünde gördüm, kocamla konuşuyordunuz.” dedi.
“Aa, evet kendisiyle tanıştım!” dedim.
“Siz isterseniz yukarı çıkın, ben getireyim, sizi burada bekletmeyeyim!” deyince,
“Tamam!” diyerek yukarıya çıktım.
İçimden bir ses bu akşam kadınla aramda bir şeyler olabilir diyordu. Zarife’yi aradım ve işimin çıktığını, gelmemesini söyledim. Zarife de,
“Zaten daha çıkamadım. Hem kocam geldi, bu akşam size misafirliğe geliyoruz!” dedi. Zarife kocası geldiği halde benimle sikişmenin planını yapabiliyordu.
Birkaç dakika sonra kapı çalındı. Açınca Emine karşımda elinde bir matkap ile duruyordu. Bana makineyi uzatarak,
“Bunu geçenlerde ondan aldık, ama kocam da unuttu, Sedat bey de. Bu da bizde kaldı!” dedi. Makineyi alırken elim eline değdi. O anda bana dikkatle bakıyordu.
“Misafiriniz mi gelecek yine?” deyince,
“Evet!” dedim.
“O kadın mı?” dedi bu kez. Yine,
“Evet!” dedim.
“Peki, ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim…” diyerek aşağı inecekken,
“Bir saniye!” dedim.
“Buyurun?” diyerek biraz daha yaklaştı.
“Geçen gece sizi öyle ev hali ile gördüm, kusura bakmayın.” dediğimde,
“Ne demek, insanlık hali, olabilir.” dedi. Bu sözü bana cesaret vermişti.
Kadın bana kendini göstermek istemişti. Zarife ile de sikişmeme şahit olmuştu. Aslında kadın kendini teşhir etmişti, ama ben ona yem atıyordum. Yemi yutmuştu. Kolundan tutup içeri çektim ve kapıyı kapadım.
“Ay, ne yapıyorsunuz?” diyebildi ancak.
Hemen üzerine çullandım, sarıldım, elimi kalçalarına attım, eteğinin üzerinden kalçalarını avuçluyordum. Yumuşacık göt yanaklarını hissetmek yarağımı kaldırmıştı.
“Ay bırakın beni, ne yapıyorsunuz!” diyordu. Ama bunu söylerken bağırmıyor, adeta fısıldıyordu. Onu hemen elinden tutup yatak odasına götürdüm. Perdeler çekiliydi.
“Kocam gelir birazdan, bırak beni!” diyordu, ama onu dinleyecek halde değildim. Emine sadece konuşuyor, ama karşı gelmek için başka bir şey yapmıyordu.
Belinden tutup yatağa domalttım, arkasına geçtim. Emine artık olacakları kabullenmişti,
“Kocam gelir yarım saate!” diyordu. Çok heyecanlıydım, elim ayağıma dolaşıyordu. Pantolonumu indirip külotumu sıyırdım. Eteğini beline sıyırınca altına kırmızı dantelli bir külot giydiğini gördüm.
Kalçaları bembeyaz, güneşe hasret kalmışlardı. Külotunu sıyırdım aşağı, bembeyaz göt yanakları göründü.
Ellerimle iyice ayırınca sulu ve tüylü bir şeftali gibi duran amı ortaya çıktı. Yarağımı kökünden tutarak amına girmeye başladım. Emine derin bir,
“Oğğhhh!” çekti. Sesi bütün evde yankılanmıştı sanki. Daha sonra amında hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Emine,
“Oğğhhh, devam et, oğğhhh, sik beni, sik beni!” diyerek götünü yarağıma bastırıyordu.
Kalçalarını sıkıca tutuyordum. Kasık darbelerimle göt yanakları deli gibi sallanıyor, boş evin içi şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleriyle çınlıyordu.
Emine inlemeyi bırakmş adeta çığlık atıyordu. O sırada başındaki türbanı çıkardı ve ağzına soktu. Şimdi istediği gibi bağırabiliyordu, anlaşılmayan boğuk sesler çıkartıyor, inliyordu.
Sarı saçları açığa çıkmıştı böylece. Bir elimi saçlarına attım ve var gücümle kendime çektim, diğer elim kalçasındaydı yine. Emine’nin başı geriye geliyordu, ağzındaki türbanı şiddetle ısırıyordu, ben de inanılmaz zevk alıyordum.
Geçen gece Emine’yi düşünerek karımı sikmiştim, ama şimdi gerçekten Emine’yi sikiyordum. Bir kaç dakika bu şekilde geçmişti. Emine’nin amına yarağım köküne kadar girip çıkıyordu. Emine,
“Hığhh, oğhh!” diye diye boşalmıştı. Saçlarını tutmayı bıraktım. Benim de tüm vücudum sarsılmaya başlamıştı. Emine türbanı ağzından çıkarıp telaşla,
“İçime boşalma, içime boşalma!” deyince amından çıktım, beline sıyırdığım eteğini yarağıma dolamamla beraber deli gibi boşaldım. Bir süre eteğiyle yarağımı iyice temizledim, yarağımı sıvazlayarak bütün döllerimi eteğine boşalttım.
Emine doğrulduğunda türbanıyla yeniden başını bağladı. Türbanındaki diş izleri belli oluyordu.
“Eteğini batırdım!” dediğimde,
“Önemli değil, atarım şimdi makineye!” dedi. Sonra da acelesi var gibi, “Saat kaç?” dedi.
“Altı buçuk!” dediğimde,
“Hii, birazdan kocam gelir!” dedi ve aceleyle üzerini toparladı. Dizlerine inen külodunu giyip eteğini düzeltti. Bu sırada döllerim bir miktar eline de bulaştı. Bana bir telefon numarası söyledi,
“Bu benim numaram, bana çağrı bırak, ben seni ararım!” dedi ve hızlıca evden çıktı.
Sonunda Emine’yi sikmiştim. Dediği numarayı unutmayayım diyerek tekrar edip duruyordum. Telefonumla kendisini çaldırdım. Listeme Emine de eklenmişti böylece…
Toparlanıp çıktım. Eve geldiğim zaman Zarife ve kocası bize gelmişlerdi. Zarife’nin kocası beni görünce,
“Ooo bacanak, nerelerde kaldın? Hoş geldin!” dedi. Biraz yılışık bir adamdı, o nedenle eskiden beri kendisine uzak dururdum.
Zarife sanki görmeyeli güzelleşmiş, biraz zayıflamıştı. Düğüne gider gibi giyinmişti.
Pembe boğazlı bir bluz, çiçekli uzun bir etek, yazlık beyaz bir ceket giymişti. Başını da çiçekli bir türbanla sıkıca bağlamıştı. Bluzunun altındaki koca memeleri ve hafif göbeği belli oluyordu. Bana,
“Enişte!” diye hitap ediyordu. Karıma,
“Özge nerede?” dediğimde,
“İçerde. Semanur bizde, nişanlısından mı ne ayrılmış, ağlayıp duruyor kızcağız!” dedi. Özge’nin acilen çıkmasının nedeni anlaşılmıştı.
Hep birlikte sofraya oturduk. Özge ve Semanur da bize katıldı. Semanur’un gözleri ağlamaktan şişmişti. Karım ve Zarife sürekli,
“Kızım barışırsınız, bu kadar ağlama!” deyip duruyordu. İki parça lokma anca yiyebildi kızcağız. Yemekten sonra Özge ile yine odaya gittiler.
Geç bir saatte Zarife ve kocasını evlerine bıraktım. Semanur bizde kalacaktı. Karım Semanur’un annesiyle konuşup söyledi bunu. Ailesinin henüz ayrıldıklarından haberi yoktu, öğrenirlerse Semanur için iyi olmazdı bu durum.
Yol boyu Zarife’ye dikiz aynasından bakıp durdum, o da bana bakıyordu sürekli. Yüzündeki tüyleri aldırmıştı, kırmızı bir ruj sürmüştü. Onları evlerine bıraktım. Zarife,
“Enişte gel bir kahvemi iç!” deyince, kocası da aynı şekilde ısrarcı oldu.
“Peki, tamam!” dedim. Onlar eve girerken ben de arabayı park ettim. Kapıyı çalınca Zarife açtı, boynuma sarıldı ve fısıldayarak,
“Seni çok özledim!” dedi.
“Ne yapıyorsun, kocan evde!” dediğimde,
“Tuvalete girdi, beş dakikaya çıkmaz. Kaynanam da yatıyor!” dedi. Sonra beni elimden tutup mutfağa götürdü, sandalyeye oturdum.
Cezveye su koymuştu bile, kocasının tuvalette osuruk sesleri geliyordu. Zarife üzerindeki eteğini tutup yukarı sıyırdığında, bembeyaz, parlak, tüysüz kalçaları açığa çıktı.
“Ne yapıyorsun?” dememe aldırış etmeden önümde domaldı ve eteğini iyice yukarı sıyırdı. Altına siyah, dantelli bir külot giymişti. O anda kendime hakim olamadım ve bir süre götünü, kalçalarını avuçladım. Zarife,
“Özledim seni, ne zaman sikeceksin tekrar? Bak senin için temizlendim, parlak oldum!” dedi.
O sırada tuvaletten sifonun sesi geldi. Zarife kendini toparladı. Yarağım pantolonun içinde sertleşmişti. Kendimi masanın altına iyice verdim. Biraz sonra kocası da gelip masaya oturdu.
Zarife kahveleri yapmıştı. Birlikte içtikten sonra ben yine evin yolunu tuttum. Yolda Semanur’un bu gece bizde kalacağını hatırladım.
Eve geldiğimde karım yatmaya hazırlanıyordu. Özge ve Semanur odalarındaydı halen. Karım Esra’nın yatağını salona sermişti. Evde sigara kokuyordu,
“Bu ne?” dediğimde, karım,
“Semanur içiyor bu zıkkımı!” dedi. Kızların odasına gittim. İkisi beni görünce toparlandılar. Semanur’a,
“Eğer istersen Ahmet’le konuşayım?” dedim. Özge bunun iyi olmayacağını söyledi.
“Tamam.” diyerek yanlarından ayrıldım. Odaya döndüğümde karım yatıyordu. Soyunup yatağa girdim, karıma sarıldım. Karım hemen,
“Ay tövbe tövbe, evde misafir var, ne yapıyorsun sen?” dese de,
“Ses çıkartmayız merak etme!” dedim. Külodumu çıkardım. Geceliğinin altından elimi sokup, karımın kalçalarını avuçladım. Altında yine pamuklu külodu vardı.
“Diğerlerini giymiyor musun?” dediğim zaman,
“Giyerim merak etme, azdın mı?” dedi.
“Evet, beni azdırıyorsun!” dedim. Külodunu sıyırıp çıkarttım. Emine ile sikişmenin ve Zarife’yi o şekilde görmenin hazzıyla yarağım kalkmıştı yine.
Karımın üzerine uzandım, geceliğini yukarı sıyırıp, yarağımı amına soktum. Karım itiraz etse de bacaklarını araladı.
Yarağım amına girince sessizce inlemeye başladı. Ben de ses çıkartmamaya çalışarak amında gidip gelmeye başladım.
Karım kollarıyla sıkıca bana sarılmıştı, elleri çıplak sırtımda dolaşıyordu. Fısıldayarak,
“Sik beni, ohhhh!” diye tekrarlıyordu. Onun bu sözleri beni azdırmıştı. Hızlanarak ve daha güçlü amına pompalamaya başlamıştım. Karyola biraz biraz sallanıyordu şimdi.
Karım bacaklarını belime dolamıştı, birlikte zevk alıyorduk. Boynumu öpüyor, emiyordu. Daha da hızlanmıştım. Karımın da inlemeleri çoğalmıştı. O sırada buzlu camın önünde Özge belirmişti,
“Anne, anne.. Bir baksana, anne!” deyip duruyordu. Karım telaşa kapıldı, yarı inleyen yarı ahlayan sesler çıkartarak,
“Geliyorum kızım, geliyorum güzelim!” dedi. Özge bir süre kapının önünde bekledikten sonra gitti. Karım gerçekten gelmişti, ahlayarak boşalmıştı. Bense halen sikmeye devam ediyordum.
Bu şekilde sikmeyi bırakıp amından çıktım. Karım boşaldığımı zannetmiş, toparlanmaya çalışıyordu ki, ona,
“Yat şuraya!” dedim sertçe. Sırtı yatağa yapıştı yeniden.
Bacaklarını havaya kaldırıp iki yana ayırdım. Yarağımı tekrar amına sokarak gidip gelmeye başladım. Karım az önce boşalmasına rağmen,
“Iğğhh, ımm, ağhh!” diyor, bir taraftan da, “Kızlar bekliyor, çabuk ol!” deyip duruyordu. Karımın dolgun ve iri memeleri geceliğinin içinde löpür löpür sallanıyordu. Yatak da sürekli sallanıyor gıcırdıyordu.
Sonunda sarsıla sarsıla karımın amına boşaldım. Bir süre daha amında gidip geldim. Amından çıktığım vakit karım hemen yataktan doğruldu, üzerini toparladı. Geceliğinin üzerine basma eteğini ve yeleğini giyip kızların yanına koştu.
Bense tatlı bir uykuya dalmıştım. Gece bir ara uyandım, susamıştım. Karım yanımda yatıyordu. Kızlar da yatmışlardı, lambaları yanmıyordu. Odadan çıkıp mutfağa gittim ve su içtim.
Esra salondaki koltukta yatıyordu. Kızların odasına baktığımda, kapının aralık olduğunu gördüm. Yavaşça ilerledim.
Özge altta, kendi yatağında yatıyordu. Semanur ise üst ranzadaydı. Üzerindeki yazlık pikenin altından beyaz ve dolgun kalçası çıkmış, görünüyordu.
Odama geri döndüm, uyudum. Semanur’u sabah evine bıraktık. Aradan birkaç gün geçti, sanırım nişanlısıyla halen küstü, ama ailesine söylemiyordu.
Bir iki gün sonra işyerinde çalışırken telefonum çaldı, Refiye arıyordu.
“Merhaba Osman Bey, kusura bakmayın sizi böyle rahatsız ediyorum ama…, Şeyy, acaba bana bulacağınız işle ilgili bir gelişme var mı?” dedi.
“Asıl siz kusura bakmayın. Ben o konu ile ilgilenemedim, arkadaşlarla görüşür, size haber veririm!” dedim. Teşekkür ederek telefonu kapadı. Sigortacı bir arkadaşım vardı, onu aradım,
“Senin çevren geniştir, tanıdığım bir yakınım kadın var, Almanya’dan buraya yerleşti, kendisi için iş arıyoruz, bir araştırsana.” dedim. Arkadaşım ilgileneceğini söyledi.
Akşam yolda Özge’ye Semanur’un durumunu sordum. Henüz nişanlısıyla barışmamışlar. Semanur bekaretini kaybetmişti, nişanın bozulmasından çok korkuyordu. Özge Semanur’un bu durumuna üzülüyordu.
Baktım, annesiyle sevişirken kapıyı çaldığı halde açmadığımız geçen geceden dolayı bana somurtuyordu. Biraz üsteleyince doğru tahmin ettiğimi anladım.
“Ben kapıya geldiğimde annemi sikiyordun değil mi?” dediğinde ses çıkarmadım.
“Sanki bana inat yapıyorsun. Seni beklediğim halde beni arayıp sormuyorsun. Bir de evde Semanur vardı o gece, kız herşeyi anladı, rezil olduk ona!” dedi.
“İkinizi de seviyorum biliyorsun. Ama sonuçta annen benim karım, anneni sikiyorum diye bana kızmaya hakkın yok bebeğim…” diyerek yanağından bir makas aldım.
“Tamam ama… Yine de beni ihmal ediyorsun. Koynuna girmem için daha ne kadar beklemem gerek?” dedi.
Üvey kızım doğru söylüyordu, aslında onunla sevişmeyi, çıtır götünü sikmeyi ben de özlemiştim. Telefon açıp Sedat’ı aradım. Geçen sefer kendisine kadın ayarladığım için keyifliydi.
“İşin yoksa geç gel dostum!” dediğimde,
“Tamam tamam, ben hallederim!” dedi. Özge bu konuşmadan bir şey anlamamıştı, ama eve değil de, başka bir yere gittiğimizi görünce,
“Nereye gidiyoruz?” diye sordu.
“Sevişmek istemiyor musun yoksa?” dediğimde,
“Hem de çok!” dedi. “Ama gelmedin gelmedin, tam zamanını buldun. Regl oldum üç gün önce, bitmek üzere ama biraz biraz kanıyorum.”
Merdivenlerden çıkarken Emine’nin kapının deliğinden baktığını fark ettim, fakat kapı açılmadı. Özge ile daireye girdik. Kapıyı kapatır kapatmaz Özge’nin dudaklarına yumuldum. Beline sarıldım. Üzerinde uzun, ince kot bir etek vardı, eteğin altından elimi soktum, kalçalarını avuçladım. Yarağım kalkmıştı. Özge,
“Şeyy, amımı yalaman çok hoşuma gidiyor, biliyorsun. Ama söyledim sana, bugün asla olmaz, adetliyim!” dedi.
“Tamam, anladım!” dedim. “Madem ben senin amcığını yalayamıyorum, sen benim yarrağımı yalarsın.” Gülümsedi,
“Terbiyesiz şey…! Peki, seni yalamayı, emmeyi bile özledim ben…” diyen Özge banyoya gitti.
Bir kaç dakika sonra geldiğinde onu elinden tutup mutfağa götürdüm. Mutfak arkada kalıyordu, binanın aydınlığına bakan küçük bir penceresi vardı. Perdeyi çektim, üzerimdekileri çıkardım.
Özge önümde çömeldi, yarağımı sıvazlamaya başladı. Daha sonra da ağzına aldı. Yarağımı iştahla yalıyordu. Kız her geçen gün yarak yalama konusunda uzmanlaşıyordu. Yarağım kazık gibi olmuştu. Dilini müthiş kullanıyordu. Taşaklarımı avuçlamıştı, büyük keyif alıyordum.
“Tamam, hadi yeter artık!” demek zorunda kaldım. Ayağa kaldırıp, mutfak tezgahına domalttım. Eteğini beline sıyırdığım zaman altında siyah külotlu çorabı ile kaldı.
Çorabını aşağı sıyırdığımda siyah pamuklu külotu göründü. Onu da sıyırdım, külodunun içinde az önce taktığı pedi vardı. Göt yanaklarını iki yana iyice açtım, açık göt deliği göründü.
Yarağımı iyice sıvazladım. Yarağıma bir miktar zeytinyağı sürdüm. Yavaş yavaş göt deliğine girdiğim zaman Özge’den derin bir, “Iğğhhh!” çıktı. Yağlanmış yarağım götüne kolayca girmişti.
Özge’nin götünde hızlı hızlı çalışmaya başladım. Özge derin derin inliyordu sürekli. Kalçalarından sıkıca tutmuştum. Götünü yarağıma bastırıyordu. Daha sert sikmeye başladım.
Tezgahın üzerinde tabak, çanak, tencere vardı. Tezgahın oynaması ile beraber bunlar da oynamaya, ses çıkarmaya başlamıştı.
Her seferinde daha büyük bir güçle götüne pompalıyordum. Özge, “Ağhh, ığhh, ımm!” diyerek inlerken, beline bastırdım ve onu öne iyice eğdim. Sağ ayağımı tezgahın üzerine attım, bu şekilde götüne girmeye başladım.
Özge başını yana çevirmiş bana bakmaya çalışıyor, elleriyle tezgaha sıkıca tutunuyordu. Adeta feryat eder olmuştu şimdi. O sırada tezgahın üzerindeki boş tencere sallanmaya daha fazla dayanamadı ve ‘Güm!’ diye yere düştü. Çıkan ses evde yankılanmıştı, ama bizi durdurmaya yetmemişti.
Yarağımı götüne köküne kadar sokup çıkartıyordum. Özge’nin göt deliği artık iyice açılmış, kayganlaşmıştı. Pompaladıkça aldığım zevk artıyordu. En sonunda büyük bir hazla patladım, götüne döllerimi boşalttım.
Bir süre daha götünde kaldıktan sonra çıktım. Özge de doğruldu. Üzerini toparladı. Banyoya gidip yarağımı sildim, çişimi yapıp içeriye geçtim. Özge,
“Burası kimin evi?” diye sordu.
“Bir arkadaşımın.” dedim. Bana sürekli bu evle ilgili sorular soruyordu.
“Daha fazla sormana gerek yok, sevişmek istediğimiz zaman buraya geliriz!” dedim. Bu cevabım onu mutlu etmişti. Çıkarken Özge’ye,
“Sen önden in, ben geliyorum!” dedim, aşağı indi. Kapıyı kilitledim, aşağı inerken Emine’nin yine kapının deliğinden baktığını anladım. Ama kapıyı açmadı yine. Bu evde Özge’yi de sikmiştim sonunda…
Özge ile beraber eve döndük. Gece karımla sikişmek istiyordum, ama bütün gece, “Başım ağrıyor!” deyip durdu.
Ertesi gün işyerine Semanur geldi. Özge ile epey oturdular. Sonra benim yazıhaneme davet ettim onu. Utangaç ve çekingen bir hali vardı. Bir şey söylemek istiyor gibiydi,
“Şeyy Osman abi, size de dert oldum, geçen gece de rahatsızlık verdim…” diyordu.
Bunu söylerken yanaklarının kızardığını görebiliyordum. Karımla sikiştiğimizi anlamıştı.
“Özge’nin bizim kapıyı çaldığı geceyi diyorsun. Eh, yatak odamızda yengenle işimiz vardı, ondan açamadık. Ev hali, karı koca yaramazlık yaptık biraz. Ama evlilikte, nişanlılıkta olağan şeyler bunlar, sen de bilirsin. Kesinlikle rahatsızlık falan vermedin. Ne zaman istersen, neye ihtiyacın varsa, çekinmeden ara!” dedim.
Semanur’un yanakları kıpkırmızı oldu. Kendisine kartımı verdim ve yanımdan memnuniyetle ayrıldı.
Aynı gün akşamüzeri sigortacı arkadaşım aradı, Refiye’ye iş bulmuştu. İhracat yapan bir firmaya Almanca bilen biri aranıyordu. Refiye’yi arayıp müjdeyi verdim, işyerinin adresini, kiminle görüşeceğini söyledim. Refiye,
“Ay Osman Bey, sizden bir ricam olacak… Ben buraları bilmiyorum, yarın orayı bulamam, siz beni bıraksanız çok mu şey istemiş olurum?” dediğinde,
“Tabi ki hayır, memnuniyetle!” dedim. Gece yatarken karıma,
“Refiye hanıma iş buldum, yarın onu iş görüşmesine götüreceğim.” dediğimde,
“Ay, çok sevap işledin, kadıncağız geçen gün yana yakıla derdini anlatmıştı bana!” dedi.
Karımın başının ağrısı geçmişti. Bir çırpıda üzerindekileri çıkardım, memelerine yumuldum. Karım da çok istekliydi, dudaklarımı emiyor, yarağımı sıvazlıyordu.
Bir süre sonra birbirimize 69 çekmeye başladık. Karımın amında, kalçalarında yeniden tüyler, kıllar büyümeye başlamıştı. Amı iyice sulanmıştı. Karımın götüne bir şaplak atınca yarağımı yalamayı bıraktı.
Üzerimde doğruldu ve yarağımın üzerine oturdu. Dizlerinin üzerine çömelmiş, yarağım tamamen amına girmişti. Yarağımın üzerinde yaylanıyor, oturup kalkıyordu. Aldığı zevkle memelerini avuçlamış, uçlarını kendisi emiyordu.
“Iğhhh, oğhhh, ımmm!” diyerek inliyordu. Onu belinden tutmuştum, ama yaptığım sadece buydu, kontrol karımdaydı. Bu şekilde bir süre yarağımın üzerinde sallanıp durdu.
Daha sonra üzerimde bu kez ters dönerek oturdu ve yine yarağım amındayken ileri geri sallanmaya, oturup kalkmaya başladı, ellerini dizlerime atmıştı. Yarağımın üzerinde hızlı hızlı oturup kalktıkça kasıklarıma çarpan göt yanaklarından ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri geliyor, göt yanakları sütlaç gibi titriyordu.
Karımın nefes alışları, oturup kalkmaları hızlandı ve sonunda hırıltılar, boğuk sesler çıkarmaya başladı yine. Karım boşalmıştı, ama benim boşalmama daha vardı. Karıma doğrulmasını ve yanıma uzanmasını söyledim.
Kendini külçe gibi yatağa bıraktı. Ben de doğruldum. Sağ yanına yatırdım, sağ bacağını altıma alıp, sol bacağını dizinden kırdım. Yarağımı kökünden tutup amına girdim. Karımı hızlı hızlı sikmeye başladım.
Karım yarı baygın gibiydi. Kasıklarım göt yanaklarına çarpıyor ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri odayı dolduruyordu yine. Aynı zamanda karyola da gıcırdamaya başlamıştı. Karımın memeleri sallanırken öne doğru eğildim ve memesini avuçladım, karım da elimi sıkıca tuttu. “Ağğhhh, ımmm, ığhhh!” diyerek inliyordu.
Artık ben de boşalmak üzereydim, son bir hamleyle daha sert sokup çıkardım ve sonunda boşaldım. Karım da boşalmıştı. Derin derin inliyordu.
Amından çıkıp yanına uzandım. İkimiz de terlemiş, yorulmuştuk. Bir süre birbirimize sarılarak uyuduk. Gecenin bir vakti uyandığımda ikimiz de yatakta çırılçıplaktık. Yazlık battaniyeyi üzerimize çektim, güzel bir uykuya daldım tekrar.
Sabah Özge’yi işe bıraktım, sonra Refiye’nin evine gittim. Aşağıda arabada bekliyordum, kendisini arayıp geldiğimi söyledim.
“Hemen geliyorum!” dedi. Biraz sonra binanın kapısından çıktı. Beyaz bir etek ceket takımı giymiş, içine de pembe saten bir gömlek giymişti. Dar gömleğinin düğmeleri zor kapanmıştı, memeleri kendini belli ediyordu.
Yüzüne makyaj yapmış, dudaklarına pembe bir ruj sürmüştü. Başını da yine pembe parlak bir türbanla bağlamıştı. Beyaz yüksek topuklularıyla salına salına yürüyordu.
Arabaya binince,
“Ay çok bekletmedim umarım!” dedi. Refiye’den çok hoş bir parfüm kokusu geliyordu. Elimde olmadan,
“Parfümünüz çok güzelmiş!” dediğimde,
“Ay öyle mi? Bilmiyorum, sürdüm öyle işte!” dedi. Emniyet kemerini bağladığında kemer memelerini şişirmiş, daha bir belli etmişti. “Ay çok heyecanlıyım, ne olacak acaba?” deyip duruyordu.
“Merak etmeyin, arada tanıdık olduğu için sıkıntı olmaz, heyecanlanmayın!” dedim.
“Kalbim küt küt atıyor!” dedi. Refiye aslında bana mesaj veriyordu. Bu kadınla aramda bir şeyler olacağına emindim.
Birlikte arkadaşımın dediği işyerine gittik. Refiye içerde bir kadın ve adamla görüşmeye girdi. Ben dışarda bekliyordum. Yarım saat sonra çıktığında Refiye çok sevinçliydi. İşe alındığını söyledi. Eline bir liste verdiler ve
“Bu evrakları tamamlamanız gerek, sizi haftaya Pazartesi bekliyoruz!” dediler. Refiye çok mutluydu. Arabaya bindiğimizde,
“Ay Osman bey, size çok teşekkür ederim, sayenizde iş buldum, çok çok teşekkür ederim!” dedi.
“Önemli değil, hem şu aramızdaki ‘Bey – Hanım’ laflarını kaldırsak nasıl olur?” dedim. Refiye cevap vermiyor, sadece gülüyordu. Onu evine bıraktım. İnerken elini uzattı ve
“Çok teşekkür ederim Osman, çok iyisin!” dedi. Bakışlarında Emine’de gördüğüm davetkâr bakışlar vardı.
Akşam eve Özge ile döndüğümüzde Zarife yine bizdeydi, ama bu defa tekti. Kocası iş için birkaç günlüğüne şehir dışına gitmişti. Yine kaynanası ile kalıyordu. Karım ablası geldiği zamanlarda çok mutlu oluyordu. Zarife’ye gece bizde kalması için çok ısrarcı oldu, ama Zarife,
“Ay anam gideyim, benim o dedikoducu kaynanam laf eder sonra!” diyerek kalktı.
Zarife’yi evine bırakmak için ben de kalktım. Zarife’yle birlikte yola çıktık. Gecenin karanlığında yollar boştu. Zarife yanımda otururken giydiği siyah eteğini sıyırmaya ve bacaklarını göstermeye başladı.
“Seni çok özledim, kocam da evde yok, kaynanam yatmıştır hem… Bu gece bende kal. Ara evi bir şeyler uydur. Seni çok istiyorum!” deyip duruyordu.
Bir elim direksiyonda, diğeri Zarife’nin bacaklarındaydı. Araba kullanırken sikim kalkmıştı. Önden Zarife eve girdi, ben arabada kaldım. Bir dakikaya kalmadan beni aradı ve
“Kaynanam yatıyor, gel hadi!” dedi. Arabayı biraz daha ileri park ettim. Karımı aradım ve
“Ben biraz arkadaşlarla takılırım, siz yatın!” dedim. Karım,
“Yine o zıkkımı içeceksin değil mi!” diyerek beni azarlıyordu. Arkadaşlarımla içki içeceğimi sanıyordu, ama ben ablasını sikecektim. Karımın böyle sanması işime geliyordu.
Kimseye görünmemeye çalışarak içeri girdim. Zarife bir şey söylemeden beni elimden tutup doğruca yatak odasına götürdü ve kapıyı kapadı. Salondaki gece lambasının ışığı içeri vuruyordu.
Zarife üzerindekileri çıkarmaya başlayınca ben de soyundum. İkimiz de çıplak kalmıştık. Zarife’nin iri memelerini görmek yarağımı kaldırmaya yetmişti.
Birlikte yatağa uzandık ve vücudunu, memelerini emmeye, öpmeye başladım. Zarife hafiften inlemeye başlamıştı. Amı traşlıydı. Elimi atıp amını ovaladıkça inlemeleri artmış, amı sulanmıştı. Zarife,
“Hadi sik beni, hadi, oğhh, hadi!” diyerek inliyordu.
Yarağımı sıvazlayarak iyice kaldırdım, Zarife’nin bacaklarını omzuma attım ve alttan amına girdim. Kalçalarından tutarak amında gidip gelmeye başladım. Zarife inleyerek başını sağa sola çeviriyordu.
“Devam et, oğğhh, sik beni, ağhhh!” dedikçe benim de azgınlığım artıyordu. Daha güçlü pompalamaya başladım. Kasıklarım dolgun kalçalarına çarptıkça odanın içi ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleriyle çınlıyordu.
Kısa bir süre sonra Zarife boşalmıştı. İnlemeleri azalmış, uzun uzun, “Ağhh, ımmm, oğhhh!” deyip duruyordu sadece. Bense aynı şekilde sikmeye devam ediyordum.
Zarife sallanan memelerini tutmuş, meme uçlarını kendisi emiyordu. Amı oldukça geniş ve kaygandı, yarağım içinde yağ sürülmüş gibi kolayca gidip geliyordu. En sonunda ben de boşaldım. Amından çıkıp yanına uzandım. Birbirimize sarıldık.
“Kocamla senin gibi sikişmiyorum. O sadece üzerime çıkıp, gidip geliyor, hepsi bu! Ama seninle çok keyif alıyorum!” dedi. Saçlarını okşadım. Bana daha da sokuldu.
“Benim gitmem gerek!” dediğimde,
“Kal bu gece, kaynanam sabaha kadar uyanmaz, yine yapalım!” diyordu. Zarife’ye,
“Götten yapalım o zaman!” deyince,
“Sen nasıl istersen!” dedi. Zarife’nin bu cevabı hoşuma gitmişti.
Sırt üstü uzandırdım tekrar ve belinin altına yastık koydum. Bacaklarını havaya kaldırdı, iki eliyle göt yanaklarını iki yana iyice açmaya çalışıyordu. Yarağımı sıvazladıkça yeniden kalktı.
Az önce döllerim ve amının sıvıları ile ıslanan yarağım, Zarife’nin geniş göt deliğine kolayca girmişti. Bacaklarını tutup iki yana iyice açtım ve götünde gidip gelmeye başladım. Götü her ne kadar genişte olsa, amı kadar değildi elbette. Götü yarağımı sıkıyordu.
Zarife, “Ağhh, ımm, ağhh!” diye feryat ediyor, elleri kalçalarında, başını sağa sola atıyordu. Daha çok pompalamaya başladığım zaman, yatak da sallanmaya başlamış, sesler çıkartıyordu. Memeleri sağa sola, ileri geri sallanıp duruyordu sürekli…
Zarife içerde kaynanası yokmuş gibi, adeta çığlık atarak inliyor, ahlıyordu. Onun bu hali bana cesaret veriyor, ben de daha büyük bir güçle götüne bastırıyordum. Sonunda sarsılarak bu defa götüne boşaldım. Biraz götüne girip çıkmaya devam ettim.
Götünden çıktığım zaman genişleyen göt deliğinden hafif bir osuruk sesi geldi. İkimiz de yatağa külçe gibi yığıldık. Zarife başını göğsüme dayadı. O ara ben de uyuya kalmıştım.
Kolumun ağrısıyla uyandım. Zarife’nin başı kolumun üstünde kalmış, kolum uyuşmuştu. Kolumu sallamaya başlayınca yavaş yavaş yeniden hissetmeye başladım. Zarife horlayarak uyumaya devam ediyordu.
Üzerimi giyinip çıktım. Eve geldiğimde saat 02:00’yi geçiyordu…
Sonraki birkaç günüm sakin geçti. Refiye işe başladığından beri onunla konuşmamıştım. Zarife’nin ise kocası ve üniversitede okuyan oğlu gelmişti. Özge, arkadaşı Semanur’un derdi ile uğraşıyor, Semanur arada sırada ya eve ya da işyerine geliyordu. Emine’den ise ses çıkmamıştı.
Bir gün yine işyerine Semanur geldi. Özge ondan yarım saat önce çıkmıştı, adet sancıları nedeniyle erkenden eve göndermiştim onu… Semanur yanıma geldi, yine çekingen, utangaç davranıyordu.
Koyu mavi, uzun ve bol bir askılı elbise, içine de uzun kollu beyaz bir bluz giymişti. Elbisesi ile aynı renk türban takmıştı. Ayağında düğünde giydiği kırmızı topukluları vardı. Bana sanki bir şey söylemek istiyor, ama çekiniyordu. Sonunda,
“Şeyy Osman abi, sizden bir isteğim var. Nişanlım Ahmet’le konuşsanız, benim telefonlarıma bakmıyor. Biliyorum, onun kalbini kırdım. Ama o da beni çok üzüyor, bizim barışmamız lazım, onunla konuşur musunuz?” dedi. Neden barışmaları gerektiğini biliyordum,
“Tamam canım, ben nişanlınla konuşur, sorunu bir şekilde hallederim, dert etme!” dediğimde çok sevindi. Çıkmak üzereydim, Semanur’a,
“Seni evine bırakayım.” dediğimde,
“Şeyy bilmem ki…” dedi.
“Çekinmene gerek yok, hadi gel!” dedim.
Evi biraz uzakta kalıyordu, maddi durumları iyi değildi, küçük bir gecekonduda ailesiyle yaşadığını biliyordum. Buna rağmen süslenip püslenmekten geri kalmıyordu. Ahmet’in maddi durumu ise ona nazaran daha iyiydi. Zaten uzaktan akraba oluyorlardı. Semanur evliliği maddi sıkıntılarının bitmesi için kurtuluş olarak görüyordu.
Birlikte yola çıktık. Bu kızı sikmeyi çok istiyordum, ama sabretmem gerekliydi. Evlerinin önüne geldiğimiz zaman,
“Osman abi gel, seni annemle tanıştırayım, hem bir çayımızı içersin!” dedi. Ne kadar kabul etmesem de, ısrarcı davranıyordu. Sonunda,
“Tamam, bir bardak çayını içerim!” dedim.
Kapıyı Semanur’un ablası açtı. Ablası beni görünce başındaki türbanını düzeltti. Üzerine uzun, bol bir elbise giymişti. Uzun boylu, dolgun hatlı biriydi. Önümde ayağıma terlik vermek için eğildiği zaman elbisesinin altından belli olan götünün yarığı hemen dikkatimi çekmişti. Bana bakmamaya çalışıyor, başını öbür tarafa çeviriyordu.
Annesi içeri odaya girdi. Biraz sonra üzerinde siyah uzun bir pardesüyle çıktı, başını büyük bir türbanla bağlamıştı. Semanur beni tanıtınca annesi,
“Buyrun, geçin oturun…” dedi. Ben sessizce çekyatta oturuyordum.
Biraz sonra annesi elinde çay tepsisi ile içeri geldi. Çayı uzatırken gözlerine baktım, güzel ela gözleri vardı, bir an gözlerimiz kesişti. Yaklaşık 1.70 boyunda vardı, karımdan biraz daha büyük olduğu belliydi. Yapılı bir kadındı, kara kalın kaşlıydı ve dudaklarının üzerinde, yanaklarında alınmamış tüyleri hemen belli oluyordu.
Pardesü beline oturmuş, vücudunu sarmıştı ve memelerini ortaya çıkarmıştı. Kızlarına çay vermek için karşımda eğildiği zaman pardesünün altında koca götü belli olmuştu. Semanur,
“Annem bir misafir geldiği zaman illa kendisi servis yapmak istiyor!” diye annesine takılıyordu. Odada oturup sessizce çayımı içtim. Çıkarken Semanur’a biraz para verdim. Almak istemese de zorla avucuna sıkıştırdım.
Semanur’un babası ile annesi birkaç yıl önce boşanmışlardı. Babası başka bir şehre gitmişti. Bu gecekonduda annesi ve ablasıyla birlikte fakirlik içinde yaşıyorlardı. Semanur Ahmet’le evlenince bu yoksullukları da bitecek diye düşünüyordu. Gece yatakta karıma Semanur’un annesi ile ablasını sorunca, karım,
“Anası çok iyi bir kadındır, kocası onu başka bir kadın için bırakıp gidince, iki kızıyla öylece kaldı. Ablası da evliydi, ama boşandı anası gibi. Çocuğu olmuyor diye kocası bıraktı onu!” dedi.
Karımla sikişmek istiyordum, ama gene başının ağrısı tutmuştu. Ertesi gün öğleye doğru pat diye Emine aradı.
“Kocam yarına kadar evde yok, buluşmak istiyorsan gel!” diyordu. Özge’ye bir yalan uydurup işyerinden çıktım.
Emine kendisini yoldan almamı söylemişti, kimseye görünmek istemiyordu. Onu ana cadde üzerinde bir yerden aldım. Gene siyah bir çarşafın içindeydi, sadece gözleri görünüyordu, ayağında da yüksek topuklu bir ayakkabı vardı. Arabaya binince,
“Nereye gidelim?” dedi.
“Eve olmaz mı?” dedim.
“Hayır, dikkat çekebilir, olmaz!” dedi. Bu sefer düşünmeye başladım, neresi olabilir diye. Otel olabilir mi diye düşünüyor, kendi kendime soruyordum.
Kıyıda köşede kalmış otellerden birine gitmeye karar verdim. Gerçi Emine’nin üzerinde siyah bir çarşafla otele girmesi nasıl olacaktı bilmiyorum. Birlikte orta halli bir otele girdik.
Resepsiyondaki genç Emine’yi görünce şaşırdı, ama renk vermemeye çalışıyordu. Bir oda istediğimi söyledim. Çocuk anahtarı uzattı, sonra da,
“Tam size göredir, memnun kalacağınıza eminim!” dedi. Odanın parasını ödedim, çocuğun eline de biraz para sıkıştırdım. Merdivenlerden çıktık. Etrafta kimse yoktu, ortalık sessizdi. Odaya girdik.
Kapıyı kilitledim, perdeleri çektim. Ortada iki kişilik büyük bir yatak vardı. Emine ben bir şey demeden soyunmaya başlamıştı. Üzerindeki siyah çarşafı çıkarıp karşımda sadece beyaz dantelli sutyen ve külotla kalınca çok şaşırdım. Bir de kalçalarına kadar gelen ince siyah çorabı vardı. Çarşafın altına bir şey giymemişti.
“Neden içine birşey giymedin?” diye sordum şaşkın şaşkın… Hiç beklemediğim, ummadığım bir manzaraydı karşımdaki…
“Havalar çok sıcak, bir de giyersem iyice yanarım!” dedi. Yarağım pantolonun altında kazık gibi oldu anında… Emine orta boylu, hoş, zarif bir kadındı. Şeffaf sutyenin içinde memeleri görünüyordu. Sarı saçları, mavi gözleriyle göçmen olduğunu hemen belli ediyordu.
Yanına yaklaştım ve belinden sıkıca tutup kendime çektim. Dudaklarından öpmeye başladığımda onun da bana aynen karşılık vermesi hoşuma gitmişti. Sikiş konusunda deneyimli olduğu belliydi. Bana sıkıca sarılmıştı. Dudaklarımız kenetlenmiş, dillerimizi karşılıklı emiyorduk.
Uzun uzun öpüştük. Sonra ben de soyundum. Önümde uzanan yarağımı gören Emine dizlerinin üzerine çöktü. Yarağımı eline alıp yalamaya başladı. Başını ileri geri oynatıyor, sürekli, “Immm, ımmm!” diyerek emmeyi sürdürüyordu.
Emine yarağımı iştahla emip somuruyor, o sırada sürekli bana bakıyordu. Çok zevk alıyordum, yarağım patlayacak gibi olmuştu. Emine’nin dili yarağımın kafasına değdikçe aldığım zevk de artıyordu.
Başını iki yanından sıkıca tuttum, şimdi ben yarağımı ağzının içine sokup çıkarır oldum. Emine ağzını açmıştı, ağzının kenarlarından tükürük, yarağımın ön sıvıları akıyordu. Bir süre bu şekilde devam ettim, ama biraz daha devam etsem ağzının içine patlayacağımı biliyordum. O nedenle yarağımı ağzından çıkardım. Omuzlarından tutup ayağa kaldırdım.
Emine bir çırpıda sutyenini açınca memeleri ortaya çıktı. Hemen uçlarını emmeye başladım. Emine başımı, saçlarımı okşuyor, hafiften inliyordu. Belini sıkıca tutuyordum, bir bebek gibi memelerini emiyordum.
Ayakta durmak rahatsızlık vermeye başlamıştı. Yatağa uzandık, bu şekilde memelerini emmeye devam ettim. Altındaki külodunu sıyırıp çıkardım. Kılsız amı ortaya çıkınca parmaklarımla amını okşamaya başladım. Şimdi üzerinde sadece siyah çorabı ve topuklu ayakkabıları kalmıştı.
Emine daha çok inlemeye başlamıştı. Ağzım memelerinde, parmaklarım amındaydı. Amı gittikçe sulandığından parmaklarım vıcık vıcık olmuştu. Orta parmağımı amında hızlı hızlı sokup çıkarmaya başladığımda, “Hığhh, ığmm, ığhhh!” diye diye daha çok inlemeye başlamış, saçlarımı çeker olmuştu.
Nefes alışları gittikçe sıklaştı, inlemeleri çoğaldı. Ve sonunda kesik kesik sesler çıkartarak boşaldı. Bense parmağımı hızla sokup çıkartmaya bir süre daha devam ettim.
Artık amına girmek istiyordum. Yatakta doğruldum. Emine gözleri kapalı, derinden nefes alıp veriyordu. Bacaklarını tutup havaya kaldırdım, iki yana iyice açtım. Kalkık yarağımı amına hizaladım ve yavaş yavaş içine girdim.
Ayaklarını bileklerinden sıkıca tutmuştum, ayakkabıları hala ayağındaydı. Öne doğru yüklendikçe yarağım amına daha çok girip çıkıyordu. Emine gözlerini açmış, ellerini memelerine atmış, memelerini okşuyordu.
“Devam et, oğhh, sik beni, oğhh, sik, yıllardır hasretim, ağhh, devam et!” deyip duruyordu.
Bacaklarını bu kez omuzuma attım ve amına daha güçlü pompalamaya başladım. Kasıklarım kalçalarına çarpıyor, ‘Şlop, şlop şlop!’ sesleri, Emine’nin inlemeleri, eski yatağın çıkardığı sesler birbirine karışıyordu.
Kalçalarından sıkıca tutup kendime çekiyordum onu. Her seferinde daha çok abanıyor ve yarağımı daha derinlere sokuyordum. Emine olgun bir kadındı, ama amı tıpkı Nalan’ınki gibi dardı. Yarağım içinde kolayca hareket edemiyordu. Kendimi olgun bir bakireyi sikiyormuşum gibi hissediyordum.
Emine sarı saçları, mavi gözleriyle idealimdeki kadın tipindeydi. Bu şekilde birkaç dakika geçmişti, boşalacağımı anlayan Emine geçen seferki gibi,
“İçime boşalma, içime boşalma!” demeye başlamıştı. Amından bir anda çıktığımda döllerim yarağımdan büyük bir tazyikle fışkırdı. Emine’nin yüzüne kadar gelmiş, göğsü, memeleri, karnı ve kasıkları döllerimle kaplanmıştı. O sırada Emine de ikinci kez boşalmış, yine kesik kesik sesler, inlemeler çıkartıyordu.
“Kâğıt mendilin falan var mı?” diye sordu. Kalktım, tuvalete gidip bolca kâğıt havlu getirdim. Emine yüzündeki, vücudundaki döllerimi sildi, temizledi. Yanına uzandım. İkimiz de yorulmuştuk. Emine bana sıkıca sarıldı.
“Kocamla yıllardır sevişmiyorum, erkekliği artık kalkmıyor. Gitmediği doktor, hoca kalmadı. Bir sürü ilaç kullandı ama fayda etmedi!” dedi.
“Üzüldüm senin için… Sen seks için yaratılmışsın.” diyerek çıplak bedenini okşadım.
“O eve getirdiğin kadınlar kim?” diye sordu. Ben de,
“Boş ver, çok soru sorma!” dedim.
“Tamam, beni ilgilendirmez zaten… Ama siki kalkmayan kocam da erkek, sen de erkeksin. Ben şanssızlığıma yanıyorum.”
Emine iki evliliğinden de çocuk sahibi olmamıştı. Yıllardır da sikişmiyordu. O nedenle amı genç kızınki gibi dardı. Yarağım halen döllerim ve Emine’nin amının sıvıları ile kaplıydı.
Biraz kendine gelince Emine üzerime çıkıp 69 pozisyonuna geçti, yarağımı yalamaya, emmeye başladı. Sulanmış amı tam karşımdaydı, aynı zamanda hafif kıllı göt deliği de ortadaydı. Göt yanaklarını iki yana iyice açtım.
Göt deliği daha önce hiç sikilmemiş gibi görünüyordu. Emine yarağımı iştahla yalamaya devam ediyor, yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyordu. Orta parmağımı göt deliğine yavaşça sokmaya başlayınca içine rahatça girdi. Bir süre sonra parmağım köküne kadar götündeydi, sokup çıkarmaya başladım.
Emine ise aynı şekilde yalamaya devam ediyordu. Az önce boşalan ve inişe geçen yarağım yeniden kazık gibi olmuştu. Parmağımı götünde daha hızlı çalıştırmaya başlamıştım. Emine’den,
“Imm, ımm!” sesleri geliyordu, ben de aldığım zevkle, “Oğhh, ımm, oğhh!” diye diye parmağımı götüne daha çok sokup çıkartıyordum. Emine’nin ağzındaki yarağım patlama noktasına gelmişti. Götüne şiddetli birkaç şaplak atmak zorunda kaldım, yoksa yarağımı bırakacağı yoktu.
Emine’yi tutup, yatakta köpek gibi dörtayak domalttım. Üzerinde halen çıkarmadığı siyah çorabı ve topuklu bilekten bağlamalı ayakkabısı vardı. Belini biraz aşağı eğmesini söyledim. Bacaklarını iki yana iyice ayırdı. Yarağımla götüne sürtünmeye başladığımda aniden arkaya döndü ve
“Götümden mi sikeceksin şimdi?” dedi.
“Evet, daha önce yapmadın mı?” dedim.
“İlk kocamla yapıyordum, ama Emin beyle hiç yapmadım. Çok günah deyip duruyordu hep!” dedi. Yani Emine’nin götü yıllardır sikilmemişti.
“Canımı yakma lütfen!” dedi yalvarırcasına.
“Tamam, korkmana gerek yok!” dedim.
Banyoda saç kremi vardı, ondan elime döktüm ve yarağıma iyice sürdüm. Bir miktar da Emine’nin göt deliğine yedirdim. Yavaş yavaş yarağımın kafası içine girmeye başlamıştı. Emine acı bir inleme sesi çıkardığı zaman göt deliğinin ağzı iyice açılmış, yarağım içine yavaş yavaş girer olmuştu.
Bir süre götünde bekledim ardından ileri geri hareketlerle götüne girip çıkmaya başladım. Emine’nin acı feryatları halen devam ediyor, ama yavaş yavaş azalıyordu. “Ağğhh, ağhhh, ığhhh, ımmm!” sesleri odayı doldurmuştu.
O anda Emine’nin çantasında çalan telefonun sesi de diğer seslere karıştı. Telefon belki birkaç dakika boyunca çalıp durdu. Emine ise hiç istifini bozmadan inlemeye, ahlamaya devam ediyordu.
Emine’nin kalçalarını sıkıca tutmuş ve götünde daha hızlı çalışıyordum şimdi. Emine iki eliyle yataktan destek alıyor, ara sıra başını arkaya atıyordu. Yarağım köküne kadar götüne girip çıkıyordu. İlk kocasıyla dediği gibi götten sikişmiş olması götünü biraz olsun genişletmişti. Gittikçe hızlandıkça Emine’nin çıkardığı sesler de değişmiş, “Oğhh, ımm, ayy, ağhh!” demeye başlamıştı.
Zevk aldığı belli oluyordu, sürekli başını sağa sola atıyor, “Oğhh, oğhh, oğhh!” diyerek beni azdırıyordu. Göt yanaklarına şaplaklar atmaya başladığımda sütlaç gibi titremeye başladılar. Müthiş zevk alıyordum, artık kendimi kaybetmiş gibiydim, gözlerimi kapatmış sadece Emine’nin götüne girip çıkıyordum.
Aklımda başka hiçbir düşünce yoktu. Dakikalar sonra sarsıla sarsıla götüne boşaldım. Emine hızlı hızlı nefes alıp veriyor, boğuk sesler çıkartıyordu. Götünden sikilmesine rağmen üçüncü defa boşalmıştı.
Bir süre daha götünde kaldım. Çıktığım zaman göt deliğinin ağzı epey genişlemişti, döllerim içinden taşıyor, kasıklarına akıyor, yatağa damlıyordu. Emine yatağın üzerine kendini bıraktı. Ben de yanına uzanıp ona sarıldım.
Bir süre hiç konuşmadan dudaklarımızı kanatırcasına emerek öpüştük. Yanaklarını, boynunu, göğsünü, memelerini öpüyor, emiyordum. Başımı karnının üzerine koydum, karnının guruldamalarını duyuyordum. Bu şekilde bir süre uyumuşum. Uyandığım zaman, Emine de mışıl mışıl uyuyordu.
Saat 16:00’ya geliyordu, Emine’yi yavaşça dürttüm, uyandı. Saçlarımı, başımı okşadı. Saatin kaç olduğunu sordu.
“Dörde geliyor.” dedim. Doğruldu ve
“Hii, napıcam ben şimdi, eyvah, eyvah!” deyip duruyordu.
“Ne oldu, kocan mı geldi yoksa?” dediğim zaman, bana parmağıyla sessiz olmamı işaret etti. Ardından çantasından telefonunu çıkardı, bana bakıp,
“Kocam aramış, sessiz ol!” dedi. Biraz sonra kocası Emin beyle konuşmaya başlamıştı. Kocasının ona bağırdığını, hatta küfrettiğini duyuyordum. Emine ise sessizce dinliyordu sadece. Telefonu ilk seferde açmadığı için çok kızmıştı kocası. Telefonu kapadığı zaman Emine’nin yüzü kıpkırmızı olmuştu,
“Kocamın işi erken bitmiş, bu akşam dönüyormuş, hemen gitmemiz lazım!” dedi.
Emine korkmuştu, çabuk çabuk hareket ediyordu, tuvalete gitti. Döndüğü zaman ben de giyiniyordum. Bana,
“Çabuk ol, gitmemiz gerek!” dedikçe,
“Tamam, sakin ol, seni bırakırım!” diyordum. Emine yerde duran sutyen ve külotunu giyindi. Üzerindeki çorabını çekti, düzeltti. Ardından çarşafını giyindi. Yine sadece gözleri görünüyor, bana,
“Hadi çabuk ol!” deyip duruyordu. Onu o şekilde görmek yarağımı yeniden sertleştirmişti. Onu bir kez daha sikmek istiyordum.
Üzerindeki bol çarşafın altında sadece sutyen ve külotla olduğunu bilmek yarağımı kazık gibi yaptı. Yanına yanaştım ve belinden tuttum.
“Ne yapıyorsun? Hadi gidelim!” demesine aldırış etmeden onu duvara çevirdim,
“Duvara tutun ve domal!” dedim. Emine başını geriye atıp,
“Töbe töbe, hadi geç kalıyoruz, sonra yaparsın, şimdi olmaz!” diyordu.
“Eğer dediğimi yapmazsan seni bırakmam!” dedim. Bunun üzerine başka bir şey demedi, sadece,
“Acele et!” diyordu fısıldayarak. Emine duvara ellerini sıkıca dayamıştı. Çarşafını yukarı sıyırdım, altında siyah çorabı görününce neredeyse ayakta boşalacaktım. Pantolonumu ve külotumu indirdim.
Çarşafı biraz daha kaldırınca beyaz külotu ortaya çıktı. Kenarlarından tutup sıyırdım, göt yanaklarını iki elimle sıkıca tutup ayırdım ve kalkık yarağımı bir anda amına soktum. Emine ilk anda,
“Ağhh, ığhh!” diye bir ses çıkarsa da, sonrasında aldığı zevkle inlemeye başlamıştı. Ellerimi omuzlarına attım ve amında hızlı hızlı çalışmaya başladım. Emine kendini geriye atıyor, amını yarağıma bastırıyordu. Onu biraz daha eğdim ve ellerimi kalçalarına attım. Emine,
“Ağğhh, oğğhh, sik beni, ağhhh, ımm, ımm!” diyerek başını sağa sola oynatıyordu. Daha da hızlanmış amına büyük bir güçle abanıyordum. Odanın içini sikişimizin çıkardığı ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri inletiyor, Emine devamlı, “Ağhh, ımm, ağhh!” deyip duruyordu.
Az önce onu amından ve götünden sikmeme rağmen şimdiki gibi zevk almamıştım. Gözlerimi kapamış deli gibi sikiyordum Emine’yi. O anda birkaç defa şiddetli, ‘Donk, donk!’ sesleri gelince gözlerimi açtım. Emine’nin başı duvara vurmuş,
“Ağhh, yavaş, ağhh!” diyerek beni yavaşlatmaya çalışıyordu. Ama benim yavaşlamaya niyetim yoktu, son bir abanmayla yüklendim, patladım ve döllerimi amına tamamen boşalttım. Emine hırıltılı, kesik sesler çıkartıyordu, o da boşalmıştı.
Amından çıktım, onu omuzlarından tutup yavaşça kaldırdım. Gözlerinin sulandığını gördüm. Bir şey demeden üzerini toparladı çabucak. Ben de giyindim ve hazırlandım. Birlikte aşağı indik. Resepsiyondaki çocuk,
“Memnun kaldınız mı efendim?” dese de, ona hiç cevap vermedim. Emine ise sürekli önüne bakıyordu. Arabaya bindik. Arabada Emine bana,
“Az önce niye öyle oldun?” diye sorunca,
“Nasıl yani?” dedim.
“Ne bileyim, hayvan gibi siktin beni, yarağın karnımı delecek gibi oldu, başım da halen ağrıyor!” dedi. Ona baktım ve
“Beni o kadar azdırıyorsun ki, kendimi kaybediyorum!” dedim.
“Umarım hamile kalmam, son seferde içime boşaldın!”
“Kaç yaşındasın?”
“44, neden soruyorsun ki?”
“Bu yaşta öyle kolayca hamile kalınmaz, korkmana gerek yok!” dedim, sonra da, “Daha genç gösteriyorsun!” dedim. Gözlerinin içindeki gülümsemesini görüyordum.
Emineyi aldığım yerde indirdim. İnerken,
“Teşekkür ederim, bana kadınlığımı tekrar hatırlatıp yaşattığın için!” dedi ve gitti…
Karımla, yani ölen abimin karısı eski yengemle töre gereği evlenmek beni yeni bir çevrenin içine sokmuştu, yeni yeni kadınlarla tanışmıştım. Cinsel anlamda çok ama çok şanslı bir dönemdeydim.
Karımın benimle, yani kendisinden genç bir erkekle evlenmesi nedeniyle diğer kadınların karımı kıskandıklarını biliyordum. Şimdiye dek pek çok kadınla beraber olmuştum, ama aklım Refiye’de kalmıştı.
Düğün günü vücudunu saran o mavi elbisesinin içinde, elinde mendille oynarken sallanan götü, memeleri sürekli gözümün önündeydi. Refiye’den ses çıkmaz olmuştu, eğer ben bir hamle yapmazsam onu sikemeyeceğimi anlamıştım.
Karımla son zamanlarda sikiş hayatım sekteye uğramıştı. Evlenmemizin üzerinden zaman geçmesine ve onca sikişmemize rağmen karım henüz hamile kalmamıştı. Bu durum onun ruhsal dengesini bozmuştu. Sürekli canı sıkkındı, baş ağrıları çekiyordu.
Karımla halen imam nikahlıydık. Hamile kalması durumunda resmi nikâhımızı yapacaktık. Hamileliği geciktiği için resmi nikahımızın ne zaman olacağı da belli değildi. Özellikle annem torun görmek istiyordu, karımın bir an önce hamile kalması için hep dua ediyordu. Bir gece yatakta karım,
“Ben gebe kalamıyorum, Aysel hocaya mı gitsek?” dediğinde çok kızdım,
“Ne Aysel hocası? Doktora gidelim!” dedim. Karım üzüntüden ağlamaya başlamıştı. Bütün gece boyunca için için ağladı. Onun bu hali beni de üzüyordu.
Sabah ilk işimiz bir kadın doğum doktoruna gitmek oldu. Doktor hanım benden ve karımdan birkaç tahlil istedi ve sonuçlarla birlikte tekrar gelmemizi istedi. İstediği tahlillerden biri de benim bir küçük kaba döllerimi akıtmamdı.
Mecburen tuvalete girip 31 çektim. Kaç zaman sonra 31 çekiyordum. Refiye’yi düşünerek 31 çektim ve döllerimi bir mendille silip birazını kaba akıttım. Sonuçlar bir haftaya çıkacaktı. Karım yol boyu,
“Aysel hocaya gidelim!” diye tutturdu. Eve gelince onun bu isteğine annem de katıldı. Sonunda onların dırdırından bıktım ve
“Tamam, gidelim!” dedim. Bunun üzerine annem hemen bir numarayı aradı, biriyle konuştu. Telefonu kapayınca,
“Aysel hoca bugün müsaitmiş, gidelim hadi!” dedi.
Annem ve karımla arabaya atladık. Annem yolu tarif ede ede evi bulduk. Burası bahçe içinde bir gecekonduydu. Önden annem, arkadan biz içeri girdik. Kapıyı genç bir kız açtı. Annem durumu kıza anlatınca, kız,
“Ben Aysel hocaya haber vereyim.” dedi ve içerdeki odaya gitti. İçerde bizim gibi bekleyen birkaç kişi daha vardı. Onlar gittikten biraz sonra kız çıktı ve bize,
“Buyrun, Aysel hoca sizi bekliyor!” dedi. İçeri girince, Aysel hocanın 45-50 yaşlarında bir kadın olduğunu gördüm. Büyük bir koltukta oturuyordu. Üzerinde yeşil renkli, dizlerine kadar inen bir tunik vardı, altında da aynı renk bir etek giymişti, başını siyah bir türbanla bağlamıştı.
İçerisi dört duvardı, yerdeki minderlerden ve oturduğu koltuktan başka eşya yoktu, perdeler çekili olduğundan loş bir karanlık vardı. Bize yerdeki minderlere oturmamızı söyledi. Annem ve karım Aysel hocanın elini öpünce, annem öpmem için bana da işaret etti. Ben de kadının elini öpüp başıma koydum.
Annem durumu kendisine anlatınca, kadın karıma dönüp sorular sormaya başladı. Sorduğu sorular karımı utandırmıştı.
“Kocanla ne kadar zamandır birlikte oluyorsun? Ona gerçekten kadınlık yapıyor musun?” diye tuhaf tuhaf sorular soruyordu.
Doğrusu ben de şaşırmıştım. Kadın karıma sorular sorarken, ara ara da bana bakıp duruyordu. Başını anladığını gösterir gibi aşağı yukarı sallıyordu. Kadın sonunda,
“Tamam, derdinin çaresi bendedir. Siz şimdi gidin, kız size gerekenleri söyler!” dedi. Üçümüz yine kadının elini öperek dışarı çıktık. Biz çıkarken kız içeri girdi. Çıktığı zaman eline epey bir miktar para saymak zorunda kaldım. Kız,
“Siz telefonunuzu bırakın, Aysel hoca ilacı hazırlayınca haber edelim, gelir alırsınız!” deyince telefonumu verdim.
Aklım Refiye’de idi, ama şimdi araya karımın derdi girmişti. O gün işe gitmedim. Eve gelince yatıp uyudum. Karım, Aysel hocanın vereceği ilacın işe yaraması için dua edip duruyordu.
Ertesi gün işteyken telefonum çaldı, kız arıyordu.
“İlacınız hazır, ne zaman isterseniz gelin!” dedi. İşlerim yoğundu,
“Akşam gelsem olur mu?” deyince,
“Tamam, tabi olur, ama gelirken bir yüzük getirin!” dedi.
“Neden, ne yüzüğü?” diye sorunca da,
“Aysel hoca öyle istiyor, evlilik, nişan yüzüğü gibi bir şey olur!” dedi. Şaşırmıştım, şimdi yüzüğü nereden bulacaktım?
Akşam Özge’yi taksiyle eve gönderdim. Ben de ilacı almak için hocanın evine gittim. Yolda bir kuyumcuya girip, en ucuzlarından bir yüzük aldım. Kapıyı çaldım, bir süre sonra kapı açıldı. Ben kızı görmeyi beklerken kapıyı Aysel hoca açtı,
“Buyrun, ben de sizi bekliyordum!” dedi.
“Kızınız yok mu?” dediğimde,
“O benim kızım değil, yanımda çalışıyor, bugün işi varmış, erken gitti!” dedi. İçeri geçince,
“İlacı hazırladım, karına içirirsin. Ayrıca sana dün karının yanında soramadım, bir de seni dinleyelim bakalım!” dedi.
Dünkü giysileri üzerindeydi yine, 1.65 boyunda vardı, dolgun hatlı bir kadındı. İçerdeki odaya girdik, o koltuğa oturdu, ben de yere. O sırada içeriye 50’li yaşlarda tıknaz bir adam girdi. Aysel hoca,
“Bu kocam Selami!” dediğinde adama başımla selam verdim. Adamsa bana karşılık vermeden bakıyordu sadece. Aysel hoca,
“Karının gebe kalması için yaptığım ilacı içmesi gerek, ama bu yeterli değil. Karına büyü yapmışlar. Bu büyüyü çözmemiz gerek. Büyünün kilidi bendeyse anahtarı sendedir. Sen de bana iştirak edeceksin. Beraber bu büyüyü çözeceğiz!” dedi. Sonra da,
“Yüzüğü getirdin mi?” diye sordu.
“Evet!” diyerek cebimdeki kutuyu çıkardım.
“Tamam, onu parmağıma tak!” dedi. Neden diye sormadan sadece dediğini yapıyordum. Yüzüğü parmağına taktığım zaman, bana bir bardak uzattı,
“Şunu iç bakalım!” dedi. İçinde kahverengi bulanık bir şey vardı. İçmem için baskı yapıyordu. Burnumu tutarak hepsini içtim. İğrenç bir tadı vardı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Başım dönmeye başlamıştı.
“Bu yüzükle biz nikahlanmış olduk. Şimdi nikahlanan her kadın ve erkek gibi yapacağız!” diyerek beni elimden tutarak kaldırdı. Başım halen dönmeye devam ediyordu. Kusacak gibi oluyordum.
Beni içinde büyük bir yatağın olduğu bir odaya getirmişti. Kocası diğer odada kalmıştı. Aysel beni omuzlarımdan tutarak yatağa sırt üstü uzandırdı. Bir şey yapamıyordum.
Kemerle birlikte pantolonun düğmesini ve fermuarını açtı, pantolonumu aşağı sıyırdı. Külodumun içinde belli olan yarağımı görünce bana baktı, daha sonra onu da aşağı sıyırdı. Yarağım sertleşmiş haldeydi. Aysel hoca elini atıp yarağıma dokundu ve okşamaya başladı. Bense sadece olanları izliyordum.
Kadın bana 31 çektirmeye başlamıştı, eliyle yarağımı sıvazlayıp duruyordu. Yarağımın kafasını okşuyor, sürekli, “Hmm, hmm!” deyip duruyordu. Ellerimi arkaya atmış yataktan destek alıyordum. Kadının okşamaları sonucu patlayacaktım neredeyse.
Derken Aysel üzerindekileri tek tek çıkarmaya başladı, kısa sürede çırılçıplak kalmıştı. Vücudu süt gibi bembeyazdı. Memeleri büyük ve sarkmıştı. İki büyük zeytin tanesi gibi meme uçları vardı. Amı bir miktar kıllıydı. Bu görüntü beni daha da azdırmıştı.
Artık dayanamadım ve Aysel’i omzundan tutup yatağa yatırdım. Pantolonumu ve külodumu çıkardım. Bir hamlede amına girdim. Amının içinde deli gibi gidip gelmeye başladım. Aysel güçlü kollarıyla sırtımı avuçlamıştı. Bacaklarını belime sardı, altımda ileri geri yaylanıp duruyor, sürekli,
“Oğğhh, kökle, oğhh, sik!” deyip duruyordu. Ne olduğunu anlayamamış, bir anda kendimi kadının üzerinde bulmuştum. Aysel sürekli inliyordu, koca memeleri göğsümün altında içi su dolu balon gibi yamyassı olmuştu. Meme uçlarını emmeye, ısırmaya başladım.
Yatak şiddetle sallanıyordu. Kocasının, Aysel’le sikiştiğimi bilmemesi imkansızdı. Aysel sürekli,
“Oğğhh, sik, yarakla, kökle, daha çok, daha çok!” dedikçe, ben azgın bir boğa gibi geniş amında çalışmaya başlamıştım.
Dakikalar geçmiş ama boşalmamıştım. Amından çıktım. Aysel vücudundan beklenmeyen çevik bir kadındı, hemen önümde köpek gibi domaldı. Kocaman bembeyaz götü karşımdaydı. Göt yanaklarına birkaç şiddetli tokat attığım zaman koca götü sallandı, yay gibi titriyordu.
Ellerimle göt yanaklarını iki yana iyice açtım, göt deliği oldukça kıllıydı. Arkadan kocaman açılmış sulu ve kıllı amına bir hamlede girince, Aysel yeniden,
“Oğğhh, sik beni, oğğhh!” demeye başladı yine…
Kalçalarından sıkıca tutmuş kendime çekiyordum. Yarağım kaygan ve geniş amına kolayca girip çıkıyordu. Aysel de götünü yarağıma bastırıp duruyordu sürekli. Koca memeleri deli gibi sallanıyordu. Yatak neredeyse kırılacaktı. Odanın içi şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleriyle dolmuştu.
Hayatımda böyle hiç sikişmediğimi hissediyordum. Son bir hamleyle daha güçlü pompaladım. Sonunda sarsıla sarsıla amına bütün döllerimi boşalttığım zaman, daha önce böyle bir zevki yaşamadığımı hissettim tekrar. Aysel kesik kesik nefes alıp veriyordu. Amından çıkınca Aysel kendini yatağa bıraktı.
“Oğğhh, oğğhh, ımm!” deyip sayıklıyordu sürekli…
Birkaç dakika öylece kaldıktan sonra doğruldu. Aysel birşey demeden üzerini toparlayıp içeri geçti. Ben de hazırlanmaya başlamıştım ki, elinde bir şişeyle içeri girdi. Bana uzatıp,
“Karına bundan içir, aç karnına günde iki kaşık içsin. Ama büyüyü çözmemiz için, senin bana gelmeye devam etmen lazım!” dedi.
Ben çıkarken içerdeki odadan kocasının bana bakmakta olduğunu gördüm. Kafam allak bullaktı. Eve varınca karıma ilacı verdim, ilk akşamdan iştahla içmeye başladı.
Ertesi gün Ahmet’le de konuşmuş ve Semanur’la arasını düzeltmiştim. Çocukça sebeplerden dolayı birbirlerini üzüyorlardı. Semanur bir kaç defa beni aradı ve aralarını yaptığım için teşekkür etti.
Bir kaç gün sonra akşamüzeri Refiye’yi aradım. Yaz günü olmasına rağmen dışarda yoğun bir yağmur yağıyordu. Refiye’ye,
“Eğer istersen seni alayım, bu yağmurda nasıl gideceksin evine?” dediğimde, Refiye hemen,
“Ay vallahi çok iyi olur, ben de düşünüyordum akşam eve nasıl giderim diye!” dedi. Adım atmak için bir fırsat doğmuştu böylece. Ama Özge’nin de yanımızda olacağını hatırlayınca biraz içim burkuldu.
Akşam Özge ile çıktım. Bu aralar Özge’de sürekli başımın etini yiyordu, kendisiyle birlikte olmamı istiyordu. Bana kendisini beğendirmek için yine makyaj yapmaya ve süslenip püslenmeye başlamıştı. Bugün de öyleydi.
Uzun kırmızı bir balon etek, üzerine beyaz bir gömlek giymişti. Dar gömlek memelerini ortaya çıkarmıştı. Başını da parlak kırmızı bir türbanla bağlamış, ayağına uzun topuklu siyah bir ayakkabı giymişti. Çıkmadan önce lavaboya gitmiş, yüzüne, gözlerine bir ton boya sürmüştü. Sıktığı parfüm arabanın içini doldurmuştu. Arabada sürekli,
“Hadi artık, kaç zaman oldu, bak senin için süslendim böyle!” deyip duruyordu. Gün içinde işyerinde kendisini izleyip durmuştum, bana kur yapmaya çalışıyor, götünü sağa sola kıvırarak yürüyordu. Balon etek götünü sarmıştı ve altında sanki külot yok gibiydi. Sikimin sertleştiğini hissediyordum.
Refiye’nin işyerine varmıştık, onu bekliyorduk. Yağmur yağmaya devam ediyordu. Elimi yavaşça Özge’nin bacağına attım, eteğin altındaki dolgun bacaklarını okşamaya başladığım zaman Özge derin bir iç çekti, elini bacaklarında gezinen elime attı. Bir süre bu şekilde bacağını okşadım. Derken Refiye kapıda göründü. Acele acele koşarak arabaya bindi ve
“Ay çok şükür, sen de olmasan nasıl gideceğimi bilmiyordum!” dediğinde, Özge bana ters ters baktı. Refiye’nin bana ‘Sen’ diye hitap etmesi onu huylandırmıştı.
Refiye’nin üzerinde pileli uzun beyaz bir eteği, siyah bir ceketi vardı. Ceketin içinde de beyaz fırfırlı bir gömlek giymişti. Dolgun memeleri olanca haşmetiyle kendini belli ediyordu. Siyah beyaz desenli bir türban takmıştı.
Yol boyunca konuşarak gittik. Ara sıra aynadan arkada oturan Refiye’ye bakıyordum, onun da bana bakışlarıyla karşılık vermesi hoşuma gidiyordu. Onu evine bıraktık.
Refiye’yi görmek, yanımda benimle sikişmek isteyen Özge’nin olması yarağımı sertleştirmişti. Dönüş yolunda arabayı bir patikaya soktum. Burası orman yoluydu ve akşam saatlerinde burada ne bir araba, ne de bir insan olurdu. Özge,
“Nereye gidiyoruz?” diyordu ama ben cevap vermiyordum. Arabayı ağaçların arasında kuytu bir yere çektim, farları söndürdüm. Yağmur yağmaya devam ediyordu, kontağı kapattım. Karımı aradım ve
“Bizim biraz işimiz çıktı, herhalde geç döneriz, siz yemeğinizi yiyin!” dedim. Arabanın içine dışardan biraz ay ışığı vuruyordu.
Özge kalkık yarağımı fark etmiş, bana ve yarağıma bakıp duruyordu. Elini tuttum ve pantolonumun üzerinden yarağıma dokundurdum. Özge hafifçe irkildi, kıkırdadı. Ardından yarağımı okşamaya başladı.
Bir süre bu şekilde okşadıktan sonra ben bir şey demeye kalmadan pantolonumun fermuarını açtı. Koltukta benden yana eğilmişti, fermuarı açıp altındaki külotumu sıyırınca yarağım ortaya çıktı. Özge yavaşça yarağımı yalamaya başlamıştı.
İlk anda derin bir, “Ohhhhh!” çektim. Zevk dalgası tüm vücudumu sarmıştı.
Özge hiç acelesi yokmuş gibi yarağımı yavaşça, usul usul yalıyor, emiyordu. Yarağımın kafasını dondurma gibi emdikçe tarifsiz bir zevk yaşıyordum. Sağ elim Özge’nin sırtında dolaşıyordu.
Gömleğinin altındaki vücudunu hissettikçe aldığım zevk katlanıyordu. Özge’nin başı yarağımla direksiyon arasındaydı, koltuğu geriye çekerek yatırdım. Böylece ona daha rahat hareket edebileceği bir alan açmıştım.
Özge yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyor, somurmaya devam ediyordu. Gözlerimi kapatmış yaşadığım anın keyfini çıkarıyordum. Ancak böyle giderse ağzına boşalacağımı bildiğim için,
“Tamam, hadi yeter artık!” dedim. Özge yavaşça başını kaldırdığı zaman yarağımın kafası dudaklarındaki kırmızı rujla kaplanmıştı. Yarağımın sıvıları ağzının kenarlarından akıyordu. Ona,
“Arka koltuğa geçelim, sen sol tarafa geç!” dediğim zaman, birşey demeden kapıyı açtı ve yağmurun altında arka koltuğa geçip oturdu.
Peşinden ben de üzerimi topladım, öndeki iki koltuğu da iyice öne çektim ve arka koltuğa geçtim. Özge yanımda oturuyordu, yeniden yarağımı yalamak için eğildiği zaman,
“Tamam, sikimi yeteri kadar yaladın canım… Bence bu kadarı yeterli!” dedim. Elimi alttan eteğinin içine soktuğum zaman çıplak bacaklarını hissettim. İlk anda hafifçe ürperdi soğuk elim yüzünden. Yavaşça elim kasıklarına çıkmaya başladığında,
“Iğhh, ımm!” diye derin derin inlemeye başladı. Kasıklarındaki alınmamış kılları elime pütür pütür geliyordu. İçine minik bir külot giymişti, amını anca kapatmıştı. Külotunun üzerinden amına baskı yapmaya başladığımda daha derin ve sesli bir şekilde inlemeye başlamış, elini amında gezinen elime atmıştı.
Külodunun kenarından amının dudaklarını okşamaya ve sıkmaya başladığım zaman arabanın içi Özge’nin inlemeleri ile dolmuştu. Onu yavaşça sırt üstü yatırdım, başı kapıya dayanmıştı. Her iki bacağını da iyice ayırıp havaya kaldırdım, kendime çektim. Külodunun kenarından amını dillemeye ve emmeye başladım.
Özge artık ağlıyor gibi sesler çıkartıyor, başımı okşuyordu. Koltuğun üzerinde iki büklüm bir haldeydi, yüzünde ağlamaklı bir ifade vardı. Sürekli, “Uhhh, ağhh, ımm, ığhh, ufff!” deyip duruyor, saçlarımı çekiyordu.
Dilim amının içinde geziniyordu, amında alınmamış kılları dilime, dudaklarıma batsa da beni durdurmuyordu. Amında gezinen dilim ve dudaklarım amının sıvıları ile kaplanmıştı, amı vıcık vıcık sulanmış, zevk suları kasıklarına akıyordu. Özge’nin inlemeleri, nefes alışları sıklaştı ve en sonunda,
“Ağğhh, ığhh, ağhh!” diye yüksek sesli bağırtılar eşliğinde boşaldı.
Yan tarafıma yatmıştım, yavaşça doğruldum, ön konsola uzanıp kağıt mendil aldım. Ağzım amının sıvıları ile ıslanmıştı, mendille iyice sildim. Özge sırt üstü iki büklüm yatmaya devam ediyordu. Arabanın ışıkları yanmıyordu, etraf karanlıktı. Yağmur biraz hafiflemişti, ama yine de yağıyordu. Özge,
“Bizi burada kimse görmez dimi?” dediğinde,
“Merak etme, burada in cin top oynuyor!” dedim. Özge’yi tutup kalkmasına yardımcı oldum.
“Çok zevk aldım ama beni amımdan sikmeni istiyorum. Bu dünyada en çok istediğim şey senin tarafından sikilmek! Seni seviyorum!” dedi ve dudaklarıma yapıştı.
Dudaklarımı deli gibi emiyordu. Dilimi ağzının içine soktuğum zaman bebeğin annesinin memesini emmesi gibi emmeye başlamıştı. Başını okşuyordum, ellerim parlak türbanının üzerinde geziniyor, beni kışkırtıyordu. Dudaklarımdan sonra boynumu emmeye başlamıştı. Etimi vakum gibi çekiyordu.
Artık içine girmek istiyordum. Özge’nin bakışları arasında pantolonumu ve külotumu sıyırıp çıkardım. Özge’yi omuzlarından tutup yavaşça geri ittim. İçeri vuran ay ışığı yüzünü aydınlatıyordu.
“Eteğini çıkar!” dediğimde gözlerini gözlerimden ayırmadan eteğini bacaklarından sıyırıp çıkardı. Şimdi altında dizlerine gelen parlak naylon çorapları ve minik beyaz külotu ile kalmıştı. Külotunu ben sıyırıp çıkardım.
Onu sol tarafına yatırdım. Ben de biraz doğruldum. Koltukları öne çektiğim için arkada epey bir boşluk kalmıştı. Sağ bacağını iyice kaldırdım, şoför koltuğunun üzerine attım. Göt yanaklarını iyice araladım, loş karanlıkta parmaklarımla göt deliğine baskı yapmaya, okşamaya başladım.
Özge’nin göt deliği onca sikiş sonunda oldukça genişlemişti. Başparmağımı içine kolayca sokup çıkartıyordum. Sol ayağımı dizimden kırıp koltuğun üzerine koymuş, sağ ayağımla yere basıyordum, sol bacağını altıma almıştım.
Bir iki deneme sonunda yarağım içine gireceği deliği bulmuş ve kafası götüne rahatça girdi. Yavaş yavaş öne doğru yüklenmeye başladığım zaman, yarağım neredeyse taşaklarıma kadar götüne girmişti.
Özge iki büklüm, kollarıyla ön koltuk sırtına tutunmuş destek almaya çalışıyordu. Ben de onun gibi koltuklardan tutunmuştum. Abanmaya başladığım zaman Özge’den, “Iğhh, ağhh, ımm!” sesleri çıkmaya başlamıştı.
İçinde bulunduğum durum nedeniyle rahat hareket edemiyordum, götüne yavaşça girip çıkıyordum. Yarağım her seferinde götüne tamamen girip çıktıkça Özge’den, “Oğğhhh, oğğhh!” sesleri gelmeye başlamış, acının yerini zevk almıştı.
Götü artık genişlediğinden acı çekmez olmuştu. Özge’yi biraz daha ortaya çektiğim zaman tam istediğim gibi olmuştu. Sadece belimi oynatarak götüne girip çıkıyordum. Bu pozisyonda birkaç dakika boyunca siktim onu ve sonunda sarsılarak götüne patladım.
Bir süre daha götünde kalıp çıktığım zaman, döllerim götünden koltuğa akıyordu.
“Hay aksi!” dedim sinirle. Özge aynı şekilde yatıyordu halen. Kağıt mendille koltuğu ve Özge’nin kasıklarını, göt deliğini iyice sildim ama koltukta galiba yine de biraz iz kalmıştı.
Özge doğrularak oturdu. Eteğini düzeltti, bana sıkıca sarıldı. Bir sigara yaktım, camı açtım, yağmur hafif hafif yağıyordu şimdi. Özge de sigaradan istedi.
“Sen sigara içer miydin?” dediğim zaman,
“Kızlarla birkaç defa içmiştim!” dedi. Sigaramdan bir iki nefes anca alabildi, daha sonra öksürmeye başladı. Bu hali beni güldürmüştü.
Onu yeniden sikmek istiyordum. Dışarda yağmur dinmişti. Arabanın içinde bu işi rahatça yapamıyordum. Bu sefer dışarda sikecektim Özge’yi, ama öncesinde yarağımı kaldırmam gerekliydi. Özge’yi başından sıkıca tuttum ve
“Yala hadi, az önceki gibi yala bebeğim!” demeye başladım. Özge yeniden usul usul yalamaya başladı yarağımı. Bir süre sonunda yarağım yeniden kazık gibi olmuştu.
Başından tutup kaldırdım onu. Kapıyı açtım. Yerler yağmur nedeniyle çamurlaşmıştı. Özge’yi kolundan tutup arabadan çıkardım. Kenardaki bir ağaca tutunmasını söyleyip,
“Hadi domal, çabuk ol!” dedim. Özge dediğimi yaparak ağaca sıkıca tutunup domaldı. Düzelttiği eteğini yeniden beline sıyırdığım zaman külotsuz amı ve götü ortaya çıktı.
Bacaklarını iki yana iyice açtım. Yarağımı kökünden tuttum, göt yanaklarını parmaklarımla araladığım zaman az önce siktiğim kıllı götü ortaya çıktı. Yarağımı bir hamlede içine soktum ve hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Kalçalarından sıkıca tutmuştum onu. Özge iki eliyle ağaçtan tutunmuş,
“Ağhh, ağhh, yavaş ol, ağhh, lütfen yavaş, ağhh!” demeye başlamıştı. Onu dinleyecek halde değildim. Daha hızlı ve daha sert sikmeye başladım.
Yerler kaygandı, zaman zaman kayacak gibi oluyordum. Özge’nin ise topuklu ayakkabıları yumuşamış toprağa gömülmüştü. Şiddetli yarak darbelerime rağmen olduğu yerde duruyor, sadece her bir darbemle ileri geri gidip geliyordu. Ormanın içi Özge’nin feryatları ile çınlıyordu.
Özge’nin götünü o şekilde dakikalarca siktim. Biraz önce boşaldığım için tekrar boşalmam uzun sürecekti. Göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri geliyordu. Büyük zevk alıyordum. Artık boşalmaya çok yaklaşmıştım.
Daha da abandım ve sonunda, “Oğğhh, ağhh, ımm!” sesleri eşliğinde ilk seferdekinden daha güçlü ve yoğun bir zevkle boşaldım. Götünde bir iki dakika daha gidip gelmeye devam ettim. Götünden çıktığım zaman Özge’nin götünden şiddetli bir osuruk sesi geldi.
Belinden tutarak doğrulttum. Ayakkabıları toprağa gömülmüş, çamur içinde kalmıştı. Gerçi benimkiler de öyleydi. Özge acı acı inliyor, kesik kesik nefes alıp veriyordu. Gözlerinden akan yaşları görebiliyordum. Ona sıkıca sarıldım. İlk önce tereddüt etse de, sonra o da bana sarıldı ve fısıltıyla,
“Seni çok seviyorum kocacığım, beni hep böyle sikmeni istiyorum!” dedi.
Üzerimizi giyindik, toparlandık. Eve dönmek üzere arabaya bindik yeniden. Özge’nin gözlerinden akan yaşların makyajını akıttığını gördüm,
“İstersen makyajını tazele!” dedim.
“Gerek yok!” dedi ve aynaya bakarak yüzüne yaptığı makyajı sildi mendille. Eve girmeden önce ayakkabılarımızdaki çamurları temizledik. Koca bir paket kağıt mendil bitmişti…
Karım Aysel hocanın verdiği ilacı kullanmaya devam ediyordu. Ama ilaç midesini bozmuştu. Gerçi ilaç dediğimiz şeyin de ne olduğunu bilmiyorduk.
Hoca dedikleri Aysel, büyücü, üfürükçü bir kadın çıkmıştı. Üstelik benden epey para almış, üstüne üstlük de parmağına yüzük taktırmıştı. Kocasının önünde benimle sikişmekten çekinmeyen bir kadındı.
O akşam bana içirdiği şeyin de ne olduğunu bilmiyorum, ama onu içince dediklerini yapmaktan başka çarem kalmıyordu. Kadın beni kölesi yapmıştı sanki.
En sonunda tahlillerimiz de çıktı. Doktor karımın yaşından dolayı hamile kalmasının zor olduğunu, bunun için destekleyici tedavi uygulayacağını söyledi. Kullanması için bir sürü ilaç verdi. Çıkan sonuçlar karımı mutlu etmemiş, aksine çok üzmüştü. Sürekli,
“Bu doktor birşey bilmiyor, Aysel hocaya gidelim!” demeye başlamıştı yine. Çocuğumun olmasını ben de istiyordum, ama şimdi olup olmayacağını bilmiyordum. Belirsizlik benim de moralim bozulmuştu.
Karım hayata küsmüş gibiydi, sürekli onu sakinleştirmeye, moral vermeye çalışıyordum.
Gecenin bir vaktiydi. Uyku tutmamıştı. Kalkıp salondaki pencereyi açtım, ardı ardına birkaç sigara içtim. Aklıma Refiye geldi bir an. Hemen telefonumu aldım ve ona mesaj yazdım,
“İlk gördüğümden beri seni düşünüyorum. Çok güzelsin, seninle daha da yakınlaşmak için neler vermezdim…”
Sabah Özge ile işe giderken telefonum çaldı, Refiye arıyordu. Yanımda Özge olduğu için açamadım. İşyerime varınca yazıhaneme girdim, kapıyı kapadım. Aradığım zaman Refiye utangaç bir tavırla konuşuyordu.
“Ay Osman bey, o nasıl bir mesaj öyle? Ben sizinle… Şeyy… Daha da yakınlaşmak derken, nasıl yani? Aay çok utandım!” diyordu. Ben de,
“Yine mi ‘Bey’ oldum? Hani aramızdaki ‘Bey’, ‘Hanım’ laflarını kaldıracaktık? Bak Refiye, ben senden çok hoşlanıyorum. Ve mesajda yazdığım gibi, seninle yakınlaşmak istiyorum!” dediğimde, Refiye uzun süre sessiz kaldı. Sonra,
“Osman… Ben… Ben iki çocuk annesi bir kadınım!” dedi sadece.
“Biliyorum, ama sürekli aklımdasın!”
Refiye bir şey demeden telefonu kapadı. Acaba böyle yaparak onu ürküttüm mü bilmiyorum, ama içimde kalmasındansa söylemek daha iyiydi. Daha iyi olan bir nokta da beni terslememesiydi. Refiye akşama doğru aradı,
“Kaynımın gözü sürekli üzerimde, seninle arkadaşlık ettiğimi öğrenirse keser beni! Ben de seninle arkadaş olmak isterim, ama nasıl olacak bu?” diyordu.
“Sen orasını bana bırak!” dedim. Akşam iş çıkışında Refiye’nin çalıştığı işyerinin kapısındaydım. Ona söylememiştim, beni görünce çok şaşırdı. Arabaya binince sürdüğü meyve kokulu parfümü beni tahrik etmişti hemen.
“İstersen bir şeyler yiyelim?” dediğimde,
“Şey, bilmem ki… Çocuklarımla buluşup sinemaya gidecektik…” dedi, sonra, “Ama istersen sen de gel, hep beraber yemek yeriz, hem çocuklarımı da görmüş olursun!” dedi.
“Tamam!” diyerek, çocuklarıyla buluşacağı alışveriş merkezine doğru sürdüm arabayı.
Refiye arabada tedirgin görünüyordu. Onu rahatlatmak için konu üstüne konu açıyordum. Vites kolundaki elim yavaş yavaş bacağına değmeye başladığı zaman, Refiye kendini geriye çekti.
Rahatsız olmuş gibiydi, ama, ‘Yapma!’ da demiyordu. Yan gözle baktığımda dudaklarının aralandığını, nefes alışverişiyle göğüslerinin inip kalktığını fark ettim.
Alışveriş merkezinin kapalı otoparkına girdim. Arabayı boş bir yere park ettim. İçeride pek bir hareket yoktu. Elimi uzatıp dizini tuttum. Bir iki dakika öylece kaldık. Hiç konuşmuyorduk. Refiye’nin dizindeki elimi eteğinin üstünden yavaş yavaş yukarıya çıkarmaya başladığım zaman, Refiye,
“Imm, ığhh… Osmann… Yapma lütfen… Şimdi biri görecek!” deyip duruyordu. Elimin altındaki dolgun baldırlarını hissetmek yarağımı anında sertleştirmişti.
“Elimde değil Refiye! Dedim sana, çok beğeniyorum seni…” diyerek kumaşın üstünden bacaklarını okşamaya devam ettim. Uzun, ince ve pembe bir eteği vardı. Yavaşça parmak uçlarımla tuttuğum eteğini yukarıya doğru sıyırmaya başladığımda, Refiye etrafa bakıyor,
“Ay yapma, biri görecek!” diye korkuyla karışık konuşuyordu. Eteğinin altında ten renkli parlak bir külotlu çorabı vardı. Parlak çorabının üzerinden elimi gezdirdim. Eteğini yukarıya sıyıra sıyıra, çoraplı bacaklarını okşaya okşaya kasıklarına gelmiştim.
Refiye bir anda, “Imm, ığğhhh!” diyerek bacaklarını mengene gibi sıktı, elim kasıklarının arasında sıkışmıştı. Bir yandan “Ağhh, ımm, ağhh!” derken, bir yandan da sürekli,
“Ay yapma, yapma!” demeye de devam ediyordu.
Kısa bir süre sonra Refiye kendini koltuğa yasladı, derin derin nefes alıp vermeye başladı, gözlerini kapatmış, dudaklarını emiyor, ısırıyordu. Elini başıma attı, başımı, saçlarımı okşamaya başladı. Sağ elim kasıklarının arasında sıkışmıştı.
En sonunda Refiye derin bir, “Iğğhhhh!” çekti, boşalmıştı. Bacaklarını yavaş yavaş serbest bırakınca elimi çektim. Elim kıpkırmızı olmuştu. Her şey bir iki dakika içinde olup bitmişti.
Refiye kendini toparladı, önden indi. Benimse yarağım tavan yapmıştı, yarağımın inmesi için bir süre daha arabada kaldım. Dudaklarında hafif, memnun bir gülümsemeyle benim inmemi bekledi arabanın yanında…
Arabadan indiğimde Refiye koluma girdi. Birlikte asansöre doğru yürüdük. Ayağındaki beyaz topukluları ile salına salına yürüyor, ayakkabısı beton zeminde tahrik edici sesler çıkartıyordu.
Beyaz bir bluz giymişti, beyaz koynu, ensesi görünüyordu. Başında desenli bir türbanı vardı ve başına sıkıca bağlamıştı, güneş gözlüklerini de üstüne atmıştı.
Asansörden çıkarken kolumu bıraktı.
Biraz sonra oğlu Ceyhun ve kızı Ceren ile karşılaştık. İkizlerdi, ikisi de Almanya’da doğup büyüdüklerini hemen belli ediyordu. Konuşmaları ve hareketleri ile kendi dünyalarında olduklarını gösteriyorlardı. Annesi beni tanıştırınca, umursamaz bir halde,
“Merhaba!” dediler sadece. İkisi de 21 yaşındaydı.
Ceren üzerine minik bir şort, üstüne de ip askılı bluz giymişti. Memelerinin çatalı ortadaydı. Refiye kızının bu giyimine bir şey demiyordu. Onlara yemek ısmarladıktan sonra yanlarından ayrıldım.
Arabada telefonuma bir mesaj düştü, Refiye bana mail adresini vermiş ve
“Beni ekle, gün içinde konuşalım!” diye yazmıştı. Eve girdiğim zaman telefonum çaldı, Aysel’in yanındaki kız arıyordu.
“Aysel hoca sizinle yarın görüşmek istiyor, karınızla beraber gelin!” dedi ve kapattı. Karım hemen sevince kapıldı ve
“Gidelim, yarın gidelim!” demeye başladı. Ertesi gün sabahtan Aysel’in evindeydik yine. Elini öpüp minderlerin üzerine oturduk. Aysel baştan aşağı çingene pembesi bir kıyafetin içindeydi, kendi kendine bir şeyler söylüyor, mırıldanıyordu. Karıma,
“İlacı içtin mi?” diye sorunca, karım,
“İçtim, bitmek üzere!” dedi.
“Güzel, güzel… Sana büyü yapmışlar kızım, bu büyüyü çözmemiz gerek, bunun için kocanın rızası gerekli. O evet demeden bu büyü çözülmez!” dedi. Karım bana baktı ve
“Olur hocam, beyim rıza verir, bir bebeğimiz olmasını çok istiyoruz, ne olur çözün büyüyü!” dedi ve ardından büyüyü yapanlara beddualar etmeye başladı.
Ortada gerçekten büyü olmadığını biliyordum. Aysel geçen akşam benim içtiğim sıvıdan uzattı tekrar, ikimiz de itiraz etmeden içtik. Aynı şekilde başım dönmeye başlamıştı. Aysel bana,
“Sen dışarda bekle, benim karınla konuşacaklarım var!” diyerek elini uzattı öpmem için. Elini öperek dışarı çıktım.
Dışarda kocasıyla karşılaştım. Adam bana tuhaf tuhaf bakıyordu sadece. Geçen akşam olanları düşündüm. Kendisine,
“Merhaba!” dedim, ama o bakmaya devam ediyordu. Ayselin yanında çalışan kız,
“O sağır ve dilsizdir!” dedi. Daha sonra kız, “Siz şu odaya geçin, birazdan hoca gelecek!” dedi. Oda dediği geçen akşam Aysel’i siktiğim odaydı. Odaya geçtim, kız kapıyı kapadı.
Beş dakika geçmişti, çok sıkılmıştım. Derken kapı açıldı ve Aysel içeri girdi. Bana,
“Karın büyünün bozulmasını istiyor. Bu büyüyü seninle çözeceğiz!” dedi.
“Ne istiyorsun?” dediğimde,
“Geçen akşam olanları biliyorsun, bu gece yatağıma girmen gerek. Kara büyüyü bozup şeytanları uzaklaştırmak için bu şart!” dedi. Ben birşey demeden çıktım.
Eve dönerken karım bana,
“Hoca ne dedi? Ne yapacaksın söyle?” diye sorular sorup duruyordu. Ona ne yapacağımı söyleyemezdim tabi. Sadece,
“Benim bu gece işim var, geç dönerim!” dedim. İş çıkışı Özge’yi taksiyle eve gönderdim, ben de Aysel’in evine gittim. Kapıyı Aysel açtı, sabahki kıyafetleri içindeydi yine. İçeri girdim. Kocası mutfaktaydı. Aysel bana,
“Aç mısın?” diye sorunca birşey demedim. Bana mutfağa geçmemi söyledi. Masaya oturdum. Önüme bir tabak koydu. İçinde bulamaç gibi birşey vardı. Bana kaşığı uzatıp,
“Hadi ye bakalım!” dedi. Bulamacın içinde tatlı, ekşi, tuzlu bir sürü karışık tat vardı. Hepsini yedim. Aysel içerdeki odaya geçmiş, koltuğunda oturuyordu. Bana,
“Buraya gel ve ayaklarımı yıka!” dediğinde hiç itiraz etmedim.
Söylediği gibi banyoda bir leğen vardı, içini suyla doldurdum getirdim. Ayaklarının dibine çöktüm. Elbisesini, dizlerine gelen ten renkli çoraplarını sıyırdım. Hafif nasırlaşmış ayaklarını birkaç dakika boyunca masaj yaparak yıkadım.
Aysel, “Imm, ımm!” diyordu sürekli, gözleri kapalıydı. Ardından,
“Şimdi büyüyü bozma zamanı, benimle yatağa girmen gerek!” dedi. İçerdeki odaya geçti, ben de peşinden gittim. Odanın kapısı açıktı ve kocası dışardan bize bakıyordu.
Aysel üzerindekileri çıkartarak çıplak kaldı, bembeyaz vücudu gene karşımdaydı. Yorganı çekip yatağa girdi, bana da,
“Hadi soyun!” dedi. Ben de soyundum ve yatağa girdim. Bir süre ne yapacağımı bilemedim. Daha sonra koca memelerini emmeye, öpmeye başladım.
Mutfakta yediğim şeyin ne olduğunu bilmiyordum, ama kendimi çok dinç hissediyordum, kalbim küt küt atıyordu. Aysel’in çay tabağı gibi, büyük, kahverengi meme uçlarını yalamaya, emmeye başladığımda kendini kasmaya başladı.
“Iğmm, ığhh, devam et, devam et!” diyordu. Saçlarımı okşuyor, çekiyordu. Dilim, ağzım memelerinde, ellerim vücudunda dolaşıyordu. Bacaklarını iki yana iyice açtı.
Elimi amına attığım zaman çoktan sulandığını gördüm. Amının kılları elime sürtünüyordu, parmaklarımı içine sokup çıkarmaya başladım. İkimiz de yorganın altındaydık. Aysel hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlamış,
“Devam et, oğhh, devam et!” deyip duruyordu. Amındaki elim vıcık vıcık olmuştu. Sıcak havada kışlık yorganın altında terden sırılsıklam olmuştuk ikimiz de… Aysel’in inlemeleri, nefes alışları hızlandı, “Ağğhh, ağğhh, oğhh!” diye adeta bağırıyordu.
Sonunda vücudu titreme nöbetindeymiş gibi titremeye başladı, sarsıla sarsıla boşaldı.
Şimdi sıra bana gelmişti. Üzerimdeki yorganı çekip yere attım. İkimiz de su içinde kalmıştık. Dolgun bacaklarını omuzuma attım, onu kendime çektim. Alttan sulu ve kıllı amına bir hamlede girdim.
Bir iki deneme sonunda istediğim pozisyonu bulmuştum. Bacakları omzumda sikmeye başladım Aysel’i. Aysel kollarıyla yataktan destek alıyor, sürekli,
“Ağhh, oğhh, sik, oğhh, kökle, daha çok, devam et, ağhh!” deyip duruyordu. Eski karyola gacır gucur sallanıyordu, kocası sağır ve dilsizdi ama kör değildi. Sikiştiğimizi tabi ki görüyordu.
Aysel’in amında dakikalarca gidip geldim, ama bir türlü boşalmamıştım. Amından çıktım, bacaklarını geriye attım, amı yukarı kalkmıştı bu pozisyonda. Kollarımla yataktan destek aldım ve şınav çeker gibi amına girip çıkmaya başladım.
Yarağım taşaklarıma kadar amına girip çıkıyordu, vücut ağırlığımı olduğu gibi Aysel’in üzerine bindiriyordum. Aysel’in götü her seferinde altımda yay gibi yaylanıyordu. Aysel artık inlemiyor, hayvan gibi böğürüyor,
“Ağğhhh, oğğhh, sik, oğğhh!” diye bağırıyordu.
Sonunda amına deli gibi boşaldım. Döllerim çeşmeden akan su gibi amına akıyordu. Amından çıktım, yatağa uzandım. Aysel sıkıca sarıldı bana. İkimiz de ter içinde kalmıştık, yatak terden su içindeydi. Aysel’in kestane renkli dalgalı saçları banyodan yeni çıkmış gibi ıslaktı.
Yatakta çırılçıplak yatarken kapının önünde kocasının bize baktığını gördüm. Adamın siki pantolonunun içinde kabarmıştı. Aysel’e sordum,
“Neden böyle yapıyorsun, kocanın önünde başkalarıyla sikişiyorsun?” diye.
“Bunu her zaman yapmıyorum, gözüme kestirdiklerimi yatağıma alırım ben. Kocam kendi halindedir, kızmaz bana!” dedi. Ardından kocasına bir işaret yaparak onu çağırdı.
Adam heyecanla içeri girdi, yatağın kenarına geldi. Aysel adamın pantolonunun kemerini çözüp aşağı indirdi. Dizlerine kadar inen külotunu sıyırdığında adamın kalkık yarağı ortaya çıktı.
Aysel yatakta yan dönmüş kocasının yarağını somurmaya başlamıştı. Adamın yüzünde sevinçli olduğunu belli eden ifade vardı, konuşamadığı için tuhaf tuhaf sesler çıkartıyordu.
Aysel birkaç dakika boyunca kocasının yarağını emdi, yaladı. Daha sonra yalamayı bırakıp yataktan kalktı, kocasının önünde yataktan tutunarak domaldı. Adam yarağını tutup Aysel’in amına arkadan girdi ve bu şekilde çalışmaya başladı. Aysel bu kez bağırıp çağırmıyor, sadece başını arkaya atmış,
“Hadi aslanım, hadi kocacığım, sik beni, sik karını!” deyip duruyordu. Adamsa ellerini Aysel’in kalçalarına atmış karısını sikiyor, garip sesler eşliğinde öne arkaya belini oynatıyordu.
Kısa bir zaman sonra adamın yüzündeki ifade değişti, daha güçlü ve sert sert pompalamaya başladı. Boşalmıştı. Yarağını karısının amından çıkardığı zaman dölleri akmaya devam ediyordu. Hayatımda ilk defa gözlerimin önünde bir kadınla erkeği sikişirken izlemiştim.
Sonra kocası toparlanıp içeriye gitti. Aysel de amını yıkadıktan sonra gelip tekrar yatağa girdi. Bana sokulup,
“Benim herif de böyle işte, arada bazen böyle siktiriyorum kendimi ona!” dedi. Çok tuhafıma gitmişti. Kendimi dinç ve zinde hissediyordum, Aysel’e
“Bana ne yedirdin?” diye sorunca,
“Pehlivan macunu!” dedi gülerek. Demek o yüzdendi bütün enerjim…
Yatakta doğruldum. Aysel’in sol bacağını altıma alıp, sağ bacağını dizinden kırdım. Alttan beliren amına girdim. Yediğim macun işe yaramıştı, yarağım az önce deli gibi boşalmama rağmen hala kazık gibiydi. Aysel derin bir,
“Oğğhh!” çekti. Amına bütün gücümle pompalamaya başladığım zaman, Aysel yine, “Ağğhh, oğhh, sik, kökle, oğhh!” demeye başladı. Az önce kocası onu sikerken sadece sessizce, “Hadi aslanım!” diyen Aysel gene bağırır olmuştu.
Koca memeleri löpür löpür sallanıyordu sürekli. Karyolanın gıcırdama sesleri çoğalmıştı, Aysel yataktan destek alıyordu. Bütün kuvvetimle amına pompalıyordum. Biraz önce zevkten bağıran Aysel şimdi acıdan,
“Ağhh, yavaş! Canımı yakıyorsun, yavaş!” diye böğürüyordu. Ama benim durmaya niyetim yoktu, boşalmaya da…
Amından çıktım, Aysel’i köpek gibi domalttım yeniden. Bembeyaz göt yanaklarını iki yana iyice açtım. Göt deliği, amı, ter ve dölden, amının zevk sularından vıcık vıcık ıslanmıştı.
Amı oldukça genişti, içi kırmızı bir çukur gibi görünen amına sertçe girdim ve pompalamaya başladım. Göt yanakları yarak darbelerimle löpür löpür sallanıyordu. Aysel kendini yarağıma bastırıyor,
“Aağğh, ağğhh, ığhh!” diyerek ıkınıyor, ahlıyordu. Dakikalar sonra sarsılarak ikinci defa boşaldım. Amından çıktığım zaman ikimiz de yatağa boylu boyunca uzandık.
Nefes nefese kalmıştık. Bir süre bu şekilde kaldım, Aysel ise uyukluyordu. Enerjim halen geçmemişti. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu hep. Aysel yarı uykulu, yarı uyanıkken elimi vücudunda gezdirmeye başladım.
Yüzünde yaşından dolayı çizgiler oluşmuştu, ancak yine de genç gösteriyordu. Vücudu dolgun ama biçimliydi. Etli butlu dediğimiz bir kadındı. Aysel yavaşça kendine geldi. Onu bu sefer götünden sikmek istiyordum. Bu isteğimi kendisine söylediğim zaman,
“Ay olur mu! Tövbe tövbe, çok günah! Böyle bir şeyi düşünmek bile çok günah!” demeye başladı.
Çok şaşırdım, kadın kocasının önünde benimle sikişiyordu, ama götten vermenin çok günah olduğunu söylüyordu!
Yataktan kalktım, Aysel’in içeri odada çıkardığım çoraplarını getirdim ve naylon çoraplarıyla kollarından karyolanın demirlerine sıkıca bağladım. Aysel yatakta yüzüstü yatıyor,
“Ne yapıyorsun? Sana söylüyorum, hey! Bırak beni!” deyip duruyordu. Kendisine,
“Büyüyü bozmamız gerek demedin mi? Bak işte şimdi büyü nasıl bozulurmuş gör!” dedim.
Aysel’in koca götü tümsek gibi duruyordu ve ha bire başını arkaya atıp, bağlı ellerini çözmemi istiyordu. Ama artık geri dönüşü yoktu bu işin, Aysel’in götünün kızlığını bozacaktım…
Aysel’in göt yanaklarını iki yana iyice açtım. Kıllı, terlemiş göt deliği karşımdaydı şimdi. Ama gerçekten hiç sikilmemiş gibi daracıktı.
Kocasının bakışları arasında banyoya gittim, krem şişesini alıp yatak odasına döndüm. Göt deliğinin ağzına bolca döktüm ve orta parmağımla içine yedirmeye başladım.
Aysel bu arada bağırıp çağırıyordu. Parmağım biraz zorlamayla götüne rahatça girmişti, fakat götü parmağımı sıkıyordu. Yine de yavaş yavaş parmağımı sokup çıkarmaya başladım.
“Ağğhh, ığğhh! Çıkar şunu! Yapma!” diye bağırtıları odayı inletiyordu. Durmaya niyetim yoktu. Elleri bağlı olduğundan bir şey yapamıyordu. Baldırlarının üzerine oturmuştum.
Dakikalarca parmağımı götüne sokup çıkardım. Parmağımı matkap gibi kullanıyor, götünün içinde çevirip duruyordum. Aysel bağırmayı kesmiş yastığını dişliyordu şimdi… Kremden yarağıma da bolca sürdüm. Üzerinde doğruldum.
İki elimin başparmağıyla götünün deliğini ortaya çıkardım, yarağımın kafasını sokmaya uğraşıyordum. Bir süre girmesi için çabaladım, ama olmuyordu. Aysel götünü oynatıp duruyordu sürekli…
İki parmağımı da içine soktum bu kez zor da olsa, ardından yavaş yavaş parmaklarımı ayırınca deliği de bir miktar açıldı. İçi kara bir kuyu gibi duran götüne yarağımın kafası girmeye başlamıştı şimdi.
Yavaş yavaş yüklenince içine kolayca giriyordum bu kez. Şaşırtıcı şekilde kısa sürede taşaklarıma kadar götüne girmiştim. Aysel,
“Ağhh, ağhh, ığhh, çıkar, uğhh, çıkar!” diye adeta yırtınıyordu. Götünde bir süre bekledim. Aysel’in bağırmaları zamanla azalınca, içinde aşağı yukarı hareket etmeye başladım.
Aysel’in tombul götü altımda yamyassı olmuştu. İçine girip çıktıkça götü genişliyordu ve böylece daha kolay hareket edebiliyordum. Yine de götü yarağımı sıkıyordu.
Gittikçe hızlanmaya başladım. Götüne yüklendikçe, karyola ortasına doğru çöküyordu. Aysel yastığı ısırmaya devam ediyor, ellerini kurtarmak için debeleniyordu.
Etine dolgun bir kadındı, bembeyaz vücudu altımda uzanıyor, götü sallanıp duruyordu. Ensesinde, sırtında, bel çukurunda alınmamış siyah tüyleri vardı. Bana pehlivan macununu kendisi yedirmişti, o nedenle yarağım sürekli sertti. Kendisini sabaha kadar sikmemi istemişti. Ben de şimdi öyle yapıyordum.
Aysel’in kocası bu sırada yatağın kenarında bitti bir anda. Bize bakıp duruyordu. Bense aynı tempoda çalışmaya, karısını sikmeye devam ediyordum, ancak boşalmama az kalmıştı. Bütün enerjimi toplayarak iyice yüklendim birkaç sefer daha… Yatağın altından birkaç çatır çutur ses gelince kırılacak diye korktum.
O anda da büyük bir zevkle boşaldım. Daracık götünün içine patladım. Aysel’in sırtına kendimi bıraktım, üzerine yığılıp kaldım. Biraz sonra götünden çıkıp kendimi sırt üstü yatağa bıraktım.
Aysel’in götünden krem kahverengi sıvılar akıyordu. Aysel, “Iğhh, ığhh!” diyerek yarı baygın yatıyor, inliyordu. Kocası ise şimdi gitmişti.
Birkaç dakika boyunca öylece kaldım. Ardından Aysel’in ellerini bağladığım naylon çoraplarını açmaya çalıştım. Ama bir türlü açamıyordum. En sonunda mutfağa gidip bir bıçak getirdim, bıçakla ikisini de kestim.
Aysel’in bilekleri kızarmıştı. Ellerini çözdüğüm halde o şekilde yatmaya devam etti. Sırtını, belini öpücüklere boğdum bir süre. Ardından yanımda sırtüstü döndü,
“Ağhh, ayy, çok acıyor!” diye feryat etti. Vücuduna sıkıca sarıldım. Bir süre sonra ikimiz de uyuya kalmıştık.
Sabaha karşı uyandım. Aysel yanımda geceliğini giyinmiş halde yatıyordu. Anladığım kadarıyla ben yatarken kalkıp banyo yapmış, geceliğini giyinmişti. İçerde bir gece lambası yanıyordu. Uyandığımı hissetti sanırım,
“Gidiyor musun?” dedi.
“Gitmem gerek, nerdeyse sabah olacak!” dedim. Bana sarıldı,
“Bir kere daha yapalım!” dedi. Çok istekli görünüyordu. Elini atıp yarağımı okşamaya ve geçen seferki gibi 31 çektirmeye başladı. Kısa sürede yarağımı tavan yaptırdı. Üzerime çıkmasını istedim.
Dizlerinin üzerine çöktü, üzerime çıktı. Geceliğini sıyırdım, altında külotu yoktu. Göt yanaklarını yoğurmaya, tokatlamaya başladım. Her bir tokatta,
“Ayy, yapma, uhh!” deyip duruyor, odanın içi seslerle çınlıyordu.
Yarağımı tutup amına sokmaya uğraştım bir süre, girdiğini anladığım zaman belimi yukarı kaldırıp yüklendim. Yarağım bir anda amının içindeki boşlukta taşaklarıma kadar girdi.
Aysel, “Iğğhh, ağğhh!” diye inlemeye başladığında alttan hızlı hızlı pompalamaya başladım. Geceliğinin yakasından koca memeleri görünüyordu. Geceliğini sıyırıp onları çıkardı ve emmem için ağzımın ucuna getirdi. Meme uçlarını emmeye, ısırmaya başladım, bir taraftan amında çalışmaya devam ediyordum. Aysel sesli sesli inliyor, ahlıyordu.
Amına bütün gücümle yükleniyordum, kasıklarım koca götüne çarpıyor, ‘Şlop, şlop, şlop’ sesleri evi inletiyordu. Kocası ortalarda yoktu, sağır olduğu için sesi duyup gelemezdi de…
Dakikalarca alttan amına pompalayıp durdum. Aysel ağırlığını üzerime bindiriyordu. Meme uçlarını dişliyordum. “Ağğhh, ığğhhh, oğhhh!” diyerek saçlarını savurup duruyordu.
Nefes alışları sıklaştı. Tiz sesler çıkarmaya başladığında boşaldığını anladım. Bense bir süre daha amına pompalayıp durdum, göt yanaklarını da yoğurup tokatlamaya devam ediyordum.
Sonunda büyük bir zevkle boşaldığım zaman Aysel üzerimde yarı baygın yatıyordu. Bir süre daha amında gidip geldim. Amından çıkıp onu yanıma yatırdım. Biraz daha uzandım. Ardından banyoya gittim. Küçük bir elektrikli şofben vardı, Aysel gelip şofbeni açtı. Sıcak suyun altında beni sabunladı, yıkadı. Devamlı,
“Bana sürekli gelmeni istiyorum, beni yalnız bırakma!” diyordu.
“Fırsat bulursam gelirim!” dedim. Sabaha karşı eve döndüm. Karım uyuyordu. Ben de yatıp uyudum.
Sabah geç bir saatte uyandım, Özge tek başına işe gitmişti. Karım bana gece ile ilgili bir şey sormadı, ben de konuşmadım. Doğruca işe gittim. Uykusuzluk çekiyordum.
Aklıma Refiye’nin mesajı geldi. Refiye’nin verdiği adresi arkadaş olarak ekledim. Kısa süre sonra ekranımda Refiye’nin resmi belirdi. Karşılıklı yazışmaya başladık. Özge içerde çalışıyordu, yazıhanenin kapısını kapatmıştım.
Refiye bilgisayar başında yanımdaki gibi tutuk davranmıyor, içini döküyordu. Kamera açmamı istedi, ama benim kameram yoktu. Özge iş için içeri girdikçe, ben bilgisayarı bırakıyordum.
Refiye Almanya’da rahat bir hayatı olduğunu, burada kaynından baskı gördüğünü, iki çocuklu dul bir kadın olmanın zorluklarını anlatıyordu.
“Kocam bana karşı çok saygılıydı, kardeşi ise onun gibi değil!” dedi. Sonra da, “İstersen sana eski resimlerimden göstereyim?” dediğinde,
“Olur!” dedim. Herhalde şimdiki hali gibi resimleri vardır diye düşündüm.
Karşıdan bir dosya geldi, kabul ettim. Açtığım zaman ağzım da açık kaldı. Almanya’da çekilen bir resimdi. Refiye bir sandalyede oturmuş, bir elinde sigara ile poz veriyordu.
Üzerinde ise geçen gün kızının giydiği gibi ip askılı bluz ile mini bir etek vardı. Bacak bacak üstüne atmış, bembeyaz kalçaları olduğu gibi meydandaydı.
“Eee, ne diyorsun? Nasılmışım o zamanlar?” dediğinde,
“Bomba gibi!” dedim.
“Almanya’da rahattım, akşamları çıkar bir yerlere giderdik. Bu da o zaman çekilen resimlerden biri. Burada kaynımın gözü üzerimde, ayrıca çok canım sıkılıyor, hiç arkadaşım yok!” diye yazıyordu.
“Başka resmin var mı?” diye yazdım heyecanla.
“Var, bir sürü, ama hepsi evdeki bilgisayarda. Şimdi yanımda bir tane bu var. Diğerlerini de mi görmek istiyorsun yoksa?” diye yazıp sonuna gülücükler koydu.
“Hem de çok!”
“Tamam, gönderirim yarın!”
Açıkçası Refiye gerçekten bomba gibi bir hatundu. Kırklı yaşlarının başında, halen fiziği, güzelliği yerindeydi. Keşfedilecek çok tarafı olduğunu düşünüyordum.
Akşam karımı bir karış suratla buldum. Doktorun söylediklerine takılmıştı. Gece onunla sikişmek istedim, ama karım,
“Ben kendimi iyi hissetmiyorum!” dedi ve sırtını dönüp yattı. Oysa hamile kalması için bol bol sikişmemiz gerekiyordu. Ama morali bir türlü düzelmiyordu.
Ertesi sabahtan işyerine gittiğimde hemen sohbeti açtım. Birkaç dakika sonra Refiye ekranda belirdi. Peş peşe bir sürü resim göndermeye başladı. Eski, yeni, bir sürü resim vardı. Mini etekli, gece kıyafetli, deniz kıyısında bikinili, dans ederken çekilmiş bir sürü resim…
Ağzım sulanmıştı. Buraya mecburen döndüğü için eski hayatını özlüyordu. Almanya’daki evinde günlük kıyafetleri içinde çekildiği resimlerinde bile hep bir dekoltesi vardı. Ya memelerinin çatalı görünüyordu, yada mini etekle kalçaları ortadaydı. Bazı resimlerde, kocası, çocukları veya arkadaşları da vardı. Ona,
“İşyerinin bilgisayarından böyle şeyler yazıyorsun, sakın yakalanma!” dediğimde,
“Bu benim kendi laptop’um, evden getirdim, merak etme!” dedi. Resimlerde saçları kızıl, kestane, sarı, kumral, birçok farklı renkteydi.
“Şu an saçların ne renk?” dediğimde,
“Bunu sen kendin keşfet!” diye oldukça tahrik edici bir cevap yazdı. Konuşmalarımız gittikçe cinselliğe gelmeye başlamıştı. Bana,
“Hayatında kaç kadın oldu? Sende en çok kim iz bıraktı? Karınla mutlu musun? Bir kadında aradığın şeyler nelerdir?” diye bir sürü soru sordu. Sonra,
“Karın iyi bir kadın, ama ne bileyim, cinsel olarak nasıl?” diye sordu. Refiye’yi sikmek için çok çabalamama gerek yoktu, o da dünden razıydı buna. Sorduğu sorulardan belliydi.
“Karımın görüntüsüne bakma, çok ateşlidir!” dediğimde,
“Hadi ya, hiç de öyle görünmüyor!” dedi.
“Sen nasılsın bu konuda?” dediğimde, utandığını belli eden bir ifade gönderdi.
Konuşmalarımız, çalan telefonlar ve Özge yada diğer çocukların odaya girmesiyle kesiliyordu. Misafirlerim geldiğinde uzun zaman yazışamadım Refiye ile…
Misafirlerim akşam üzeri çıktıklarında hemen bilgisayarı açtım yeniden. Refiye online görünmüyordu. Tam umudumu kesmiştim ki, yeniden göründü ve
“Karınla hayatını renklendirmek için ne yapıyorsun?” dedi. Ben anlamadım bu soruyu, o nedenle cevap veremedim. Bu sefer,
“Cinsel olarak diyorum, ne yapıyorsunuz?” dediğinde,
“Hiç bir şey, sadece sevişiyoruz!” dedim. Gene utandığını gösteren ifadeler gönderdi, hem de bir sürü.
“Sen kocanla bir şey yapar mıydın?”
“Ben kocamla film izlerdim!”
“Sinemaya mı giderdiniz?”
“Hayır, evde izlerdik!” dedi. Ben halen salak gibi konuyu anlayamamıştım, düşünmeye başladım, bir şey yazamıyordum. Refiye,
“Şeyy, bunu nasıl söylerim bilmiyorum ama, ben kocamla Miki filmleri izlerdim!” dedi. Kendi kendime ‘Oha!’ dedim, kadın kocasıyla porno filmler izliyormuş ve bunu bana söylüyordu.
“Güzelmiş, peki benimle izlemek ister misin?” dedim, yine bir sürü utangaç ifade gönderdi. Sonra da,
“Sana gönderdiğim bu resimler ikimizin arasında kalacak, tamam mı?” dediğinde,
“Tabi ki! Ben sır küpüyüm. Seviştiğim kadınların resmi de, ismi de bende kalır.” dedim.
“Kapatmam gerek!” diyerek, başka birşey yazmadan çıktı.
Refiye arzulu, cinselliğe açık ve aynı zamanda aç, tam sikilmelik bir kadındı. Onunla konuşurken sikim sertleşmişti.
Gece karımla şimdiye kadar olmadığı şekilde alelade bir sikiş yaşadım. Sadece çocuk yapmak için, altlı üstlü sikişen çiftlerden biri olmuştuk. Karım altımda bacaklarını açmış, ben amında çalışıyordum. Karımın tek derdi gebe kalmaktı,
“Bu şekilde devamlı sik beni, sana bir çocuk vermek istiyorum!” deyip duruyordu. Gece birkaç dakika içinde sikişmiş, ardından uykuya dalmıştık.
Aynı şekilde sabah uyandığımızda da, karımla altlı üstlü sikiştik. Kızlar uyanmıştı, sesleri geliyordu, ben de karımla sikişiyordum bu sırada. Ama aklım fikrim Refiye’deydi. Sabah çıkarken, karım,
“Bu akşam Semanur’la anası ve ablası bize gelecek, erken gelebilirseniz gelin!” dedi.
“Nerden çıktı bu şimdi?” dediğimde,
“Kadın bize misafirliğe gelecek, ne var bunda?” dedi. O gün işlerim epey yoğundu, şirket dışında görüşmelerim vardı. Nalan’ı merak ettim, aradığımda,
“Sen arar mıydın hınzır? Unuttun beni hemen, ne zaman geliyorsun Ankara’ya?” dedi.
“Bilmiyorum, şu aralar gelemeyeceğim belli, ama sen gel buraya bir haftasonu, misafirim ol!” dediğimde,
“Bakarım, belli olmaz, belki de çıkar gelirim!” dedi. Nalan iyi bir kadındı, onunla iyi vakit geçirmiştim. Akşam üzeri bilgisayarı açtım. Refiye biraz sonra göründü,
“Yoktun bütün gün, neredeydin?” diye sordu.
“Boş ver beni, seninle film izlemek isterim!” dedim. Gülücükler gönderdi,
“Çocuklarım hafta sonu İstanbul’a teyzelerinin yanına gidecekler. On gün yoklar, kendini ona göre ayarla!” dedi ve sohbeti kapattı. Artık Refiye’yi sikmek için aradığım fırsat ayağıma gelmişti.
Akşam eve gittiğimizde, Semanur, ablası ve annesi çoktan gelmişlerdi. Annesinin adının Dilber, ablasının da Gonca olduğunu öğrendim. Ana kız ikisi de beni görünce biraz tedirgin oldular, çekingen davranıyorlardı. Karım,
“Abla rahat ol, kocam da senin bir kardeşin!” dedi. Dilber hanım da,
“Ee, öyle tabii, sağ olun!” dedi. Birlikte yemeğe oturduk.
Dilber hanım adı gibi bir dilberdi. Üzerinde uzun kollu mor bir ince kazak, beyaz bir yelek vardı, koca memeleri belli oluyor, türbanıyla kazağının yakası arasından beyaz koynu görünüyordu.
Geçen akşamki gibi yüzünde alınmamış tüyleri belli oluyordu yine. Ancak dolgun fiziği bu kusurunu kapatıyordu. Gonca da annesinden geri kalmıyordu, onun da siyah dar bluzunun altında dik ve dolgun memeleri belliydi.
Tabir yerindeyse, ana kız ikisi de at gibiydi. Uzun boylu ve yapılıydılar. Ancak annesi kızına göre daha dolgundu. Semanur da annesi ve ablası gibi uzun boyluydu gerçi, ama yanlarında daha zayıf kalıyordu.
Gonca 25-26 yaşında gösteriyordu. Dilber ise 40’larındaydı. Dilber ve Gonca bana göz ucuyla bakıyordu yemekte. Karımın genç bir erkekle evli olması onları hem kıskandırıyor, hem de bana başka gözle bakmalarına neden oluyordu.
Semanur ise nişanlısıyla onu barıştırdığım için bana sıcak davranıyordu devamlı. Yemekten sonra karım,
“Sen herkese iş buluyorsun, şu kadına da bulsan, iş arıyor kaç zamandır. Evlere temizliğe gidiyor, ama belinin ağrısından onu da yapamıyor!” dedi.
“Bakarım, ayarlarım bir şeyler!” dediğimde, karım,
“Senin işyerinde çalışsın ya! Sen demiyor muydun, temizliğe, yemeğe bir kadın lazım diye?” dedi. Aslında benim işyerime öyle biri lazım değildi, gerçi olsa iyi olurdu ama. Biraz düşündükten sonra,
“Tamam, ne zaman isterseniz gelin, çok yormayız sizi!” dediğimde, Dilber hanım,
“Çok teşekkür ederim, sağ olun!” dedi. En azından az da olsa eline biraz para geçeceği için seviniyordu tabii.
“İsterseniz yarın başlarım!” dediğinde,
“Siz kendinizi ne zaman hazır hissederseniz gelin!” dedim.
Gece onları evlerine bıraktım. Dilber ve Gonca arka koltuktaydı. Aynadan Dilber’in bana baktığını görüyordum. Üçünün de güzel ela gözleri vardı.
Eve döndüğümde karımla yine alttı üstlü bir sikiş faslı yaşadık. Karım aldığı ilaçlardan mıdır nedir bilmiyorum, çok istekli ve arzulu görünüyor, sürekli,
“Oğhh, sik beni, oğhh, sik, devam et, ığmm!” deyip duruyordu. Onun bu istekli hali beni de daha fazla azdırıyordu. Fakat karım artık kendisini götünden sikmeme izin vermiyordu,
“Beni sadece amımdan sik, döllerini boşuna götüme akıtma!” deyip duruyordu.
Sabah Özge ile işyerine gittiğimde, Dilber’in bizi beklediğini gördüm…
Dilber erkenden gelmiş, çocuklar işyerini açmıştı. Bir sandalyede oturuyordu. Beni görünce ayağa kalktı; biraz işle, maaşıyla ilgili konuştuk. Çok para veremeyeceğimi söyledim, yine de kabul etti.
Yemeklerimizi ya dışardan söylerdik, yada ekmek arası yapardık. Ama Dilber’in gelmesiyle artık öğlenleri ev yemeği yiyecektik. Arkada mutfak olarak kullandığımız küçük bir yer vardı, orayı gösterdim. Dilber,
“İsterseniz önce temizlik yapayım?” dediğinde,
“Nasıl isterseniz!” dedim. Kendisini diğer çalışanlara tanıttım, hepsi,
“Abla hoş geldin, hayırlı olsun, sayende güzel yemekler yeriz artık!” deyip duruyordu.
“Şey, ben üstümü değiştireceğim, ama nerde değiştireyim?” dediğinde, Özge,
“Abla sen banyoya git, başka yer yok!” dedi. Ben yazıhaneme geçtim. Sohbeti açtım, ama Refiye online görünmüyordu. Yarım saat kadar geçmişti ki, Dilber içerdeki temizliği bitirmiş, bana,
“İsterseniz sizin odanızı da sileyim?” dedi.
“Olur, ben dışarda beklerim!” dediğimde,
“Gerek yok, siz çalışmaya devam edin, ben sizi rahatsız etmem!” dedi.
Uzun, bol bir etekle, önü düğmeli bir bluz giymişti. Düğmeleri neredeyse zor kapanmıştı. Başını da arkadan bağlamıştı. Eline bez, kova vs. şeyleri alıp temizliğe girişti. Dolabı, rafları silerken eteğinin altındaki koca götünün löpür löpür sallandığını görüyordum.
Ben masamda telefonla konuşurken, Dilber tam önümde domalmış elindeki bezle sehpayı, çekmeceleri siliyordu. Götünün yarığı belli oluyordu, eteği baldırlarına kadar açılmış, altından beyaz bacakları görünüyordu. Büyük bir güçle siliyordu etrafı, götü sağa sola sallanıyordu.
Masanın altında kalan sikim sertleşti bir anda. Ardından bana doğru döndü, masamı silmeye başladı. Üzerindeki bluzunun altından içine giydiği atleti ve sutyeni görünüyordu. Bunu kasten yaptığını düşünüyordum.
Elim telefonda, gözlerim ise Dilber’deydi. Ben ayağa kalktım, Dilber masamın önünü ve koltuğu da güzelce sildi, yerlere paspas attı. Tüm bunları yaparken gözlerim sürekli ondaydı ve o da bunun farkındaydı. Bana yan yan baktığını seziyordum.
Öğlene güzel bir yemek yapmıştı, kendisi elinde tepsiyle odama getirdi. Bütün gün, çay kahve için odamın kapısını çalıp durdu, hizmet etti. Dilber’in çalışmaya başlaması Refiye’yi biraz olsun unutturdu bana. Akşam işyerini kapadıktan sonra Dilber’i evine yakın bir yerde indirip, Özge ile eve döndüm.
Gece karımla rutin hale gelen sikişimizi yaptık. Sikişten sonra karım,
“Dilber abla nasıl, iyi çalışıyor mu?” diye sordu.
“Evet, iyi bir kadın, güzel de yemek yapmıştı!” dedim.
“Öyledir, kocası kıymetini bilemedi, kadına sen bakımsızsın, kendine bakmıyorsun deyip duruyormuş devamlı. En sonunda da bırakıp gitmiş!”
Ertesi sabah Dilber dünkü gibi,
“Odanızı sileyim mi?” dediğinde
“Olur!” dedim. Bugün de dünkü kıyafetleri üzerindeydi. Yine götünü sallaya sallaya, önümde domalarak temizlik yapmaya başladı. O sırada bilgisayarda Refiye online göründü. Sürekli bana mesaj yazıyordu, ama ben odada Dilber olduğundan cevap yazamıyordum. Masamı silmesine izin vermedim, Dilber de,
“Sonra gelirim!” dedi. O çıkınca Refiye ile yazışmaya başladım. Refiye’ye,
“Hafta sonu geliyorum, müsaitsin değil mi?” dediğimde,
“Evet, ama evime gelirken kimse görmesin seni, lütfen kimseye görünme!” diye yazdı. Ben de,
“Merak etme, görünmem kimseye!” dedim. Başka bir şey yazmadan çıktı. Akşama doğru Dilber elinde bezle yine geldi,
“Sabah masanızı silememiştim, isterseniz şimdi sileyim?” dediğinde,
“Tamam!” dedim. Yanımda eğilmiş masamı silmeye başlamıştı. Eteğinin içine soktuğu bluzu biraz dışarı sarktığından, eğildikçe sırtı görünüyordu. Siyah tüylerle kaplı bel çukuru görünüyordu.
O sırada bir numara yapıp elimdeki kalemi yere düşürdüm. Almak için eğildim, kalkarken elimi kalçalarına sürttüm biraz. Yumuşacık ve dolgun kalçalarını hissettim. Dilber ise bir şey olmamış gibi masamı silmeye devam ediyordu. Bluzunun altında koca memeleri sallanıyordu. Kendini bana sunduğuna kuşkum yoktu. Masamı silip çıktı.
Akşam yine Dilber’i evine yakın bir yerde indirdim. Özge ile eve döndük. Özge arabada yalnız kalınca,
“Benimle ilgilenmiyorsun!” demeye başladı yine.
“Annen için hassas zamanlar, bunu biliyorsun, biraz sabırlı olmalısın!” dedim.
“Biliyorum, bize bir kardeş vermek istiyorsunuz. Onun için de annemi devamlı sikmen gerekiyor!” dedi. Daha sonra tek laf etmedi.
Ben erkenden yatmıştım. Karımın dürtmesiyle uyandım. Elinde bir tabak vardı, geçen Aysel’in evinde yediğim bulamaca benziyordu. Bana uzatıp,
“Hadi aslanım, şundan ye biraz, bak sana gürbüz bir oğlan doğurucam! Hadi ye şundan bir iki lokma!” diyerek tabağı neredeyse ağzımın içine sokacaktı.
“Bu ne? Nerden buldun bunu?” dediğimde,
“Aysel hoca gönderdi bunu, kocana devamlı yedir diye tembihlemiş!” dedi.
“Ona mı gittin?” dediğimde,
“Yok, kızla gönderdi bugün, çocukların yanında söyleyemezdim ya bunu!” dedi.
“Nedir bu?” diye sordum, aslında ne olduğunu biliyordum. Karım biraz kızardı,
“Şeyy, ayıptır söylemesi, kuvvet macunuymuş bu!” dedi. Yemem için sürekli baskı yapıyordu. Elindeki kaşıkla kendisi yedirdi bana. Çocuğunun ağzına mamasını zorla tıkıştıran bir anne gibiydi. Ben yerken,
“Ohh yarasın aslanıma, hadi yiğidim az kaldı, şunu da ye, ohh belin kuvvetlensin, döllerin çoğalsın, ye aslanım, ye birtanem!” deyip duruyordu. Tabakta kalan artığını da parmağıyla sıyırdı, parmağını emdirdi. Üzerine de bir bardak ayran içirdi. Sonra,
“Ben birazdan gelirim, kızların yanına bir gideyim.” dedi. Ben tekrar yatağa uzandım. On dakikaya kalmadan büyük bir enerjiyle dolduğumu hissettim. Kalbim güm güm atıyordu. Az önce uyuklarken şimdi uyku yanımdan bile geçmiyordu.
Birkaç dakika sonra salonun ışığı da söndü. Karımın ayak seslerini duyuyordum. Kapıyı yavaşça açıp içeri girdiğinde yataktan fırladım. Karım,
“Ay, ne oldu, ne yapıyorsun?” dedi fısıltıyla. Bense,
“Gece gece yedirdin bana macunu, yarağım tavan yaptı!” dedim. Onu kolundan tuttum ve başını karyolanın demirleri arasına sıkıştırdım.
“Ay, yapma, dur ben de yatağa gireyim, çok mu azdın?” deyip dururken, ben üzerimdeki külodumu çıkartmış, arkasında çırılçıplak duruyordum. Karım karyola demirlerinden sıkıca tutunmuştu. Artık ses etmiyor, fısıltıyla,
“Hadi sik beni, sik aslanım, hadi yiğidim!” diyordu. Eteğini beline sıyırdım, altında pamuklu külotu vardı. Onu da bacaklarından sıyırıp çıkardım. Şimdi karşımda hafif kıllı amıyla duruyordu. Elimle amına atıp, şiddetle yoğurmaya başladım. Karım derin derin,
“Iğmm, oğhh, ığhh!” demeye başlamış, götünü sağa sola oynatıyordu. Bacaklarını iki yana iyice açtı, ben de götünün yanaklarını tutup ayırdım. Amı içi boş bir çukur gibi açıldı, açılan çukura yarağımı tek hamlede soktum. Karım, “Iğhh, ığmm, ağhh!” derken, yarağımı hızlı hızlı sokup çıkartmaya başlamıştım bile…
Karımı şiddetle sikmeye başladım. Tüm vücudum, kaslarım enerjiyle dolmuştu. Bütün gücümle karımın amına yükleniyordum.
“Ağhh, ağhh, ığhh, yavaş ol, ağhh, çocuklar uyanacak, ayy, uff!” deyip duruyordu. Ama çocuklar istedikleri kadar uyansın, umurumda değildi. Karım karyolanın demirlerinden sıkıca tutmuştu, karyola ileri geri sallanmaya başlamış, karımın omuzları kemik sesleri çıkararak karyolanın demirlerine vurup duruyordu.
Kalçalarındansa şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri yükseliyor, odanın içinde adeta ses patlamaları yaratıyordu. Karım, “Iğhh, ağhh, yavaş, oğhh!” derken, kaslarımdaki tüm gücümle amına pompalıyordum.
Dakikalar geçmesine rağmen boşalmamıştım, karım aynı şekilde inlemeye devam ediyordu. Amından bir hamlede çıktım, başını tutup karyola demirleri arasından çıkardım.
“Uğhh, omzum, kemiklerim!” diyordu. Sonra, “Boşaldın mı?” dedi.
“Hayır, daha var!” dedim. Onu yatağa fırlattım, eteği kalçalarına kadar açıldı. Yatağa çıkıp bacaklarını havaya kaldırdım ve omzuma attım. Alttan amına girdim ve yine şiddetle pompalamaya başladım.
“Iğhh, oğhh, ağhh!” diyerek kollarıyla yataktan destek alıyor, başını sağa sola oynatıyordu. Amının içi fırın gibiydi ve iyice kayganlaşmıştı, sanki amının içine yağ sürülmüş gibiydi. Yarağım amının içinde ileri geri piston gibi çalışıyordu.
Belinden sıkıca tutmuştum, her bir yarak darbemle vücudu ileri doğru fırlıyor, ama onu kendime tekrar çekiyordum. Naylon çoraplı bacakları başımın iki yanında sallanıp duruyordu.
Gözlerimi kapadım ve bütün enerjimle sikmeye başladım. O anda Refiye’yi siktiğimi, altımda inlediğini, (Devam et, hadi aslanım, oğhh, sik beni!) dediğini hayal ettim. Ama bu hayalim fazla sürmedi, “Oğhh, ağhh!” sesleri eşliğinde sarsılarak patladım, döllerimi karımın amına boşalttım.
Karım inliyor, ağlamaklı sesler çıkartıyordu. Amında bir süre daha gidip geldim. Amından çıkıp yatağa uzandım. Karım yanımda gözlerini tavana dikmiş halde, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Göğsü bir inip bir çıkıyordu. Birbirimize sarıldık. Karım,
“Macun işe yaradı, bundan sonra kendi ellerimle yedireceğim sana!” diyordu. Karım yataktan kalkıp üzerini çıkardı, onu soymadan sikmiştim, geceliğini giyindi. Ben de külotumu giydim. İkimiz de tatlı bir uykuya daldık.
Sabaha karşıydı, ortalık yeni yeni aydınlanıyordu. Üst kattan sesler geliyordu. Gerdek gecemizin sabahındaki gibi, yine annemle babam sikişiyorlardı. Yatağın parke zemin üzerinde çıkardığı ‘Tak tuk!’ seslerini yatağımda kolayca duyabiliyordum.
Sesler gittikçe çoğalmaya ve hızlanmaya başladı. Ardından yavaş yavaş azaldı, parke zemin üzerinde ayak seslerini duyuyordum şimdi. Karım başı kolumun üzerinde horul horul uyuyordu. Üst kattaki sikişme uykumu kaçırdı. Kolumu yavaşça çektim, uyuşan kolumu sallamaya başladım.
Yatak odasının kapısını kapatıp salona geçtim, banyonun ışığı yanıyordu. Kızlardan biri kalkmıştı. Odalarının kapısı aralıktı, içeri bakınca Özge’nin banyoda olduğunu anladım. Esra yatağında mışıl mışıl uyuyordu çünkü.
Banyonun önüne geldiğimde içerden sifonun sesini duydum, o sırada kapı da açıldı. Özge beni karşısında görünce korktu, ama ses çıkartmadı. Üzerinde minik bir şortla ip askılı bluz vardı, memelerinin çatalı meydandaydı.
Benim de üzerimde sadece külotum vardı ve Özge önümde sertleşmiş halde duran yarağıma bakıyordu. Özge’yi kolundan tutup banyoya soktum tekrar, kapıyı yavaşça kapadım. Işığı açmadığım için içerisi biraz karanlık kalmıştı.
Üst katta annemle babamın yıkandıklarını anladım, su sesi ile konuşmalarını duyuyordum. Ama ne konuştuklarını anlayamıyordum.
Özge hiç sesini çıkartmıyordu. Onu lavabo dolabına domalttım, arkasına geçtim. Külotumu sıyırdım, sertleşen yarağımı sıvazlamaya başladım. Özge’nin minik şortu ile altındaki minik külotunu sıyırdım, göt yanaklarını yoğurmaya başladım.
Dizlerimin üzerine çöktüm, elime bir miktar tuvalet kağıdı aldım. Amını, göt deliğinin ağzını iyice sildim. Dilimi göt deliğine değdirmeye başladığımda, Özge, “Uğhh, ımm!” demeye başlamıştı.
Özge akıllı bir kızdı, sessiz olması gerektiğini biliyordu. Dilimi amında, götünde gezdiriyordum, am dudaklarını emiyor, amının içine sokuyordum. Amı sulanmaya başlamıştı. Baş parmağımı götüne sokup çıkartmaya başlamamla beraber Özge bir elini saçlarıma attı. Fısıltıyla inlediğini duyuyordum.
Üst katımızdaki banyodan su sesi ile birlikte ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri gelmeye başlamıştı. Babam annemi banyoda sikiyordu.
Yukardaki sikişme beni iyice azdırdı. Doğruldum, Özge’nin göt yanaklarını iki yana iyice açtım. Yarağımı açılmış göt deliğine sokmaya uğraştım bir süre, ama nedendir bilmem bu kez olmuyordu.
Elime bir miktar şampuan döktüm ve yarağıma sürdüm. O sırada yukardan annemin, “Ağhh, ağhh!” sesleri ile beraber, babamın, “Oğhh!” diye homurtu benzeri seslerini duyuyorduk.
Şampuanlı yarağımı Özge’nin götüne elimle bastırmaya başladım bu kez. Özge götüne rahatça girmem için bacaklarını iki yana iyice açıp, belini de aşağı doğru eğdi. Karnı lavabonun üzerindeydi şimdi…
Yarağım içine kolayca girmişti şimdi. Yavaş yavaş bastırmaya başlamamla beraber Özge’den derin inlemeler, hırıltılar gelmeye başladı. Yukarda da şiddetli bir sikiş yaşanıyordu. Banyo havalandırmasından tüm sesleri duyabiliyorduk.
Özge kenarda duran el havlusunu ağzına soktu ve var gücüyle ısırmaya başladı. Ben de kayganlaşan yarağımı götüne var gücümle sokuyordum bu arada. Yarağım taşaklarıma kadar götüne girip çıktıkça götü genişliyor, açılıyordu. Yarağımı götüne tamamen sokup çıkarıyordum. Yukarda annemin,
“Ağhh, bey, ağhh, ığhh, geliyorum, ığhh, bey!” lafları, babamın homurtulu sesleri çoğalmıştı. Annemin tiz sesleri geldi önce, babamdansa uzun uzun, “Oğhhh!” seslerini duyduk. İkisi de boşalmıştı.
Bense devamlı Özge’nin götüne pompalıyordum. Özge ağzında havlu, boğuk sesler çıkartıyordu. Ama ikimiz de sessiz olmaya çalışıyorduk. Annemle babamın sikişmeleri, Özge’nin yarağımı sıkan götü beni bir süre sonra boşalttı. Götüne biraz daha girip çıktım. Döllerimi akıttım. Götünden tamamen çıktığımda Özge yavaşça doğruldu,
“Ay, belim ağrıyor!” dedi sessizce. Ardından dizlerine sıyırdığım külotunu ve şortunu giyindi, bir şey demeden çıktı. Ben de çişimi yaptım ve yatak odasına geçtim. Karım halen uyuyordu. Bir saat kadar sonraydı herhalde, karımın dürtmesiyle uyandım.
“Kalk hadi, kahvaltı hazır!” diyordu. Banyoya geçip duşun altına girdim. Az önce burada Özge’yi sikmiştim. Sıcak suyun altında kaldım bir süre. Mutfağa geçtiğimde Özge’yi neşeyle kahvaltısını yaparken buldum. Sabah sabah yediği yarak onu neşelendirmişti. Çıkarken,
“Bu akşam işim var, geç gelirim ben!” dediğimde, karım,
“Ne işin var?” diye çıkıştı.
“İşle ilgili be kadın, başka ne işim olacak?” diye çıkıştım ben de. Bu sözüm üzerine dudaklarını büktü, ağlayacak gibi oldu. Yanağından öptüm, gönlünü almaya çalıştım biraz… Özge’yle birlikte işe giderken, Özge,
“Yengemle eniştem de banyoda sikişiyordu di mi?” diye sorunca gülümsedim.
“Normal değil mi?” dedim.
“Sonuçta onlar da evli, çok normal tabii!” dedi, başka da birşey söylemedi.
Dilber yine aynı şekilde içerinin temizliğini bitirip, odamın temizliğine başlamıştı. Etrafın tozunu alırken götü şiddetle sallanıyordu. Bense masamda oturmuş onu izliyordum.
Masamın üzerini silerken bluzunun üst düğmesinin açık olduğunu gördüm. Beyaz koynu ile birlikte içindeki atleti, atletin içindeki beyaz sutyeni, memelerinin üstü görünüyordu. Gözlerim sürekli oraya takılıyordu.
Derken Dilber bunu fark etmiş olacak ki, bir şey demeden sırtını bana dönerek, açık kalan düğmesini ilikledi. Bana yüzünü döndüğünde, yüzünün kızardığını gördüm. Kısa süre sonra bir şey demeden çıktı.
O gün ay sonu yaklaştığından hesapları incelemek için mali müşavir arkadaşım gelecekti. Genelde akşam üzeri gelirdi. Dediğim gibi arkadaşım geldi. Herkesi evine gönderdim, bizim işimiz bir kaç saat sürerdi çünkü. Dilber’e de gitmesini söyledim, ama Dilber,
“Ben kalayım, bir ihtiyacınız olur belki?” dedi. Ben de ısrarcı olmadım daha fazla…
Arkadaşımla çalışırken, Dilber bize ara ara, çay, kahve, atıştırmalık birşeyler getiriyordu. Arkadaşım saat 22:00’ye doğru çıktı. Ben de Dilber’le çıkacaktım, kendisine,
“Siz hazırlanın, çıkalım!” dedim. Ben yazıhanemin kapısını kilitledim. Dilber banyoda üzerini değiştiriyor sanmıştım, arkadaki küçük mutfakta onu üzerinde sadece sutyen ve külotla görünce donakaldım. Elimde çantayla ona bakıyordum. Dilber beni görünce,
“Ay Osman Bey!” diyerek elbiseleri ile üzerini örtmeye çalıştı. Bense hemen oradan uzaklaşıp dışarıya çıktım.
Dilber’in gün yüzü görmemiş bembeyaz dolgun vücudu sikimi sertleştirmişti. Üzerinde pamuklu beyaz bir sutyenle külot vardı. Koca memeleri sutyenin içinde zor duruyordu, külotu da büyüktü. İri bir kadın olduğundan büyük beden giyiniyordu. Kocası onu bakımsız diye terk etmiş demişti karım, ama bana göre bakımsız bir kadın değildi.
Bir sigara yakmış, Dilber’i bekliyordum. Derken kapıda göründü. Yüzü kızarmıştı, bana bakmamaya çalışıyordu. Kapıyı kilitleyip kepengi çektim. Birlikte arabaya bindik. Dilber hiç sesini çıkartmıyordu.
“Kusura bakmayın, sizi öyle gördüm. Ben herhalde banyoda giyiniyorsunuz zannettim!” dediğimde, Dilber,
“Benim hatam. Kimse yok diye mutfakta giyineyim dedim…” dedi ürkekçe. Onu çıplak görmeme kızmadığını anladım. Evine yakın bir yerde indirdim Dilber’i.
“İyi geceler!” diyerek arabadan indi.
Gece karımla altlı üstlü bir sikiş yaşadım yine. Ama bu sefer kuvvet macunu yememe gerek kalmamıştı. Karımı altıma alıp dakikalarca siktim. Bacaklarını belime sıkıca dolamış, kollarıyla sırtımı sarmıştı. Devamlı,
“Oğhh, sik beni, oğhh!” deyip duruyordu. Amına sarsılarak boşaldığımda, bütün döllerimi akıttım. Sabah işe gittiğimde telefonuma Refiye’den bir mesaj geldi.
“Bu akşam beni işten alırmısın?” diye yazmıştı.
“Olur!” diye yanıtladım. Dilber artık klasikleşen temizliğini yapmak için odama girdi yine…
Üzerinde bu sefer aynı etekle beraber kısa kollu bir tişört vardı. Eğildiği zaman tişörtün yakasından sutyeni ve hatta göbeği görünüyordu. Bu kez içinde atlet yoktu. Götü sağa sola löpür löpür sallanıyordu, bunu kasten yaptığına emindim artık. Dilber kendisine baktığımı biliyor, ama ses çıkarmıyordu.
Geçen günkü gibi numarayla kalemi yere düşürdüm. Dilber yanımda domalmış dolabı silerken, eğilip kalemi alma bahanesiyle kalçalarını avuçladım. Dilber birşey olmamış gibi çalışıyordu. Bana döndüğünde yanaklarının kızardığını gördüm.
“Başka bir isteğiniz var mı Osman Bey?” dediğinde,
“Yok sağ olun!” dedim. Başını önüne eğip dışarı çıktı. Biraz sonra elinde bir Türk kahvesiyle geldi. Kahveyi elinden alıp,
“Çok teşekkür ederim, zahmet ettiniz!” dediğimde,
“Ne zahmeti, siz isteyin yeter ki!” diyerek çıktı.
Öğle yemeğini yerken Semanur geldi. Annesini ziyarete gelmişti. Yemekten sonra elemanlar mal sevkiyatı için dışarı çıkmışlardı. İçerde dördümüz kalmıştık. Özge yanıma gelip,
“Şeyy, ben erken çıkabilir miyim?” deyince,
“Hayırdır?” dedim.
“Semanur’la biraz gezmek istiyoruz…”
“İşlerini ona göre ayarlayıp çık o zaman!” dediğimde çok sevindi. Semanur bu sırada odama gelip,
“Osman abi sana çok teşekkür ederim, Ahmet’le barıştırdın beni, sağ ol!” dedi.
“Önemli değil. Bir daha böyle yaramazlıklar yapmayın, yakında evleneceksiniz!” dedim. Semanur gülerek yanımdan ayrıldı.
Semanur’un üzerinde uzun ama dar bir etek vardı. Yürürken kalçaları ve götü iyice belli oluyordu. Onlar çıkınca ben Dilber’le tek kaldım. Elemanlar akşamüstü gibi dönecekleri için, daha yaklaşık iki üç saat vardı.
Ben odama girip çalışırken, Dilber de mutfağa geçmiş bulaşıkları yıkıyordu. Aklım dün akşamki görüntüde kalmıştı. Onu yarı çıplak görmüştüm ve bu görüntü aklımdan çıkmıyordu.
Sessizce mutfağa doğru yürüdüm. Dilber ayakta bulaşıkları yıkıyordu. Beni fark etmemişti, işine dalmış, sessizce kendi kendine şarkı mırıldanıyordu. İyice yaklaşınca beni fark etti,
“Ay, Osman Bey, korkuttunuz beni!” dedi gülerek.
“Öyle bir niyetim yoktu!” dedim.
Ayakta durmuş ona bakıyordum. Uzun ve geniş eteğinin içinde götü belli oluyordu, kısa kollu tişörtü kollarını gösteriyordu. Kollarında alınmamış siyah tüyler vardı. Belki de kocası bakımsız derken bunu kastediyordu. Dilber bulaşıkları bitirmişti.
“İsterseniz bir kahve yapayım?” dediğinde,
“Olur, ama kendine de yap!” dedim. Yanakları pembeleşti, kahve yapmaya başladı. Kahveler piştiğinde,
“Odanıza getireyim!” dedi. O sırada ben dükkanın kapısını içerden kilitledim, odama geçtim. Az sonra Dilber elinde bir tepsi ile geldi. Birlikte kahvemizi içmeye başladık. Ben koltuğumda, o ise karşı ikili koltukta oturuyordu. Kahvemi bitirince,
“Faldan anlar mısın?” diye sordum.
“Ay, pek bilmiyorum, ama gene de bakayım!” dedi. Fincanı ters çevirdim, yerimden kalkıp yanındaki koltuğa oturdum. Dilber elinde kahve fincanı ile çekingen bir halde oturuyordu.
Kendi kahvesini bitirmişti, elinden alıp sehpanın üzerine koydum. Koltuğu ortalar şekilde oturmuştu, kalktım ve yavaşça yanına oturdum. Yana doğru kaydı,
“Ay Osman Bey, ne yapıyorsunuz?” demeye başlamıştı.
“Bir şey yapmıyorum! Hem şu bey lafını da bırak, yalnız kaldığımız zaman bana sadece ismimle hitap et!” dedim ve yanağından öpmeye başladım.
Sol elim koltuğun arkasında kalmıştı, sağ elimi kalçasının üzerine koydum. Eteğinin üzerinden okşamaya başladım. Ses etmeden oturuyor, başı öne bakıyordu. Elimi eteğinin içine soktum. Dolgun kalçalarını avuçluyor, bu arada boynunu, yanaklarını sürekli öpüyordum. Dilber,
“Ay, yapmayın, çok günah, yapmayın!” deyip duruyordu.
Onu dinleyecek halde değildim, üzerine çullandım. Dilber ikili koltukta sırt üstü uzanmıştı şimdi. Sol elim sırtında, sağ elim kalçalarında geziniyordu. Yüzünü, yanaklarını, boynunu emiyor, öpüyordum. Kendimi kaybetmiştim sanki. Dilber sadece,
“Yapmayın, çok günah, lütfen!” diyor, ama başkaca birşey yapmıyordu. Sol elimi tişörtünün içinden soktum, çıplak vücuduna değen elim onu biraz irkiltti belli ki.
Elimi sutyeninin içine soktuğum zaman, koca memelerini hissetmek yarağımı kazık gibi yapmaya yetmişti. Meme uçlarını avuçlayıp, sıkmaya, yoğurmaya başladım. Memeleri hamur gibiydi. Diğer elimse kalçalarında gezinmeye devam ediyordu. Derken külotunu tuttum ve aşağı sıyırmaya başladım. Dilber,
“Lütfen Osman Bey, yapmayın, çok günah!” deyip duruyor, kollarıyla bana mukavemet gösteriyordu. O sırada, ‘Cartt!’ diye bir ses geldi. Sıyırmaya çalıştığım beyaz pamuklu külotu Dilber’in altında kalmış, ben de çıkartmak için zorlayınca kenarından yırtılmıştı.
Üzerinden doğruldum. Dilber ağlıyor gibiydi, üzerini toparlamaya çalışıyordu. Yüzü kızarmıştı,
“Lütfen böyle yapmayın, çok günah. Böyle olmaz!” diyordu.
“Peki nasıl olacak? Seninle olmak istiyorum!”
“Aramızda nikah olmadan böyle bir şey olmaz! Beni nikahlaman gerek!” dedi. Başka bir şey demeden odadan çıktı.
Yarağım pantolonun içinde kazık gibi olmuştu, önüm bir miktar ıslanmıştı. Üzerimi toparladım, kilitlediğim dükkanın kapısını açtım tekrar. Dilber’i kolayca sikebileceğimi sanırken, başımıza bir de nikah çıkmıştı. Yarım saat kadar sonra odama geldi fincanları almak için. Dilber’e,
“Şimdi sana nikah mı kıymam gerek?” dediğimde,
“Beni istiyorsan evet, o zaman kendimi sana veririm!” dedi. Arabada Dilber’e,
“Biliyorsun ki ben evliyim, nasıl olacak bu nikah işi?” diye sorunca,
“Karının bilmesine gerek yok zaten. Namusumu iki paralık edemem ben. Bana imam nikahı kıyarsan o zaman senin karın olurum. Gizli bir nikah yaparız olur biter!” dedi.
Onu evinin yakınında indirdim. Aklım karışmıştı. Zaten bir karım vardı, şimdi bir de ikincisi olacaktı. Böyle saçmalık olmaz diyerek Refiye’yi almaya gittim. İşyerinin önüne gelince Refiye’yi aradım.
“Ben henüz çıkamadım, içeri gelsene!” dedi.
İşyerine gittiğimde Refiye dediği gibi halen çalışıyordu. Beraberinde sekreter kız da vardı. Kız mini bir etek giymiş, bana bakarak, sarı uzun ve dalgalı saçlarıyla oynuyordu. Önümdeki dergileri karıştırırken ben de ona bakıyordum ara ara. Refiye bu durumu fark etmişti ki, kendi kendine öksürmeye başladı ve kıza,
“Bana bir su getirsene!” diyerek, adeta odadan kovdu. Kız kalkıp gidince, bana,
“Neredeyse ağzına düşeceksin kızın!” dedi.
“Ne oldu? Kıskandın mı?” dediğimde,
“Ne kıskanması? Aman çok da umurumdaydı!” dedi. Belli ki kıskanmıştı.
Orada yarım saat kadar bekledim. Ardından Refiye ile çıktık. Refiye uzun siyah pileli bir etekle siyah bir tunik giymişti. Başını da beyaz bir türbanla arkadan bağlamıştı, yüksek topuklu beyaz ayakkabıları ile salına salına önümde gidiyordu arabaya doğru. Esen hafif rüzgarla birlikte eteğinin altındaki götü sağa sola sallanıyordu. Arabaya bindiğimizde,
“Çocukların yarın kesin gidiyor mu?” diye sordum.
“Sen git sekreterle ilgilen!” dedi. Kahkaha atmaya başladım. Refiye bir süre sonra, “Yarın gidiyorlar! Karına ne söyleyeceksin peki?” dediğinde,
“Karımı sen merak etme, ben ayarlarım bir şeyler!” dedim.
“Yalvarırım kimseye görünme, zile de basma, geldiğinde beni ara, ben kapıyı açarım!”
“Korkmana gerek yok, merak etme! Hem o kadar korkuyorsan neden benimle birlikte olmak istiyorsun?”
“Senden hoşlanıyorum, seni istiyorum! Kocamdan sonra hayatımdaki ilk erkek sen olacaksın, senden başkasıyla da olmaz!”
Refiye’nin bu cevabı çok hoşuma gitmişti. Sağ elimi eteğinin üzerinden kalçasına attım. Elimi tuttu, elimi bacağının üzerinde gezdirmeye başladı kendisi…
Refiye çok arzulu, şehvetli bir kadındı. Onunla çok güzel bir sikiş yaşayacağıma emindim. Elim dolgun kalçasını hissettikçe yarağım sertleşiyordu. Onu şimdi Sedat’ın evine atmayı ve çatır çatır sikmeyi çok istiyordum. O sırada telefonum çaldı, karım arıyordu. Mecburen elimi Refiye’nin kalçasından çektim, telefonu açtım. Karım,
“Nerde kaldın, gelmiyor musun?” dediğinde,
“Siz yiyin, benim işim var!” diyerek kapadım telefonu.
Refiye ile geçen akşam gittiğimiz alışveriş merkezine gittik. Ama bu kez arabada boşaltamadım onu, etrafta bir hayli hareket vardı. Koluma girdi tekrar, memeleri koluma değiyordu.
Birlikte restoran katına çıktık, güzelce karnımızı doyurduk. Yemekten sonra kol kola dolaştık biraz. Bir iç çamaşırı mağazasının önünden geçerken, Refiye kulağıma eğilip,
“Ben şuradan alışveriş yapacağım, sen biraz dolaş istersen!” dedi. Götünü sallaya sallaya mağazaya girdiğinde, ben de arkasından bakıyordum.
Tek başıma bir süre dolaştım. Derken telefonum çaldı, Refiye arıyordu,
“Benim işim bitti, nerdesin?” dedi.
“Bekle geliyorum!” dedim. İç çamaşırı mağazasının önünde elinde iki tane poşetle bekliyordu beni… Birlikte arabaya giderken,
“Neler aldın öyle?” diye sorunca,
“Yarın akşam görürsün!” dedi kulağıma. Bu cevap yarağımı sertleştirdi yeniden. Otoparka indik, bu kez etraf sessizdi. Arabaya bindik, elimi hemen eteğinin içine soktum. Çorapsız, süt beyazı kalçalarını avuçladım. Refiye,
“Iğh, ımm, biri görecek, ay, yapma!” deyip duruyor, ama aynı zamanda elimi sıkıca tutuyordu. Sağ elimi kasıklarına yaklaştırdım iyice, Refiye geçen akşamki gibi bacaklarını sıkmaya başladı. Elimi yine mengene gibi sıkıştırdı.
Refiye kendini kasıyor, “Hığhh, hığhh!” diye hırıltılı boğuk sesler çıkartıyordu. Elim pürüzsüz kalçalarını hissettikçe yarağım tavan yapıyordu. Refiye’nin nefes alışları hızlandı, en sonunda, “Imm, uhh!” sesleri eşliğinde boşaldı.
Bacaklarını serbest bıraktığında elimi çektim. Refiye’nin yüzü kıpkırmızı olmuş, dudaklarını emiyordu. Göğsü şiddetle bir inip bir kalkıyordu. Bana,
“Beni azdırıyorsun!” diyebildi sadece. Arabayı çalıştırdım, otoparktan çıktık. Onu evine gelmeden indirdim.
“Dediğim gibi, gelince beni ara, ben kapıyı açarım!” dedi.
“Merak etme!” dedim sadece.
Eve gittiğimde karım bir karış suratla bana bakıyordu.
“Nerde kaldın?” diye çıkıştı.
“İşim vardı be kadın, ne oldu gene?” dedim. Bozulmuştu, cevap vermedi. Sonra,
“Yemek ısıtayım mı?” diye sordu.
“Ben yedim, ama meyve varsa getir!” dedim. Birlikte televizyonun karşısında meyve yerken, karım ara ara,
“Çok yeme, mideni doldurma meyveyle, gece yatamazsın sonra!” deyip duruyordu.
Yatağa girip uyumaya çalışıyordum ki, karım gene elinde bir tabak kuvvet macunuyla çıkageldi.
“Hadi aslanım, ye şunu, belin kuvvetlensin, hadi yiğidim!” demeye başladı gene. Eliyle yedirdi yine, kalanı da parmağıyla sıyırıp ağzıma tıkıştırdı. Boş tabakla gitti, on dakika sonra odaya geldi tekrar. Karşıma geçip soyundu.
Onu çıplak görmek yarağımı sertleştirdi. Üzerimdeki battaniyeyi çekip yere attı. Ben de külotumu sıyırıp çıkardım. Karım üzerimde ters döndü, birbirimize 69 çekmeye başladık. Karım yarağımı müthiş bir iştahla yalıyordu.
Amı vıcık vıcık sulanmıştı daha şimdiden. Dilimi amının içine sokuyor, am dudaklarını vakum gibi içime çekiyordum. Başparmağımı terli göt deliğine soktum, ardından sokup çıkarmaya başladım.
Yarağım patlayacak gibiydi. Karım yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyor, deli gibi somuruyordu.Götüne bir iki şaplak attım. Mesajımı almıştı, yarağımı emmeyi bıraktı. Üzerimde doğruldu, yüzünü bana döndü. Dizlerinin üzerine çökerek yarağımı amına hizaladı. Derken yarağım yavaş yavaş amına girmişti.
Karım üzerimde yaylanmaya, ileri geri hareket etmeye başladı. Gözlerini kapatmış, saçlarını sağa sola sallayarak, “Iğhh, ığhh, oğhh, aslanım, oğhh!” diyordu. Ellerini göğsüme koymuştu, kendini ileri geri oynattıkça yarağım amına taşaklarıma kadar girip çıkıyordu.
Kontrol karımdaydı. Karım ilk evlendiğimizde sikiş konusunda bilgisiz, içine kapanıkken, şimdi tamamen kendisi her şeyi kontrol ediyordu.
Memeleri aşağı yukarı sallanıyordu. Onları avuçladım, yoğurmaya başladım. Karımın inlemeleri çoğaldı, nefes alışları hızlandı. Kısa süre sonunda boğuk sesler eşliğinde boşaldı.
Bense henüz boşalmamıştım. Karım üzerimde yarı baygın yatarken göt yanaklarını avuçladım sıkıca. Alttan amına var gücümle pompalamaya başladım. Karım, “Ağhh, ağhh, oğhh!” demeye başlamıştı yeniden.
Yarak darbeleri onu kendine getirmişti. Alttan amına pompaladıkça kasıklarım tombul göt yanaklarında şiddetli sesler çıkarmaya başlamıştı. Memeleri ağzımın kenarına geliyordu, koparacak gibi dişlemeye, emmeye başladım.
Yarak darbelerim karımı üzerimde hoplatıp duruyordu. Karım vahşi bir atın üzerindeymiş gibi sallanıyordu. Bir eliyle yataktan destek alırken, diğeriyle memelerini ağzıma emmem için sunuyordu adeta. Saçlarını savurup duruyordu. Vücudum sarsılmaya başladı, “Ağhh, oğhh!” sesleri eşliğinde deli gibi boşaldım.
Amından çıktığım zaman, karım üzerimden kayıp yanıma düştü. Baygın gibiydik ikimiz de. Dakikalar sonra kendimize geldiğimizde birbirimize sıkıca sarıldık. Karım,
“Yiğidim, erkeğim benim, beni hep böyle sikmeni istiyorum!” dediğinde dudaklarına yumuldum. Kanatırcasına emdim, ısırdım. Dilimi ağzının içine soktuğumda, karım dilimi biberon gibi emiyordu. Bir süre sonunda karım,
“Benim uykum geldi!” dedi, kalkıp geceliğini giyindi. Ben de külodumu giydim.
Birbirimize sarılarak uyuduk. Aslında uykum yoktu, karımı yeniden sikmek istiyordum, ama ertesi gün Refiye’yi sikeceğim için gücümü çok harcamamam gerekiyordu…
Sabah karım uyandırdı yine. Giyinmiş, kahvaltıyı hazırlamıştı. Banyoya girip duş aldım. Cumartesi günleri öğleye kadar çalışırdık. Özge kahvaltısını yapıyordu. Özge’ye,
“İstersen sen bugün gelme.” dediğimde çok sevindi. Karım da,
“İyi olur kızım, kalır bana yardım edersin, temizlik yapacağım bugün!” dedi. Evden çıkarken,
“Ben bu gece geç gelirim, arkadaşlarla takılacağım.” dediğimde,
“Gene o zıkkımı içmeye gidiyorsun değil mi!” diyerek çıkıştı.
“Beni bekleme, sen yat uyu!” diyerek karıma sarılıp öptüm.
Kızlar yanımızda yoktu, eteğinin üzerinden götünü avuçladım. Ben tek başıma işe gittim. Elemanlar ve Dilber gelmişlerdi. Dilber’e,
“Bugün odamı silmesen de olur!” dediğimde,
“Peki!” dedi. Dün kendisiyle yaşadıklarımı unutmuş gibiydi. Odamda hemen bilgisayarı açtım. Ama Refiye online görünmüyordu, telefon açtım, ama cevap vermiyordu. Derken Dilber elinde Türk kahvesiyle içeri girdi.
“Zahmet oldu!” dediğimde,
“Yok, ne zahmeti!” dedi. Öğleye doğru Refiye aradı ve
“Sen aradığında otobüs garajındaydım, çocukları bindirdim!” dedi.
“Akşama geliyorum!” dediğimde,
“Bekliyorum!” cevabını verdi. Çok heyecanlıydım. Saat 13:00 gibi elemanlar çıktı, Dilber’le tek kaldım. Dilber’e,
“Seni bırakayım!” dediğimde,
“Zahmet etmeyin…” dedi. Bu cevabına kızdığımı görünce de, “Bir iki parça bulaşığım var, onları yıkayayım o zaman…” dedi.
Dilber bulaşıklarını yıkıyordu. Yanına yaklaştım, benden çekiniyor gibiydi.
“Dün söylediklerinde ciddi miydin?” dediğimde bir süre cevap vermedi. Sorumu tekrarladım, “Şu nikah meselesi, ciddi misin?” diye sordum. Bu kez,
“Evet! Böyle olmaz, bana nikâh kıyarsan ancak o zaman seninle olurum!” dedi.
“Sen iki çocuklu bir kadınsın, nasıl olacak?”
“Gizli bir nikah yaparız, sonuçta resmi olmayacak ya!”
Dilber de benimle birlikte olmak istiyor, ama bunu içinden geldiği gibi yapmaya korkuyordu. Bulaşığını bitirmişti,
“Şeyy, ben üzerimi değiştireyim.” diyerek lavaboya girip kapıyı kapadı. İşyerinin kapısını içerden kilitledim. Çıktığında benim öylece durduğumu görünce,
“Çıkmıyor muyuz?” diye sordu. Cevap vermedim, iyice yanına sokuldum, beline sarıldım ve yanaklarından öpmeye başladım. Ses etmiyordu. Dilber’e,
“Hiç mi şansım yok, nikah olmadan olmaz mı?” diyordum sürekli. Dilber ise,
“Olmaz! Çok ayıp, çok günah!” deyip duruyordu.
Duvarla benim aramda sıkışıp kalmış, bir yere gidemiyordu. Belinden sıkıca tutmuştum onu. Tüylü yanaklarına öpücükler konduruyordum. Dilber kolları iki yana sarkık öylece duruyordu sadece. Fısıltıyla,
“Yapma, lütfen!” diyordu. Onu elinden tutup yazıhaneme soktum. Dilber halen,
“Yapma, lütfen!” diyordu sürekli. Sakinleşmesi için,
“Tamam, sana nikah kıyıcağım, söz veriyorum, ama bugün seninle olmak istiyorum. Seni nikahlı karım yapacağım!” demeye başladım. Dilber bu sözlerimden hoşlanmıştı,
“Söz mü? Gerçek mi? Yemin et!” deyip duruyordu. Onu avutmak için,
“Yemin ederim, söz veriyorum!” dedim.
Dilber yumuşamış gibiydi. Onu ikili koltuğa oturttum, ben de yanına geçtim. Üzerine siyah uzun bir pardesü giymiş, başını büyük kırmızı bir türbanla bağlamıştı. Türbanını çözünce altında siyah bonesiyle kaldı, onu da sıyırınca uzun, uçları beyazlamış saçları göründü.
Yanaklarından öpmeye devam ediyordum. Dilber çok heyecanlıydı. Pardesünün düğmelerini yavaşça açmaya başladım. Altında pembe renkli ince kazağı göründü. Koca memeleri kazağın içinde iki büyük kavun gibi duruyor, nefes aldıkça göğsü şişiyordu.
Elimi memelerine attığımda, “Iğmm!” diye hafif bir inilti çıkardı. Memesini tek elimle kavrayamıyordum. İçine giydiği sutyeni hissediyordum. Dilber memesinde gezinen elimi sıkıca tuttu ve memesine iyice bastırdı. Gözlerini kapatmış,
“Iğmm, ığmm!” diye sürekli inliyordu. Yanaklarından boncuk boncuk terler akıyordu. Elimi bu kez kazağının içinden soktum, elim ateş gibi yanan karnına değdiğinde,
“Uhh!” diyerek irkildi. Elimi karnında gezdirdim bir süre, elime alışmasını sağladım. Sutyenin altından memesini avuçladım. Meme uçlarının iriliğini hissettim. Parmak uçlarımla meme ucunu sıkmaya başladım. Dilber sürekli fısıltıyla inliyordu. Memesini daha sertçe sıktım ve hamur gibi yoğurmaya başladım.
Dilber artık, “Oğhh, ımm, oğhh!” demeye, zevk almaya başlamıştı. Pantolonumun içindeki yarağım kazık gibi olmuştu. Memesini bıraktım, ayağa kalktım ve önünde soyunmaya başladım.
Derken üzerimde kalan tek giysim olan külodumu da çıkardığımda, Dilber bakmamak için başını diğer tarafa çevirdi.
“Sen nikahlı karım olacaksın, utanma, dön bana!” dedim birkaç kez…
Sonunda başını yavaşça çevirdi. Elini ağzına atmıştı, yanakları al al olmuştu. Kıkırdayarak gülüyor, sürekli yarağıma bakıyordu. Yanına yaklaştım, eli halen ağzındaydı. Elini yavaş yavaş çekti, bana bakıp,
“Ayy, çok büyükmüş!” dedi. Sonra da, “Kocamınki bunun yarısı kadardı belki de!” dedi.
“Hadi tut, çekinme!” dediğimde, koca eliyle yarağımı kavradı. Gözlerimi kapayıp, “Uğhh, ımm!” diyerek inlemeye başladım. Dilber yarağımı okşuyordu. Sikim patlayacak gibiydi. Aynı Aysel’in yaptığı gibi bana 31 çektiriyordu.
“Seni sikmek istiyorum!” dediğimde,
“Nikahtan önce olmaz, çok günah!” demeye başladı.
“Nikah yapacağım dedim ya, niye inanmıyorsun?” dedim, artık kızmaya başlamıştım.
Dilber’i ayağa kaldırdım, üzerindeki pardesüyü tamamen çıkardım ve diğer giysilerini de çıkartmaya başladım. Sonunda üzerinde sutyen ve külotla kalmıştı.
Vücudu güneş görmemiş, bembeyazdı. Ama bacaklarında, karnında ve kollarında alınmamış siyah tüyleri vardı. Külotunun kenarından amının kılları da görünüyordu biraz…
Arkadan sutyenini açınca kocaman memeleri serbest kalmıştı, ikisi de öne doğru fırladı. Dilber’in memeleri tıpkı Nalan’ınki gibi büyüktü, ama onun memelerine göre daha dolgundu. Nalan’ın memeleri Dilber’e göre pörsümüş gibiydi, yaşından dolayı.
Her bir memesi başımın büyüklüğünde vardı belki de. Meme uçları çay tabağı kadar büyük, kahverengiydi. Ortasında iki iri erik gibi siyah meme uçları duruyordu. Uçlarını hayvan gibi emmeye, ısırmaya başladım.
Ayakta belinden sıkıca tutmuştum Dilber’i. Başımı iki eliyle sıkıca tutmuş, okşuyordu. İnlediğini duyuyordum. Tarifsiz bir zevk alıyordum o anda. Koltuk altlarından bir miktar ter kokusu geliyordu, ama bu beni durdurmuyordu.
Dilber’i masama çevirip domalttım. Pamuklu beyaz külotunu bacaklarından sıyırarak çıkardım. Süt gibi beyaz koca göt yanaklarını iki elimle iyice ayırdığımda, oldukça kıllı, terlemiş ve hafif osuruk kokulu göt deliği göründü.
Dilber’in götünde basur vardı. Basur memeleri dışarı doğru çıkıntı yapmışlardı. Alttan ayrıca kıl yumağı içindeki amı da belirdi. Etli, kararmış ve büyük am dudakları vardı. Amından ter ve sidik kokuları geliyordu. Elimi alttan amına attığımda, Dilber, “Uğhh, uğhh, ığhh!” demeye başlamıştı.
“Bacaklarını iyice ayır!” dediğimde, bacaklarını iyice açtı. Sağ elimle amını avuçladım, şiddetle yoğurmaya başladım. Amı oldukça genişti. Elimin dört parmağını kolayca içine sokmuştum. Başparmağım hariç hepsi amındaydı. Dilber,
“Uğhh, ığhh, ayy, yapma, ağhh!” deyip duruyordu. Amı sulanmıştı, parmaklarım amının sıvıları ile kaplanmıştı. Dizlerimin üzerine çöktüm, elimi büzüştürdüm ve amına sokmaya başladım.
Şimdi elim yavaş yavaş genişleyen amına girmeye başlamıştı. Amı lastik gibiydi, elimi soktukça açılıyor, genişliyordu. Dilber,
“Uğhh, ayy, ağhh, yapma, uğhh, ağhh!” diye feryat ediyordu.
Elim nerdeyse bileğime kadar amındaydı şimdi. Amının içi cayır cayır yanıyordu. Bir süre amında bekledim, sonra elimi içinde sağa sola çevirmeye başladım. Dilber yeniden, “Ağhh, ığhh!” diye bağırmaya başlamıştı.
Kendini kasıyordu, kocaman göt yanakları geriliyordu. Kendini kastığından amının içindeki elim sıkışmıştı adeta. İçinde kalmıştı öylece, oynatamıyordum şimdi.
“Kendini rahat bırak, kasma, rahat ol!” desem de, Dilber, “Uğhh, ağhh, ığhh!” diye feryat figan bağırıyordu. Derken sesi kesilmeye başladı, kendini kasmayı bıraktı. Amındaki elim serbest kalmıştı, yeniden sağa sola çevirmeye başladım. Dilber artık bağırmıyor, sadece yüksek perdeden inliyordu. Elimi yavaş yavaş ileri geri oynatmaya başladım.
Sağ elim artık bileğime kadar amına girip çıkıyordu. Dilber’in kocaman amı elimi içine almıştı. Önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle elimi sokup çıkartmaya başladığımda, Dilber yine bağırmaya başladı.
“Uğhh, ağhh, çıkar, ağhh!” sesleriyle çınlıyordu oda. Sol elim göt yanağını avuçlamışken, sağ elimi hızlı hızlı amına sokup çıkarıyordum. Dilber’in bağırmaları, inlemeleri beni daha da azdırmıştı. Elim vıcık vıcık olmuştu.
Sol elimin başparmağını basurlu götüne bastırdığım zaman, Dilber hayvan gibi böğürmeye başladı. Göt yanaklarını deli gibi kasıyordu, yumuşacık götü sert bir kaya gibi olmuş, elim amının içinde sıkışmıştı yeniden. Parmağımı göt deliğinden çektim. Kendini serbest bırakması bir iki dakika aldı.
Elimi yavaşça amından çıkardım, elim yapış yapış olmuştu, sanki elime jöle sürülmüş gibiydi. Kalkıp lavaboya gittim, burası arka tarafta kaldığından dışardan görünmezdi. Lavaboda ellerimi bol sabunla yıkadım. İçeri döndüğümde Dilber giyinmiş, elinde çantasıyla koltukta oturuyordu.
“Ne yapıyorsun, daha yeni başladık!” dediğimde,
“Gitmem gerek, başka zaman yaparsın, hem nikahtan sonra da istediğin kadar yaparsın!” dedi.
“Ama ben nikaha kadar bekleyemem!” diyerek, Dilber’i tutup yeniden masaya domalttım. İtiraz edip kıpırdanıyordu. Sesini kesmesi için onu omuzlarından sarsmam gerekti. Arkasına geçtim. Dilber ise sürekli,
“Osman yapma, lütfen, çok günah, senin karın olduğumda istediğini yaparsın!” deyip duruyordu. Ama ben kendimi kaybetmiştim.
Uzun, siyah pardesüsünü ve çiçekli basma eteğini beline sıyırdım. Pamuklu küloduyla kalmıştı, onu da dizlerine indirdim. Göt yanaklarını yoğurmaya başladığımda Dilber artık itiraz etmiyor, “Iğhh, ımm” diye inliyordu. Yarağımı sıvazladım, kazık gibi olmuştu.
“Bacaklarını ayır!” dediğimde itiraz etmeden iki yana iyice açtı. Yarağımı koca ve kıllı amına yavaşça soktum. “Uğhh, ımm, ağhh!” demeye başladı. Kalçalarından sıkıca tuttum, seri ve hızlı şekilde sikmeye başladım.
Dilber gene yüksek perdeden inlemeye başlamıştı. Yarağım kocaman amının içinde kolaylıkla gidip geliyordu. Hayatımda siktiğim en geniş amdı Dilber’inki. Gittikçe hızlandım ve daha sert sikmeye başladım.
Dilber 1.70 boyunda vardı ve belki 85-90 kilo gelirdi. Etli butlu, iri bir kadındı. Dilber olanca ağırlığıyla masanın üzerine abanmıştı. Gövdesi ve kollarıyla masayı kaplamıştı. Masadan gıcırdama sesleri gelmeye başladı.
Dilber’in inlemeleri odayı dolduruyor, kocaman göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri yükseliyordu. Yarağım amının içinde kaybolmuş gibiydi, taşaklarımı bile içine alacaktı sanki amı. Yarağımı tamamen sokup çıkartıyordum. Her seferinde Dilber, “Uğhh, ağhh, ığhh, oğhh!” diyerek beni de daha çok azdırıyordu.
Bir süre sonra Dilber’den bağırma sesleri yükseldi, adeta kurbanlık hayvan gibi böğürüyordu. Kasıklarım ve Dilber’in göt yanakları iyice terlemişti. Çıkan ‘Şop, şlop, şlop!’ sesleri de çoğalmıştı.
Sonunda ben de dayanamadım ve amına deli gibi boşaldım. Bir süre daha amında gidip geldim. O sırada Dilber’in çantasında telefon çalmaya başladı. Amından çıktığım zaman Dilber masadan doğruldu, elini çantasına atıp telefonunu çıkardı, ekrana baktı ve
“Hii, Semanur arıyor!” dedi.
“Ee, aç o zaman!” dedim ben de… Dilber hala nefes nefeseydi, telefonunu açtı, heyecanlı heyecanlı konuşuyordu.
“He kızım. Tamam kızım, geliyorum kızım. Tamam yavrum, ben birazdan çıkarım. Tamam yavrum!” diye diye konuştu ve telefonu kapadı.
Dilber üzerini toparlıyordu bu arada. Ben de lavaboya geçtim, çişimi yapıp ellerimi yıkadım. Döndüğümde Dilber,
“Ben çıkıyorum!” dedi.
“Ben karımı yalnız göndermem!” dedim. Bu sözüm onu sevindirmiş gibiydi. Çabucak üzerimi giydim, etrafı şöyle bir toparladım. Çantamı alıp birlikte çıktık. Arabada Dilber’e,
“Amın çok geniş!” dediğimde,
“Ee, öyle işte, ne bileyim ben?” dedi.
“Götündeki basur için doktora gitmedin mi?” dediğimde,
“Ben kadın başıma nasıl gideyim? Çok utanıyorum!” dedi.
“Ben götürürüm seni!” dedim. Göğsü heyecanla inip kalkmaya devam ediyordu, yanaklarındaki pembelik de henüz geçmemişti.
“Niye bu kadar heyecanlandın?” dediğimde,
“Ne bileyim, kaç zaman oldu, daha yeni de yapınca heyecanlandım!” dedi, sonra, “Semanur yolda bekliyor, şurdan dönsene!” dedi.
Biraz ilerde Semanur gerçekten de yolun kenarında duruyordu. Yüzüne makyaj yapmıştı. Lacivert renkli uzun ve bol bir ince etek giymişti, üzerinde de beyaz ve dar bir bluz vardı. İçindeki askılı atleti ve sutyen askısı belli oluyordu. Başını da lacivert bir türbanla sıkıca bağlamıştı. Ayağında da yüksek dolgu topuklu bir ayakkabı vardı.
“Ben ineyim, kızımla alışveriş yapacağız.” dediğinde,
“Nereye gidecekseniz ben götüreyim!” dedim. O sırada arabayı Semanur’un önünde durdurdum. Semanur birşey demeden kapıyı açıp bindi ve
“Merhaba Osman Abi, nasılsın?” diye sıcak bir şekilde konuşmaya başladı.
“Nereye gidiyorsunuz böyle ana kız?” dediğimde,
“Biraz birşeyler bakacağız annemle!” dedi. Gidecekleri yer yolumun üzerindeydi, Semanur’a,
“Ben sizi bırakırım!” dediğimde, Dilber hemen,
“Ay sen zahmet etme, biz dolmuşla gideriz!” diye atıldı.
“Olur mu, ne zahmeti!” dedim. Semanur annesindeki garipliği fark etmişti,
“Neyin var anne? Niye öyle kızarmışsın?” dediğinde, Dilber,
“Şey, bilmem…” diye kem küm etmeye başladı. Cevap veremiyordu, o ara bir yalan uydurdu, “Üşütmüşüm herhalde!” diyerek.
Semanur’un aynadan bana baktığını görüyordum. Giydiği dar bluz memelerini belli ediyordu. Semanur’un kırmızı rujlu etli dudaklarını emmeyi, ısırmayı istiyordum.
Yolumuzun üzerinde lüks bir restoran vardı. Oradan geçerken Semanur,
“Buranın yemekleri çok güzelmiş!” dedi. Bunu duymak bana yetti, arabayı hemen restoranın parkına soktum. Dilber,
“Ne oldu, niye buraya girdik?” diye sorular sorarken,
“Yemek yiyelim, karnım acıktı!” dedim. Semanur sevinçli bir yüzle bana bakıyordu.
Masamıza oturduk. Epey acıkmıştım. Dilber’i de sikerken epey enerji harcadığımdan, kaybettiğim gücümü toparlamam gerekliydi. Akşama Refiye’yi sikecektim çünkü.
Garson masamızı donattı. Üçümüz güzel bir ziyafet çektik. Dilber tuvalete gitmek için kalktığında, Semanur’la baş başa kaldım. Gözlerinin içine bakıyordum. Gözlerini kaçırmaya çalışıyor, ama yine de bana bakmadan edemiyordu.
Birşey demeden elimi uzatıp elini tuttum. Semanur elini çekmek istedi, ama müsaade etmedim.
“Çok güzelsin, nişanlın çok şanslı!” dedim. Utanmıştı, aynı annesi gibi yanakları kızardı hemen…
“Osman ağbiiiii.” dedi uzatarak ve ağzını büzerek. Elini avuçlarımın içine aldım ve dudaklarıma götürdüm. Küçük bir öpücük kondurdum beyaz pamuk gibi elinin üzerine…
O sırada Semanur’un masanın altından bacağıma ayağını sürttüğünü hissettim. Ayağını baldırlarıma sürtüyordu. Semanur da bana karşılık vermişti şimdi. Onu sikmem için sadece uygun yer ve zaman gerekliydi, o kadar. Nişanlısı Ahmet Semanur’u patlatmıştı nasılsa, benim için Semanur’u amlı götlü sikmek problem olmayacaktı. Semanur’a,
“Beni ne zaman istersen ara!” dedim usulca. Semanur boynunu yana bükmüş,
“Tamam, ararım!” dedi gülümseyerek. Elini tutmayı bıraktım.
Az sonra Dilber de gelmişti. Hesabı ödeyip çıktık. Onları bir mağazanın önünde indirdim. Onlar yürürken bir süre durup baktım. Ana kız kol kola girmişlerdi, Semanur götünü sağa sola sallayarak yürüyordu. O anda başını geriye çevirip bana baktı, göz kırptı. Bu kızda iş olduğunu ilk baştan anlamıştım zaten…
Akşama kadar ne yapacağımı bilmiyordum. Aklıma Sedat geldi birden. Aradım,
“Evdeyim, çık gel!” dedi. Merdivenleri çıkarken Emine’nin kapısının önünde birkaç kadın terliği vardı. Misafirleri var diye düşündüm.
Yukarı basamağa adım atmıştım ki, kapı açıldı, Emine kapıyı arkasına alıp koridora çıktı. Uzun, bol bir etekle, dar bir bluz giymişti. Başını da arkadan bağlamıştı.
“Aramıyorsun kaç zamandır, ne oldu?” diye sordu.
“Sen müsait olduğunda beni ara, evli barklı kadınsın, ben ne bilirim senin ne zaman müsait olacağını?” dedim. Cevabıma bozulmuş gibiydi. Birşey demeden içeri girdi.
Sedat’la akşama kadar oturup muhabbet ettik. Sedat,
“Ben haftaya izine çıkıyorum, ev boş, istediğini atıp sikebilirsin! Ama gitmeden önce bana bir karı ayarlaman lazım!” dedi.
“Tamam, hallederim!” dedim. Sedat’ın bir hafta evde olmaması işime gelecekti çünkü. Saat 22:00 gibi oradan çıktım. Refiye’nin evinin yakınında bir yere park ettim. Önce karımı aradım. Karıma arkadaşlarımla olduğumu söylediğimde, karım,
“İyice zıkkımlan o zaman!” dedi ve pat diye kapattı telefonu.
Binanın önüne gelince Refiye’yi aradım, aşağıda olduğumu söyledim.
“Kapıyı açıyorum, kimseye görünme!” dedi. Biraz sonra demir kapı cızırtıyla açıldı.
Koridordan sessizce geçerek asansöre bindim. Burası yeni ve lüks bir binaydı. Refiye’nin dairesi en üstteydi. Asansör son katta durdu. Asansörden indim, Refiye’nin kapısını hafifçe tıklattım.
Az sonra kapı hafifçe aralandı…
Refiye’nin dairesi en üstteydi. Asansör son katta durdu. Asansörden indim, Refiye’nin kapısını hafifçe tıklattım. Az sonra kapı hafifçe aralandı. Refiye kapının arkasında kalmıştı. İçeri geçtim, kapı kapandı. Yan tarafıma döndüğümde Refiye ile göz göze geldim.
Uzun, dalgalı kestane kızılı saçları beline dökülüyordu. Üzerine leopar desenli dizlerine gelen dar bir elbise giymişti, elbise vücudunu sarmış, önündeki dekoltesinden iri memelerinin çatalı ve üstü görünüyordu.
Ayağında siyah, yüksek topuklu bir ayakkabı vardı. Yüzüne yoğun olmayan, ama güzel bir makyaj yapmış, dudaklarına pembe simli bir ruj sürmüştü. Kirpiklerini iyice dolgunlaştırmış, kaşlarını kalem gibi inceltmişti. Süslü bir oyuncak bebek gibi olmuştu. Onu o şekilde görmek sikimin sertleşmesine yetmişti.
Ayağındaki ayakkabılarla boyu uzamıştı. Beline sarıldım ve dudaklarına yumuldum. Uzun uzun hasret giderir gibi dudaklarımızı, dillerimizi emdik, öpüştük. Elimi götüne atıp avuçladım. Dolgun ve yaşına göre dik göt yanaklarını sıktım.
Refiye dudaklarını boynumda gezdiriyor, etimi vakum gibi çekiyor, emiyordu. Pantolonumun önünde çadırın dikildiğini görmüştü Refiye. Gözlerime bakıp,
“Bu gece uzun, hemen harcamayalım!” dedi. Önümde salına salına yürüyerek salona geçti. Ayakkabılarının topukları seramik ve parke zemin üzerinde tak tuk ses çıkartıyordu. Girişteki holde üst kata çıkan ahşap bir merdiven vardı, dubleks bir daireydi burası…
Salonu oldukça genişti, içerisi güzel ve zevkle döşenmişti. Ortadaki büyük masada çok güzel bir sofra hazırlamıştı. Üzerinde epey bir yiyecek vardı. Duvarda çalışan bir klima vardı ve içeriyi oldukça serinletmişti.
“Kocanın ölümünden epey tazminat almışsın anlaşılan!” dediğimde,
“Bahsetmeyelim bu konudan, hem sadece tazminat değil yılların çalışmasının sonucu bunlar!” dedi. Birlikte sofraya oturduk. Refiye elleriyle bana karışık bir tabak hazırladı. Mutfakta da hamarat bir kadın olduğu belliydi, yemeklerin ve mezelerin hepsi lezzetliydi.
Yemeğin ardından Refiye mutfağa geçti, yürürken saçları dalgalanıyordu. Ben koltuğa geçip Televizyonu açtım, duvarda büyük ekran bir LCD Televizyon vardı. Biraz sonra Refiye bir tepsi ile geldi. Türk kahvesi yapmıştı.
Yanıma oturup bacak bacak üstüne attı. Sıyrılan elbisesinin altından ince siyah çoraplı bacakları görünüyordu. Kahvemi aceleyle içtim, o da içmişti. Boş fincanları sehpanın üstüne koyduk.
Elimi koltuğun arkasından omzuna attım ve dudaklarına yumuldum. Refiye çok güzel öpüşüyordu, dudaklarımı, dilimi emiyordu. Uzun uzun öpüştük. Pantolonumun önünün gene dikildiğini görünce,
“İstersen çıkar üzerindekileri, rahat ol!” dedi. Ayağa kalktım ve soyunup tamamen çıplak kaldım. Kalkık yarağım Refiye’nin önündeydi şimdi. Gözlerini bir an olsun yarağımdan ayırmıyordu. Ben tekrar koltuğa, yanına otururken kalktı ve
“Sana bir sürprizim var!” dedi. Televizyonu kapattı. Dolaplardan birini açıp bir CD çıkardı ve CD oynatıcısına taktı. Televizyonu tekrar açtığında bu kez ekranda bir porno film oynuyordu.
Refiye yanıma oturdu tekrar, Alman yapımı bir porno filmiydi bu. Filmde erkekli kadınlı bir grup, bir evde grup seks yapıyordu. Kadının birini hem amından hem götünden sikiyorlar, aynı zamanda ağzına veriyorlardı. Bir başka kadını da adamın biri götünden sikiyordu. Salon ekrandan yayılan inlemeler ve Almanca konuşmalarla dolmuştu.
“Ohhh jaa sehr schön! Jaa fick mich! Ohh jaa! Mein Got! İch komme, ich komme!” kelimeleri sürekli tekrarlandığı için ezberledim.
Refiye ekrana sinema izler gibi bakıyordu. Ben de koltukta oturmuş ekrana bakarken yarağım kazık gibi oldu bir anda. O esnada Refiye ekrana bakmaya devam ederken, sağ elini yarağıma attı ve okşamaya başladı.
Çok hoşuma gidiyordu, narin eliyle yarağımı usulca okşuyordu. Filmde kadınlar ve erkekler hayvan gibi sikişirken, Refiye eğildi ve yarağımı ağzına aldı. Ustaca yalamaya başladı. Yavaş yavaş, acele etmeden yalıyor,
“Iğmm, ığmm!” sesleriyle yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyor, yarağımın kafasına tükürüp tekrar yalıyordu. Başını sağa sola, ileri geri oynatıyor, sanki filmdeki kadınlardan biriymiş gibi hareket ediyordu. Sol elimi sırtında, saçlarında gezdirmeye başladım.
Geniş koltukta bacaklarımı iki yana iyice açmış, sırtımı mindere yaslamıştım. Gözlerimi tavana dikmiştim. Refiye yarağımı yalarken ekrandan Almanca sesler, haykırışlar ve inleme sesleri geliyordu sürekli…
Refiye yavaşça doğruldu, sehpanın üzerinden kağıt bir mendil alıp ağzını, dudaklarını sildi. Gözlerimin içine bakarak,
“Beni hayvan gibi sikmeni, bağırtmanı istiyorum!” dedi. Ardından elimden tutup beni kaldırdı, televizyonu kapattı.
O önde, ben arkada, el ele, üst kata yatak odasına çıktık. Yatak odası bizim evin salonundan daha büyüktü ve ortada yuvarlak büyük bir yatak vardı. Yatağı gören büyük dolap aynalarla kaplıydı. Yatağın tam üzerindeki pencereden yıldızlarla dolu gökyüzü görünüyordu.
Refiye’yi yatağa uzandırdım, ben de yanına uzandım. Dudaklarına yumuldum yine. Bir taraftan elim vücudunda geziniyordu. Memelerini, kalçalarını avuçluyordum. Refiye hafif hafif inlemeye başlamıştı.
Elimi elbisesinin içinden soktuğum zaman içine jartiyer giydiğini anladım. Refiye’nin göğsü bir inip bir kalkıyordu sürekli. Öpmeyi bıraktım, elimi amına attım, içine minik bir külot giymişti. Elimi külotunun üzerinden amına bastırmaya başladım.
Refiye, “Ağhh, ığhh, ımm!” diyerek sesli sesli inliyor, saçlarımı çekiyordu. Elbisesini iyice yukarı doğru sıyırdım, jartiyeri göründü. Üzerinde siyah dantelli ve tülden bir külot vardı. Siyah tülün içinde kılsız amı görünüyordu. Yatakta sırt üstü hareketsiz yatıyordu.
Bacaklarını ayırdım iyice. Tül külotunun üzerinden dilimi amına değdirmeye başladım. Refiye tiz bir çığlık koyverdi. Amını iştahla dillemeye başladım. Saçlarımı okşuyordu, “Iğhh, ımm, ağhh, uğhh!” diye inliyor, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu.
Tül külodunu kenara çekince sulanmış amı göründü. Pembeleşmiş etli am dudaklarını vakum gibi emmeye başladığımda, Refiye, “Ağhh, ığhh!” diye bağırmaya başlamıştı şimdi…
Amını yaladıkça daha da sulanıyordu. Refiye saçlarımı koparacakmış gibi çekiyor, yatakta kıvranıp duruyordu. Dilimi amının içlerine sokup çıkarıyordum, amının dilini içime çekiyordum. Refiye üzerine sıktığı meyve aromalı parfümünden belli ki amına da sıkmıştı. Bu koku beni daha da azdırıyor, çıldırtıyordu.
Amını bırakmak istemiyordum. Bir süre sonra Refiye haykırışlarla, inlemelerle boşaldı. Ağzındaki kemiği bırakmak istemeyen bir köpek gibiydim, Refiye’nin amını bir türlü bırakmıyordum.
Refiye şimdi sessizce yatıyor, sadece kesik kesik inliyordu. Doğrulup ona baktığımda gözleri kapalı, dudaklarını emdiğini gördüm. Yanına uzandım, elbisesinin üstünü aşağı doğru sıyırınca memeleri ortaya çıktı, içine sutyen giymemişti. Memeleri büyük ve dolgundu, yaşına rağmen sarkmamıştı.
Meme uçlarını emmeye başladığımda, Refiye yeniden “Iğhh, ağhh!” diye inlemeye başladı.
Memeleri çok güzeldi, emdikçe emesim geliyordu. Sağ elimi de amına attım ve sulu amını ovalamaya başladım. Orta parmağımı içine sokup çıkarmaya başladığımda Refiye kendini kasmaya başladı.
“Rahat ol, sakin ol!” diyordum sürekli. Bacaklarını sıkıca kapatıyordu yine…
Yavaş yavaş serbest bıraktı kendini. Parmağımı amının içinde yavaşça ileri geri oynatmaya başladım. Amının içi alev alevdi. Dudaklarım meme uçlarını emiyordu, dişlerimi geçirdim bu sefer. Küçük küçük ısırmaya başladım.
Refiye, “Oğhh, ağhh!” diyerek saçlarımı, çarşafı çekip duruyordu. Amındaki elim ıslanmıştı, Refiye az önce boşalmıştı, ama şimdi tekrar boşalmak üzereydi. Birkaç dakikaya kalmadan da boşaldı. Yatakta cansız gibi yatıyordu.
Yarağım kazık gibiydi, ama hemen içine girmek istemiyor, bu anı uzatmak istiyordum. Refiye’nin üzerinde ters döndüm ve amına yumuldum, yarağım ağzının kenarındaydı. O da benimkini ağzına aldı ve birbirimize 69 çekmeye başladık. Refiye yarağımı eliyle sıkıca kavramış, az önceki gibi iştahla yalıyordu.
Amının içine dilimi sokmuş, dudaklarını emiyordum durmadan. Refiye göt yanaklarımı okşamaya başladı, taşaklarımı avuçluyordu, büyük bir zevk alıyordum. Bu gidişle o pozisyonda ağzına patlayacaktım. Üzerinden doğrulup kalktım. Yatakta sırt üstü yatmış bana bakıyordu,
“Hadi gel, lütfen!” diyordu sürekli. Çıplak memeleri, bacakları görünüyordu.
“Memelerin çok güzel ve dolgun bu yaşına rağmen!” dediğimde,
“Kocam ölmeden üç ay önce silikon yaptırmıştım, ona nasip olmadı memelerim, ama şimdi tüm vücudum senindir!” dedi. Eğildim ve dudaklarından uzun uzun öptüm.
Aşağıya mutfağa indim, buzdolabında tam istediğim gibi çikolatalı dondurma vardı. Bir kaşık alıp yukarı çıktım. Refiye bıraktığım gibiydi. Elimdeki dondurma kabını görünce ne olacağını anlamıştı. Elbisesini çıkartmasını istedim. Yataktan kalktı,
“Fermuarımı açarmısın?” diyerek sırtını bana döndü.
Uzun fermuar sırtından götünün üzerine kadar geliyordu. Fermuarı açınca elbisesini bacaklarından sıyırıp çıkardı. Şimdi sadece ayakkabı, jartiyer, çorap ve külotla kalmıştı. Onları da çıkarmak istedi, ama ben engel oldum, tekrar yatağa uzanmasını istedim.
Dondurmadan göbeğine bir miktar sürdüm ve yalamaya, emmeye başladım. Refiye hafif iniltilerle saçlarımı okşuyor, bacaklarını kendine çekiyordu. Dilim göbeğindeyken az önceki gibi orta parmağımı amına soktum yine.
Refiye’nin inlemeleri de çoğalmıştı, parmağımı hızlı hızlı amına sokup çıkartmaya başladım. Dilim soğuk dondurmayı emerken, parmağım amının sıcaklığını hissediyordu. Dondurmadan bir miktar da memelerine sürdüm, silikonlu memelerini deli gibi emmeye başladım.
Büyük keyif alıyordum, parmağım da amında çalışmaya devam ediyordu. Refiye boğuk sesler çıkarmaya başladı, nefessiz kalmış gibi göğsü şiddetle inip kalkıyordu.
“Ağhh, oğhh, oğhh!” diye kesik kesik inlemelerle üçüncü kez boşaldığını anladım. Gözlerini kapamış, dudaklarını emiyordu kendi kendine. Bütün bu süre boyunca yarağım inişe geçmişti.
“Yarağımı yalamanı istiyorum!” dedim ve başının yanında dizlerimin üzerine çöktüm. Refiye hafifçe doğruldu, dirseğiyle yataktan destek alarak yarağımı ağzına aldı. Ustaca sakso çekmeye, somurmaya başladı. Gözlerimi kapadım, zevkten inliyordum sürekli. Refiye kısa sürede yarağımı kazık gibi yaptı yine…
“Jartiyerini, külotunu çıkar!” dediğimde yarağımı yalamayı bıraktı ve hemen doğruldu. Az sonra üzerinde sadece ayakkabıları ve ince siyah çorabı ile duruyordu. Omzundan yatağa ittiğimde, “Ayy!” diye yatağa sırtüstü düştü.
Yatakta onu köpek gibi domalttım ve arkasına geçtim. Göt yanaklarını iyice ayırdığımda hafif kıllı ve terli göt deliği de ortaya çıktı. Dilimle götüne dokunmaya başladığımda, “Uğhh, ımm!” yaptı ve ardından inlemeye başladı.
Götüne attığım dil darbelerim çoğaldıkça inlemeleri de artıyordu. Refiye’nin kasıklarından yayılan hoş parfüm kokusu başımı döndürmüştü. Kalçalarından sıkıca tutmuş, amını, götünü dilliyor, yalıyor, emiyordum.
Götünden daha önce sikiştiği belliydi, göt deliği bir miktar açıktı çünkü. Bir süre devam ettim bu şekilde ama artık onu sikmek istiyordum. Refiye de,
“Bırak artık, içime gir, sik beni, hadi sik beni!” demeye başlamıştı.
Yatağın üzerinde dizlerimin üzerine çöktüm, belinin altına bir yastık koydum, biraz kendime çektim onu. Refiye bu işi iyi bildiğini gösteriyordu, ben bir şey dememe gerek kalmadan hareket ediyordu.
Bacaklarını kaldırdı ve iyice geriye doğru havaya dikti. Amı şeftali gibi yarık duruyordu, iyice sulanmış ve kayganlaşmıştı. Yarağımı biraz sıvazladıktan sonra yavaşça amına girdim.
Refiye, “Uğhh, ımm, ağhh!” demeye başladı yeniden. Amı cayır cayırdı. Ayak bileklerinden tutarak amına girip çıkmaya başladım. Refiye şimdi deli gibi inliyor, başını sağa sola atıp duruyor, çarşafı çekiştiriyordu.
Refiye kaç zamandır sikmek istediğim kadındı. İlk gördüğümden beri onu sikmek istiyordum. Yarağımı amına taşaklarıma kadar sokup çıkarıyor, belimi ileri geri oynatıyordum, sikmek için büyük bir enerji harcamıyordum böylece. Refiye’nin inlemeleri, ahlamaları aynı şekilde devam ediyor,
“Oğhh, sik beni, oğhh, devam et, ığmm, ağhh!” diyordu devamlı. Bu sırada aynadan kendimi ve altımda kıvranan Refiye’yi görmek beni daha da azdırıyordu.
Ayak bileklerinden tutmayı bırakıp bacaklarını omzuma attım bu kez ve belinden sıkıca kavradım. Gittikçe yüklenmeye, daha sert pompalamaya başladım. Yaylı büyük yatak şiddetle sallanıyor, sarsılıyordu. Kasıklarım kalçalarına çarpıyordu.
Refiye dolgun memelerini tuttu, onları yoğuruyor, sıkıyordu. Boşalmaya yaklaşmıştım, o nedenle biraz yavaşladım, sonra da amından çıktım. İkimiz de soluk soluğa kalmıştık. Refiye korkuyla,
“Boşaldın mı?” dediğinde,
“Hayır, daha devam ediyoruz!” dedim.
“Lütfen içime boşalma!”
“Tamam, korkma!” dedim.
Onu yatakta sol yanına yatırdım, ben de aynı şekilde arkasına uzandım. Sağ bacağını havaya kaldırdım, yarağımı kökünden tuttum ve alttan beliren amına yavaşça girdim. Amı artık içine yağ dökülmüş gibiydi, kolayca içine girip çıkıyordum.
Bu şekilde yüzünü göremiyordum, sağ elim bacağını tutuyordu sürekli. Refiye artık inlemiyor, çığlık atıyordu. Büyük zevk alıyordum, bu pozisyonda bir süre devam ettim. Boşalmaya çok yaklaşmıştım.
Amından çıktım, sırt üstü çevirip onu altıma aldım, yarağımı memelerinin arasına soktum. Refiye memelerini sıkıca tuttu, yarağım iki memesinin arasındayken bir süre gidip geldim. Ardından deli gibi memelerinin üzerine patladım. Son döl damlası düşene kadar Refiye yarağımı sıvazlayıp durdu. Memelerinin üzeri döllerimle kaplanmıştı.
Üzerinden kalktım. Refiye o şekilde bir süre yattı. Refiye Remziye gibi döl yalama hastası bir kadın değildi. Remziye olsa şimdiye kadar döllerimi su gibi içmiş olurdu.
“Bana havlu verebilir misin canım? Şu çekmeceyi aç, orada var!” dedi. Dediği çekmeceyi açıp bir el havlusu verdim kendisine. Refiye memelerindeki, koynundaki döllerimi havluyla iyice sildi. Ardından yataktan doğruldu,
“Çok güzeldi!” dedi. Dudaklarından uzun uzun öptüm onu. Yatak odasında ebeveyn banyosu ve içinde iki kişinin girebileceği kadar bir jakuzi vardı. Refiye çoraplarını ve ayakkabılarını çıkardı. Suyu açıp küveti doldurdu, içine girip,
“Hadi hayatım, sen de gel!” diyerek elini uzattı. Ben de yanına uzandım. Jakuzinin içinde bir süre konuşmadan birbirimize sarılarak kaldık. Refiye,
“Seni seviyorum!” diyordu fısıltıyla. Jakuzi beni kendime getirmişti. Refiye de bu arada boş durmuyor, elini yarağıma atmış okşuyordu. Sikim yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı. Onu jakuzinin içinde sikmek istiyordum.
“Domalsana!” dediğimde,
“Burada mı sikeceksin beni?” diye sordu.
“Evet, hadi domal!” dedim tekrar. Dizlerinin üzerinde domaldı, elleriyle küvetin kenarındaki başlık demirinden tutundu. Göt deliği suyun üzerinde kalmıştı bu pozisyonda. Jakuzi fokurdamaya devam ediyordu sürekli.
“Seni götünden sikmek istiyorum!” dediğimde ses etmedi. Küvetin içinde ayağa kalktım, kenarda duran duş jelinden elime bolca döktüm ve yarağıma sürdüm iyice
Dizlerimi kırarak eğildim, yarağımı kökünden kavrayıp göt deliğine bastırmaya başladım. Ama hemen girmemişti. Göt deliğine de duş jelinden bolca dökerek, orta parmağımla içine yedirmeye başladım. Parmağım götüne kolayca girip çıkıyordu. Refiye,
“Iğhh, ağhh, lütfen canımı yakma, lütfen!” demeye başlamıştı. Yarağımı tekrar götüne bastırmaya başladım. Bu sefer kafası içine girmişti, dizlerimi iyice kırarak eğildim yeniden ve yarağımı daha çok bastırdım. Refiye,
“Iğhhh!” diye tiz bir çığlık koyverdi. Bir süre o şekilde kaldım. Ardından dizlerimi kırarak götüne iyice girdim. Bu şekilde eğilip kalkmaya başlamamla beraber, yarağım içine daha kolay girip çıkmaya başladı. Refiye demiri sıkıca kavramış, başını geriye atıp,
“Uğhh, ağhhh, ağhhh!” diye inlemeye başlamıştı. Jakuzinin sesini bastırıyordu inlemeleri.
Yarağımı götüne piston gibi sokup çıkarıyordum, her seferinde göt deliği iyice genişliyordu. O sırada Refiye sağ elini amına attı ve amını ovalamaya başladı. Artık acı çekmiyor, sadece zevkten inliyordu.
Ellerimle sırtından tutmuş destek alıyor, belimi indirip kaldırıyordum. Tarifsiz bir zevk alıyordum. O şekilde jakuzinin içinde dakikalarca siktim Refiye’yi götünden. En sonunda deli gibi patladım, döllerimi götüne akıttım.
Götünden çıktığım zaman deliğinin ağzı kızarmıştı, delik bir süre açık kaldı öylece. Döllerim göt deliğinden suya akıyordu. Duş başlığını alıp suyu açtım. Suyla göt deliğinin ağzını iyice yıkayıp temizledim. Refiye demirden tutunmayı bıraktı ve kendini suya bıraktı. Götünün üzerine oturunca,
“Ayy, ağhh, acıdı!” dedi.
“Merak etme, geçer!” dedim. Ben de suyun içinde bir süre kaldım.
Beş on dakika sonra, önce ben, sonra Refiye jakuziden çıktı. İyice kurulandık ve yatağa uzandık yeniden. Tam üzerimizdeki pencereden yıldızlı gökyüzü görünüyordu.
“Burada yatıp yıldızlara bakmayı çok seviyorum!” dedi Refiye. O şekilde bir süre birbirimize sarılıp yattık. Uyandığımda Refiye halen yatıyordu.
Aşağı kata indim, Televizyonu açtım yeniden, porno film kaldığı yerden devam etmeye başladı. Bir süre filmi izledim. O sırada Refiye de yanıma geldi ve bana sarıldı. İkimiz de koltukta çırılçıplaktık.
“Neden bugüne kadar atmadın bu filmi?”
“Sadece bir bu yok ki, daha çok var. Artık kocam yok, ben de kendimi tatmin etmek için izliyorum bunları!” dedi. Elini yarağıma atmış okşuyordu sürekli.
Eğildi ve yarağımı ağzına aldı, iştahla emmeye ve yalamaya başladı. Koltuğa iyice yayıldım, başımı arkaya attım. Refiye ustaca yarağımı yalıyor, somuruyordu. Hafif hafif inliyordum. Elim sırtında, saçlarında geziniyordu. Neredeyse patlayacaktım. Omuzlarından tutup kaldırdım onu ve
“Seni ilk düğünde görmüştüm biliyorsun. Düğündeki gibi giyinip gelsene!” dedim.
“Neden, çok mu güzeldim o zaman?” dedi.
“Evet, hadi giyin gel!” dedim. Yürürken çıplak götünün yanakları sallanıp duruyordu.
Bir kaç dakika sonra Refiye aynı düğündeki gibi giyinip yanıma geldi. Mavi elbisesi yine götünü, vücudunu sarmış, başını aynı türbanla bağlamıştı, siyah çoraplarını ve ayakkabısını giymişti yine.
O günden tek farkı bugün yüzüne daha yoğun makyaj yapmış olmasıydı. Ama bugün çok daha güzeldi. Onu o şekilde görmek yarağımı kazık gibi yapmaya yetti.
“Nasıl olmuşum?” diyerek birkaç defa kendi çevresinde döndü.
“Şöyle biraz yürüsene!” dediğimde, salonda ileri geri yürüdü bir süre. Aynı düğündeki gibi götünü sağa sola sallayarak yürüyordu, külotunun izi elbisesinin üzerinden belli oluyordu.
Televizyonu kapadım, ayağa kalkıp beline sarıldım. Bana sıkıca sarıldı. Götünü avuçladım, dolgun göt yanaklarını yoğurdum. Elimi elbisesinin içinden soktum, siyah çorapları kalçalarına kadar geliyordu. İçine ise pamuklu bir külot giymişti.
Külodun içine elimi soktum. Refiye inlemeye başlamıştı. Dudaklarına yumuldum, birbirimizin dilini, dudaklarını emdik. Parlak türbanı yüzüme değdikçe içim bir hoş oluyordu. Refiye çok ateşli, arzuluydu. Kolları çıplak sırtımda geziniyor,
“Iğmm, oğhh!” diyerek gözlerini kapamış inliyordu.
Onu yemek masasına domalttım. Kollarını ve bacaklarını iki yana iyice açarak domaldı. Arkasına geçtim ve elbisesini beline sıyırdım. Pamuklu beyaz külotunun kalın lastikleri götünün yanaklarını sıkıyordu.
Külodunu sıyırarak ayaklarından çıkardım. Dizlerimin üzerine çökerek göt yanaklarını ayırdım. Arkadan beliren amını emmeye, yalamaya başladım. Refiye, “Iğmmm, ığmmm!” diye uzun uzun inlemeye başladı. Elini saçlarıma atmıştı bu arada.
Az önce siktiğim göt deliğini, amını dakikalarca dilledim, emdim, yaladım. Amı su içinde kalmıştı. Am dudaklarını ısırıyordum, dilimi sımsıcak amının içine sokuyordum. Yarağım kazık gibiydi. Artık onu sikmek istiyordum.
Yarağımı sıvazladım biraz, yavaşça sulu amcığına girdim. Kalçalarından tuttum, amının içinde bir süre bekledim. Refiye derin bir, “Oğhhh!” çekmiş, yutkunuyor, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Amının içinde bir anda hızla çalışmaya başladım.
“Ağhh, oğhh, sik beni, oğhh, sik!” diye diye beni daha çok azdırıyordu. Kasıklarım göt yanaklarına çarptıkça şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri salonu dolduruyor, bembeyaz götünün yanakları sallanıyor, titriyordu.
Refiye kollarıyla masadan sıkıca tutunuyordu. İkimiz de büyük zevk alıyorduk. Yarak darbelerimle başındaki türbanı rüzgârda uçuşuyormuş gibi sallanıyordu. Daha sert sikmeye, pompalamaya başladım. Refiye aldığı zevkle çığlıklar atıyordu.
Amından çıktım bir anda ve göt yanaklarını iyice ayırdım. Terlemiş göt deliğine yarağımı bastırmaya başladım. İçine bu sefer kolayca girdim ve götünde çalışmaya başladım.
Refiye aynı şekilde zevkten inlemeye devam ediyordu, götü amına göre daha dar olduğundan ne kadar yüklensem de hızlıca girip çıkamıyordum. Ama göt deliği yarağımı neredeyse taşaklarıma kadar içine alıyordu. Refiye sürekli,
“Oğhh, sik, sik, oğhh, devam et, oğhh, sik!” deyip duruyor, başını deli gibi sallayıp duruyordu. Kendini geriye yaslamaya başlamıştı şimdi. Ben götüne girip çıkmayı bıraktım.
Refiye kendini yarağıma bastırdıkça yarağım götüne girip çıkıyordu. “Hığhh, hığhh!” diyerek götünü sağa sola oynatıyor, ileri geri hareket ediyordu. Onu kalçalarından tutup sabitledim ve götünden çıktım.
Yine amına bu kez tek hamlede girdim ve şiddetle sikmeye başladım. Amının kayganlığı, sıcaklığı beni daha çok azdırıyordu. Boşalmama çok az kalmıştı, daha çok ve daha sert girip çıkmaya başladım.
O esnada Refiye uzun uzun, “Oğhhh, oğhhh!” diyerek inliyordu, boşalmıştı. Benim de boşalacağımı anladığından,
“İçime boşalma, içime boşalma!” demeye başladı. Yarağımı amından çıkardım ve açılmış göt deliğine soktum, götünde birkaç sefer gidip geldikten sonra deli gibi boşaldım. Müthiş bir zevk almıştım.
Refiye’nin götünde bir süre daha kalıp, gidip geldim. Götünden çıkınca hafif bir osuruk sesi geldi götünden. Başını geriye atıp,
“Ay, çok özür dilerim, istemeden oldu!” dedi gülerek… Refiye bir süre daha masaya abanmış halde kaldı. Ardından yavaş yavaş doğruldu,
“Ayy, belim, ağhh!” diyerek belini tutuyordu. Birbirimize sarıldık, öpüştük. Bana, “Seni çok seviyorum!” diyordu yine. Başını göğsüme koydu. Birlikte koltuğa yığıldık adeta. Duvardaki saat 02:00’ye geliyordu. Saate baktığımı görünce,
“Lütfen gitme, bu gece burda kal, sabah gidersin!” demeye başladı. Adeta yalvarıyor, titreyen bir sesle konuşuyordu.
“Tamam, bakarım!” dedim. Yanağımdan öptü ve kalkıp içeriye geçti. Biraz sonra elinde bir tabak baklava ile geldi. Kendisi eliyle birkaç baklava yedirdi bana. Ben de aynı şekilde ona yedirdim.
“Sana resimlerimi göstereyim mi?” dediğinde,
“O gördüklerimden başka var mı?” dedim.
“Uuuf, hem de çok!” diyerek kalkıp, köşedeki laptopunu getirdi, dizlerimin üzerine koyup çalıştırdı.
“İçlerinde özel resimlerim de var, ama senin görmende sakınca yok!” dedi. Klasörlerin içinde gezinmeye başladı, bir sürü klasörü tıkladıktan sonra içi resimlerle dolu bir klasör açtı.
En baştaki resme tıklayıp açtı ve her bir resimle ilgili konuşmaya başladı. (Bu şurada çekildi, bu burada çekildi…) anlatıp duruyordu. Bu arada özel resim dediklerinin ne olduğu da ortaya çıktı. Bazı resimlerde yarı çıplak, yada çırılçıplaktı. Bu şekilde poz vermişti resimlerde.
Bazılarında kocası da çırılçıplak haldeydi. Kocası orta boylu, zayıf bir adamdı. Kocasının yarağını ağzına aldığı resimler, göt deliğinin, amının iyice açıldığı resimler vardı. Refiye’ye,
“Kocanla nasıl sikişirdin?” dediğimde,
“Gerçekten öğrenmek istiyor musun?”
“Evet, hadi anlat!”
“Kocam beni seks kölesi gibi kullanmak istiyordu, porno filmleri onun zoruyla izliyordum. Orda gördüklerini yapmak istiyordu. Hatta beni grup seks yapmaya zorluyordu, ama ben hep reddediyordum. Beni devamlı aldattığını bilirdim, ama çocuklarım için sesimi çıkarmadım yıllarca!” dedi.
Bu sırada gözlerinin dolduğunu gördüm. Sıkıca sarıldım ona… Bilgisayarı kapattım. Onu kaldırıp, yukarıya yatak odasına çıktık. Yatağa girdik. Refiye başını göğsüme dayamıştı. Birlikte bir süre sonra uykuya daldık.
Uyandığım zaman saat 04:00’e geliyordu. Hareketimden Refiye’de uyandı,
“Ne oldu, gidiyor musun?” dedi üzüntüyle.
“Gitmem gerek, karım şüphelenmesin!” dedim. Kollarını boynuma sıkıca doladı,
“Bir kere daha lütfen!” demeye başladı. Boynumu, göğsümü öpüyordu sürekli.
Üzerinde halen düğün giysileri duruyordu. Onu sağ yanına yatırdım, sol bacağını yukarı kaldırınca elbisesi açıldı. Külotsuz olduğundan amı ortaya çıktı. Sağ bacağını altıma aldım, sol ayağını omzuma attım, bacakları pergel gibi açılmıştı böylece.
Yarağım zaten sertleşmişti, sıvazlamaya başlamamla beraber iyice kalktı. Öne doğru eğildim biraz, bir hamlede amına girdim ve deli gibi içinde gidip gelmeye başladım. Omzumdaki bacağından tutmuş amında gidip geliyordum. Refiye,
“Oğhh, oğhh, sik, sik, oğhh!” deyip duruyor, elleriyle yataktan sıkıca tutunmuş destek alıyordu. Daha sert sikmeye başladım, yarağım amındayken sağ elimin orta parmağını göt deliğine soktum. Refiye aynı şekilde inlerken,
“Ağhh, ığhh!” demeye başlamıştı şimdi. Yarağım amında, parmağım götünde çalışıyordu. Refiye gözlerini kapatmış hızlı hızlı nefes alıp veriyor, “Ağhh, oğhh, oğhh, sik beni, oğhh!” diyerek adeta bağırıyordu.
Boşalmaya yaklaşmıştım, son bir hamleyle amına yüklendiğim zaman yataktan sesler gelmeye başladı. Götündeki parmağımı çıkardım. Refiye altımda inim inim inliyor, boğulacakmış gibi nefes alıp veriyordu.
Derken vücudum titremeye, sarsılmaya başladı. Bir anda amından çıktım, o anda da deli gibi patladım. Döllerim büyük bir tazyikle yarağımdan fışkırdı, elbisesine akıtmıştım. Yarağımdaki son döllerimi de elbisesi ile sildim. Mavi elbise döllerimle ıslanmıştı. Üzerinden doğrulup kalktığım zaman, Refiye,
“Ayy, ağhh!” diyerek kalktı.
“Kusura bakma, elbiseni batırdım!” deyince,
“Sorun değil, yıkanınca çıkar nasıl olsa.” dedi.
Ben banyoya girdim, duşu açtım. Az sonra Refiye de yanıma geldi. Soyunmuştu. Birlikte duşun altında birbirimizi yıkadık. Refiye,
“Beni yalnız bırakma, seni seviyorum!” diyordu.
“Merak etme, fırsat buldukça gelirim!” dedim.
Sabah evime vardığımda saat 06:00 olmak üzereydi…
Kapıyı açtığım zaman karşımda karımı görmek beni çok şaşırttı. Üzerinde gecelikle kapının önünde dikiliyordu. Beni görünce,
“Nerde kaldın, saat kaç, bütün gece zıkkımlandın mı?” diye sorular sormaya, sıkıştırmaya başladı.
“Geç içeri!” diyerek sertçe kolundan tutup yatak odasına soktum. Karım halen söylenip duruyordu. O konuşmaya devam ederken ben soyunup yatağa girdim, bütün gece yorulmuştum. Derin bir uykuya daldım.
Uyandığım zaman saat 14:00’e geliyordu. Ev sessizdi, karıma seslendim ama cevap vermedi. Kalkıp içerilere baktım, karım da kızlar da yoktu. Cebini aradığımda, karım,
“Ben kızlarla ablama geldim, akşama döneriz!” dedi. Bana kızmış, ablasına gitmişti.
Deliksiz uyku beni kendime getirmişti. Bir kahve yaptım. Refiye’yi aradım. Bana teşekkür ediyor, beni çok sevdiğini, tekrar birlikte olmak istediğini söylüyordu sürekli.
Daha sonra tanıdığım hayat kadınlarından birini arayıp, Sedat’ın evine gitmesini söyledim. Sedat’ın evi bana lazım olacaktı, onun gönlünü hoş tutmam gerekiyordu çünkü. Sedat’ı da arayıp haber verdim, ağzının kulaklarına vardığını konuşmasından anladım.
Evde yalnız başıma üzerimde külotla oturuyordum. Kahvemin yanında bir sigara yakmıştım ki, kapı vuruldu. ‘Kim bu münasebetsiz?’ dedim kendi kendime. İçeri geçip üzerime bir şortla tişört giydim aceleyle… Kapıyı açtığım zaman karşımda annemi buldum. Yanında teyzemin kızı Elif vardı. Annem homurdanarak içeri geçti.
“Karın, kızların nerde? Nereye gidiyorlardı sabah sabah? Sen ne biçim adamsın, karını tek başına nereye gönderiyorsun öyle?” diye başladı saydırmaya.
Konuşması bittiğinde, karımın ablasına gittiğini, benim gönderdiğimi söyledim. Bunun üzerine biraz yatışır gibi oldu.
“İyi, sen bilirsin!” dedi. Sonra da, “Elif ablan biraz misafirimiz olacak, o köpek kocası dövmüş kızı, evden atmış çocuklarla beraber!” dedi. Bunun üzerine Elif ağlamaya başladı. Annem,
“Kızım ne ağlıyorsun, bırak ağlama, biz sana kaç kere dedik boşan o adamdan. Ama sen her seferinde bizi dinlemedin, üstelik bir de çocuk yaptın!” dedi.
Elif, teyzemin kızıydı. Elif, teyzemle eniştemin istemediği bir evlilik yapmış, şimdiki kocasıyla evlenmişti. Kocası yaramaz adamın tekiydi. Kıt kanaat geçiniyorlardı. Zaman zaman Elif’i dövdüğünü duyardık.
Ben bu duruma birkaç kez müdahale etmek istedim, ama her seferinde annemle babam bana engel oldular. Teyzemle eniştem Elif’i evlatlıktan reddetmişti. Teyzemlerin durumu şimdi çok iyiydi, ama Elif’e selam bile vermiyorlardı.
Elif kocasıyla kavga ettiği zamanlarda annemin kapısını çalardı. Teyzem ve eniştemin benimle de araları yoktu, Elif’le evlenmediğim için bana kızıyorlardı. Bir süre sonra Elif ağlamayı bıraktı. Annem,
“Hadi kızım, bir çay demle de içelim beraber!” dedi. Elif mutfağa geçince, annem yanıma sokuldu,
“Sana kaç kere şu kızı alalım dedim, sürekli yok mok dedin, o benim ablam yaşında dedin. Kızın da gönlü vardı sende. Al işte sana ablayı, elin dul karısını almak zorunda kaldın, çocuk bile doğuramıyor. Ama Elif’in iki tane topaç gibi oğlu var. Bu kızın bu halde olmasında senin de kabahatin var!” dedi.
Gerçekten de hem annem, hem de teyzem Elif’le evlenmem için bana çok baskı yapmışlardı. Elif benden beş yaş büyüktü, birlikte büyümüştük. Geçmişte bana karşı olumlu duygular beslediğini, benden hoşlandığını biliyordum. Ben askerdeyken beni devamlı arayıp durmuştu.
O zamanlar kendisine gelen bütün görücüleri geri çevirmişti, bunda Elif’in benimle evlenmesini isteyen teyzemin de rolü vardı. Hatta bir ara ben de Elif’e karşı birşeyler hissetmeye başlamıştım, ama sonra bu duygularım kaybolmuştu. Onunla evlenme fikri bana çok tuhaf gelmişti, onu ablam yerine koyuyordum ve olmaz demiştim.
Elif daha sonra, nedendir bilmiyorum, şimdiki kocasına kaçmıştı. Sonunda çok pişman olmuş, ama iş işten geçmişti. Şimdi küçük yaşta iki oğlu vardı.
Ben yatak odasına geçip üzerime pantolon giydim. İçeri geçtim tekrar. Biraz sonra Elif elinde bir tepsiyle geldi. Anneme ve bana çay uzattı. Gözlerinden çektiği sıkıntılar belli oluyordu.
Elif 35 yaşında, uzun boylu, kara kalın kaşlı, kara gözlü güzel bir kadın. Oldukça muhafazakar ve mutaassıp biridir. Onca yıldır sıkıntı çekmesine rağmen, kocasına ve çocuklarına, ailesine bağlı bir kadındır. Annem yine kocasını kötülemeye başlayınca, Elif,
“Bu sefer boşanacağım, başka çarem kalmadı!” dedi. Annem bu habere çok sevindi, çünkü Elif ilk defa boşanmaktan söz etmişti. Annem hemen bana,
“Senin şu avukat arkadaşın vardı, ara onu, açalım davayı!” dedi. Arkadaşımı onların yanında aradım, bana,
“Yarın ofisime gelin konuşalım, hemen açarız davayı!” dedi.
Annem çok sevinçli görünüyordu. Elifle yukarı çıkarlarken, annem kulağıma,
“Şu kadıncağız kocasından boşansın, ona hemen bir nikah kıyacaksın, yoksa görürsün gününü!” dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim. Oturup bir sigara yaktım. Aklıma Semanur geldi. Aradım hemen, ama meşgule attı. Oturup televizyon izledim. Bir iki saat sonra Semanur beni aradı bu kez ve
“Aloo, Osman ağbi, kusura bakma Ahmet yanımdaydı açamadım. Nasılsın?” diye sordu. Ben de,
“Müsaitsen buluşalım!” dedim.
“Ayy, şeyy, bilmem ki, ben de eve gidecektim, ama istersen bir çay içeriz…”
“Tamam, sen neredesin şu an, geliyorum seni almaya!” Bulunduğu yeri tarif etti. Hazırlanıp çıktım hemen…
Yolda bir çiçekçiye uğrayıp, bir demet gül aldım. Bir çay bahçesinde, uzak masalardan birinde tek başına oturuyordu. Yanına gittiğimde heyecanlandı. Elimdeki çiçeği görünce,
“Bana mı aldın? Çok teşekkür ederim!” dedi tebessümle…
Hemen oturup elini tuttum ve öptüm, ama bu sefer elini çekmedi, hafifçe kızardı. Bir süre havadan sudan konuştuk. Semanur beni ilgiyle dinliyordu, ben de ela gözlerinin içine bakıyordum sürekli.
“Nişanlınla aran nasıl?” diye sorunca,
“İyi işte, nasıl olsun?” dedi. Galiba Ahmet’le pek arası yoktu. Konuşmalarında Ahmet’i olgun bir erkek olarak değil de, halen bir çocukmuş gibi gördüğü belli oluyordu. Bana onu şikayet etmeye başlamıştı.
Semanur’u yatağa atmak için çok beklemeyeceğim ve fazla uğraşmayacağım belli olmuştu. Bakireliğini kaybetmiş olması işime geliyordu. Akşam üzeriydi, Semanur saatine bakmaya başlayınca,
“Seni bırakayım!” dedim. Birlikte kalktık. Arabada ona, “Senden hoşlanıyorum!” dedim bir anda. Semanur önce ne diyeceğini bilemedi,
“Osman ağbiiii!” dedi uzatarak… Bense,
“Çok hoşsun, çok zarifsin!” diye kur yapıyordum.
“Çiçek için çok teşekkür ederim!” dedi yine, çiçek işe yaramıştı fazlasıyla. Sonra, “Ben nişanlıyım! Bunu biliyorsun.” dedi.
“Biliyorum, aslına bakarsan ben de evliyim!” dedim ve hemen ardından, “Senden hoşlanıyorum, seninle zaman geçirmek istiyorum” diye ekledim.
Semanur kızarmıştı, yol boyunca başka birşey söylemedi. İnerken eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu.
“Paran var mı Semanur?” dedim.
“Var biraz, sağ ol!” dedi. Ben yine de cüzdanımı çıkarıp biraz para verdim,
“Bununla kendine güzel şeyler al!” dedim.
“Tamam! Teşekkür ederim.” diyerek indi.
O gidince karımı aradım, hala ablasında oturuyorlardı. Onları almak için ben de oraya gittim. Kapıyı ablası Zarife açtı. Beni görünce heyecanlandı biraz. Onunla sikişmeyeli epey olmuştu. İçeri geçtim. Karım salonda beni görünce somurttu yeniden. Zarife karımın durumunu görünce,
“Ne o kız, bu ne surat? Kocan gelmiş, insan bir hoşgeldin der!” diye çıkıştı karıma…
Zarife bir Türk kahvesi yapıp kendisi ikram etti. Gözleri sürekli üzerimdeydi.
Eve geldiğimizde, karıma Elif’in geldiğini söyleyince, hep birlikte üst kata çıktılar. Karım gece,
“Ne talihsiz kadınmış bu Elif. Bütün akşam ağlayıp durdu!” dedi. Ona sabah boşanma davası açmak için avukata gideceğimizi söyledim. Karıma sokuldum,
“Sikişelim mi?” dedim.
“Hayır, bu gece cezalısın!” diyerek götünü dönüp yattı.
Ertesi sabah Özge’yi işe bıraktıktan sonra, Elif’le birlikte avukat arkadaşıma gittik. Arkadaşıma durumu anlattık. Elif sürekli,
“Ben çocuklarımı istiyorum, onlar olmadan yapamam!” deyip duruyordu. Arkadaşım,
“Tamam bacım, sen merak etme, ben ayarlarım her şeyi!” diyerek onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Elif’le notere gidip vekaletname çıkardık. İşlemleri tamamlamamız öğleyi bulmuştu.
“Yemek yiyelim!” dedim.
Bir restorana girdik. Elif benimle pek konuşmak istemiyordu. Üzerine siyah, bol ve uzun bir pardesü giymiş, başını ve omuzlarını da siyah bir türbanla örtmüştü. Topuklu ayakkabı giydiğini, makyaj yaptığını hiç görmemiştim. Bugün de ayağında sade bir babet vardı.
Hüzünlü, düşünceli halinde bile güzel bir kadındı. Şimdi ona baktığımda, geçmişte verdiğim kararın hatalı olduğunu düşündüm. Beni şimdi ona çekenin ise sevgi mi, yoksa cinsellik mi olduğunu bilmiyordum. Geçmişte onunla ilgili pek çok anım vardı ve hatta bunların bazıları mahremdi.
Henüz 16-17 yaşlarındaydım. Arkadaşlarla sokakta takılırken teyzemi görmüştüm. Elinde torbalar vardı, pazardan geliyordu.
“Elif ablan evde yoktur belki…” diyerek evinin anahtarlarını verip, torbaları eve bırakmamı söyledi.
Torbaları alıp evin yolunu tuttum. Kapıyı anahtarla açtım. Kapının önünde Elif’in terlikleri vardı. Sessizce mutfağa geçip torbaları bıraktım. O sırada banyonun ışığının yandığını gördüm, içerden su sesi geliyordu. Yavaşça yaklaştım, Elif’in yıkandığını anladım.
Anahtar deliğinden banyonun ışığı görünüyordu, arkasında havlu falan yoktu. Yavaşça eğildim, içeri baktığımda ağzım açık kaldı. Elif sırtı kapıya dönük taburede oturmuş yıkanıyordu. Vücudu bembeyazdı. Başından aşağı maşrapayla su döküyordu.
Saçlarını tarakla tarıyordu, saçları siyah, gür ve uzundu. Hafifçe yana döndü kovaya yeniden sıcak su doldurmak için. O sırada memelerini yandan da olsa gördüm. Memeleri büyük ve dolgun, uçları pembe ve dimdikti. Refiye’nin silikonla yapabildiği iri ve diri göğüsler, Elif’te doğal haliyle vardı.
Sikim kalkmaya başlamıştı o anda. Kalıp Elif’i izleme
ye devam ettim bir süre daha… Ardından ayağa kalktı, tam önümde domalmış ayaklarını yıkıyordu ki, şeftali gibi hafif tüylü amı ve pembe bir çukur gibi duran göt deliği belirdi.
Bir süre o pozisyonda kalıp yıkandı. Ardından yüzünü benden yana dönünce önünde bir miktar kıl bulunan amını gördüm. Pembe am dudakları belli oluyordu. Ayakta üzerine su döküyordu. Benim izlediğimi anlamasından korktum. Sessizce evden çıktım.
Elif o zamanlarda da sokağa çıkarken siyah çarşafını giyinen, erkeklerden uzak duran bir kızdı. Onu o şekilde göreceğim hiç aklıma gelmezdi. Dışarı bir yere gidecekse yanına mutlaka beni alır, tek başına gitmezdi.
Başka bir gün yine, şimdi hatırlamadığım bir nedenle teyzemlere gitmiştim. Teyzem ve Elif temizlik yapıyorlardı. Elif’in üzerinde beyaz, çiçekli bir pijama vardı, üstüne uzun kollu bir bluz giymiş, başını arkadan bağlamıştı.
Salonda dizlerinin üzerine çökmüş, elinde bezle yerleri siliyordu. Beyaz pijamasının altından içine giydiği külotu belli oluyordu. Götünü sağa sola sallayarak yerleri hararetle siliyordu. Orada ayakta durmuş, bir süre onu izlemiştim.
Ona baktığımı biliyordu, yerde dizlerinin üzerinde doğrulup başını arkaya çevirdiğinde çok utandım, yüzüm kıpkırmızı olmuştu o zaman. Onun yüzünde ise hafif bir tebessüm vardı. O olaydan sonra epey bir zaman onunla konuşmamıştım, utanıyordum çünkü. ..
Ama onunla ilgili en mahrem anım, onun beni 31 çekerken görmesiydi. Askerden dönmüştüm. Aylardır bir kadınla sikişmemiştim. Banyoda elime eski porno dergilerimden birini alıp 31 çekiyordum ki, bir anda kapı açıldı,
“Hii!” diye bir ses duydum sadece ve ben ne olduğunu anlayamadan da kapandı. Banyodan çıkıp içeri geçtiğimde mutfakta annemin yanındaki Elif’i gördüm. Yüzü kızarmıştı, bana bakmamaya çalışıyordu. Kapıyı açıp kapatanın o olduğunu anlamıştım. Ama bu konudan hiç bahsetmemiştik sonra.
Şimdi bunları hatırladığım zaman karşımda sessizce yemeğini yiyen Elif’e baktım. Yıllar geçse de güzelliğinden birşey kaybetmemişti. Hayatımda gördüğüm ilk am ve göt Elif’indi. Belki onun da gördüğü ilk yarak benimkiydi. Elif’i eve bıraktım ve işyerime döndüm.
Dilber beni görünce ne yapacağını şaşırdı, sürekli çay, kahve getirmeye başladı odama… Dilber’e,
“Bir daha ne zaman sikerim seni?” dediğimde,
“Sen ne zaman bana nikah kıyarsan!” dedi. Kimse görmeden elimi koca götüne atıp avuçladım. Dilber,
“Off… Yapma… Bu basurum azdı son zamanlarda, bir doktora götür beni!” dedi.
“Yarın sabah gidelim!” dediğimde sevindi.
Akşam Elif çocuklarıyla birlikte bize geldi. Hep beraber yemek yedik. Çocukları çok şekerdi. Elif düşünceliydi,
“Canını sıkma, hele sen bir boşan, gerisini hallederiz!” dedim sürekli. Karımla iyi anlaşıyordu.
Karım yatakta,
“Sana bir çocuk doğurmak istiyorum, seni çok seviyorum!” diyerek ağlamaya başladı. Anlıyordum karımı, benim Elif’in çocuklarıyla ilgilendiğimi görmek onu üzmüştü. Karımla altlı üstlü güzel bir sikiş yaşadım.
O gece karımın yerinde Elif’in olduğunu, onu siktiğimi hayal ettim. Onunla evlenmemekle acaba hata mı etmiştim, bilmiyorum. Ama eğer boşanırsa onu yalnız bırakmayacağıma emindim şimdi. Sikişten sonra karım horlayarak uyudu.
Sabah Özge ile işyerime gittiğimizde,
“Dilber ablanın bir rahatsızlığı varmış, onu doktora götüreceğim!” dedim.
Dilber’le hastaneye gittik. Doktorun odasına benim de girmemi istedi. Adamla kendisi konuşamadığı için ben durumu anlattım. Doktor paravanın arkasında Dilber’i muayene etti. Ardından reçeteye bir takım ilaçlar yazdı. Bana uzatıp,
“Hanımına bu ilaçlardan vereceksin, nasıl kullanılacağını eczacı anlatır!” dedi. Çıkışta Dilber,
“Bak gördün mü, doktor beni senin karın zannetti. Bizim yazgımız bu demek ki!” dedi gülerek…
Dilber arabada beklerken, ben eczaneden ilaçları aldım. İkimiz beraber Sedat’ın evine gittik. Yukarıya çıkarken baktım, Emine’nin kapısı kapalıydı, içerden hiç ses gelmiyordu, sanırım evde yoktu. Sedat’ın dairesine girdik. Dilber,
“Buraya niye geldik?” dediğinde,
“Sana ilaçlarını vermeye!” dedim gülerek.
Doktor kullanması için fitil ve merhemle bağırsak düzenleyici hap vermişti. Dilber’e haptan verdim önce. Ardından fitil ve merhemi gösterip,
“Bunları kullanman gerek!” dedim. Dilber,
“Çok utanıyorum!” demeye başladı.
“Utanmana gerek yok, hadi soyun!” dedim. Dilber uflaya puflaya soyundu. Pardesü ve eteğini çıkarıp altında külotuyla kaldı. Banyoya gidip ellerimi yıkadım. Onu salondaki masaya domalttım. Külodunu indirdim. Bacaklarını iyice ayırmasını söyledim.
Dediğimi yapınca göt yanaklarını ayırdım. Basurlu götü ortaya çıktı. Fitili paketinden çıkardım ve götüne yavaşça sokmaya başladım. Dilber, “Uğhh, ayy, ağhh!” diye kıvranmaya başlamıştı. Fitili orta parmağımla götünün içine iyice soktum. Bu arada parmağım da götüne tamamen girmişti.
Dilber o şekilde dururken banyoya geçip elimi iyice yıkadım tekrar. Döndüğüm zaman bu kez merhemden göt deliğinin ağzına bir miktar sıktım. İşaret parmağımla merhemi içine ve ağzına iyice sürmeye ve yedirmeye başladım.
“Uğhh, ayy, çok acıyor, yavaş yap, ayy!” demeye başlamıştı. Parmağım göt deliğinde kaybolmuş gibiydi. Dilber daha önce götünden hiç sikişmemişti, göt deliğinin derin bir kuyu gibi olduğunu tahmin ediyordum.
Merhemi sürme işini bitirince tekrar banyoya geçip ellerimi yıkadım. Döndüğümde Dilber salondaydı, toparlanmıştı. Pantolonumun önünden yarağımın kalkıklığı belli oluyordu. Dilber’in gözü oradaydı.
“Hayırdır, ne oldu?” dedim,
“Gitmiyor muyuz?” diye sordu.
“Acelen mi var?” dedim ve beline sarıldım.
“Geçen sefer yaptın, eğer bana nikah kıymazsan seninle beraber olmam!” dedi somurtarak.
“Hadi gel şöyle!” diyerek onu yatak odasına götürdüm. Dilber’in benimle sikişmek istediğini, ama bir taraftan da kararsız olduğunu görüyordum. Ayakta onu soymaya başladım. Dilber,
“Yapma, nikahsız olmaz, lütfen!” derken, ben onu tamamen soymuştum. Yatağa uzandırıp devasa memelerine yumuldum. Uçlarını emiyor, ısırıyordum. Elimi koca amına attığımda sulandığını anladım. Dilber yapma, etme dese de amcığı sulanıyordu.
Geçen gün olduğu gibi dört parmağımı amına soktum, amını yoğurmaya başladım. Dilber, “Ağhh, oğhh, ımmm!” diyerek inlemeye başlamıştı. Memelerini emmeyi bıraktım ve amına bu sefer elimin tamamını sokmaya başladım. Dilber’in amı gittikçe açılıyordu, derken sağ elim bileğime kadar amına girmişti.
“Iğmm, ağhh!” diyerek çarşafı çekiştiriyor, yatağın üzerinde kıraçta kalmış dana gibi böğürüyordu.
Bir süre amında bekledim, ardından elimi içine sokup çıkarmaya başladım. Elimi amının içinde matkap gibi kullanıyordum. Sokup çıkarıyor, içinde çeviriyordum sürekli.
Dilber’in acı inlemeleri kesilmişti. Şimdi sadece hafiften iniltiler çıkarıyordu. Bir süre daha amına sokup çıkardım elimi. Çıkardığım zaman amcığı kocaman açık kalmıştı. Elim vıcık vıcıktı. Banyoya gidip bol su ve sabunla yıkadım.
Yatak odasına döndüğümde Dilber yatağın üzerinde yatıyordu. Kocaman, dolgun memeleri beni cezbetti yine. Yanına uzandım ve memelerini emmeye, dişlemeye başladım.
Dilber kesik kesik nefes alıyordu. Yarağım kazık gibiydi, bacaklarını ayırmasını söyledim. Dilber’in üzerine çıkıp amına girdim bir anda. Koca amının içinde gidip gelmeye başladım.
Ayak uçlarımdan destek alarak amına yükleniyordum. Dilber güçlü kollarını sırtıma atmış, altımda bu sefer zevkten inliyordu,
“Oğhh, oğhh, sik beni, oğhh, sik!” deyip duruyordu sürekli. Memeleri göğsümün altında kalmıştı. Uçlarını emdim amında çalışırken. Gözleri kapalı zevkten inliyor, yatak ikimizin ağırlığından deli gibi sallanıyordu.
Dilber altımda ileri geri yaylanmaya devam ederken boşalmaya çok yaklaşmıştım. Amından çıktım, bacaklarını havaya dikerek iki yana açtım. Ortaya çıkan amına yine tek hamlede girdim ve bu şekilde sikmeye, daha çok yüklenmeye, pompalamaya başladım. Dilber kollarını iki yana açmış, gözleri kapalı,
“Ağhh, oğhh, sik beni, oğhh, kocam, sik beni, oğhh, kocam, kocacımm!” diyordu. ‘Kocam’ lafı beni daha da azdırdı. Bütün gücümle amına yüklendim birkaç sefer daha ve sonunda sarsılarak boşaldım.
Zevk dalgası tüm vücudumu sardı. Bütün döllerimi amına akıttım. Üzerinden doğruldum. Bugünlük bu kadar yeter! dedim kendi kendime. Tuvalete gittim. Döndüğümde Dilber halen yatıyordu.
“Hadi hazırlan, gidiyoruz!” dediğimde oflayıp poflayarak kalktı, giyindi.
Birlikte aşağı inerken, binanın girişinde Emine ile karşılaştık. Elinde market torbaları vardı. Üzerinde yine siyah bir çarşafı vardı. Bir Dilber’e, bir de bana baktı. Gözlerindeki kızgınlığı görebiliyordum. Ses etmeden yanımızdan geçti ve binaya girdi.
Arabada Dilber yine nikah meselesini açtı. Durmadan aynı konudan bahsediyordu. Ben basit cevaplarla geçiştirmeye çalışıyordum sorularını.
Akşam Elif ve çocukları bizdeydi yine. Hep beraber güzel bir yemek yedik. Karım,
“Yemekleri Elif yaptı!” dedi. Yemekten sonra ben tek başıma televizyon izledim, karım ve kızlar, Elif’le içeri odaya geçmişti.
Saat ilerlemiş, Elif’in çocukları uyumuştu. Ben çocukları kucağıma aldım, Elif de önümden merdivenleri çıkıyordu. Uzun eteğini ayaklarına dolanmasın diye biraz yukarı kaldırmıştı, basamakları çıktıkça beyaz baldırları görünüyor, ince eteğinin altındaki dolgun götü sağa sola sallanıyordu.
Annem ve babam yatmışlardı. Annem Elif’in ve çocukların yatağını hazırlamıştı. Çocukları yatağa yatırdım. Elif,
“Sağ olasın, sana da zahmet verdik!” dediğinde,
“Ne zahmeti!” dedim. Siyah gözlerini benden kaçırıyordu devamlı. Elinden tuttum,
“Senin bu halde olmanın nedeni belki de benim!” dedim.
“Neden?” diye sorunca,
“Seninle evlenseydim böyle olmazdı!” dedim. Gözleri doldu, bana baktı ama birşey demedi. Yavaşça öne doğru eğildim ve dudaklarının kenarına bir öpücük kondurdum. Tepki vereceğini sanmıştım, ama hiç bir şey yapmadı, bir şey de söylemedi.
Elif üzerindeki tutukluğu atmaya başlamıştı…
Elif’in tepki vermemesi onun da rıza gösterdiğine işaretti. Eve indim. Yatağa girince karıma sarıldım. Dolgun vücudunu hissetmek yarağımı sertleştirdi.
Karım da istekliydi. Onu altıma aldım ve dakikalarca çatır çatır siktim. Altımda inliyor, çıplak sırtımı okşuyor, etimi emiyor, öpüyordu. Çok güzel bir sikiş yaşadık, ardından birbirimize sarılarak uyuduk.
Ertesi sabah Dilber işyerinde neşeyle karşıladı beni. Odamda günlük temizliğini yaparken fısıltıyla,
“İlaçlar işe yaradı, şimdi basurum eskisi gibi sızlatmıyor.” dedi.
Sadece gülümsemekle yetindim. Kendini bana beğendirmeye çalıştığı belli oluyordu. Gözlerine kalem çekmiş, hafif bir ruj sürmüştü. Gömleğinin yakasını özellikle açık bıraktığına emindim, çünkü odadan çıkarken düğmesini kapattı.
Eğildiği zaman koca memeleri sutyeniyle birlikte görünüyordu. Sikim sertleşmişti. Dilber işini bitirip odadan çıkarken telefona davranıp Semanur’u aradım.
“Osman ağbi, nasılsın?” diye sıcak bir şekilde açtı telefonu.
“Buluşalım mı bugün?” dediğimde,
“Şeyy, bilmem ki, akşam Ahmet’le buluşacağım…” dedi.
“Akşama daha çok var!”
“Olur, ama benim hazırlanmam lazım, çıkınca seni ararım.” diyerek telefonu kapadı.
Günlük işlerimi yapmaya çalışıyor, ama kafamı toparlayamıyordum bir türlü. Aklım beraber olduğum kadınlardaydı. Bir de üstüne Elif çıkagelmişti. Bir saat kadar sonra Semanur aradı, “
Geçen günkü çay bahçesinde buluşalım.” dedi. Çıkmaya hazırlanıyordum ki, Özge elinde bir dosya ile geldi.
“Şunlara bakmamız lazım.” dediğinde,
“Dışarda bir işim var, halledip dönerim, o zaman bakarız.” dedim. Özge’nin şaşkın bakışları arasında çıktım.
Çay bahçesine erken gelmiştim. Geçen gün oturduğumuz masaya geçtim. On dakika kadar sonra Semanur geldi. Makyaj yapmıştı. Krem renkli bir pardesü giymiş, kemeriyle belini bağlamıştı. Başında da çiçekli bir türbanı vardı.
Pardesünün yakasından içindeki boğazlı mor renkli bluzu belli oluyordu. Ayağında ten renkli ince bir çorapla topuklu bir ayakkabı vardı. Havadan sudan konuştuk biraz. Sonra sordum,
“Geçen gün söylediklerim için ne düşündün?” dedim. Anlamamıştı sanırım. “Senden hoşlandığımla ilgili.” dediğimde utandı, yanakları kızardı,
“Osman ağbiii!” diyerek boynunu yana büktü. Elini tutup dudaklarıma götürdüm. Elini tutmuş bırakmıyordum. O da çekmek için bir şey yapmıyordu. Hesabı ödedim, kalktık. Onu Sedat’ın evine götürecektim.
“Nereye gidiyoruz?” diye sorduğunda, sadece,
“Bir arkadaşıma!” dedim. Beraber eve girdik. Daha dün annesini sikmiştim bu evde. Kapıyı kapatır kapatmaz Semanur’un beline sarıldım.
“Osman ağbiii, yapma…” demeye başlamıştı. Ama ben aldırış etmiyordum. Belinden sıkıca tutup dudaklarından öpmeye başladım.
Öpüşme konusunda tecrübesizdi. Bekaretini kaybetmiş, ama öpüşmesini bilmiyordu. Dudaklarını emiyor, ısırıyordum.
“Dilini uzat!” dediğimde, dilini çıkardı, onu emdim, içime çekiyordum dilimi. Bu kez ben dilimi ağzının içine soktum. Semanur öğrenmişti nasıl yapacağını. Birkaç denemeden sonra deli gibi öpüşür olmuştuk.
Elimi götüne atıp avuçladım. Pardesünün altındaki yumuşacık götü yarağımı sertleştirdi. Sanki içinde başka bir şey yok gibiydi. Semanur’un hafif hafif inlediğini duyuyordum. Boynunu, çenesini, yanaklarını öpücüklere boğuyordum.
Pardesünün düğmelerini yavaş yavaş açmaya başladım, kemerini çözdüm. İçine mor renkli diz altına gelen dar bir elbise giymişti. Uzun kollu, boğazlı ve kadife bir elbiseydi. Ben bluz giydiğini sanmıştım oysa. Elbise vücudunu sarmış, memelerini iyice ortaya çıkarmıştı. Pardesüsünü tamamen çıkardım. Bir süre ona baktım, çok güzeldi.
“Elbisen çok güzel, çok yakışmış!” dediğimde,
“Senin verdiğin parayla aldım…” dedi. Ona kendine güzel şeyler al demiştim, o da sözümü dinlemişti. Beline sarıldım yeniden, elimi götüne attım. Yumuşacık götünü şimdi daha çok hissediyordum.
Semanur gözlerini kapatmış, hafiften inliyordu yine. Onu elinden tutup yatak odasına götürdüm. Yatak halen dağınıktı, dün bu yatakta annesini sikmiştim, bugünse Semanur’u sikecektim.
Yatağa uzandırdım, Semanur artık tepki vermiyordu. Elimi elbisesinin içinden sokup kalçalarını avuçladım. Parlak naylon külotlu çorap giymişti. Elimi bir süre kalçalarında gezdirdim. Yarağım kazık gibi olmuştu.
Elimi daha yukarılara uzattım, külotlu çorabını lastiklerinden tutup sıyırdığımda külotu da beraber sıyrıldı. Elimi pürüzsüz amında, kasıklarında dolaştırdığımda, Semanur altımda zevkten inliyordu.
Elimi bir süre amında gezdirmeye devam ettim, amı sulanmıştı. Yavaş yavaş üzerindekileri çıkardım ve onu soydum. Bembeyaz vücudu, pembe diri meme uçları, kılsız amıyla önümde duruyordu şimdi. Uzun kumral saçları beline kadar uzanıyordu.
Ben de soyundum, çıplak kaldım. Semanur yarağımı görünce elini ağzına götürdü, kızardı. Yanına uzandım ve memelerini emmeye, öpmeye başladım. Sağ elim sürekli amındaydı. Amını ovalıyor, am dudaklarını parmaklarımın arasında sıkıyor, okşuyordum.
Boynunu emdim bir süre, Semanur ellerini sırtımda, saçlarımda gezdiriyordu. İnliyordu hafif hafif. Uzun zamandır bu kızı yatağa atmanın hayalini kuruyordum ve hayalim sonunda gerçekleşmişti. Semanur beklemediğim şekilde tepki göstermemişti, o da dünden razıydı.
Dilimi, dudaklarımı vücudunda gezdirdim bir süre. Ardından amını emmeye, yalamaya başladım. Semanur derin bir, “Iğhh!” çekti, kendini kasıyordu.
“Rahatla, sakin ol, korkma!” diyerek onu sakinleştirmeye çalıştım. Ardından tekrar amını emmeye başladım. Am dudakları pembeydi, Elif’in banyo yaparken gördüğüm am dudakları gibiydi nerdeyse.
Amını emdikçe daha çok sulanmaya başlamıştı. İnlemeleri de sıklaşmış, bacaklarını kendine çekip iyice havaya dikmişti. Bir süre daha yalamaya devam ettim amını…
Biraz ara verip çıplak bedenine sarıldığımda Semanur sessizce,
“Osman ağbi sana bir şey söylemek istiyorum…” dedi, sonra da, “Ben bakire değilim!” diyerek başını diğer tarafa çevirdi. Yüzünü tutup kendime çevirdim, gözleri dolmuştu.
“Ahmet’le beraber oldum, kızlığımı kaybettim ben!” dedi. Dudaklarından uzun uzun öptüm onu.
“İçine girmek istiyorum!” dediğimde bana sıkıca sarıldı. O da istiyordu bunu.
Yarağım kazık gibiydi. Bacaklarını iki yana ayırmasını söyledim. Dediğimi yapınca açılmış amına yavaş yavaş girmeye başladım. Kızlığını kaybetmesine rağmen amı oldukça dardı. Semanur,
“Iğhh, ımm!” diye inledi bir süre, “Yavaş ol, ağhh, lütfen, yavaş, ayy!” diyerek beni yavaşlatmaya çalışıyordu. Yarağımın kafası amına girmişti, o şekilde bekledim bir süre. Ardından yavaşça yüklendiğimde amına iyice girdim ve yine bir süre bekledim.
Sonunda amının içinde gidip gelmeye başladım. Semanur, “Iğhh, ağhh, ımm!” diyerek gözlerini iyice kısmış, elleriyle yatağa iyice tutunmuştu. Biraz biraz hızlanmaya başlamamla birlikte, o da altımda ileri geri yaylanmaya başlamıştı.
Memelerini emdim, uçlarını dişledim. Büyük keyif alıyordum. Daha çok bastırmaya başladım. Kolları sırtımda dolaşıyor, “Ağhh, ımm, ayy, ığhh!” diyerek inliyordu. Hızlandıkça yatak da ileri geri oynamaya başladı. Artık amının içinde rahatça gidip gelebiliyordum.
Amında bekleyerek, kimi zaman sert, kimi zaman yavaşça sikerek dakikalar geçmişti. Ama boşalmaya çok yaklaşmıştım. İçine boşalmamam gerektiğini biliyordum. Amından bir anda çıktığımda zevk dalgası her yerimi sardı, sarsılarak göbeğine, memelerine attırdım döllerimi.
İnlemeye devam ediyordu. Yarağımı sıvazlayarak döllerimi göbeğine akıttım tamamen. Semanur üzerine bulaşan döllerimden iğrenmiş gibiydi.
Üzerinden kalktım, kağıt havlu aradım, ama bulamadım. Sonunda banyodan tuvalet kağıdı getirdim. Semanur bununla üzerindeki döllerimi sildi. Kağıtları alıp tuvalete attım, o da içeri geçip ellerini yıkadı.
Ben yatakta uzanmıştım. Semanur da gelip yanıma uzandı, bana sarıldı. Bir süre gözlerimiz kapalı halde uzandık öylece. Semanur,
“Çok güzeldi, bu işleri iyi bildiğin belli oluyor!” diyerek bana sokuldu.
“Nişanlın nasıl bu konuda?” dediğimde,
“O mu? Ay o daha çocuk!” dedi gülerek, “Onun için de ilk oldu aslında. Çok deneyimsiz çıktı. İçime girip bir iki gidip geldi. Sonra da boşaldı. Ben ne olduğunu anlamadım bile, ama kızlığımı kaybettim yine de!” dedi.
Semanur açılmaya başlamıştı. Ben birşey demeden anlatıyordu.
“Ahmet’le birlikte olmamı annem istedi. Onların durumu bizimkinden iyi, Ahmet beni terk etmesin diye annemin sözüne uyup onunla beraber oldum!” dediğinde, çok şaşırdım,
“Nasıl yani, annen mi dedi sana git nişanlınla yat diye?” dedim.
“Evet, aynen öyle! Zaten kendisi de kayınbabamla ilişki yaşıyor!” dedi. Ağzım açık kalmıştı.
“Nerden biliyorsun?”
“Biliyorum işte!” dedi. Annesinden bahsederken sinirleniyordu. “Hem annemin ilk vukuatı değil bu, babam bu yüzden onu terk etti!” dedi.
“Baban anneni başka bir kadın için bırakmadı mı?”
“Hayır, ne ilgisi var? Eski oturduğumuz yerde annemi sikmeyen kalmamıştı, bakkalından kömürcüsüne kadar. Babam en sonunda dayanamayıp bıraktı annemi. Babam zayıf bir adamdı, annem de onu kullanırdı hep!”
Semanur’un annesi Dilber kaşarın önde gideni çıkmıştı. Demek o kadar sikişmiş ki, amı kocamandı, elim bile giriyordu içine. Benimle de nikahlanmak istiyordu hem de. Kafamda bir sürü düşünce vardı, bir süre sessizce yatmaya devam ettik.
Semanur’un eli yarağımda dolaşmaya başlamıştı. Hafifçe okşuyordu yarağımı, göğsümü öpüyordu. Onu altıma aldım ve dudaklarına yumuldum, emmeye başladım. Memelerini de avuçlamıştım.
Semanur da istekliydi, elleri saçlarımda dolaşıyor, inliyordu. Bembeyaz vücudu üzerinde dolaşan elim teninin sıcaklığını hissediyordu. Elimi amına attım ve yoğurmaya başladım. “Iğmm, ağhh!” diyerek tırnaklarını sırtıma batırıyordu. Amı sulanmıştı yeniden.
Orta parmağımı içine soktum ve gidip gelmeye başladım bu halde. Semanur zevkten yatakta kıvranıp duruyordu. “Iğmm, ığhh, ayy, uğhh!” sesleri odayı doldurmuştu. Parmağımı daha hızlı ve daha sert sokup çıkardıkça sesleri de çoğalıyordu. Amının sıcaklığı parmağımı yakıyordu.
Memelerini dişledim, emdim, yaladım sürekli. Yarağım da kazık gibi olmuştu bu arada. Sırt üstü uzandım, onu belinden kavradım,
“Üzerime çık, yarağımın üzerine otur!” dedim. Semanur ilk önce kararsız kalmış gibi bekledi bir süre, sonra da yavaşça doğruldu üzerimde, eliyle yarağımı tuttu ve amına hizaladı. Sonunda oldu ve sıcacık, dar amına yarağım girdi.
“Uğhh, uğhh!” diye uzun uzun inledi bir süre, gözleri kapalıydı. Yarağım şimdi neredeyse taşaklarıma kadar amındaydı.
Belinden tutup kendime çektim, dizlerimi hafifçe kırdım. Ellerimi sırtına attım ve alttan amına pompalamaya başladım bu şekilde. Ellerini başımın iki yanında yatağa bastırmıştı.
Uzun kumral saçları yüzümü kaplamış, memeleri göğsüme değiyordu. İkimiz de büyük zevk alıyorduk. Ellerim göt yanaklarındaydı, götünü hamur gibi yoğuruyor, daha hızlı ve sert sikiyordum. Semanur’un inlemeleri, nefes alışları çoğalmış, hızlanmıştı.
Belimi her defasında daha büyük bir güçle kaldırıp indiriyor, yarağımı amına taşaklarıma kadar sokup çıkartıyordum. Birkaç dakika boyunca bu şekilde siktim onu. Ama yorulmuştum. Semanur’a,
“Hadi kalk bakalım!” dediğimde, ellerini göğsüme dayayıp destek alarak kalktı. Yarağım onun ve benim sıvılarım ile kaplanmıştı. Semanur’u bu defa yatakta köpek gibi domalttım. Kar gibi beyaz göt yanaklarını iyice ayırdığımda, terlemiş, hafif kıllı, pembecik göt deliği açığa çıktı.
Başparmağımla götüne bastırdım. Semanur, “Ağhh, ığhh!” diye feryada başlayınca bıraktım. Onu götünden sikmek istiyordum, ama bunu daha sonra yapacaktım, sabretmem gerekiyordu.
Arkadan beliren amına yavaşça girdim. “Ağhh, ığmm!” diye zevkten inlemeye başlamıştı Semanur. Belinden sıkıca tutmuştum onu. Bir anda amına sertçe yüklendiğimde yarağım iyice amına girdi. Semanur,
“Ağhh, ayyy, ağhh, yavaş, çok acıdı!” diyordu. Amında bir süre bekledim ve hızlı hızlı çalışmaya başladım. Büyük keyif alıyordum. Yarak darbelerimle Semanur’un göt yanakları titriyor, sallanıyordu. Başını sağa sola oynatıyor, uzun saçları dalgalanıyordu. Durmadan,
“Uğhh, ağhh, oğhh, oğhh, Osman ağbi, ağhh, Osman ağbi!” deyip duruyordu. Onun ‘Osman ağbi’ demesi daha çok azdırıyordu beni. Daha sert sikmeye başladım.
Odanın içi, yatağın gıcırdaması ve zevkten inlemelerimizle dolmuştu. Uzun saçlarını elime doladım ve çektim. Semanur artık hırıltılar çıkarmaya başlamıştı. Son bir hamleyle birkaç sefer daha sokup çıkardım amına…
Patlamak üzereydim, amından çıkmamla boşalmam bir oldu. Döllerim beline, sırtına fışkırmıştı. Yarağımı göt deliğinin ağzına sürttüm bir süre. Sıvazlayarak son döllerimi de oraya bıraktım. İkimiz de nefes nefeseydik.
Semanur kendini külçe gibi yatağa bırakınca, ben de üzerine uzandım. Omuzlarından, boynundan öpüyordum onu. Bir süre o şekilde kaldım, sonra kendimi yana çevirip yatağa sırt üstü uzandım.
Sırtına, beline akıttığım döllerim benim de karnıma, göğsüme bulaşmıştı. Birkaç dakika öylece kaldık. Sonra ben kalkıp doğru banyoya girdim. Şofbeni açıp yıkanmaya başladım. Şampuanla saçlarımı, vücudumu iyice yıkadım. Banyodan çıkmak üzereyken Semanur geldi. Gözlerime bakarak,
“Beni yıkar mısın?” dedi. Onu elinden tuttum. Banyo teknesi tek kişilikti, ben bir ayağımı dışarı atıp onu teknenin içine aldım. Kapattığım sıcak suyu yeniden açıp bu sefer Semanur’u yıkamaya başladım. Ben kurulanmaya fırsat bulamamıştım henüz…
Lifle vücudunun her tarafını iyice sabunladım, yıkadım. Suyun altında ıslanan kadife gibi yumuşak teni parlıyordu. Vücudunu öpmeye başladım, sıkıca sarıldım ona. Semanur da karşılık veriyordu, birbirimize sıkıca sarılmıştık.
Ben birşey demeden çömeldi ve yarağımı, taşaklarımı avuçladı. Ardından yarağımı tıpkı Özge gibi emmeye, yalamaya başladı. Öpüşmesini bilmeyen Semanur yarak yalamasını ise iyi biliyordu. Başını oynatıyor, yarağımı boğazına sokup çıkartıyordu, elleri kalçalarımda dolaşıyordu.
Tarifsiz bir zevk alıyordum. Semanur’un yalamaları yarağımı kazık gibi yaptı yine. İki kere boşalmama rağmen halen azgınlığım geçmemişti.
Onu omuzlarından tuttum, yarağımı yalamayı bıraktı. Elleriyle duvardan destek alarak domalmasını söyledim önce. Ama böyle rahat olmayacaktı. Klozete tutunmasını söyledim.
Elleriyle klozetin kenarlarından tutunarak domaldı. Arkasına geçtim ve göt yanaklarını ayırdım. Arkadan beliren amına girdim yine. Amı gene fırın gibi yanıyordu. Bir hamlede amına girmiştim.
Kendime göre bir tempo tutturup, bu şekilde sikmeye başladım. Küçük banyonun içi ‘Şlop, şlop, şlop’ sesleriyle çınlıyordu. Semanur kendini bana doğru itmeye başlamıştı,
“Oğhh, oğhh, Osman ağbi, ağhh, ımm!” diyerek kendini yarağıma yaslıyordu. Artık ikimiz de kendimizi kaybetmiştik. İnlemelerimiz banyoda yankılanıyordu. Ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyorum. Bir anda vücudum titremeye başladı.
O anda kendime geldim ve geri çekilip amından çıktım. Sarsılarak boşaldım, döllerim banyonun zeminine akıyordu. İki kere boşaldığımdan şimdi döllerim de azalmıştı. Semanur bir süre daha elleri klozette öylece kaldı. Ardından yavaşça doğruldu. Kalkık yarağıma baktı önce, sonra da sıkıca sarıldı bana.
“Osman ağbi!” deyip duruyor, boynumu öpüyordu. Suyun altında biraz daha kalıp, birbirimizi yıkadık.
Banyodan çıktıktan sonra yatak odasına geçip kurulanıp birer sigara yaktık. Semanur’a,
“Yarak yalamayı nerden öğrendin böyle?” diye sordum. Semanur hiç istifini bozmadan,
“Annemden…” dedi, “Annemi aşıklarıyla beraberken izlemiştim birkaç sefer!” dedi.
Dilber’in hiç bana sakso çekmediğini düşündüm o anda. Bana sikiş konusunda bilgisiz biri gibi görünmüştü, halbuki şimdi kızının anlattıklarına bakılırsa epey hünerli olduğu ortaya çıkıyordu.
Artık gitme zamanımız gelmişti. Giyindik, toparlandık. Ev birkaç gün daha boş kalacaktı, o şekilde bıraktım. Beraber aşağı indik. Emine’nin kapısı kapalıydı yine. Geldiğimizde de öyleydi. İçerden hiç ses gelmiyordu. Akşam üzeri olmuştu. Semanur’u yolda bıraktım ve işyerime döndüm.
Dilber beni görünce mutfağa koştu. Birkaç dakika sonra elinde bir Türk kahvesi ile içeri girdi. Kahvemi içerken ona sordum,
“Bana anlatmadığın şeyler var mı?” diye. Dilber,
“Ne gibi? Ne oldu ki?” dediğinde,
“Dünürünle ilişkin varmış!” dedim. Bir anda donup kaldı, kıpkırmızı oldu. İnkar etmeye kalkacakken,
“Çık dışarı!” diyerek, adeta onu odamdan kovdum. Birşey diyemeden çıktı.
Dilber’in başka erkeklerle beraber olması aslında umurumda değildi. Ona nikah kıymak gibi bir niyetim olmamıştı zaten. Ben sadece onu sikmenin derdindeydim. Dilber o gün başka bir şey demedi.
Akşam Özge ile eve döndük. Onun dediği dosyalara da bakamamıştım. Özge yol boyunca,
“Neyin var? İyi misin?” diye sorup durdu. Ben sadece kısa cevaplarla geçiştiriyordum onu.
Eve girdiğimizde mutfaktan Elif’in sesi geliyordu. İçerden elinde cam bir salata tabağı ile çıkınca beni gördü.
“Hoş geldin!” dediğinde gözlerindeki mutluluğu görebiliyordum…
Elif kocasından boşanacağı için çok mutluydu. Yıllarca onun baskısıyla yaşamıştı çünkü. Yıllar sonra teyzem de kızıyla buluşmuştu. Teyzem bugün bize gelip Elif’i ve torunlarını görmüş. Onu evine götürmek istemiş, ama Elif gitmek istememiş. Acaba diyordum kendi kendime, Elif bana yakın olmak istediği için mi annesinin evine gitmek istemedi?
Bunları bana karım anlatmıştı yatakta. Karım sokuldu iyice, elini yarağıma atmış okşuyordu. Ama bugün Semanur’u üç defa sikmiştim, yorgundum. Bu yüzden karıma,
“Olmaz, yorgunum!” dedim. Karım şaşırdı,
“Hep sen isterdin, ne oldu?” dedi ve ardından ağlamaya başladı. “Beni artık sevmiyorsun, sana bir bebek veremediğim için böyle yapıyorsun!” diyerek ağlıyordu.
Onu sakinleştirmeye çalıştım uzun zaman. Karıma sıkıca sarıldım. Birbirimize sarılarak uyuduk. Gecenin bir vakti uyandığımda, karımın horlamaları odayı doldurmuştu.
Sabah karım uyandırdı. Her zamanki günlük kıyafeti içindeydi. Basma etekle uzun kollu bir gömlek giymiş, başını omuzlarını da kapatan büyük bir türbanla bağlamıştı.
“Kahvaltın hazır!” dediğinde onu kendime çektim.
“Ay ne yapıyorsun, çocuklar görecek yapma!” diye çıkışmasına rağmen bırakmadım onu.
“Gece yorgundum, şimdi yorgunluğum geçti, hadi gel!” dediysem de karıma dinletemedim. Ama karımı sikmeden bu odadan çıkarmayacaktım. Yataktan fırladım,
“Gel buraya!” diyerek sıkıca tuttum belinden.
“Ay yapma, çocuklar uyanır, görecekler şimdi!” demesine aldırmadan karımı karyolanın demirlerinden tutundurarak domalttım. Arkasına geçip eteğini beline sıyırdım, altına beyaz pamuklu bir külot giymişti. Kocaman beyaz göt yanakları, dolgun kalçaları yarağımı kazık gibi yapmıştı.
Külotumu sıyırdığım zaman yarağım karımın amına girmek için çoktan hazırdı. Karım kendiliğinden bacaklarını ayırarak,
“Kurban olayım yavaş ol, çocuklar duymasın!” dedi sessizce. Külotunu sıyırdığımda, bir miktar kıllanmış amı ve kıllı götü ortaya çıktı. Yarağımı tutup bir anda amına soktuğumda, karımdan derin bir, “Iığhh!” sesi geldi.
Karımın amında yavaşça gidip gelmeye başladım. Onu hayvan gibi sikmek istiyordum, ama ses çıkarmamamız gerekliydi. O nedenle kendimi tutarak amında çalışmaya devam ettim.
Bana sessiz olmamı söyleyen karımdansa hırıltılar, inlemeler çıkıyordu. Kendini yarağıma bastırıyor, “Iğhh, oğhh, ımm!” diyerek aldığı zevki belli ediyordu. O sırada içerden Esra ve Özge’nin seslerini duyduk. Karım korku ve zevki bir arada yaşıyordu. Bir taraftan inlerken diğer taraftan,
“Hadi, daha boşalmadın mı? Çabuk!” diyordu. Onun sözleri üzerine daha hızlı sikmeye başladım karımı. O ara kendimi kaybettim ve birkaç defa sert sert pompaladım. Odanın içi karımın dolgun göt yanaklarından çıkan ‘Şlop, şlop, şlop’ sesleriyle çınladı.
Diken üstünde olmak huzurumu kaçırmıştı, birkaç sefer daha amında gidip geldikten sonra sarsılarak boşaldım. Karımın amından çıktığımda, karım da çevik bir hareketle doğruldu ve
“Ne yapıyorsun sen? Tövbe, tövbe!” dedi, külotunu ve eteğini düzeltti, üzerini toparladı. Ben de külotumu ve eşofmanımı giyindim. Karımın ardından ben de odadan çıktım. Güzel bir banyo beni kendime getirdi.
Sofrada Özge’nin sert bakışları karşıladı beni… Kahvaltıdan sonra arabada giderken,
“Sabah sabah annemi siktin değil mi?” diye sorunca,
“Niye sordun?” dedim. Cevap vermedi. “Evet, anneni siktim. Çünkü benim karım o… İster sabah sikerim, ister akşam sikerim. Fırsatını bulabilirsek seni de sikerim merak etme…”
Yol boyunca başka birşey konuşmadık. İşyerinde Dilber somurtan bir yüzle karşıladı beni. Sabah kahvemi odama getirdiğinde, Dilber’e,
“Dün için kusura bakma!” dedim. Dilber de,
“Seni sevdim ben, bana böyle davranma!” dedi.
“Peki, dünürünle ilişkin doğru mu?” dediğimde gözleri doldu. Sadece ‘Evet’ anlamında başını salladı. Semanur doğruyu söylemişti.
O gün tamamen işime odaklandım. İşleri bir kenara bırakmıştım çünkü. Ama akşam üzeri Refiye’nin telefonu gene beni işimden uzaklaştırdı.
“Seni çok özledim!” diyordu. Ben de özlemiştim onu.
“Seni işten alırım!” deyince sevinçle kapadı telefonunu. Akşam Özge’yi tek başına eve gönderdim. Sabahki konuşmadan sonra onunla aramız limoniydi. Bana nereye gideceğimi falan hiç sormadı.
İşyerine gittiğimde Refiye kapının önüne çıkmış beni bekliyordu. Üzerinde ayak bileklerine gelen, beline oturmuş, siyah, uzun kollu bir elbise vardı. Yüksek topuklu siyah bir ayakkabı giymiş, başını parlak beyaz bir türbanla bağlamıştı.
Arabaya bindiğinde her zamanki parfümü içeriyi doldurdu. Bu kadını görmek her zaman yarağımı kaldırmaya yetiyordu. Memeleri elbisesinin altından belli oluyordu.
“Çok özledim seni erkeğim benim!” dediğinde, o akşam onu çatır çatır sikmenin hayalini kuruyordum kafamda.
“Aç mısın?” dedim.
“Çok değil.”
“İyi, o zaman sikişten sonra yeriz!”
“Ay, tövbe tövbe!” diye şaşkınlığını gösterdi.
“Niye şaşırdın? Bu akşam seni hayvan gibi sikecem!”
“Sen ciddi misin?”
“Evet, çok ciddiyim!”
“Şey, ne bileyim… Ben seninle konuşmak istiyordum aslında.”
“Sikişmek istemiyor musun yoksa?”
“İstiyorum, istiyorum. Peki, nereye gidiyoruz?”
“Sen merak etme!”
“Şey, ben doğum kontrol hapı kullanmaya başladım, içime istediğin gibi boşalabilirsin! Aslında senden hamile kalmayı çok istiyorum, ama iki çocuk annesi bir kadınım ben, sen de evlisin!” dedi. Bunları söylerken gözleri dolmuştu,
“Karının sana bebek veremediğini biliyorum… Özür dilerim seni üzmek istemedim!”
“Üzülmedim merak etme, karımla çocuk yapmaya uğraşıyoruz sürekli, ama henüz olmadı.”
“Karının yerinde olmayı isterdim, seninle istediğim gibi sikişirdim o zaman!”
“O zaman sana nikah kıyayım, ne dersin?” Gülerek,
“Git işine!” dedi. Ama aradan bir süre sonra, “Sen ciddi misin?” dedi.
“Evet, eğer sen istersen sana nikah kıyarım, karım olursun!” Refiye bu konu hakkında başka birşey demedi, ama benim aklıma yatmıştı. “Çocukların evlenmene bir şey demez mi?” dedim, ne cevap vereceğini merak ediyordum.
“Hayır, onlar da istiyor benim mutlu olmamı, sürekli söylüyorlar zaten, anne bizim için mutluluğunu engelleme diye!” dedi.
Arabadan inip Sedat’ın binaya doğru yürürken önümde yürüyen Refiye’nin götü sağa sola sallanıp duruyordu. Sanki elbisenin altında bir şey yok gibiydi. Penye elbisenin içindeki göt yanaklarını o şekilde sallanırken görmek yarağımı sertleştirmeye yetmişti. Topukluları beton zeminde tak tuk tahrik edici sesler çıkartıyordu.
Sedat’ın evine çıkarken Emine’nin kapısının önünde birkaç terlik vardı. İçerden kadınların konuşmaları, kahkahaları duyuluyordu. Belli ki misafirleri vardı.
Sedat’ın daireye girdik, kapıyı kapatır kapatmaz Refiye’nin beline sarıldım. İnce penye elbisesinin altındaki vücudunu hissetmek yarağımı sertleştirdi yeniden. Kapının önünde ayakta deli gibi öpüşmeye başladık.
Refiye elindeki çantasını yere atıp belimden tuttu. Dudaklarımız kenetlenmişken elleri sırtımda geziniyordu. Dilimi ağzının içine sokmuştum, biberon gibi emiyordu dilimi. Dudaklarını kanırtırcasına emdim. Refiye’den çok hoşlanıyordum. Onun da beni sevdiğini bilmek beni daha mutlu ediyordu.
Ellerim sırtında gezinirken altındaki sutyenini hissettim. Vücudunu kollarımın arasına almıştım. Ayağındaki yüksek topuklular dudaklarımızı neredeyse aynı hizaya getirmişti.
Elim aşağılara indi yavaş yavaş. Elbisesinin üzerinden götünü avuçladığımda dolgun göt yanaklarını olduğu gibi hissettim bu kez. İki elimle götünü avuçladım. Refiye dudaklarımı emmeyi bırakıp, derin bir,
“Iığhh!” çekti. Bana sıkıca sarıldı. Onu duvara yasladım. Ellerim duvarla götünün arasındaydı. Götünün yanaklarını hamur gibi yoğurdukça, Refiye’nin inlemeleri çoğaldı.
“Iğhh, ımm, oğhh!” diyerek kollarını sırtımda gezdiriyordu.
Dizlerimin üzerine çöktüm, saçlarımı koparacakmış gibi çekiyordu. Elbisesini yavaşça yukarı sıyırdım. Çorapsız beyaz bacaklarını küçük küçük öpmeye, yalamaya başlamamla birlikte, Refiye yine derin bir,
“Iığhh!” çekti. Bacaklarını iki yana ayırdı. Dilimi bacaklarında gezdirdim bir süre daha. Parfümünden bacaklarına, kasıklarına da sıkmıştı. Dizlerinin üzerinden yavaş yavaş dolgun kalçalarını emmeye, öpmeye devam ettim. Refiye sürekli,
“Oğhh, ımm, ağhh!” diyerek aldığı zevki belli ediyor, çıkardığı sesler beni daha da azdırıyordu. Beyaz kalçalarını emdikçe yarağım kazık gibi oldu.
Derken kasıklarına gelmiştim. Pürüzsüz, kılsız kasıklarına attığım dil darbeleri, Refiye’nin hırıltılar, boğuk sesler çıkarmasına neden olmuş, inlemeleri sıklaşmış ve çoğalmıştı.
Başım elbisesinin içindeydi, elbisesinin üzerinden başımı okşuyor, saçlarımı çekiyordu. İçine siyah renkli, dantelli bir tanga giymişti. Tanganın önü amını ancak kapatabilmişti. Amının izi tangasında çıkmıştı.
Tangasının üzerinden dilimle amına baskı yapmaya başladım. Refiye artık kendini kaybetmişti sanki. “Ağhh, ığhh, oğhh, ayy!” sesleri girişteki holü doldurmuştu. Kapının önünden geçen biri sesleri duyabilirdi.
Refiye’nin amı sulanmıştı, zevk suları tangasını ıslatmıştı, dilimi değdirdikçe hissediyordum. Refiye bir anda, “Ağhh, ağhh, ımm, oğhh, oğhh!” sesleriyle kendini olduğu yerde ileri geri sallamaya başladı. Bense dilimle amına baskı yapmaya, kasıklarını öpmeye devam ediyordum.
Derken Refiye, inleme sesleri eşliğinde boşaldı. Boşaldığında kesik kesik inlemeler çıkardı bir süre daha. Dilimi amına değdirmek, kasıklarını emmek, yalamak boşalmasına yetmişti.
Minik tangasını kenarlarından tutup sıyırdım, ayağından çıkardım. Amı zevk sularıyla ıslanmıştı iyice. Aldırış etmeden amına yumuldum. Am dudaklarını emmeye, içime çekmeye başladım.
Dilimi amının içlerine sokmaya çalışıyordum. Amının dilini dilimle yalamaya başladığımda, az önce boşalan Refiye yeniden daha güçlü seslerle inlemeye başladı. Bir süre daha yalamaya devam ettim.
Yarağım pantolonumu delecekti neredeyse. Artık bu şekilde durmak rahatsız ediyordu beni. Amını yalamayı bırakıp yavaşça doğruldum. Dakikalardır dizlerimin üzerine çöktüğümden dizlerim ağrımıştı.
Refiye hemen dudaklarıma yumuldu. Amının sıvıları ile kaplı dudaklarımı içine vakum gibi çekiyor, dilimi emiyordu. Kolları sırtımda gezinirken, ben belinden tutmuştum onu. Artık içine girmek istiyordum. Onu yavaşça geriye ittim.
Karşısında soyundum ve çıplak kaldım. Refiye iyice dikleşmiş yarağımı görünce eliyle bir süre sıvazladı onu. Ardından bu kez kendisi dizlerinin üzerine çökerek yarağımı ağzına aldı. Deli gibi emmeye, somurmaya başladı.
“Iğmm, ığmm!” diye sesler çıkartıyor, gözlerini kapatmış halde, başını ileri geri oynatıp, yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyordu. Aldığım zevkle inliyordum. Ellerim parlak türbanının üzerinde kayıyordu.
Refiye gittikçe hızlanmıştı. Yarak yalamasını iyi bilen bir kadındı. Ama bu gidişle ağzının içine patlayacaktım. Onu omuzlarından sarstım,
“Tamam, aşkım, yeter bu kadar!” dedim.
Refiye ağır ağır doğruldu. Ağzı, dudakları yarağımın sıvıları ile kaplanmıştı. Belinden tuttum. Yarağımı okşadı bir süre.
“Elbiseni beline sıyır!” dediğimde itiraz etmeden elbisenin eteklerinden tutup beline sıyırdı. Dolgun beyaz kalçaları açığa çıktı böylece. Ona biraz daha sokuldum. Bacaklarını biraz daha açtı. Kalçalarını avuçladım ve bir anda Refiye’nin, “Ayy, ayy!” sesleri eşliğinde onu havaya kaldırdım.
Refiye önce ne yapacağını şaşırdı, ama ardından kollarını boynuma doladı, bacaklarını da belime… Parlak türbanı yüzüme değiyordu, ikimiz de nefes nefeseydik.
Refiye bacaklarını belime iyice dolayınca ben de dengemi sağladım. Yarağım iyice dikleşmiş, Refiye’nin karnı ile vücudum arasında kalmıştı. Yukardan geçen doğalgaz borusu gözüme ilişince, Refiye’ye,
“Aşkım, borudan sıkıca tutun!” dedim ve onu biraz daha kaldırdım.
Borunun çok yukardan geçmemesi işimize yaramıştı. Refiye iki elini duvarla boru arasına soktu ve borudan sıkıca tutundu. Bu şekilde üzerimdeki ağırlık epey kalktığından rahatlamıştım. Kalçalarından sıkıca tuttum, Refiye bacaklarını belime dolamaya devam ediyordu.
Bir elim kalçasındayken, diğeriyle aşağı sıyrılan elbisesini yukarı sıyırdım yeniden. Refiye borudan sıkıca tutmaya devam ederken,
“Hadi aşkım, sik beni, oğhh, sik beni!” diyordu. Kalçalarını avuçladım, yarağım zaten kazık gibiydi. Amını göremediğim için birkaç deneme yapmak zorunda kaldım. Ama en sonunda yarağım amını bulmuştu. Yarağım amına yavaş yavaş girerken, Refiye,
“Oğhh, aşkım, ağhh!” diye inlerken, ben de amının sıcaklığını hissediyordum. Yarağım taşaklarıma kadar amındaydı şimdi… Amının içi fırın gibiydi.
Bir süre içinde bekledim. Refiye duvarla vücudum arasında sıkışmıştı, göğsünün hızlı hızlı inip kalkmasını hissediyordum. O haldeyken dudaklarımız kenetlendi. Deli gibi öpüşmeye başladık. Yarağım amında, dudaklarımız birleşmişti.
Onu öpmeyi bıraktım ve ileri geri hareketlerle amında gidip gelmeye başladım. Refiye başını başıma yaslamış,
“Ağhh, ağhh, aşkım, oğhh, sik beni, oğhh, aşkımmm!” deyip duruyordu.
İlk başlarda ağır ağır hareket ederken, bir süre sonra hızlanmaya başladım. Refiye’nin parlak türbanı yanaklarıma değdikçe aldığım zevkte katlanarak artıyordu. Göt yanaklarını sıkıca kavradım ve daha sert yüklenmeye başladım. Refiye’nin sırtı duvara vurmaya başlamıştı şimdi. Bir taraftan inliyor, diğer taraftan,
“Aşkım, sik beni, oğhh, sik, sik!” diyordu. Bir süre amında bekledim. Amı cayır cayırdı.
“Sıkı tut borudan!” dediğimde, Refiye yarı baygın gibiydi, ama yine de borudan sıkıca tuttu.
Amından çıktım, yarağım amının sıvıları ile kaplanmış, ışıkta parlıyordu. Refiye’nin bacaklarını dizlerinin arkasından tuttum, hafifçe eğildim ve bacaklarını omzuma attım.
Şimdi onun ağırlığını en az şekilde hissedebilecek ve onu daha sert sikebilecektim. Tekrar doğrulduğum zaman Refiye vücudumla duvar arasında iki büklüm bir haldeydi. Yarağımı amına tekrar soktuğum zaman, Refiye,
“Uğhh, aşkımm, ığhh!” diyerek inledi yeniden…
Göt yanaklarını sıkıca kavradım. Bir süre amında bekledikten sonra sert bir şekilde yüklendim ve bu şekilde sikmeye başladım. Refiye,
“Ağhh, aşkımm, oğhh, oğhh!” diye diye inlerken, ben daha sert pompalıyordum. Refiye’nin sırtı duvara vurdukça ‘Güm, güm!’ diye sesler çıkartıyordu.
Tam kapının önünde değildik gerçi, ama dışardan biri geçse çıkan sesleri mutlaka duyardı. Ama o anda bunlar umurumda değildi. Refiye’yi sikmeye devam ettim.
Refiye’nin bacakları başımın iki yanında yaylanıp duruyordu. Ayağındaki sivri yüksek topuklar tavana bakıyordu. İkimiz de büyük zevk alıyorduk. Kimi zaman amında bekledim, kimi zaman sert sert siktim Refiye’yi.
Dakikalar geçmişti. Refiye’nin inlemeleri gittikçe artmaya başlamıştı. Bir ara eli borudan kayar gibi oldu.
“Dikkat et, kendine gel!” desem de, Refiye aynı şekilde inlemeye devam ediyordu.
Bir süre sonra Refiye sarsılarak boşaldı. Gücü tükenmiş gibiydi. Boğuk sesler, hırıltılar çıkartıyordu. Bense bir süre daha devam ettim. Her ne kadar bacaklarını omzuma atsam da, yine de yorulmuştum.
Hem yorgunluk hem de aldığım zevkten dolayı daha fazla devam etmek istemedim. Kendimi tutmayı bıraktım ve deli gibi amına boşaldım. Müthiş bir zevk almıştım. Refiye’nin fırın gibi amının sıcaklığını özlemiştim.
Amından çıktığım zaman döllerim yerdeki fayansa akıyordu. Refiye’nin amından taşan döllerim ve onun zevk suları kalçalarına bulaşmıştı. Refiye’yi sıkıca kavradım,
“Bırak ellerini, boynuma dola!” deyince, Refiye boruyu tutmayı bıraktı, kollarını boynuma doladı. O şekilde oturma odasına gittim. Refiye kucağımda baygın gibiydi,
“Aşkım, seni çok seviyorum, aşkım!” diyordu fısıltıyla. Onu üçlü koltuğa oturttum, ben de yanına oturdum. Koltuğa oturur oturmaz ne kadar yorulduğumu daha iyi anladım. Kendimi bıraktım, Refiye başını göğsüme koydu. Bir süre o şekilde oturduk.
Emine’nin dairesinden kadınların sesleri geliyordu. Ne konuştuklarını anlayamıyordum, ama zaman zaman,
“Hii, ayy, Allah belasını versin onun!” seslerini duyuyordum. Refiye başı göğsümde uyukluyordu. Dinlenmek yaramıştı, canım bir sigara istedi. Refiye’yi yavaşça koltuğa yasladım ve yerde duran pantolonun cebinden bir sigara çıkardım.
Sigaramı yakıp koltuğa oturduğum zaman, Refiye de bir iki nefes çekmek istedi. Tek dal sigarayı iki kişi içip bitirdik. Refiye,
“Seni çok seviyorum!” dedi yine, “Böyle bir pozisyonda ilk defa sikiştim, daha önce kocamla yapmaya kalktık, ama o senin gibi güçlü kuvvetli bir erkek olmadığı için beni kaldıramadı, yapamadık!” dedi. Bu sözü gururumu okşamıştı. Elim omzunda geziniyordu.
“Sana söylemem gereken şeyler var…” dediğinde,
“Anlat bakalım!” dedim.
“İşyerinde bana askıntı oluyorlar… İlk zamanlarda ses etmiyordum, gelir geçer diyordum, ama geçmedi. Genel müdür bile asıldı bana!” dediğinde çok kızdım. Refiye’yi sahiplenmiştim, o benim kadınımdı. Ona yan gözle bakılması kızdırmıştı beni.
“Çık o işten!” dedim öfkeyle.
“Aslında ben de çıkmak istiyorum, ama seninle konuşmadan çıkmak istemedim, sonuçta o işe beni sen soktun!” dedi.
“Çık işten!” dedim tekrar…
“Benim elimde biraz para var, bununla bir şeyler yapmak istiyorum… Ne bileyim, elbise mağazası olabilir mesela. Ama buralarda güvenebileceğim kimse yok. Sana bir teklifim var, benimle ortak olur musun? Parasını ben veririm, ama işin nasıl kurulacağını, mağazayı nerede açacağımı bilmiyorum, bana yardımcı olur musun?” dedi.
“Sen ciddi misin?” diye sorunca,
“Tabii ciddiyim!” dedi. Gözlerinden anlaşılıyordu zaten.
“Tamam, o zaman, sen yarın istifa dilekçeni ver, ben de biraz araştırma yapayım!” dedim. Refiye sıkıca sarıldı, göğsümden uzun uzun öptü.
“Seni çok seviyorum, iyi ki varsın! Kaynım aslında benim değil, paramın peşinde. Hem bu şekilde onu da devreden çıkarmış olurum!” dedi.
Aşağıdan kadınların sesleri gelmeye devam ediyordu. Dedikodu yaptıkları belliydi. Refiye’nin üzerine uzandım, altıma aldım onu. Dudaklarımız kenetlendi yine, elleri çıplak sırtımda geziniyordu.
Yarağım yeniden kalkmaya başlamıştı. Koltuktan kalktım. Refiye’yi koltukta oturur vaziyete getirdim. İyice geriye yasladım onu ve bacaklarını havaya kaldırdım. Sıyrılan elbisesinin altından kalçaları, amı ortaya çıktı yine. Kalçalarındaki, amındaki zevk suları halen ıslak şekilde duruyordu.
Dizlerimi kırdım, öne doğru eğildim ve yavaşça amına girdim. İlk gece karımı tekli koltukta siktiğim pozisyondaki gibi ellerimle koltuktan destek aldım. Şınav çeker gibi eğilip kalkarak Refiye’nin amında çalışmaya başladım. Refiye bacaklarını iyice havaya dikmiş, kendini koltuğa yaslamıştı.
“Ağhh, aşkım, oğhh, devam et, oğhh, sik beni, oğhh!” deyip duruyor, beni daha da azdırıyordu.
Gittikçe yüklenmeye başladım, altımızdaki üçlü koltuk yerinde sallanmaya başlamıştı. Parke zemin üzerinde ayakları yere değdikçe ‘Tak, tuk!’ sesler çıkartıyordu. Bir taraftan Refiye’nin inlemeleri de çoğalmış,
“Oğhh, sik beni, aşkım, oğhh!” diyordu. Bir süre daha amında gidip gelmeye devam ettim, ama onu asıl götünden sikmek istiyordum.
“Götten yapalım mı? Hadi aşkım!” dediğimde, Refiye sanki dünden razıymış gibi,
“Tamam aşkım!” dedi.
Amından çıktım, onu tutup, koltukta köpek gibi domalmasına yardımcı oldum. Elleriyle koltuğun sırtından tutunmuştu, kendime çektim biraz onu. Elbisesini beline sıyırdım, bacaklarını ayırmasını söyledim.
Dediğimi yapınca göt yanaklarını iki elimle iyice ayırdım. Terlemiş, biraz kıllı göt deliği ortaya çıktı. Deliğini görmek bile ayakta boşaltacaktı beni. Yarağımı tutup yavaşça deliğine bastırdım.
Geçen sefer biraz zorlansam da, şimdi kolayca içine girmiştim. Refiye’den, “Ağhh, ığhh!” diye ses yükseldi. Biraz götünde bekledim. Ardından yine yüklendim. Bir süre sonunda neredeyse taşaklarıma kadar götündeydim.
Tabii amı kadar geniş değildi götü. O nedenle yavaş hareketlerle götüne girip çıkıyordum. Ancak bir süre sonra deliği açılmaya başlamış ve daha rahat girip çıkar olmuştum. O zaman şiddetle sikmeye başladım. Refiye,
“Ağhh, ağhh, ayy, aşkım, yavaş ol, ağhh!” dese de, benim dinlemeye niyetim yoktu onu. Koltuk yine sallanmaya başlamıştı. Bir taraftan Refiye’nin feryatları, koltuğun sesleri, diğer yandan benim aldığım zevkle çıkardığım inlemeler salonu doldurmuştu.
Refiye’nin götü iyice açılmıştı, yarağımı tamamen çıkardığım zaman delik bir liralık madeni para kadar açık kalıyor, bir süre bekledikten sonra yeniden götüne giriyordum.
Bu şekilde dakikalarca siktim Refiye’yi. Refiye de bu sırada boş durmuyor, sağ elini amına atmış, amını ovalıyordu. Az önce yavaş olmamı söylerken, şimdi,
“Ağhh, oğhh, aşkımm, oğhh!” diyerek zevkten inliyordu. En sonunda sarsılarak götüne boşaldığım zaman, Refiye’nin de boşaldığını anladım. Hızlı hızlı nefes alıp veriyor, daha çok inliyordu.
Bir süre daha götünde bekledim. Yarağımı çıkardığımda götünden geçen akşamki gibi bir osuruk sesi geldi, ama bu defa özür dilemedi. Kendini toparlayıp koltuğa oturduğu zaman, “Ayy, ağhhhh!” diye çığlık kopardı. Ben de yanına oturdum. Beraber bir sigara daha içtik.
Ardından ben giyindim, Refiye de tangasını giyip, üstünü düzeltti. Bu akşam onu soymadan sikmiştim. Beraber merdivenlerden inerken, Emine’nin kapısı açıldı. İçerden üç tane tesettürlü kadın çıktı, Emine arkalarında kalmıştı.
Kadınlar bana ve Refiye’ye baktılar bir süre. Yanaklarındaki pembeliği fark ettim hemen. Bizim sikişmemizi duymuşlardı. İçlerinden biri Refiye’ye,
“İyi akşamlar komşu! Siz yeni mi taşındınız bu binaya?” diye sorunca, Refiye ne diyeceğini bilemedi. O anda ben atılıp,
“Yok, burada bir akrabamız oturuyor, onu ziyarete gelmiştik!” dedim. Kadın,
“Haa…” diye anladığını gösteren bir ses çıkardı. Emine bana bakmıyordu, ama yüzündeki siniri görmüştüm ben…
Başka birşey demeden indik. Arabaya binerken kadınların ağızlarını kapatarak konuştuklarını, bize baktıklarını gördük. Refiye,
“Ayy, rezil olduk, anladılar mı yoksa?” deyince,
“Boş ver, ne anlarlarsa anlasınlar!” dedim. Refiye’yi evine bıraktım. İnerken,
“Seni çok seviyorum!” dedi yine…
Eve döndüğümde saat 21:00 olmuştu nerdeyse. Annem ve Elif bizde oturuyorlardı. Annem,
“Oğlum ne oldu bu kızın işi? Avukat ne yaptı?” diye sordu.
“Merak etme, herşey yolunda!” dedim. Elif,
“Size de rahatsızlık verdim böyle…” deyince, annem atıldı hemen,
“O ne demek kızım? Bir daha söyleme böyle!” dedi. Ben de,
“Burada kalman daha iyi, hem kocan da yanına yaklaşamaz böylece!” dedim. Kocası benden ve annemle babamdan korkardı, onun için burada kalması daha iyiydi. Elif,
“Allah sizden razı olsun!” dedi, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Akşam babam da bize geldi ve ailece güzel bir yemek yedik. Annem,
“Haftasonu şu kızı götürün bir yerlere, açılsın biraz, burada iyice morali bozuluyor!” deyince,
“Tamam!” dedim ben de.
Haftasonu planımız belli olmuştu böylece…
Sabah Özge arabada, “Benimle ilgilenmiyorsun, bana bakmıyorsun bile!” dedi. Güzel bir makyaj yapmış, güzel de giyinmişti. “Unuttun beni!” dedikten sonra gözlerinden yaşlar süzüldüğünü gördüm.
“Unutmadım merak etme, herşeyin bir yeri, zamanı var!” dedim.
O anda canım onu çekti. Emniyet kemeri memelerinin arasından geçiyordu. Üzerindeki uzun, krem pardesünün altından dolgun memeleri iyice belli olmuştu. Sonra kokusunu hissettim. Evet, Refiye’nin kullandığı meyve aromalı parfümdü bu.
“Kokun çok güzelmiş, nerden aldın bunu?” dediğimde,
“Annemin bu, hiç görmedin mi?” diye sordu.
“Yo, hayır, hiç haberim yok.” dedim. Demek karım Refiye’nin parfümünden kullanıyordu, ama benim bundan haberim yoktu. Çünkü kullandığını görmemiştim.
İşyerine vardığımızda Dilber kahvemi getirdi. Gene bana kur yapmaya çalışıyordu. Kahvemi masama koyarken gözleri sürekli bendeydi. Dilber bana doğruyu söylememiş bile olsa ondan hoşlanıyordum.
Odamı temizlemeye başlamıştı yine. Önümde domalmış sehpayı silerken, basma eteğinin altındaki göt yarığı meydana çıkmış, tombul göt yanakları löpür löpür sallanıyordu. Dilber’i yeniden sikmek istiyordum, ama beni en çok basurlu götü azdırıyordu.
“İlaçlar iyi geldi mi? Nasıl oldun?” dediğimde,
“Şimdi çok iyiyim, yakında herhalde birşeyim kalmaz!” dedi.
Geçmişinde pek çok erkekle beraber olmasına rağmen götü halen bakireydi. Onu götünden sikmenin hazzını yaşamak istiyordum. Yarağım masanın altında sertleşmişti.
O esnada telefonum çaldı. Nalan arıyordu. Dilber’e elimle çıkmasını işaret ettim, çıkınca da telefonu açtım. Nalan,
“Nerelerdesin hınzır, arayıp sormuyorsun hiç?” dedi kahkahayla. Biraz havadan sudan konuştuk. Benimle görüşmek istediğini söyleyince,
“Kusura bakma şu aralar hiç Ankara’ya gelecek durumda değilim.” dedim.
“Senin gelmene gerek yok, ben geliyorum zaten. Yarın otobüsle geliyorum, beni misafir edersin artık…” dedi. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim. Gelme de diyemezdim.
“Tamam, inmeden önce haber ver, alırım seni!” dedim. Bir de bu çıkmıştı şimdi.
O günü işimle ilgilenerek geçirdim. İşleri toparlamam lazımdı çünkü. Gün boyu Dilber çay kahve yetiştirdi odama. Gözleri sürekli bendeydi.
Özge de bu arada boş durmuyor, bir şey sorma bahanesiyle sürekli yanıma geliyordu. Yeşil renkli uzun eteğini giymişti yine; başını da aynı renk türbanla bağlamış, beyaz dar bir gömlek giymişti. Ayağında siyah ince çorap ve topuklu ayakkabılarıyla beni azdırmıştı. Topuklularıyla yürürken götü sağa sola sallanıyordu sürekli. Oracıkta onu yatırıp sikmek istedim bir an…
İş çıkışına yakın Semanur yanında ablasıyla çıkageldi. Elini uzatarak,
“Merhaba Osman ağbi, nasılsın?” diye sordu. Gülerek,
“İyiyim, sen nasılsın?” dedim.
“İyiyim ben de, ablamla çıktık biraz dolaşalım dedik…” dedi.
Bu arada ablası Gonca köşede sessizce ayakta duruyordu, annesinin kopyası gibiydi, dolgun hatlıydı. Bana bakmaya çekiniyordu. Ayağında topuklu ayakkabı olmamasına rağmen kardeşinden ve annesinden uzun kalıyordu.
Yüzünün beyazlığından, siyah uzun pardesüsünün altında kar gibi bir vücudu olduğunu tahmin ediyordum. Çocuğu olmuyor diye kocasının onu boşadığını düşününce, kocasının çok salak biri olduğuna kanaat getirdim o anda… Böyle bir karısı varken insanın onu bırakması anca salaklık olabilirdi çünkü… Çıkarken Semanur’a,
“Nereye gidecekseniz bırakayım!” dediğimde, Dilber hemen atılarak,
“Eve gidiyoruz, başka nereye gidelim!” dedi. Semanur annesinin bu cevabına bozulmuştu, ama pek belli etmek istemiyordu. O zaman,
“İyi hadi, binin bakalım, sizi evinize bırakayım!” dediğimde, Özge’nin bana kızgınlıkla baktığını gördüm. Dilber ve kızları arkaya geçti.
Arabada yol boyu Semanur’la konuşmak zorunda kaldım. Çünkü sürekli bana sorular soruyor, takılıyordu. Onları evlerine bırakıp eve dönerken, Özge,
“Semanur nerdeyse ağzına girecek!” dedi.
“Bu da ne demek? Saçmalama!” dediğimde, cevap vermeyip sessiz kaldı. Ama çok bozulmuştu.
En yakın arkadaşıyla arasının soğuk olduğunu sezmiştim. Beni kıskanıyordu. Karanlık yolda giderken vitesteki elimi bacağına attım,
“Bu akşam sevişmek ister misin?” diye sordum.
“Hayır eve gidelim!” dedi sinirle. Ama bu akşamı boş geçirmeye niyetim yoktu. Arabayı Sedat’ın evine sürdüm. Ancak Özge huzursuz görünüyordu.
“Bir derdin varsa söyle, surat yapma bana!” dediğimde,
“Bilmiyorum, kafam çok karışık. Hem sen bana söylesene, Semanur’la aranda bir şey mi var?” dedi. Mecburen yalan söyledim,
“Nerden çıkardın bunu şimdi?” dedim.
“Bilmiyorum, bana öyle geliyor…” dedi. Böyle tartışa konuşa binanın önüne gelmiştik. Ben arabadan inerken Özge halen koltuğunda oturuyordu.
“Gelmiyor musun?” diye sorunca, oflayıp puflayarak arabadan indi. Beraber binaya girip Sedat’ın dairesine çıktık.
Emine’nin dairesinden ses gelmiyordu. Eve girip kapıyı kapadım. Özge’nin beline sarıldım, ama o hiç karşılık vermiyordu. Elimden kurtulup içeri geçti, salona, yatak odasına baktı.
“Burası ne kadar dağınık böyle?” diyerek bana baktı.
“Onu burada oturan arkadaşa söyle!” dedim. Halbuki dağınıklığın sebebi bendim. Kaç gündür burada Dilber’i, Semanur’u, Refiye’yi sikmiştim. Yatak üzerinden ordu geçmiş gibi dağınıktı, salondaki koltuklar da öyle. Ayrıca içilen sigaraların izmaritleri halen kül tablasındaydı.
Özge etrafa bakarken arkasından yanaşıp beline sarıldım yeniden. Bu kez itiraz etmedi, karnının üzerinde dolaşan ellerimi tutmuş, okşuyordu. Yanaklarına öpücükler konduruyordum.
Kokusunu içime çektim yeniden. Bu koku yarağımı sertleştirmeye yetmişti. Özge’ye daha da sokuldum. Pantolonumun içinde sertleşmiş yarağımı götüne sürtmeye başladım.
Ellerim vücudunda geziniyordu. Gerçi pardesüsünü hala çıkarmamıştım, ama dolgun ve yuvarlak hatlarını hissediyordum. Özge’nin hafifçe inlediğini duyuyordum.
Önümü götüne iyice bastırdım, yarağımı götünün arasında gezdirdim aşağı yukarı…
Elinden tutup yatak odasına götürdüm. Özge karşımda üzerindekileri yavaş yavaş çıkartmaya başladı. Aynı Antalya’da otel odasında yaptığı gibi kendi kendine bir şeyler mırıldanarak ve dans ederek soyunuyordu.
Üzerinde çorapları ve siyah külotu ile kalmıştı. Yerinde sallanırken memeleri sallanıyordu, ama annesininkiler gibi değildi. Genç bir kızdı, memeleri dolgun ve diriydi. Çorapları dizlerinin bir karış üstüne geliyordu. Önce külotunu bacaklarından sıyırıp çıkardı, çoraplarını da çıkaracaktı ki, ben,
“Hayır, onları çıkarma!” dedim.
“Tamam tamam, çıkarmam, merak etme!” dedi gülerek…
Şimdi karşımda anadan doğma bir halde duruyordu. Amının önünde biraz uzamış siyah kılları vardı. Amına baktığımı görünce utandı,
“Lütfen bakma öyle!” dedi.
“Hala kendi başına traş olamıyor musun?” diye sorunca sessiz kaldı. Ben de soyunmuştum bu arada, aynı şekilde çırılçıplaktım. Ayakta birbirimize sarıldık, dudaklarımız birleşti. Çıplak göğsüme değen memelerini hissediyordum.
Ellerim göt yanaklarındaydı, onları sıkıyor, yoğuruyordum. Dilimi bir bebek gibi emiyordu. Ayakta bir süre bu şekilde kaldık, kalkık yarağım vücuduna değiyordu.
O ara Özge bir elini yarağıma attı. Bir taraftan öpüşürken, diğer taraftan yarağımı okşuyordu. Kulağına fısıldayarak,
“Seni ben traş ederim!” dediğimde,
“Aşşkımm!” diyerek iyice sokuldu, “Çok özledim seni, çok seviyorum, aşkım, çok seviyorum!” diyerek önümde çömeldi ve yarağımı ağzına aldı. Ustaca yalamaya başladı.
Büyük zevk alıyordum. Özge’nin dili yarağımın kafasına değdikçe aldığım zevk katlanıyordu. Başını tutmuş okşuyordum sürekli, derin derin nefes alıyordum. Yarağım patlayacak gibi olduğunda onu başından sarstım. Ağzı, dudakları yarağımın sıvıları ile ıslanmıştı. Yavaşça doğruldu.
Bu defa ben hafifçe eğildim ve meme uçlarını emmeye başladım. Özge’nin inlemeleri artık daha çoğalmıştı, başımı okşuyordu sürekli. Meme uçlarını emip yaladıkça şişmişlerdi. Küçük küçük ısırdım onları, vakum gibi çektim içime. Dilimin ucuyla yalıyordum. Memelerini yalamayı bırakıp doğruldum yeniden ve yatağa sırt üstü uzandım,
“Hadi gel, üzerime uzan!” dediğimde, ne yapacağını bilen biri edasıyla üzerimde ters şekilde uzandı. Birbirimize 69 çekmeye başladık. Amındaki alınmamış kılları dudaklarıma, dilime batıyordu. Ama yine de amını deli gibi yalıyor, emiyordum.
Bu ara Özge de yarağımı yeniden iştahla yalıyordu. Boğuk sesler çıkartarak yarağımı boğazına sokup çıkartıyordu. Parmaklarımla göt yanaklarını ayırdığımda hafif osuruk kokulu açılmış göt deliği de ortaya çıktı.
Amı yalamalarım neticesi epey sulanmıştı. Dilimi amının içlerine soktum, am dudaklarını içime çekiyordum. Göt deliği burnumun ucundaydı. Göt deliğinden gelen osuruk kokusu bana engel olmuyordu. Kalçalarında gezinen ellerim parlak siyah çoraplarının üzerinde yağ gibi kayıyordu.
Bu arada Özge yarağımı yalamayı bırakmıştı, “Ağhh, oğhh, ığhh!” diyerek sesli sesli inliyordu. Amını iştahla emmemden büyük zevk alıyor, belini oynatıp duruyordu.
Gözlerimi kapattım ve amını daha bir iştahla emdim, yaladım. Özge’nin inlemeleri çoğaldı, çoğaldı ve sonunda büyük bir patlamayla boşaldığında ağzım amının sıvıları ile kaplanmıştı. Kesik kesik inliyor, nefes alıyordu.
Özge kendiliğinden yavaşça üzerimden doğrulup kalktı, ben halen sırt üstü yatıyordum yatakta. Göğsü şiddetle inip kalkıyordu o ara. Başını göğsüme koydu,
“Aşkım, seni çok seviyorum, çok seviyorum…” deyip durdu bir süre. Burnumun ucunda hala göt deliğinin kokusunu duyuyordum o sırada ve ağzım amının sıvıları ile kaplıydı. Onu yatağa uzatarak banyoya geçtim.
Şofbeni açıp sıcak suyun altına girdim. Ben yıkanırken Özge de gelip yanıma sokuldu. Çoraplarını çıkarmıştı. Elimdeki lifi alıp vücudumu sabunlamaya başladı. Büyük bir sevgiyle beni yıkadı, temizledi.
Ardından ben lifi alıp yeniden sabunladım ve onu yıkamaya başladım. Lifle amını, göt deliğinin ağzını iyice sabunladım, temizledim. Sıcak banyo ikimize de iyi gelmişti. Aynı havluyla kurulanıp yatak odasına geçtik yeniden.
Yatakta yan yana uzandık ki, Özge,
“Aşkım, beni amımdan sikmeni istiyorum, lütfen!” demeye başladı. Bu konuda çok istekliydi, ne kadar olmaz desem de sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu.
“Beni kadın yapmanı istiyorum, amımdan sikmeni istiyorum. Eğer kadın olacaksam bunu senin yapmanı istiyorum!” diyordu.
O kadar çok söylüyordu ki bunları, bir ara benim de aklıma girdi. Ama yapamazdım bunu. Kendime hakim olmaya çalışıyordum. Özge’nin gözlerinden yaşlar süzülüyordu bunları söylerken. Beni çok sevdiğine kuşkum yoktu. Zaten bunları beni sevdiği için söylüyordu. O anda onu yüz üstü çevirdim, üzerine çıktım.
“Bacaklarını aç, hadi!” dediğimde, Özge istemeye istemeye bacaklarını ayırdı. Onu götünden sikeceğimi biliyordu çünkü.
Parmaklarımla göt yanaklarını ayırdım, siyah, kıllı deliğini ortaya çıkardım. Bir elimle yataktan destek alırken, diğeriyle yarağımın kafasını göt deliğine soktum. O zamana kadar sessiz duran Özge bir anda, “Ağhh, ağhh!” diye bağırmaya başladı.
Yarağımın kafası götüne girince yüklenmeye başladım. Yavaş yavaş göt deliği yarağımı içine aldı. Bu şekilde am siker gibi götünden sikmeye başladım onu. Ayakuçlarımdan destek alarak kendimi ileri attıkça yarağım götüne daha çok giriyor, bu da Özge’nin daha çok bağırmasına sebep oluyordu.
Yüzünü yastığa bastırmıştı iyice. Bu şekilde bağırmalarının sesini kesebiliyordu. Özge’nin götüne yüklendikçe yatak da sallanıyor, ses çıkartıyordu. Yatağın ortası çökmüş gibiydi. Büyük keyif alıyordum. Götünde birkaç dakika boyunca çalıştım, fakat sonunda sarsılarak boşaldım. Götüne birkaç sefer daha girip çıktım.
Götünden çıktığım zaman döllerim göt deliğini doldurmuş, yatağa akıyordu. Özge’nin o zaman ağladığını anladım. Onu tutup yüzüstü çevirdiğim zaman yastık gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Kendisini amından sikmediğim için ağlıyordu.
Onu o şekilde bırakıp banyoya girdim yeniden. Duşun altında yarağımı, kasıklarımı yıkadım. Benden sonra Özge banyoya geçti. O yıkanırken telefonum çaldı. Karım arıyordu. Salona geçip telefonu açtım.
“Nerede kaldınız, hadi, ne zaman geliyorsunuz?” diye soruyordu.
“Tamam, tamam geliyoruz!” diyerek kapadım telefonu. Aslında Özge’yi bir posta daha sikmek istiyordum, ama şimdi karımla papaz olmak istemiyordum. Ben giyinirken Özge içeri geldi,
“Gidiyor muyuz?” diye sordu.
“Annen aradı!” demekle yetindim. Özge,
“Aşkım, bir kere daha yapalım, söz veriyorum bu sefer ağlamam!” dedi. Onun böyle istekli olması hoşuma gitmişti. Giyinmeyi bırakıp üzerimdekileri de çıkardım. O ara yarağım inikti, Özge’ye,
“Biraz yalaman gerek ama!” dediğimde hemen önümde dizlerinin üzerine çöktü ve yarağımı ağzına aldı gene.
Öncekinden daha iştahlı yalıyordu. Yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyor, taşaklarımı avuçluyordu. Yarağımı kısa sürede kazık gibi yapmıştı. Yarağım içindeki damarlara dolan kanla patlıcan gibi olmuş, şişmişti.
“Tamam, hadi, geç yatağa!” dedim. Biraz daha yaladıktan sonra yatağa geçip sırt üstü uzandı.
Ben bir şey demeden kendiliğinden belinin altına bir yastık koydu, bacaklarını iki yana ayırarak iyice havaya kaldırdı. Ellerini göt yanaklarına atmış, onları iyice ayırmıştı. Siyah, kıllı deliği ortadaydı yine.
Yatağa geçip dizlerimin üzerine çöktüm, ayak bileklerinden tutarak bacaklarını ayırdım ve havaya kaldırdım biraz daha. Özge’de göt yanaklarını ayırarak bana yardımcı oluyordu. Yarağımı açık göt deliğine bastırmaya başladım.
Bir kaç deneme sonunda yarağımın kafası götüne girmişti. Yavaş yavaş yüklenmeye başlamamla birlikte götü yarağımı iyice içine aldı. Özge göt yanaklarını tutmayı bırakıp kollarını iki yana açtı ve yataktan tutundu bu kez.
“Oğhh, aşkım, oğhh, sik beni, oğhh, ağhh, ığhh!” sesleri eşliğinde götünde hızlıca çalışmaya başladım. Tarifsiz bir zevk alıyordum. Az önce boşalmama rağmen yine de büyük bir enerjiyle götüne yükleniyordum.
Yarak darbelerimle Özge ileri doğru atılıyor, memeleri sallanıyor, derin derin inliyordu devamlı. Yarağımı götüne tamamen sokup çıkarıyordum, her seferinde göt deliği daha da genişliyor ve açılıyordu.
Sıcak havanın etkisiyle iyice terlemiştim. Dakikalardır bu şekilde sikiyordum Özge’nin götünü. Fakat sonunda vücudum sarsılmaya başladı yeniden, beynim karıncalandı. Döllerimi son damlasına kadar götüne boşalttım.
Bir süre daha götünde gidip geldim. Yarağımı çıkardığım zaman, Özge’nin göt deliğinin ağzı epey açılmış, ağzının kenarları da kızarmıştı. Özge kesik kesik nefes alıyordu. Ayaklarını tutmayı bırakıp yatağa uzandım, o ara Özge’den,
“Ağhh, çok acıyor!” diye bir feryat geldi. Bacaklarını kapatırken göt deliğinden gelen acıyla inliyordu. Onu elinden tutup banyoya götürdüm. Sıcak suyu açtım yeniden. Duvardan tutundurarak domalttım, açık kalan göt deliğine sıcak suyu tuttum.
Bir kaç dakika bu şekilde yıkadım deliğini, yumuşattım sıcak suyla. Sedat’ın kullandığı bir krem gözüme ilişti lavabonun yanında. Ondan elime döküp göt deliğine iyice sürdüm, ağzına, içine yedirdim parmaklarımla. Özge biraz olsun rahatlamıştı şimdi.
Odaya geçip giyindik, hazırlandık. Aşağı inerken Emine’nin evinden yine ses gelmiyordu. Arabaya atlayıp eve döndük. Elif o akşam da bizdeydi. Çocuklarıyla oynadım bir süre. Özge ise yemekten sonra odasına çekildi. Götündeki sızının devam ettiği belliydi.
Karımın bana hüzünle baktığını görüyordum. Gebe kalamadığı için üzülüyordu. Elif’in çocuklarla oynamama karım üzülürken, Elif seviniyordu. Bana bakışlarından anlıyordum bunu.
Bir ara mutfakta yalnız kalmıştık. O kısa zamanda beline sarılmak, dudaklarına yumulmak istedim. İçimde ona karşı müthiş bir cinsel istek duyuyordum.
Tezgahta bulaşıkları yıkarken bana göz ucuyla baktığını görüyordum. Onun da bana karşı boş olmadığını anlıyordum iyice. Annesinin evine gitmek istemiyordu. Evet, bizde kalmasının sebebi bendim.
Yorgun olduğum için Elif yukarı çıktıktan sonra yatağa girdim hemen. Karım 5-10 dakika sonra içeri geldi,
“Osman, yattın mı?” diyerek usulca yanıma yanaştı. Uyuyormuş numarası yapıyordum. Biraz daha yanaştığında onu belinden tutup kendime çektim. Karım çok korkmuştu, tiz bir çığlık kopardı.
“Tövbe tövbe, ne yapıyorsun sen, bırak beni, bırak!” diyordu durmadan.
“Senin parfümün varmış, Özge söyledi, niye kullanmıyorsun?” dedim.
“Refiye abla vermişti bir tane. Onu mu diyorsun?”
“Evet!” dedim.
Yataktan doğrulup makyaj masasının çekmecesini açtı. İçinden küçük bir şişe çıkarıp bana uzattı ve
“Bunu vermişti, ama ben sevmedim bunu, bu ne böyle?” dedi. Şişeyi açınca içinden o çok sevdiğim koku yayıldı içeriye. O sırada karım,
“Elif’in çocuklarını çok sevdin bakıyorum!” diyerek gene ağlamaya başladı. Ağlaması canımı sıkmıştı. Sarıldım, gönlünü almaya çalıştım, ama nafileydi. O anda aklıma Aysel’in verdiği kuvvet macunu geldi.
“Senin şu macunundan duruyor mu halen?” dediğimde, karım,
“Gerçek mi? İstiyor musun? Var, var tabii, getireyim hemen!” diyerek doğruldu ve içeri geçti. Biraz sonra elinde bir kavanozla geldi tekrar. Kapağını açıp kaşıkla kendisi yedirmeye başladı bana. Bir taraftan da,
“Afiyet olsun kocama, yarasın erkeğime, oluk oluk döl olsun, kocam, kurban olurum sana…” deyip duruyordu. Kendisine de birkaç kaşık yemesini söyledim. Dediğimi yapıp 3-4 kaşık yedi. Kızlar odalarındaydı, yatmamışlardı daha. Karım,
“Ben kızlara bir bakayım…” diyerek çıktı.
Yediğim macunun verdiği enerjiyi kısa süre sonra tüm vücudumda hissetmeye başladım. Yorgunluğum geçmişti şimdi.
Küçük bir gece lambasını yerdeki prize taktım. Odanın içi sarı ışıkla aydınlandı. Soyundum ve pikenin altında çırılçıplak kaldım. Az önce kapağını açmamla beraber odaya yayılan parfüm kokusunu alıyordum.
Yarağım sertleşmeye başlamıştı şimdiden. Karımın gelmesi ise gecikmişti. Bakıp geleceğim diye gitmişti, ama nerdeyse 15 dakika olmuştu. Dakikalar bana çok uzun geliyordu şimdi. İçeri girer girmez karımı domaltıp sikecektim. Bir an önce amına girmek istiyordum çünkü…
O anda odanın buzlu camından içerdeki ışığın söndüğünü gördüm, kızlar yatmıştı. Kapı yavaşça açıldı, karım gelmişti sonunda. Karım kapıyı kapatırken, ben yataktan kalkıp beline sarıldım.
“Ayy, çok mu azdın? Dur hele!” demesine aldırmadan onu karyolanın demirlerinden tutundurarak domalttım. Arkasına geçip eteğini beline sıyırdım, beyaz pamuklu külot vardı yine üzerinde. Onu da bacaklarından sıyırıp çıkardım.
Karımın şeftali gibi amı karşımdaydı. Bu görüntü yarağımı kazık gibi yapmaya yetmişti. Karım bacaklarını kendiliğinden ayırarak,
“Sik beni kocam, sik beni!” demeye başladı usul usul…
Yarağımı tutup açılmış amına bir anda girdim. Karımdan derin bir, “Oğhh!” sesi geldi. Kalçalarından tutarak sert sert sikmeye başladım karımı. Karım da kendini yarağıma bastırıyordu bu ara.
“Ağhh, oğhh, ığhh, ımm!” sesleri eşliğinde götünü sağa sola oynatarak yarağıma yaslanıyordu. Karı koca ikimiz de büyük zevk alıyorduk.
Karım, kızlarının duyması korkusunu yaşamıyordu bu gece. O yüzden amına daha sert pompalarken, çıkan şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ seslerinden rahatsız olmuyordu.
Odanın içi inlemelerimiz ve sikiş sesleriyle dolmuştu. Karımın inlemeleri sıklaştı, demirlerden sıkıca tutmuş bırakmıyordu.
“Daha çok, daha çok, oğhh, daha, oğhh, ağhh!” sesleri eşliğinde başını sağa sola sallıyordu. Macun karımın da azgınlığını artırmıştı anlaşılan…
Küçük gece lambasının ışığından kaynaklanan gölgelerimiz duvara yansıyordu. Karımı domaltmış sikerken duvara baktım. Kendimi porno film çekiyormuş gibi hissettim. Daha çok abandım. Karım
sa gölgeleri fark etmemişti bile. O sadece aldığı zevkten inlemekle meşguldü. Tombul göt yanakları yarak darbelerimle löpür löpür sallanıyordu. Siyah, kıllı göt deliği de iyice açılmıştı. Başparmağımı yarısına kadar soktum götüne.
Taşaklarıma kadar amına girip çıkıyordum. Amı vıcık vıcık olmuştu. Yarağım kaygan amına dibine kadar girip çıkıyordu. O anda karımın, “Ağhh, oğhh…” diye uzun inlemelerinden boşaldığını anladım.
Bense bir süre daha devam ettim. Ama ben de fazla dayanamadım. Sarsılarak bugün üçüncü kez boşaldım. Amına biraz daha girip çıktım. Karım sürekli, “Oğhh, oğhh!” diyerek inlemeye devam ediyordu.
Amından çıktığım zaman yarağım amının sıvıları ve döllerim yüzünden parlak bir hal almıştı. Ben yatağa uzandığım zaman karım halen demirlerden tutunuyordu. Benim uzandığımı görünce o da yanıma geldi,
“Seni çok seviyorum!” diyerek göğsüme uzandı. O zaman ışığı fark etti.
“Bu ne böyle, niye yaktın bunu?” dediğinde,
“Bak, az önce seni sikerken gölgelerimiz şu duvara vuruyordu!” dedim. İlk önce ne dediğimi anlamadı, ama sonra,
“Ay tövbe tövbe, söndür şunu, söndür!” dedi sinirle… Ben kahkahalarla ışığı söndürürken, o halen sinirli sinirli konuşuyordu. Karıma,
“Macun sana da yaradı, o kadar inledin ki, sokağın başından duyulmuştur!” deyince, karımın suratı garip bir şekil aldı. Kızardı, bozardı, renkten renge girdi, çok utandı böyle dememe. Karıma sarılıp,
“Tamam, tamam. O kadar inlemedin, ama yine de çok sesin çıktı bu gece!” dedim. Bir süre sessiz kaldıktan sonra,
“Napayım, çok zevk aldım bu gece. Çok seviyorum seni hem!” diyerek iyice bastırdı başını göğsüme, bir süre bu şekilde kaldık. Uykumun geldiğini anlamıştım,
“Ben yatıyorum!” dediğimde,
“Tamam, ben de yatacağım!” dedi ve ayağa kalktı. Henüz soyunmamıştı çünkü.
Üzerindekileri çıkarıp geceliğini giyindi. Birbirimize sarılarak derin bir uykuya daldık…
Sabah telefonumun çalması ile uyandım. Karım da benimle birlikte uyandı. Telefona baktığımda Nalan olduğunu gördüm. Saat sekize geliyordu. Telefonu meşgule attım mecburen. Karım,
“Kim bu sabah sabah?” diye terslenince,
“İşyerinden arıyorlar!” dedim. Günlerden cumartesiydi, genelde daha geç giderdim o gün işe. Karım oflaya puflaya yataktan kalkarken, ona,
“Senin kalkmana gerek yok, ben giyinip çıkarım!” deyince,
“Kahvaltı hazırlayayım bari!” dedi.
“Gerek yok, sen uyumana bak!” diyerek yanağından öptüm. Karım tekrar yatağa uzanırken, ben de banyoya girip duş aldım. Kızlar da henüz uyanmamıştı. Ben giyinirken, karıma,
“Özge’nin gelmesine gerek yok bugün, sen söylersin!” dedim. Hazırlanıp, çıktım. Çıkar çıkmaz da Nalan’ı aradım. Aradığında telefonu açmadığıma bozulmuştu. Nalan’ı,
“Ben evli biriyim, nasıl açayım karımın yanında?” diye azarladım.
“Tamam, özür dilerim, benim hatamdı…” dedikten sonra,
“Ben bir saate inerim, beni karşılar mısın?” dedi. Hata edip, ne zaman bineceğini, ne zaman ineceğini sormamıştım. Ama bu kadar erken geleceğini de tahmin etmemiştim.
“Tamam, hallederim!” dedikten sonra kapadım telefonu… İşyerine gittiğimde Dilber ve diğerleri gelmişti. Bir iki ufak işimi halledip çıkacaktım hemen. O ara Dilber Türk kahvesiyle içeri girince, ona,
“Ben daha kahvaltı yapmadım, içemem onu, sen iç!” dedim.
“Hemen bir şeyler hazırlayayım…” dediyse de istemedim. İşlerimi halledip çıkarken, Dilber tekrar odama geldi,
“Görüşebilir miyiz?” diye sordu.
“Söyle bakalım?”
“Yok öyle değil, şey yani… Benimle görüşmek istemiyor musun artık?” dedi. Ben de jeton o zaman düşmüştü,
“Tamam, görüşürüz, ama bana biraz zaman ver!” dedim. Dilber kendisini istemediğimi düşünüyordu herhalde ki, bu cevabıma çok sevindi.
Terminale geldiğimde Ankara otobüsü henüz gelmemişti. Ancak fazla beklememe gerek kalmadı, otobüs ineceği yere ağır ağır yanaştı. Kapılar açılınca yolcular yavaş yavaş inmeye başladı.
O sırada Nalan’ı gördüm. Etrafına bakınıyor, beni arıyordu, ama görememişti. Muavin çocuk bagajdan çantasını uzatıp kendisine verirken, ben de yanına gittim. Kot bir pantolon giymişti. Ama pantolon elastik olduğundan kalçalarını ve götünü sarmış, belli ediyordu.
Üzerine ip askılı bir bluz, bluzun üzerine de kısa kollu bir gömlek giymişti, ama gömleğin düğmelerini kapatmamıştı, önü açıktı. Dev gibi ve sarkık memelerinin çatalı meydandaydı.
Muavin çocuğun gözünün oraya takıldığını fark ettim. Saçları gene sarıydı, ama biraz daha koyuydu, bu sefer küt kestirmişti ayrıca. Beni görünce çok sevindi,
“Göremedim bakınca…” dedi.
“Yeni geldim zaten!” dedim. O sırada arkamızdan birinin,
“Nalan, Nalan!” diye seslendiğini duydum. Arkama döndüğümde Nalan’ın yaşlarında, belki daha genç, orta boylu, saçları siyah bir kadını gördüm. Kadın yanımıza geldiğinde, Nalan bana,
“Şeyy, sana söylemeyi unuttum, Nurgül’le beraber geldim ben!” dedi. Kadın o sırada elini uzatıp,
“Merhaba, ben Nurgül!” dediğinde,
“Merhaba, Osman, memnun oldum!” diyebildim sadece… Yeni bir Pakize’ydi bu Nurgül aslında. O anda anladım bunu. Çantasını elime alıp onları arabama götürdüm.
Nurgül uzun ve bol bir askılı elbise giymişti. Saçları beline kadar dökülüyordu. Çıplak omuzlarında ve yüzünde hafif kırışıkları vardı. Elbisesinin altından kocaman memeleri belli oluyordu.
“Kahvaltı yapalım!” diyerek onları güzel bir yere götürdüm. Havadan sudan konuşmaya başladık.
Nurgül hoşsohbet bir kadındı. Konu konuyu açıyordu konuştukça. O sırada telefonum çaldı, karım arıyordu. Masadan kalkıp açtım telefonu. Nasıl olduğumu sordu.
“İyiyim, ben bugün biraz gecikirim!” dediğimde,
“İyi, ne halt ediyorsan yap!” dedi sinirle ve telefonu suratıma kapadı. Ben böyle söylediğimde benim içki içeceğimi sanıyordu çünkü…
Tekrar masaya dönünce, aynı şekilde hem kahvaltımızı yaptık, hem de konuştuk. Nurgül bir ara tuvalete gitmek için kalkınca, Nalan,
“Nurgül çok yakın bir dostumdur. Senden bahsetmiştim ona Ankara’da. İkinci kocasından da boşandı, dul bir kadın. Anladın herhalde…” dedi.
“Sende daha var mı bunun gibileri?” dedim. Bir kahkaha patlattı ve
“Ankara’ya gel diyorum sana, gelmiyorsun. Bak biz senin ayağına geliyoruz!” dedi.
“Kaç yaşında bu kadın?” diye sordum.
“Benden üç yaş küçük.” dedi. Yani 51 yaşındaydı.
“Pakize nasıl?” diye sordum.
“Ay o zilli aynı bildiğin gibi. O da gelmek istiyordu, ama işi çıktı!” dedi. Kahvaltımız bittikten sonra, Nurgül,
“Ay ben çok yorgunum, sabahın köründe çıktık yola, yoruldum vallahi, bir otele gitsek nasıl olur, ha Nalan sence?” diye sordu. Nalan gözlerimin içine bakıyordu o bunları söylerken.
Birlikte kalktık. Emine ile gittiğim otele götürecektim, ama orası salaş bir yerdi. Biraz daha iyi bir yer olmalıydı. Adını duyduğum, ama hiç gitmediğim bir otel vardı, oraya gittik.
“Hanımlar için iki kişilik bir oda!” dedim. Bavul, çanta taşıyan bir çocuk yoktu burada. Merdivenlerden odaya çıktık. İçeride iki tane tek yatak vardı. Nurgül yatağı görünce,
“Ay vallahi çok yoruldum ben, hemen yatmak istiyorum!” deyince, Nalan öksürdü birkaç sefer. İşaretti bu aslında. Nurgül işareti anlamıştı. Nalan bana,
“Sen ne zaman gelirsin?” diye sorduğunda,
“İstersen hemen başlayalım!” dedim kayıtsızca. İkisi de bunu duyunca utandı.
“Buraya bu iş için gelmediniz mi?” diye sordum. Bir süre sessiz kaldılar. Sonra Nurgül,
“Ay vallahi bu Osman çok açık sözlü!” dedi.
Odanın perdelerini çektim, ayrı duran iki yatağı birleştirip tek bir yatak yaptım.
Ardından soyunmaya başladım. Onların bakışları arasında çırılçıplak kaldım. İki kadın da önümde uzanan yarağıma bakıyordu.
“Hadi, soyunsanıza!” dedim, yoksa öylece durmaya devam edeceklerdi.
Her ikisi de yavaş yavaş soyunmaya başladı ve çıplak kaldılar sonunda. Nurgül fiziği düzgün bir kadındı. Memeleri büyük ve sarkıktı, ama Nalanınkiler kadar değildi. Ama karnında, göbeğinde çatlaklar vardı ve göbeği biraz sarkmıştı. Amının dudakları etli ve büyüktü.
Her ikisinin de vücudu beyazdı, amlarını traş etmişler, temizlenmişlerdi. Ben yatağa uzanıp,
“Hadi gelin!” dedim. Nalan soluma, Nurgül de sağıma uzandı. Nalan Nurgül’e göre daha cesurdu. Nurgül ise çekingen davranıyordu.
Ben Nalan’ın memelerini emmeye, öpmeye başladım önce. Ellerim de kalçalarında, vücudunda geziniyordu. O sırada sırtımda, omzumda Nurgül’ün elini hissettim. Nalan inlemeye başlamıştı şimdiden. Yarağım sertleşmişti iyice.
“Oğhh, ağhh, Osman, ığmm!” diye inlerken Nurgül de sırtımı, omuzlarımı öpüyordu. Tutukluğunu atmaya başlamıştı. Nalan’ın kocaman pörsümüş memelerini hamur gibi yoğuruyor, uçlarını ısırıyordum.
Bu kez öbür tarafıma dönüp Nurgül’ün memelerini emmeye, öpmeye başladım. İnleme sırası Nurgül’e gelmişti. “Iğmm, ayy, oğhh!” diyerek gözlerini kapatmış, saçlarımı okşuyordu.
Sırtımı, omuzlarımı bu sefer Nalan öpüyordu. Yarağım artık iyice kalkmış, kazık gibi olmuştu. İki kadının arasında bir onu, bir diğerini öpüyordum. Nalan’ın,
“Hadi artık, sik beni, ağhh, hadi!” sözleri üzerine,
“Tamam, hadi bakalım!” dedim, doğruldum. “Önce hanginizi sikeyim?” diye sordum bu sefer. Birbirlerinin yüzüne baktılar bir süre.
Derken Nalan yatakta doğrulup köşede duran çantasının fermuarını açtı. Çamaşırlarının arasında bir şeyler arıyordu. Sonunda Nalan aradığını bulmuştu ki, elinde takma bir yarak tutuyordu. Ben,
“Pakize’nin mi o?” diye sorunca,
“Evet, ondan ödünç aldım!” dedi. Nurgül takma yarağı görünce,
“Ay, o ne öyle?” diye şaşkınlığını belli etti. Nalan da Nurgül’e,
“Hayatım bununla alacağımız zevk ikiye katlanacak!” dedi. Ben,
“Bırak şimdi onu, geç yatağa!” dediğimde Nalan yarağı komodinin üzerine koydu.
“İkiniz de uzanın, açın bacaklarınızı!” dedim emir verir gibi. İkisi de emrimi dinlemiş, şimdi sırtüstü, bacakları açık halde yatıyorlardı. Önce Nalan’ın üzerine uzandım ve bacaklarının arasına girdim.
Nalan’ın yaşına göre dar amına yarağımın kafası değdiği anda derin bir, “Oğhh!” sesi geldi. Gözleri kapalıydı. Yarağım yavaş yavaş amına girerken, Nalan’ın inlemeleri çoğaldı. Amının içi fırın gibiydi. Nalan,
“Oğhh, ağhh, sik beni, ağhh!” demeye başlamışken, amında gidip gelmeye başladım. Nurgül’ün elleri sırtımda, popomda geziniyordu sürekli…
Nalan’ın amına olanca gücümle yükleniyordum. Nalan sürekli, “Ağhh, oğhh!” derken, pompalıyordum, altımda yamyassı olmuş memelerini emiyor, dişliyordum.
Nurgül’ün de inlediğini duydum o anda. Yatakta yan dönmüş, bir eli sırtımda gezinirken, diğeriyle amını okşuyordu. Nalan’ın amında çalışmaya bir süre devam ettim. Ama şimdi sıra Nurgül’e gelmişti. Nalan amından çıkmama bozuldu,
“Ağhh, sik beni, sok, tekrar sok!” derken, ben bu kez Nurgül’ün amına girdim. Nurgül’ün amı daha genişti, içinde kolayca gidip geliyordum. Nurgül dirseklerini yatağa dayamış altımda, “Ağhh, ağhh, ağhh!” diye sürekli inliyordu.
Memeleri sallanıp duruyor, dudaklarını ısırıyordu. Nalan amını ovalıyordu yanımızda ve sürekli inliyordu.
Nurgül’ün kaygan ve sıcacık amında şiddetle gidip geldikçe yaylı yatak deli gibi sallanıyordu. İki yatağın arası açılmaya başlamıştı bu yüzden. Nurgül bacaklarını biraz daha ayırıp havaya kaldırdı, ardından belime doladı. Bu şekilde daha rahat sikmeye başlamıştım.
O ara Nalan komodinin üzerindeki takma yarağı alıp amına sürtmeye ve sokmaya başladı. Odanın içini üçümüzden çıkan inleme ve yatağın gıcırdama sesleri doldurmuştu şimdi…
Büyük keyif alıyordum. Nurgül sürekli, “Oğhh, sik, ağhh, ağhh!” diyerek inlerken, ben de daha çok pompalıyordum. Boşalmak üzereydim, ama boşalmaya niyetim yoktu hemen.
Amından çıktım. Bacaklarını geriye doğru iyice eğdim, Nurgül’ün götü havaya dikilmişti bu pozisyonda. Ayakları başının üzerindeydi. Ellerimle yataktan destek aldım ve amına girdim yeniden. Üzerinde eğilip kalkarak pompalamaya başladım.
Yüklendikçe Nurgül’ün götü yaylanıyor, yatak da onunla beraber inip kalkıyordu. Nurgül artık daha yüksek perdeden inler olmuştu.
Nalan kendi başına takılmaya devam ediyor, takma yarağı amına sokup çıkarıyordu. Nurgül sonunda, “Ağhh, oğhh, ağhh!” diye diye adeta bağırarak boşaldı.
Ben biraz daha devam ettim. Ancak benim de dayanacak halim kalmamıştı. Sarsılmayla boşaldım Nurgül’ün amına. İkimiz de yorulmuştuk. Kendimi Nurgül’ün üzerine yığdım adeta. Nurgül boynumu, yüzümü öpüyordu sürekli…
Nalan’ın yüzünün şekli aldığı zevkten değişmişti. Bir elinde plastik yarağı tutuyor, diğeriyle memelerini okşuyordu. Nurgül’le durup onu seyrettik bir süre. Sonunda Nalan da inleme sesleri eşliğinde boşaldı.
İki kadının arasına sırt üstü uzandım. Nalan yine solumda, Nurgül sağımda kalmıştı. Başlarını göğsüme koydu ikisi de. Konuşmadan bir süre öylece kaldık. Onlar uzanmaya devam ederken ben kalkıp banyoya geçtim.
İçerde iki kişinin girebileceği kadar bir duşa kabin vardı. Sıcak suyu açıp yıkanmaya başladım. Bir süre sonra ikisi birden yanıma geldi. Nalan duşa kabinin kapısını aralayıp,
“Biz de gelelim mi?” dediğinde,
“Davetiye mi göndereyim, gelin hadi!” dedim. İki kişinin sığabileceği yerde şimdi üç kişi olmuştuk. Duşun altında bir süre yıkandık. Sıcak suyun altında Nurgül,
“Ay vallahi bu çok iyi geldi, kendime geldim!” dedi. Karnındaki çatlaklar şimdi daha bir belli oluyordu.
“Bunlar ne böyle?” diye sorduğumda,
“Doğumdan kalanlar, bir de zayıfladığım için böyle oldu…” dedi.
“Çocuğun mu var?” dedim bu sefer.
“Evet, üç tane hem de!” dedi. Amı onun için böyle genişti anlaşılan…
Ben onlardan önce çıkıp odaya geçtim. Bir sigara yaktım. Telefonumun ışığı yanıp sönüyordu. Biz içerdeyken telefonum çalmıştı anlaşılan. Baktığımda Aysel’in aradığını gördüm. Hiç çekemezdim şimdi onu. Derken Nurgül ve Nalan birlikte geldiler odaya. Onlara,
“Şimdi, siz ikiniz sikişeceksiniz, ben seyredeceğim!” dediğimde, Nurgül’ün yüzü tuhaf bir şekil aldı. Geçen sefer Pakize Nalan’a göre daha atakken, şimdi Nalan Nurgül’e göre daha ataktı.
Nurgül ne olduğunu anlayamazken, Nalan takma yarağı beline bağladığı gibi yatağa sırt üstü uzandı.
“Nurgülcüğüm, gel hadi, bir de bu yarağın tadına bak!” dediğinde, ben de,
“Hadi, durma öyle, çık üzerine!” dedim. Nurgül şaşkın bakışlarla bir şey demeden yatağın üzerine çıktı ve işer gibi çömelerek yarağı amı ile aynı hizaya getirdi.
Nalan eliyle yarağı tutmuş Nurgül’ün amına sokmaya uğraşıyordu. O ara Nurgül’den, “Ayy, ığhh!” diye sesler yükselmeye başlamıştı. Yarağın kafası amına girmişti.
Nurgül yavaş yavaş oturarak yarağın amına iyice girmesini sağladı. Nurgül, “Iğhh, ağhh, ayy!” sesleri eşliğinde, yarak amında olduğu halde yerinde sallanmaya, yaylanmaya başladı.
Nalan onu belinden tutmuş, Nurgül de öne doğru eğilmiş, Nalan’ın memelerinden tutunuyordu. Nurgül aldığı zevkle daha çok sallanmaya, oturup kalkmaya başlamıştı şimdi.
Bense bu arada köşedeki küçük koltuğa oturmuş önümde sikişen iki kadını izliyordum. Nurgül aldığı zevkle deli gibi inliyordu, Nalan belinden tutmayı bırakmış, memelerine asılmıştı Nurgül’ün…
Takma plastik yaraktan sesler geliyordu. İkisi de birkaç dakikadır bu şekilde sikiştiğinden, terleyen vücutlarının arasında kalan yaraktan gelen seslerdi bunlar. Nurgül artık boğanın üzerindeki Rodeocu gibiydi. Yaylı yatak deli gibi sallanıyordu.
Ben elim yarağımda karşımdaki sikişi izlerken, Nurgül’ün inlemeleri, haykırışları çoğaldı ve sonunda kısık kısık iniltiler eşliğinde boşaldı.
Yatağın yaylanması bitmişti, Nurgül kendini Nalan’ın üzerine bıraktı. Şimdi sıra bendeydi yine. İkisi o halde durmaya devam ederken, yani plastik yarak halen Nurgül’ün amındayken,
“Şimdi sıra götten yapmaya geldi!” dedim. Nalan hemen,
“Ay ben çok korkuyorum, beni olmaz, ben yapamam!” demeye başladı. O zaman Nurgül’e,
“Peki sen hayatım, götten sikmemin senin için mahzuru var mı?” dedim. Nurgül halen az önce yaşadığı sikişin zevkini hissediyordu,
“Yok, ama canımı acıtmanı istemiyorum!” dedi.
“Tamam, merak etme!” dedim ve arkasına geçip, yatağın üzerinde dizlerimin üzerine çöktüm. Nurgül,
“Nasıl olacak?” diye sorunca,
“Sen öyle durmaya devam et, ben bu şekilde götüne girerim!” dedim. Nurgül,
“Ay olur mu öyle, dur bi dakika, Nalan ben kalkıyorum!” demeye başladı.
“Hayır, gerek yok. Hem böyle daha çok zevk alırsın, iki yarak birden yiyeceksin işte!” dedim. Ama Nurgül yine itiraz etmeye devam ediyordu. O zaman Nalan’a,
“Belinden tut şunu!” dedim. Nalan aynısını Pakize’yle yaptığımız gibi yine alttaydı. Belinden sıkıca tuttu Nurgül’ü. Nurgül,
“Bırak beni, bırak!” diye debelenirken, ben beline bastırıp onu iyice öne eğdim.
Göt deliği açığa çıkmıştı şimdi. Sık ve siyah kıllarla kaplı bir çukur gibiydi. Daha önce götten pek çok kez sikiştiği belliydi. Yarağımın kafasını tutup yüklenmeye başladım. Nurgül halen debelenmeye devam ederken, ben yarağımı götüne sokmayı başarmıştım.
Öne doğru yüklendikçe yarağım götüne daha çok giriyordu. O sırada Nurgül dana gibi böğürmeye başlamıştı. Hem amında, hem götünde birer yarak vardı. Yarağım göt deliğine epeyce girmişti. Bu şekilde çalışmaya başladım. Nalan da Nurgül’ü sıkıca tutuyordu. Nurgül,
“Bırakın beni, ağhh, bırak, ağhh!” diye inlerken, ben götüne sert sert pompalamaya başlamıştım.
Yatak, üzerindeki üç kişinin ağırlığı altında eziliyor, ağır ağır gıcırdıyordu. Nurgül’ü götünden sikmeye devam ederken aynı zamanda da,
“Oğhh, seni hiç böyle siken oldu mu, söyle, oğhh, böyle göte böyle yarak, konuşsana!” diye söyleniyordum. Büyük zevk alıyordum.
Nurgül artık ses çıkarmıyordu, kaderine razı olmuştu. Bense tüm gücümle götüne pompalıyordum. Bu ara Nalan’dan da sesler gelmeye başlamıştı. En altta olduğundan bütün yük onun üzerindeydi,
“Hadi, bitmedi mi, pestilim çıktı, hadi!” deyip duruyordu.
Boşalmaya epey yaklaşmıştım. Nalan’ın takma yarağını Nurgül’ün amı ile götü arasındaki ince duvardan hissedebiliyordum. Kısa bir süre sonra sarsılarak bu sefer Nurgül’ün götüne boşaldım.
Yorulmuştum, götünden çıktım Nurgül’ün. Yarağımın ucu kızarmıştı, Nurgül’ün kıllı göt deliğinden döllerim akıyordu. Ben yana uzandığım zaman Nurgül bir anda hareketlenip Nalan’ın saçlarına asıldı ve çekmeye başladı. Bir taraftan da, “
Ağzını yüzünü siktiğimin orospusu seni, senin amına koyayım, orospu!” diyerek küfürler ediyordu. O anda Nalan neye uğradığını şaşırmış, elleriyle saçlarını kurtarmaya çalışıyordu.
Hemen doğrulup Nurgül’ün ellerini yakaladım, bileklerine bastırdım. Nalan’ın saçlarını bıraktı, hemen belinden tuttum ve onu kaldırdım.
Nurgül’ün kasıkları kıpkırmızıydı. Çok sinirliydi. Bıraksam Nalan’ı paramparça edecekti.
“Otel yönetimi gelecek, bağırma, kes sesini!” diyordum sürekli. Nurgül’ü tutup banyoya geçtim. Sıcak suyu açıp onu suyun altına tuttum. Kendi kendine halen söyleniyordu,
“Bana oyun oynadı orospu, aklı sıra beni sikti!” deyip duruyordu. Ben suyu onun üzerine tutarken,
“Tamam, kes artık, sen de onu sikersin, tamam, yeter!” diyordum sürekli. Nurgül,
“Sen de götünden sikeceksin o orospuyu ama!” dedi.
“Tamam, öyle yaparız, sakin ol!” dedim ben de.
Birkaç dakika sonra yatışmıştı. İçeri geçtik birlikte. Nalan ayakta sigara içiyordu. Nurgül’ü görünce,
“Birtanem, niye kızdın böyle, bu bir oyun, zevk almaya bak, zevk almak için geldik buraya, yapma böyle!” diyordu sürekli. Ben Nalan’a,
“Şimdi sıra Nurgül’de. Şimdi o seni sikecek!” dediğimde, Nalan sanki dünden razıymış gibiydi.
Nurgül’ün beline yarağı kendi elleriyle bağladı. Nurgül yatağa uzandı bu kez. Nalan biraz sonra yatağın üzerinde, yarak amında olduğu halde yaylanmaya başlamıştı. Nurgül onun memelerinden tutuyor, uçlarını çekiyordu.
Nalan zevkle inliyor, başını geriye atmış, yarağın üzerinde yaylanıyordu sürekli. Derken ben yatağın üzerine çıkıp Nalan’ın arkasına geçince, Nalan,
“Ne yapıyorsun, olmaz dedim ya, götten olmaz!” demeye başladı. Nurgül,
“Bal gibi olur orospu, aynısını sana da yapsın, gör gününü!” dedi. Nalan bu sefer debelenmeye başladı ama nafileydi.
Beline iyice bastırdım, Nurgül’de sıkıca tutuyordu onu. Nalan’ı geçen sefer sadece bir kere götünden sikmiştim. Bu ikinci olacaktı. Göt deliği Nurgül’e göre daha dardı, ama ben yine de yarağımın kafasını götüne sokmayı başarmıştım.
Şimdi Nalan’daydı dana gibi böğürme sırası. Yarağım yarısına kadar götündeyken ileri geri hareket etmeye başladım. Nalan iki yarak arasında tost olmuştu. Daha çok yüklendikçe, yarağım götüne daha çok giriyordu. O ara telefonum çalmaya başladı. Biz bu şekilde sikişirken üst üste birkaç sefer çalıp durdu.
İki kere üst üste boşaldığım için üçüncü kez boşalmam uzun sürmüştü. Aama artık gücümü tüketmiştim nerdeyse. Nalan halen acı haykırışlarla inliyordu,
“Yapma, ağhh, lütfen, çıkar, ağhh!” diye bağırıyor, Nurgül ise alttan,
“Sik şu orospuyu, sik şunu!” deyip duruyordu.
En sonunda yarağımda kalan son dölleri bu sefer Nalan’ın götüne boşalttım. Biraz daha kaldım götünde. Çıktığım zaman yarağımın kafası kızarmıştı. Aynı şekilde Nalan’ın göt deliğinin ağzı da kızarmıştı. Kesik kesik nefes alıyor, hırıltılı sesler çıkartıyordu. Onu tutup kalkmasına yardımcı oldum. Nurgül Nalan’ın bu dağılmış halini görünce,
“Ohh çok iyi oldu, bak neymiş, gördün işte!” dedi. Onların bu kavgası beni kızdırmıştı.
“Zevk alacağınıza kavga ediyorsunuz!” dedim. Banyoya girip duş aldım. Banyodan çıktığımda biri yatakta, diğeri koltukta oturmuş sigara içiyordu. Ben de bir sigara yaktım. Nalan,
“Kusura bakma, senin önünde böyle kavga ettik, çok ayıp oldu sana da!” dediği zaman, Nurgül,
“Benim hatam, böyle bir şeyi ilk defa yapıyorum!” dedi.
“Tamam, kavga etmeyi bırakın!” dedim. Giyinmeye başladığım zaman, Nalan,
“Ne zaman gelirsin akşam?” diye sordu.
“Bilmiyorum, bakarım, ama siz böyle kavga ederseniz gelmem!” dedim. Nurgül,
“Tamam, söz, kavga etmeyiz, yeter ki sen gel!” dedi. Hazırlanıp onların yanaklarına birer öpücük kondurarak çıktım. Etrafta kimse yoktu. Resepsiyona indiğimde görevli çocuk sırıtarak,
“Abi memnun kaldınız mı otelimizden?” diye sordu.
“Evet, sağ ol!” dedim. Bu sefer çocuk öne eğilerek,
“Abi, ben ablalara gereken hizmeti yaparım, merak etme. Bir istekleri olursa söylemeleri yeter!” dedi.
“Tamam, eyvallah, sağ ol!” diyerek cebine biraz para koydum. Çocuk yine sırıtarak,
“Gene bekleriz abi, teşekkür ederim!” dedi.
Arabama binerken telefonun yanıp sönen ışığını gördüm yeniden. Arabaya biner binmez baktım, iki kere Aysel, bir kere de Refiye aramıştı. Önce Refiye’yi aradım. Nasıl olduğumu, bir de ortak kuracağımız işle ilgili gelişmeleri sordu.
“Henüz o konuya bakamadım!” dedim.
“Seni çok seviyorum, ne zaman istersen gel bana, ama geceleri gel tabii!” diyerek kahkaha attı.
“Tamam, gelirim!” dedim ben de…
Daha sonra Aysel’i aradım. Ne derdi vardı kim bilir. Aysel telefonu açınca, ona,
“Ne oldu? Ne var? Kaç kere aramışsın. İşim gücüm var her halde!” diye çıkıştım. Aysel hiç alttan alır gibi değildi,
“Acilen bana gelmen gerek! Çabuk gelmelisin hem de!” diyordu emir verir gibi. Ses tonundan rahatsız olmuştum,
“Gelmezsem ne olur?” diye sordum alay eder gibi.
“O zaman karın her şeyi öğrenir!” dedi. Aklı sıra beni tehdit ediyordu.
“Neyi öğrenecek? Sen benim altıma yattın, kendin istedin!” dediğimde,
“Beni boş ver, o eve attığın kadınların hepsini karına anlatırım!” dedi.
“Sen ne diyorsun? Saçmalama!” dediysem de,
“Sen bilirsin, ben diyeceğimi dedim, acilen gel buraya hemen şimdi! O kadar!” dedi ve telefonu suratıma kapattı.
Aysel bunları nereden öğrenmişti, eğer karıma anlatırsa hayatım mahvolurdu. Biraz sonra telefonum tekrar çaldı, Aysel arıyordu yine,
“Söylemeyi unuttum, gelirken bir kuyumcuya uğra, bir yüzük al, ama geçenki gibi dandik olmasın!” deyip kapattı telefonu…
Aklım karmakarışıktı, neler olduğunu anlayamıyordum. Mecburen Aysel’in dediklerini yapacaktım, başka şansım yoktu. Yol üzerinde bir kuyumcuya girdim ve istediği gibi bir yüzük alıp Aysel’in evinin yolunu tuttum….
Kafamda, acaba Sedat’ın evine karı attığımı Aysel nerden biliyor düşüncesiyle Aysel’in evine gittim. Aysel beni içeriye aldığında, odada Sedat’ın alt komşusu Emine’yi görünce kafam daha bir karıştı.
Büyük bir merakla Emine’nin ne işi var burada diye düşünmeye başlamıştım ki, Emine gözleri yaşlı bir halde, bana şöyle bir bakıp Aysel’e döndü. Ben içeriye girince yarım kalmış konuşmasına devam etti,
“İşte böyle hocam, Hacer kocama anlatmakla tehdit ediyor. Kocam duyarsa beni öldürür. Elini ayağını öpeyim hocam bu işi hallet. Bir büyü yap, veya ne bileyim bir muska falan yaz, ne olursun!” dedi ve kolunda takılı bileziklerden bir burma bilezik çıkarıp Aysel’e verdi. Aysel Emine’nin verdiği bileziği alıp oturduğu minderin altına koydu ve
“Bu işin büyü ile, muska ile alakası yok! Ama telaşlanma, çaresini biliyorum, meseleyi başka türlü halledeceğiz! Tehdite karşı tehdit. Osman Hacer’le birlikte olacak ve o esnada görüntüleri kayıt edilecek!” dedi. Ben tüm bunları ağzım açık dinliyordum. Aysel,
“O zaman Emine hanım sen bu işi ayarla. Osman mecburen Hacer’le beraber olacak, yoksa onun da karısı her şeyi öğrenir! Öyle değil mi Osman?” dedi.
Kadınlar kendi aralarındaki savaşta beni birbirlerine karşı silah olarak kullanmak istiyorlardı. Siktiğimin Aysel hocası anlaşılan bunların çevresinde herkesin tanıdığı bir şahsiyetti.
Onun da dediği gibi mecburen kabul edecektim. Yoksa ailem, işim, her şeyim dağılabilirdi. Emine’nin kaybedecek bir şeyi yoktu, ben yanacaksam diğerleri de yansın diye düşünüyordu.
“Peki, nasıl olacak bu iş?” diye sordum. Emine,
“Ben seninle Hacer’e bir buluşma ayarlarım. Sen onu baştan çıkaracaksın. Sen onunla ilişkiye girerken, ben de sizi kamerayla çekerim. Ondan sonra bir daha da beni tehdit edemez!” dedi ve bir kağıt uzattı,
“Burada Hacer’in telefonu yazıyor. Onu ara. Buluşmak istediğini söyle. Kendini tanıt, korkma seninle buluşacaktır. Çünkü senden hoşlandığını biliyorum, bana söylemese de biliyorum bunu. Gözüne girmek için bir şeyler yap. Dedim ya senden hoşlanıyor. O da sana karşılık verecektir. Onu Sedat beyin evine getir. Ben daha önceden eve girip saklanırım. Siz ilişkiye girerken de resminizi çekerim!” dedi.
Emine’nin şeytani planının parçasıydım artık. İtiraz dahi edemedim. Aksi takdirde karımın her şeyi duyacağı, kaçak et kesimlerimi öğreneceği belliydi. Aysel,
“Ara o zaman şimdi şu kadını, konuş bakalım!” dediğinde, ne diyeceğimi dahi bilmeden numarasını tuşladım. Telefon birkaç defa çaldıktan sonra açıldı.
“Alo, Hacer hanımla mı görüşüyorum?” dedim.
“Evet benim, siz kimsiniz?” dedi.
“Ben telefonunuzu Emine hanımdan aldım. Adım Osman. Emine hanımla ilgili bir mesele için sizinle konuşmak istiyorum…” dedim. Hacer bir süre sessiz kaldıktan sonra,
“Benim konuşacak bir şeyim yok. Onunla ne halt ettiğinizi biliyorum. Kocası bunları hak etmiyor!” dedi.
“Lütfen bir kere olsun konuşalım sizinle. Ben tek olacağım. Emine olmayacak. Söz veriyorum. Bu durum beni de ilgilendiriyor. Bana bir kere olsun şans verin. Lütfen, yalvarırım!” dedim. Hacer,
“Ben evli barklı namuslu bir kadınım. Tanımadığım adamlarla buluşmam!” diye kestirip atmak istedi. Ama ben çok ısrarcı oldum,
“Bana güvenin, lütfen, ben de evliyim. Yuvamın yıkılmasını istemem. Bir hata ettim. Sizinle konuşmam gerek…” dedim. Hacer ısrarlarıma dayanamamıştı, sonunda,
“İyi tamam, yarın öğleden sonra buluşalım. Bakayım ne konuşacaksınız?” dedi ve bana bir çay bahçesinin adresini ve buluşma saatini verdi. Telefonu da pat diye kapattı. Emine’ye,
“Hani bu kadın benden hoşlanıyordu?” diye sorunca,
“Merak etme, ben doğruyu söylüyorum. Kadın telefonda konuşuyor, ne yapmasını bekliyorsun?” dedi.
Tuhaf bir durumun içine düşmüştüm. Denize düşen yılana sarılırdı, benimki de o hesaptı yani. Aysel,
“Ben bu Hacer hanımı bilirim, o da aynı Emine hanım gibi bana gelip gider. İyi bir kadındır aslında. Ben kendisiyle buna benzer başka bir konuda daha önce görüştüm, ama belli ki beni dinlememiş, akıllanmamış. Onun için ben, Emine hanımın bu planına destek veriyorum. Benim için bu plan günah değildir. Akıllanmayan bu kadının aklını başına getirin!” dedi. Emine,
“Allah sizden razı olsun hocam!” diyerek tekrar Aysel’in ayaklarına kapandı, bir süre o şekilde ağladı. Aysel kendisini teselli etmek zorunda kaldı. Artık konuşacak birşey kalmamıştı. Emine’ye,
“Ben bu akşam Sedat’ın evine gider etrafı biraz toparlarım. Anahtarı da paspasın altına koyarım, oradan alır, içeri girersin!” dedim.
“Ne yap, yap o kadını o eve getir. Yoksa ikimiz için de kötü olur!” dedi.
Kalkmak için ayaklandım. Emine oturmaya devam ederken, Aysel de benimle birlikte kalktı. Kapının önünde Aysel’e,
“Bu ne saçma sapan iş? Kadını kurtarmak için ben kendimi ateşe atıyorum!” dediğimde, Aysel,
“Sen asıl bu dediklerimizi yapmazsan ateşe atacaksın kendini!” dedi. Aysel’e,
“Senden bir isteğim olacak, yarın işime yarayacak belli ki, senin şu macunlarından var mı biraz daha?” diye sordum. Aysel gülerek,
“Var tabii, olmaz mı!” diyerek mutfağa geçti. Biraz sonra elinde bir kavanozla gelip,
“İki üç kaşık yemen yeterli. Fazla yersen, sikini indiremezsin sonra!” dedi kahkahayla. Ben kavanozu alıp gidiyordum ki, “Yüzük almadan mı geldin yoksa?” deyince, yüzüğü hatırladım. Elimi cebime atıp paketi çıkardım ve Aysel’e uzattım. Açıp bakınca,
“Vay, çok güzelmiş, çok da yakışır parmağıma!” diyerek yüzüğü taktı. Aysel çıkarcı bir kadındı.
Arabama atladım. Aklım karmakarışıktı. O anda telefonum çaldı. Arayan karımdı. Akşama erken gelip gelmeyeceğimi sorunca, Nalan ve Nurgül geldi aklıma.
“Yok, ben geç gelirim!” dediğimde,
“İyi, sen bilirsin…” dedi yumuşak bir tonla. Kapatınca Nalan’ı aradım,
“Yarım saate kadar geliyorum!” dedim. Nalan,
“Tamam, bekliyoruz!” dedi heyecanla…
Onlarla tuhaf bir sikiş yaşamıştım. Üstelik birbirleriyle kavga etmişlerdi. Daha yoğun ve heyecanlı bir sikiş yaşamak istiyordum. Otele gelip arabadan indim. Resepsiyondaki çocuk önce elimdeki kavanoza, sonra bana baktı, yine sırıtıyordu.
“Hoşgeldin abi! Ben ablalara serviste kusur etmedim, sen merak etme!” dedi.
“Sağ ol aslanım!” dedim bu kez.
“Ne demek abi, görevimiz!” dedi. Nalan’ların kapısının önüne gelince hafifçe vurdum kapıyı. Az sonra kapı yavaşça açıldı. İçeri geçtim, kapıyı Nurgül açmış, kapının arkasında kalmıştı.
Siyah deriden mini bir etek giymiş, üzerine de ip askılı kırmızı bir bluz giymişti. Memelerinin çatalı görünüyor, meme uçları bluzun içinde belli oluyordu. Yüzünde de makyaj vardı, kırmızı parlak bir ruj sürmüştü.
Nalan da o esnada banyodan çıktı. Onun da üzerinde mini kot bir etek vardı. Eteğin önü fermuarlıydı. Üzerinde ise beyaz dar bir tişört vardı, içine birşey giymediğinden koca memeleri tamamen belliydi. O da aynısından makyaj yapmış, ruj sürmüştü.
Elimdeki kavanozu görünce ikisi birden,
“Bu ne böyle?” diye sordular. Gülerek,
“Görürsünüz biraz sonra!” dedim. Komodinin üzerinde bir şişe viski ile üç kadeh vardı. Çocuk servis yaptım derken bunu kastetmişti belli ki. Viski şişesini açtım ve kadehleri doldurdum.
“Alın bakalım kızlar, biraz rahatlayalım!” dedim. İkisi de kadehlerinden ufak yudumlar alırken, onlara,
“Ne yaptınız ben yokken?” diye sordum. Nurgül,
“Uslu uslu oturduk, korkma kavga etmedik!” dedi.
“Güzel, hep böyle olun!” dedim ve viskimi yudumladım. Birer sigara yaktık, Viskimizi içerken Nurgül’e,
“Nalan’ı az çok tanıyorum, sen kendini anlatsana!” dedim.
“Ne anlatayım? İki kere evlendim, üç tane çocuğum var. Biraz hayatımı yaşamak istiyorum, onun için Nalan’a uyup buraya geldim!” dedi.
Anlaşılan pek konuşmak istemiyordu şu anda. Viskimin kalanını bir dikişte içtim. Üzerimdekileri çıkardım çabucak ve çırılçıplak kaldım. Yarağım önümde sallanıyordu.
“Hadi, ikiniz birden yalayacaksınız yarağımı, başlayın!” dedim. Önce birbirlerinin suratına baktılar bir süre. Ardından önce Nalan, sonra Nurgül önümde dizlerinin üzerine çöktü.
Önce Nalan ağzını açarak yarağımı yalamaya başladı. Yalarken gözleri açık ve bendeydi. Yarağımı kökünden tutmuş, “Iğmm, ığmm!” diye sesler çıkararak yalıyor, taşaklarımı avuçluyordu.
O sırada Nurgül Nalan’a bakıyor, o da yarağıma, taşaklarıma dokunmaya çalışıyordu. Nalan geçen seferkinden daha iyiydi yarak yalama konusunda. Yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyor, kafasına dil darbeleri atıyordu. Yarağım kalkmıştı şimdiden,
“Tamam, bu kadar yeter!” diyerek yarağımı bırakmasını istedim. Bu kez Nurgül, doktora boğazını gösteren hasta gibi ağzını açtı. O haldeyken yarağımı ağzına soktum.
Nurgül bu konuda biraz daha tecrübesizdi. Yalarken dişleri yarağıma sürtüyor, canımı acıtıyordu. O da aynı Nalan gibi taşaklarımı avuçlamış, top gibi sıkıyordu.
“Hişşt, yavaş ol, daha sakin!” demek zorunda kaldım. Çok heyecanlıydı. O sırada Nalan elini tişörtün altından memelerine atmış onları okşuyordu.
Kırk yaşından fazla iki kadın önümde diz çökmüş, yarağımı yalamak için birbiriyle mücadele ediyordu. Kendilerini bana siktirmek için, Ankara’dan onca yolu gelmişlerdi. Benim de görevim onları en iyi şekilde sikerek evlerine göndermekti o zaman.
Yarağım patlayacak gibiydi şimdi. Her iki kadının parlak kırmızı ruj lekesiyle kırmızı bir hal almıştı yarağım. Aynı zamanda yarağımın sıvıları ve kendi tükürükleri, ikisinin de ağzının kenarlarından akıyordu.
“Tamam, hadi kalkın bakalım!” dedim bu kez. Ben yatağa geçince, onlar da yanıma uzandı. Nurgül’ün ip askılı bluzunu sıyırmaya çalışırken yırtıldı. Memelerine yumuldum. Nurgül inlemeye başlamıştı bile.
Nalan arkamda kalmıştı, sırtımı, omuzlarımı öpüyordu. Nurgül’ün koyu kahverengi meme uçlarını emdikçe şiştiler, dilimi ucunda gezdiriyor, küçük küçük ısırıyordum. Nurgül, “Oğhh, ığmm!” diyerek saçlarımı çekiyor, inliyordu devamlı.
Diğer taraftan elimi eteğinin içine soktum. Minik eteğin içine külot giymemişti. Elim kasıklarında gezerken, Nurgül adeta çığlık atıyordu.
Parmak uçlarımla am dudaklarını sıkmaya, ellemeye başladım. Nurgül kendini kaybetmiş gibiydi sanki. Ağzım memelerinde iken, orta parmağımı amına sokup çıkarmaya başladım. Amı çoktan ıslanmıştı, parmağım içine kolayca girip çıkıyordu. Memelerini emdikçe emesim geliyordu.
Bir süre daha devam ettim memelerini emmeye, ama biraz da amını yalamak istiyordum. Kavanoz aklıma geldi. Yataktan kalkıp viskinin yanına koyduğum kavanozu aldım,
“Hanımlar, soyunabilirsiniz, öyle durmayın!” dedim. İkisi de soyunmaya başladı. Zaten ikisinin de üzerinde elbise niyetine bir şey yoktu, hemencecik çıplak kaldılar.
Kavanozu açınca içinden şekerli, hoş bir koku yayıldı. Kaşık aradım ama yoktu. O zaman kavanozu hafifçe eğerek Nurgül’ün amının üzerine bir miktar döktüm. Nalan,
“Bana dökmüyor musun?” diye sorunca,
“Biraz sonra!” dedim. Nurgül’ün kuvvet macunu dökülmüş amını iştahla emmeye, yalamaya başladım. Nurgül şimdi daha fazla inliyordu. Macunun tadı çok hoşuma gittiğinden, Nurgül’ün kasıklarındaki, amındaki macunun hepsini emdim, yuttum.
Nurgül’ün etli amı vıcık vıcık olmuştu, Nurgül sırt üstü uzanmış, bacakları iki yana iyice açık, inledikçe inler bir haldeydi. Onu o şekilde bıraktım, sıra Nalan’a gelmişti.
Nalan’ın kılsız amının üzerine de bir miktar macun döktüm. Onun amını da bu şekilde yalamaya başladım.
Şimdi inleme sırası Nalan’a gelmişti. Bu sırada Nurgül de boş durmamış, Nalan’ın memelerini emmeye başlamıştı. Bir taraftan da kendi amını ovalıyordu.
Nalan yatakta kıvranıyor, “Ağhh, oğhh!” diye diye devamlı başını sağa sola oynatıyordu. Ben amını hızlı hızlı emiyor, dilimi amının içinde sokuyordum. Kısa sürede Nalan’ın amına döktüğüm macunları da bitirmiştim. Kasıklarına akan macunu da dilimin ucuyla yalayıp yuttum.
Kadınlar az önce yaladıkları zaman kazık gibi olan yarağım yeniden inişe geçmişti. Acaba macun işe yaramadı mı diye kendi kendime sordum. O zaman aklıma takma yarak geldi. Nalan’a,
“Yarak nerede?” diye sordum.
“Çekmecede!” dedi inler halde. O zaman doğrulup çekmeceyi açtım, yarağı aldım. Nalan’ın amına yavaş yavaş sokmaya başladım. Nalan, “Iğhh, ımm!” diye inlemeye başlamışken, ben yarağı yarısına kadar amına sokmuştum.
Kalın yarak amının içinde gidip gelirken Nalan kendini kaybetmiş halde inliyor, kıvranıyordu. Nurgül aynı tempoda Nalan’ın memelerini emiyordu bu arada. Yarağı amının içine tamamen sokup çıkarıyor, içinde sağa sola çeviriyordum. Nalan daha fazla dayanamadı ve kesik kesik inleyerek boşaldı. Nurgül’e,
“Bacaklarını aç!” dedim. Şimdi yarak yeme sırası ondaydı çünkü. Nurgül sırtüstü uzanıp bacaklarını açmışken,
“Bu şekilde değil, Nalan altına gelsin, sen onun üzerinde dört ayak gibi domal!” dedim.
Nurgül Nalan’ın üzerine çıkıp, dizlerini yatağa dayayarak üzerinde domaldı. Nalan onun altındaydı şimdi. Ben birşey demeden iki kadın birbirlerini dudaklarından öpmeye başladı.
Bu görüntü hoşuma gitmişti. Nurgül’ün arkasına geçip bacaklarını biraz daha açtım. Sulanmış etli amı arkadan iyice belli oluyordu. Yarağı tutup amına yavaş yavaş sokmaya başladım.
Nurgül dudakları Nalan’ınkilerle birleşik olduğu halde inlemeye başladı. Amı geniş olduğundan yarak dibine kadar içine girip çıkabiliyordu. Bu arada göt deliğine de diğer elimin orta parmağını soktum.
Sert ve sık siyah kıllarla üzeri kapatılmış bir kuyuydu sanki götü. Parmağım içine sonuna kadar girmişti. Şimdi hem amına yarak, hem de bir parmak götüne girip çıkıyordu Nurgül’ün…
Nurgül bir süre sonunda öpüşmeyi bırakmıştı, deli gibi inliyordu. Yarağı amına sokup çıkardıkça amı daha da açılmış ve sulanmıştı. O da bir süre sonra inleye inleye boşaldı. Nalan alttan Nurgül’ün memelerini emiyordu. Nurgül’ün sesi çıkmıyordu şimdi.
Yarağı amından çıkardım ve bu kez az önce parmağımı soktuğum götüne sokmaya başladım. Yarağın kafası götüne girince, Nurgül,
“Iğhh!” diye irkildi. Başını geriye çevirip, “Ay ne yapıyorsun sen?” dedi.
“Merak etme, çok zevk alacaksın!” dedim sadece ve yarağı götüne sokmaya devam ettim. Takma yarak Nurgül’ün götüne yavaş yavaş giriyordu şimdi. Nurgül,
“Iğhh, ayy, ağhh, yavaş ol, lütfen, yavaşça yap!” diyordu devamlı. Ben de onu korkutmamak için yavaş davranıyordum. Göt deliği iyice açılmıştı gerçi.
Bu arada Nurgül bir elini amına atmış ovalıyordu. Götünü sürekli sağa sola oynatıyor, deli gibi inliyor, hırıltılar çıkarıyordu. Macun yavaş yavaş etkisini gösteriyordu, yarağım kalkmaya başlamıştı gene…
Nalan alttan Nurgül’ün memelerini emmeye devam ediyor, o da bir eliyle amını ovalıyordu. Nurgül’ün götüne bir süre daha sokup çıkardım takma yarağı. Ama artık onları sikmek istiyordum, o nedenle yavaş yavaş çıkardım götünden takma yarağı. Yarağım kazık gibi olmuştu.
Dizlerimin üzerinde doğruldum, Nurgül’ün kalçalarından sıkıca tuttum ve amına yavaş yavaş girmeye başlamış. Gerçek bir yarağı yemek Nurgül’ü keyiflendirmişti, “Oğhh, sik beni, oğhh, ığmm!” diye diye inlemeye başladı.
Nurgül’ü şiddetle siktikçe, göt yanakları sallanıp duruyor, Nalan alttan aynı şekilde memelerini emmeye devam ediyordu. Aldığım zevkle inliyordum o sırada. Macun hem yarağımı kazık gibi yapmış, hem de boşalmamı geciktirmişti.
Aysel’in bunun içine ne koyduğunu merak ediyordum. Nurgül’ü hızla ve sert sert sikmeye devam ettim bir süre daha. Terli kasıklarım kalçalarına çarptıkça, şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri odayı doldurmuştu.
Nurgül kendini kaybetmiş inliyor, elleriyle yataktan destek almaya çalışıyor, ama bazen Nalan’ın üzerine kendini bırakıyordu. Boşalmaya yaklaşmıştım. O zaman Nurgül’ün amından çıktım. Nurgül başını çevirip,
“Gir içime, hadi, sik beni, hadi!” demeye başlamıştı. Terden sırılsıklam olmuştum,
“Biraz da sen üzerime çık!” dedim ve kendimi sırtüstü yatağa bıraktım. Kalkık yarağım tavana bakıyordu.
Nurgül üzerimde doğrulup yarağımı tuttu ve işer gibi çömelerek amına soktu. Derin bir, “Oğhh!” sesi çıkardıktan sonra yavaşça oturdu yarağımın üzerine. Yarağım taşaklarıma kadar amındayken, yaylanmaya, hoplamaya başladı.
“Oğhh, ağhh, oğhh!” diye diye yüksek sesle inlerken, ellerini göğsüme koymuş, gözlerini kapatmıştı. O sırada Nalan dudaklarıma yumuldu ve onları emmeye başladı. Deli gibi öpüyordu beni. Nurgül üzerimde hopladıkça yaylı yatak da beraberinde inip kalkıyordu.
Nalan öpmeyi bırakıp yatağın üzerinde ayağa kalktı. Nurgül gibi çömeldi, amı tam ağzımın kenarına gelmişti. Islanmış, terlemiş amına yumuldum. Ellerim boşta duruyordu, Nalan’ın kalçalarından sıkıca tuttum, amını iştahla emmeye başladım. İki kadın inleme konusunda birbirleriyle yarışıyordu sanki…
Bir ara Nurgül’ün inlemeleri çoğaldı ve bir süre sonunda da boşaldı. Üzerimde hoplamayı bırakmıştı bu yüzden. Nalan’ın amını yalamaya devam ediyordum o arada. Nurgül yarağımın üzerinden kalkınca Nalan da üzerimden doğruldu ve kendisi bu kez yarağımı amına aldı.
Şimdi yaylanma, hoplama sırası Nalan’daydı. O da bir süre devam etti, ben de boşalmak üzereydim. Önce ben, ardından Nalan, sırayla boşaldık. Üçümüz de nefes nefeseydik. Nalan kendini üzerime bıraktı.
Nurgül o ara banyoya gitmişti. Nalan bir süre o şekilde kaldı. Ben de yorulmuştum. Üzerimden kalktı ve kendini yavaşça yanıma bıraktı bu sefer. Yatakta bir süre gözlerim kapalı halde kaldım. Kendime geldikten sonra banyoya geçip duşun altına girdim.
Sıcak su beni kendime getirmişti, o ara Nalan da içeri geldi, yanımda duşa girdi. Birbirimizi sabunladık güzelce. Yıkandıktan sonra odaya döndük. Nurgül koltukta oturmuş viskisini yudumluyordu. Kendime ve Nalan’a birer kadeh doldurdum. Havadan sudan konuşarak viskilerimizi yudumladık.
O ara Nurgül’ün telefonu çaldı, telefonuna bakıp bize eliyle susmamızı işaret etti. Telefondaki oğluymuş. Onunla bir süre konuşup kapattı.
“Hayırdır?” dedim,
“Hiç, oğlum beni soruyor. Anne nasılsın, iyi misin falan diye…” dedi.
“Üç çocuğum var demiştin, anlatsana?” dedim bu kez.
“İki kızım bir oğlum var. Oğlum işte bu arayan. Lise ikide okuyor. Büyük kızım bilgisayar mühendisi, küçüğü de üniversitede okuyor şu an…” dedi, ardından, “Senin yok mu?” diye sordu bu kez.
“Karımla yapmaya çalışıyoruz. Onun ilk evliliğinden iki kızı var ama.” dedim. Nurgül,
“Karını da böyle sikiyorsan, yakında doğurması yakındır!” dedi ve iki kadın birden kahkaha atmaya başladılar. Viskimin kalanını yine tek dikişte içtim. Ayağa kalktım,
“Evet, hanımlar, şimdi grup sikişi zamanı!” dedim. Nalan’a,
“Şunu beline bağla!” diyerek takma yarağı gösterdim. Nalan bir çırpıda yarağı beline bağladı ve sırt üstü yatağa uzandı. Nurgül yatağın üzerine çıkarak, yavaş yavaş çömeldi ve yarağı amına soktu. İki kadın bu şekilde sikişmeye başladı.
Ben onları izliyordum köşede. Sabah birbirleriyle kavga ederken, şimdi deli gibi sikişiyorlardı. Ben de bu oyuna katılmak istiyordum. Midem rahatsızlandı bir anda. Viski ve macun midemi bozmuştu sanırım. Kadınların sikişmeleri devam ederken, ben karnımı ovalamakla meşguldüm. Ancak daha fazla dayanamadım.
İkisinin inleye inleye sikişmesi beni de azdırmıştı. Yarağım yeniden kazık gibi oldu. Yatağın üzerine çıkıp, Nurgül’ün arkasında yerimi aldım. Nurgül’ün belinden tutup, onu biraz öne eğdim. Nurgül şimdi itiraz etmiyor, istediklerimi yapıyordu.
Yarağımı tutarak yavaş yavaş götüne girmeye başladım. Az önce takma yarak götünü epey genişlettiğinden zorlanmıyordum. Öne doğru yüklenmeye başladım. Nurgül az da olsa acıyla haykırıyordu yine de,
“Ağhh, yavaş, lütfen, yavaş ol, ağhh!” diye diye…
Yatak, bütün gün üzerinde yaşanan sikişmelerden dolayı yorgun düşmüş gibiydi, ağır ağır gacır gucur sesler çıkartıyordu. Nurgül’ün göt deliği yarağımı sıkıca sarmıştı, amında olduğundan daha çok zevk alıyordum. Gittikçe daha çok yüklenmeye ve pompalamaya başladım. Nalan altta kalmıştı yine ve bütün yük üzerindeydi,
“Ağhh, pestilim çıktı, hadi çabuk olun!” deyip duruyordu sürekli. Biraz önce boşalmıştım, ikinci defa boşalmam gecikecekti. Nalan’ın bağırtıları da gittikçe artıyordu. Nurgül’ün götünden çıktım. Ayağa kalktım, Nurgül’e,
“Hadi gel hayatım, ayakta devam edelim!” dedim. Nurgül yavaşça doğruldu,
“Ay belim, ay belim!” diye diye belini tutuyordu. Onu yatağın kenarına getirdim, ben ayaktaydım. Yatağın üzerine çıkarıp dizlerinin üzerinde domalttım. Yarağımı tutup halen açık duran götüne girdim yeniden.
Yüklenmeye başladım tekrar ve nerdeyse taşaklarıma kadar götüne girdim. Bu şekilde götüne girip çıkmaya başladım. Bu ara Nalan’da belinden yarağı çıkarıp amına sürtmeye başlamıştı.
Nurgül’ün kıllı göt deliği, yarağımın girip çıkmasıyla bir genişliyor, bir daralıyordu. Aynı anda Nurgül’den, “Ağhh, oğhh, ığmm!” sesleri geliyor, bu kez acı değil, zevk aldığını belli ediyordu.
Ancak birkaç dakikadır bu şekilde götünü siktiğimden artık boşalmak üzereydim. Kendimi kasmayı bırakır bırakmaz götüne büyük bir keyifle boşaldım. Bir süre daha götüne girip çıktım. Yarağımı çıkardığım zaman göt deliğinin etrafındaki siyah kıllar döllerimle kaplanmıştı. Göt deliğinin ağzında kızarıklık vardı.
Nalan yarağı şimdi amına sokup çıkartıyordu ve her seferinde deli gibi inliyordu. Onun da boşalması fazla zaman almadı. İnlemeleri kesildi bir süre sonra.bb
Tuvalete gittim, işedim. İçeri döndüğümde her ikisi de yatağın üzerinde sırtüstü uzanmış yatıyordu. Kavanozu aldım ve her ikisinin memelerinin üzerine biraz döktüm. Onlar gözleri kapalı yatmaya devam ederken, ben memelerini emmeye, yalamaya başladım.
Bir Nalan’ın, bir Nurgül’ün memelerini emiyordum. İkisi de tepki vermiyor, sadece, “Iğmm, ığhh!” diye inliyordu.
Memelerine döktüğüm macunun hepsini yalayıp yutmuştum. Biraz daha döktüm ve yeniden yalamaya başladım. Bunu da bir süre sonra bitirmiştim. Sırtüstü uzanıp ellerimi başımın altına koydum. Nalan ve Nurgül birlikte kalkıp banyoya giderken,
“Sen gelmiyor musun?” diye sordular.
“Hayır, siz yıkanın!” dedim. Nurgül,
“Bu sürdüğün şey neyse üzerimizi yapış yapış etti!” dedi. Kuvvet macunu olduğunu bilmiyordu ikisi de. Onlar içerde yıkanırken ben dinlendim bir süre. Döndükleri zaman birer viski daha içti ikisi de. İçki onları biraz sarhoş etmişti. Nalan’a,
“Yarağı Nurgül’e bağla ve sen de domal!” dedim. İkisi de itiraz etmiyordu.
Nalan dediğimi yapıp yarağı Nurgül’ün beline doladı. Ardından ellerini yatağa dayayarak domaldı. Nurgül Nalan’ın arkasında bir erkek gibi yer aldı. Nalan bacaklarını biraz daha açınca, Nurgül yarağı tutarak Nalan’ın amına girdi.
Nalan, “Iğhh, ağhh!” diye inlemeye başlamıştı şimdi. Nurgül belini oynatarak yarağı Nalan’ın amına daha çok sokmaya uğraşıyordu. Kalçalarından sıkıca tutmuştu Nalan’ın.
Görüntüleri çok hoşuma gitmişti. Nalan domaldığından koca memeleri iyice sarkmış, ileri geri sallanıp duruyordu. Nurgül, “Iğhh, ığhh!” diye kendini bir erkek sanarak Nalan’ı sikiyor, Nalan da,
“Oğhh, devam et, oğhh, ığmm!” diye söyleniyordu. Bu görüntüleri yarağımı kaldırmaya yetmişti.
Yatağın üzerinde doğruldum, Nalan’ın önüne geldim, yalaması için yarağımı uzattım. Az önce onun amının içine patlamıştım. Yarağım halen döllerim ve amının sıvıları ile doluydu, ama yine de Nalan yarağımı iştahla emmeye, yalamaya başladı.
Arkadan Nurgül onu sikmeye devam ediyordu bu arada. Kısa sürede yarağım kazık gibi olmuştu. Yarağımı Nalan’ın ağzından aldım, yataktan kalktım. Nurgül Nalan’ı sikerken bir taraftan da yarağıma bakıyordu. Nurgül’e,
“Hayatım öyle değil, bak böyle sikeceksin!” diyerek ona çekilmesini söyledim.
Nurgül geri geri çekildi, takma yarak Nalan’ın amının sıvıları ile ıslanmıştı iyice. Onun bıraktığı boşluğu ben doldurdum bu kez ve Nalan’ın amına şiddetle pompalamaya başladım.
Nalan şimdi daha da çok inliyordu. Bense aldığım zevkle pompalamaya devam ediyordum. Odanın içini yeniden ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri doldurdu. İkimiz de büyük zevk alıyor, sürekli inliyorduk.
Bu şekilde bir süre geçmişti, boşalmaya yaklaşmıştım. Kendimi kastım bir süre, yavaşladım. Nurgül’e,
“Sen de domal, hadi!” dememle birlikte, Nurgül belindeki yarağı çıkardı ve önümde domaldı. Nalan’ın amından çıktım ve Nurgül’ün amına girdim.
Aynı şekilde bu defa Nurgül’ün amına pompalamaya başladım. Nalan da boşta kalan takma yarağı yeniden amına sokmuş, kendi kendini tatmin ediyordu. Nurgül deli gibi inliyordu şimdi, uzun siyah saçlarını elime doladım ve çektim kendime. Başı arkaya gelmişti, iyice asıldım, yüklendim amına.
Nurgül’ün çığlıkları odayı doldurmuştu. Bir süre sonra, önce Nurgül, ardından da ben, sarsıla sarsıla boşaldık. Vücudum terden sırılsıklam olmuştu. Amına bir süre daha girip çıktım. Son döllerimi de Nurgül’ün amına akıttım böylece…
Amından çıktığım zaman Nurgül de yavaşça doğruldu. Yarağım kaygan bir haldeydi. Her iki kadının amının sıvıları kaplamıştı yarağımı. Nurgül’le bir süre birbirimize sarıldık.
Macun bana ne kadar enerji de verse, o kadar sikişmenin sonunda yorulmuştum.
Banyoya girdim, tek başıma yıkandım. Odaya döndüğümde ikisi de yatakta sırtüstü yatıyordu. Ben giyinip hazırlandım. Nalan’a,
“Kızlar… Paranız var mı otele vermek için?” diye sordum.
“Var var, merak etme sen. Bir dahaki sefere sen Ankara’ya gel, otel derdinden kurtulmuş oluruz!” dedi. İkisini de dudaklarından öptüm.
Kavanozu alıp otelden çıktığımda, aklım Hacer’le yarınki buluşmaya takılmıştı bile…
Ertesi gün öğleye doğru Emine aradı. Önce meşgule attım, birkaç dakika sonra ben aradım. Emine,
“Ne yaptın, gittin mi, geldi mi Hacer?” diye soruları peş peşe sıraladı.
“Yok, daha gitmedim, çıkarım birazdan. Anahtar paspasın altında!” dediğimde,
“Tamam, sen yeter ki kadını getir eve!” dedi.
“Peki, bu kadın hemen eve gelecek mi? Hem daha kendisini görmedim bile, neye benzediğini bile bilmiyorum!”
“Nasıl görmedin? Geçen akşam bizim evden çıkarken karşılaştınız, hatta konuştunuz ya!”
O anda kafama dank etti. Demek Hacer bize soru soran kadındı. Ben Refiye ile arabaya bindiğimde de, Hacer bizi diğer iki kadına gösterip bir şeyler söylemişti onlara… Onlar da çok şaşırmış gibi tepki vermişlerdi. Bunu Emine’ye söylediğimde,
“Ne dedin!” diye tepki verdi. Nasırlı ayağına basılmış gibi bağırıyordu telefonda,
“Eğer o ikisine de söylemişse ben mahvoldum, Allah kahretsin!” diye feryat ediyor, ağlıyordu.
“Yapar mı böyle bir şey?” dediğimde de,
“Bilmiyorum, şeytanın biridir o kadın, yapabilir!” dedi. Emine telefonda hıçkırıklarla ağlıyordu. Öğleden sonra saat bire doğru, anneme ve karıma,
“Ben gidiyorum, biraz işim var!” dedim. Karım çok bozuldu, ama yanında annem olduğu için ses çıkaramadı. Annem ise,
“Oğlum bugün dışarı çıkacaktık hani, gezecektik?” dediğinde,
“Ya anne, işim gücüm var. Ayarlarım ben daha sonra…” dedim.
Hacer’in dediği çay bahçesine gittiğimde, etrafta epey kalabalık vardı. Hava güzel olduğundan insanlar dışarı atmıştı kendini. Uzak bir köşede zar zor küçük bir masa buldum. Hacer’i aradım. Uzun uzun çaldı telefonu birkaç defa, ama açan olmadı. On dakika sonra kendisi aradı,
“Daha çıkamadım. Siz bekleyin, yarım saate kadar gelirim!” dedi ve kapadı. Yarım saat orada bekleyecektim. O arada Hacer’le ilgili bilgi almak için Emine’yi aradım. Emine Hacer’i anlatmaya başladı,
“Kocası otobüs şoförü, uzun yolda çalışıyor. Dört çocuğu var. Kocamın uzaktan akrabası oluyor…” dedi.
Hacer, kocası evde olmadığı için belki de böyle kolayca randevu vermişti bana…
Hacer’in gelmesi yarım saati aşmıştı. Nerdeyse bir saat olacaktı. Ben devamlı gelen giden var mı diye etrafa bakıyordum, beklerken birkaç sigara içtim.
Burası çok kalabalık bir yerdi, böyle bir konuyu nasıl olup da burada konuşabileceğimi bilmiyordum. İnsanlar etraftan duyabilirdi. Derken nerden çıktığını anlamadım ama, birden karşımda Hacer’i gördüm. Masanın önünde ayakta dikiliyordu.
“Osman bey…” dediğinde ayağa kalktım ve kendisine yer gösterdim, oturdu. Bir süre sessiz kaldık. Geçen akşam kendisine dikkat etmemiştim, ama şimdi onu daha iyi tanıyabilmek için dikkatle baktım.
Uzun boyluydu, üzerinde koyu gri bir pardesü vardı. Pardesü beline oturmuş, vücut hatlarını belli ediyordu. Başını parlak siyah büyük bir türbanla bağlamış, çantasını omzuna atmıştı.
Tipik, kendi halinde bir ev kadınıydı dışardan bakıldığında… Başka da göze çarpan bir özelliği yoktu. Kırklı yaşlardaydı sanırım. Yüzünde hafif kırışıkları vardı. Suskunluğumu gören Hacer söze kendisi başladı,
“Benimle ne konuşacaksınız Osman bey?” diye sordu. Konuşmasında hafif bir köylü şivesi vardı. Ben lafa nerden gireceğimi düşündüm önce. Sonra da,
“Hacer hanım size dün telefonda konudan bahsettim. Ama burası çok kalabalık. Böyle bir konuyu burada konuşmayalım isterseniz. Daha sessiz, sakin bir yere gidelim?” dedim. Hacer yüzüme baktı bir süre,
“Tamam Osman bey, buraya kadar gelmişken sizi kırmayayım. Peki, nereye gideceğiz?” diye sordu.
“Emine hanımın üst katındaki eve.” dediğimde, Hacer,
“Olmaz, Emine bizi görebilir! Bir pastaneye falan gidelim?” dedi.
“İyi ama orada da insanlar var…” dedim. “İsterseniz Emine’yi arayın, eğer evindeyse gitmeyiz.” dedim.
Hacer’in kafasına yatmış gibiydi. Çantasından telefonunu çıkardı, Emine’nin evini aradı önce. Açan olmamıştı. Hacer bu sefer de cebini aradı. Bu kez Emine açmıştı telefonu. Kısaca konuştular. Hacer telefonu kapadığında,
“Emine eltisine gitmiş, evde yokmuş!” dedi.
“Tamam, o halde hadi gidelim!” diyerek ayağa kalktım. Birlikte arabaya atladık. Hacer arka koltuğa oturmuştu. Aynadan ona bakıyordum ara sıra. Onun da bakışlarıma karşılık verdiğini görüyordum.
Emine’nin dediği gibi, bu kadının benden hoşlandığı doğru muydu, bunu henüz bilmiyordum. Emine’nin evine varmadan birkaç sokak ötede durdurdu Hacer arabayı,
“Bizi beraber görmesinler, ben binaya girdikten birkaç dakika sonra siz gelin!” dedi ve indi. O indikten beş dakika sonra da ben indim. Binanın önüne geldiğim zaman içim içimi yiyordu.
Emine Sedat’ın evinde bizi bekliyordu. Hacer Emine’nin kapısının önündeydi. Beraber Sedat’ın dairesine çıktık. Bendeki yedek anahtarla açtım kapıyı. Hacer peşim sıra içeri girdi.
Salona geçtiğim zaman Emine’nin etrafı toparladığını gördüm. Benim yaptığım temizlik ona yetmemişti anlaşılan. Evin neresinde saklandığını merak ediyordum. Hacer koltuğa oturdu.
“Pardesünüzü çıkarın isterseniz, rahat olun lütfen!” dedim.
“Ben böyle iyiyim!” diyerek oturmaya devam etti. Ben konuşmaya başlamadan önce çıkarıp bir sigara yaktım. O sırada Hacer, “Ay, pardon, bir sigaranızı alabilir miyim?” diye sordu. Hemen,
“Tabii, buyrun!” diyerek sigara uzattım ve yaktım. Hacer,
“Sağ olun, kocam içmeme izin vermiyor, ben de böyle fırsat bulursam yakıyorum bir tane!” dedi.
Hacer kendi halinde ev hanımıydı. Kara, kalın kaşlıydı, biraz alımlıydı da hatta. Ancak yine de, bakımla ve makyajla arasının olmadığı belliydi. Konuşmaya başladım,
“Biliyorsunuz, benim Emine hanımla bir ilişkim oldu. Bir hata ettik ve ikimiz de bundan pişmanız. Şu an kendisiyle görüşmüyorum. Ama geçen gün beni aradı. Siz bu yaşadıklarımızı biliyormuşsunuz. Onunla ilgili konuşmak istiyorum sizinle…” dedim.
“Belli ki size kuyruk sallamış, siz de ilgilenmişsiniz onunla. Osman bey, siz bir erkeksiniz, yapar geçersiniz, böyle şeyler sizin için problem değil. Ama o kadın kocasına ihanet etti. Kocası bunları hak etmiyor. Bunları öğrenmesi gerek!”
“Lütfen bu konu bizim aramızda kalsın ve unutulup gitsin. Ben de evliyim, Emine kendi durumu açığa çıkarsa, karıma her şeyi anlatacağını söylüyor. Benim de yuvam yıkılır o zaman. Lütfen bu konu aramızda kalsın, kimse duymasın…”
“Bunu o zaman düşünecektiniz, biz namusuna düşkün insanlarız. Böyle bir şeye sessiz kalamayız!”
Kendisine neden söylememesi gerektiği ile ilgili uzun bir nutuk çektim. Ama Hacer Nuh diyor peygamber demiyordu. Moralim bozulmuştu. Kadın Aysel’in dediği kadar vardı.
“Peki, bu işin başka yolu yok mu? Siz illa ki söyleyecek misiniz?” dedim.
“Nasıl yani? Başka yolu derken neyi kastediyorsunuz, anlamadım?” dedi. Artık ne yaptığımı bilmez haldeydim. Bu kadın belli ki olanları anlatacaktı.
“Bir sıkıntınız, maddi manevi derdiniz varsa halledebilirim. Maddi durumum iyidir. Yuvamın yıkılmasını istemiyorum, lütfen yalvarırım!” dedim. Ama Hacer aynı şeyi tekrarlayıp duruyordu. Ben de kontak atmak üzereydi artık.
“Bakın, Emine ile ne alıp veremediğiniz var bilmiyorum, ama yalvarırım bunu yapmayın!” dedim tekrar. Hacer içerde Emine’nin olduğunu bilmeden onun hakkında konuşmaya başlamıştı.
“O orospu zamanında benim kocamla beraber olmuştu. Ben bunu öğrendim, ama bir şey yapamadım. O benim bildiğimi bilmiyor, ama ben halen unutmadım! Şimdi elime böyle bir fırsat geçmişken bunu kullanmadan bırakmam!” Emine içerde bunları mutlaka duyuyordu. Hacer’e,
“Bu doğru mu?” diye sorduğumda,
“Evet!” deyip hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı. O anda tamamen insani duygularla yanına oturdum ve kendisine sarıldım. Hacer başını omzuma koyarak ağlıyordu. Pardesüsünün altındaki dolgun memelerini hissettim. Yapılı bir kadındı. İstemeden de olsa yarağım sertleşmeye başlamıştı.
Hacer bir iki dakika kadar ağladıktan sonra kendine geldi. Gözleri yaşlıydı. Elleriyle gözlerinin yaşını sildikten sonra,
“Ben gideyim, kusura bakmayın. Emine’ye olan kinim yüzünden siz de acı çekeceksiniz. Ama yapacak bir şeyim yok. Siz de onun nasıl bir orospu olduğunu anlayın!” dedi ve gitmek için kalktı.
O anda Emine’yi unutmuştum. Hacer bir iki adım atmıştı ki, Emine içerden elinde küçük bir kamera ile çıktı. Hacer neye uğradığını şaşırmıştı. Emine,
“Ben senin o sümsük kocanla beraber olmadım, aksine onu reddettim. O benim hakkımda iftirada bulundu. Ama asıl şimdi sen yandın. Bak buraya, hepsini çektim. Osman’a nasıl sarıldığını, hepsini çektim. Bunları kocana gösterirsem ne olur ha, sen düşün!” diyerek kahkahalar atıyor,
“Bana orospu demek neymiş göreceksin sen!” diye elindeki kamerayı sallıyordu.
O anda Hacer Emine’nin üzerine atıldı, ama ben engel oldum.
“Bana oyun oynadınız, tuzak kurdunuz. Allah belanızı versin!” diye bağırıyordu.
Emine ise şimdi çok rahattı, artık koz onun eline geçmişti. Yalvarma sırası Hacer’deydi şimdi. Ama bu sefer de Emine olmaz deyip duruyordu. Hacer koltuğa yığılıp ağlamaya başladı. Bir süre kendisini rahat bıraktık, istediği kadar ağlaması için… Hacer,
“Ben Rukiye ile Esma’ya da anlattım, onlar da biliyorlar!” dediğinde, ben Emine’ye dönüp,
“Onlar kim?” diye sordum. Emine buz kesilmişti. Sinirden titriyordu. Ben tekrar,
“Onlar kim?” diye sorunca,
“Geçen akşam bunun yanında gördüğün iki kadın!” dedi. Demek ki işler daha da karışacaktı. Hacer ağlamaklı halde,
“Benden ne istiyorsunuz, yalvarırım bırakın, kimseye söylemem!” deyince, Emine,
“Kusura bakma, bu saatten sonra sana güvenemem!” dedi. Ve sonra da teklifini yaptı,
“Osman’la beraber olacaksın. Ben de sizi kameraya alacağım. Eğer itiraz edersen bunları kocana, dünya aleme gösteririm!” dedi.
Hacer bir süre daha ağladı. Artık kurtuluşunun olmadığını anlamıştı,
“Lütfen, yalvarırım, bu aramızda kalsın!” deyince, bu sefer ben işe müdahil oldum,
“Merak etmeyin, bunun garantisini size ben veriyorum!” dedim. Bu dediğim Hacer’i ne kadar etkiledi bilmiyorum ama, ağlaması kesilmişti. Oturduğu yerden,
“Nasıl olacak bu?” diye sorunca, Emine,
“Buna Osman karar verecek!” dedi. O esnada Hacer bana baktı ve
“Benim zamanım yok, gitmek zorundayım. Yoksa çocuklarım arar beni!” dedi.
O zaman bunu nasıl yapacağımı düşündüm. Emine’ye,
“Perdeleri çeksene!” dedim. Emine elinde kamera, gülerek salonun perdelerini çekti. Şimdi içerisi loş bir hal almıştı. Hacer artık vereceğim emirlere mecburen uyacaktı. Ona,
“Artık şu bey, hanım laflarını kullanmanın gereği kalmadı!” dedim önce, ardından, “Şu masaya tutunup domal bakayım!” dedim.
Hacer hiç itiraz etmeden kalktı. Pardesüsünün düğmelerini yavaş yavaş açtı. Üzerinden çıkarınca altında uzun kollu krem renkli bir bluz ve uzun siyah bir etekle kaldı. Üzerine dar gelen bluzun altında koca memeleri ve hafif göbeği belli oluyordu. Hacer üzerindekileri de çıkarmak istediyse de, ben,
“Gerek yok, madem zamanın yokmuş, soyunmana gerek yok. Geç bakalım şöyle!” dedim.
Hacer elleriyle masadan tutundu, ama eğilmedi. Eteğinin içinde koca götü belli oluyordu. Bu görüntü bile o anda yarağımı sertleştirmeye yetti.
Ben Emine’nin bakışları eşliğinde soyundum ve çırılçıplak kaldım. Emine’nin önümde sallanan yarağıma baktığını görünce,
“Eğer kameraya çekmeyeceksen sen de aramıza katıl” dedim gülerek…
Emine o anda elindeki kamerayı tekrar çalıştırdı ve koltuğa oturdu, kamerayla bizi çekmeye başladı. Hacer’in uzun eteğini yukarıya sıyırdım ve lastiklerinden tutturdum.
Altında diz altına gelen siyah bir çorapla, pamuklu beyaz bir külot giymişti. Külot koca götüne küçük geliyordu. Kalçaları bembeyazdı, ama alınmamış sarı tüyleri vardı. Hacer’in derin derin nefes aldığını duyuyordum.
Külodunu yavaşça sıyırdım ve ayaklarından çıkardım. Hacer’in şeftali gibi amı ortadaydı şimdi. Yarağım bu görüntüyle kazık gibi olmuştu bile. Hacer’in bembeyaz götünü ellemeye, okşamaya başladım. Göt yanakları kocamandı. Külodunun lastikleri beyaz göt yanaklarında derin izler yapmıştı.
Göt yanaklarını okşadıkça Hacer’den hafif iniltiler gelmeye başlamıştı. Emine Hacer’e,
“Ooo, bakıyorum da sen de zevk alıyorsun!” dedi kahkahayla, bizi çekmeye devam ediyordu. Parmaklarımla göt yanaklarını aralayınca, dar ve hafif kokulu göt deliği de açığa çıktı. Başparmağımla göt deliğine bastırdım biraz. Hacer, “Iğmm!” diye inledi yeniden…
“Bacaklarını aç, iyice eğil!” deyince dediğimi harfiyen yerine getirdi. Şimdi masaya yapışmış gibiydi. Güçlü elleriyle masanın iki yanından sıkıca tutmuştu. Başını sol tarafına yaslamış, yüzünü duvara dönmüştü böylece… Ben yarağımı sıvazladım bir süre, ardından kafasını yavaşça amına bastırdım.
Hacer derin bir, “Iğhh!” sesi çıkardı yine. Kendini kasıyordu, yarağım amına giremiyordu bu yüzden. Göt yanaklarını kastıkça yumuşak ve tombul göt yanakları kaskatı bir hal alıyordu.
“Kendini rahat bırak, sakin ol, rahat ol!” dedim defalarca, ama nafile. Hacer kendini kasıyordu sürekli. O zaman yapacak başka şey yok diye düşünerek, dizlerimin üzerine çöktüm ve Hacer’in amcığını emmeye, yalamaya başladım.
Hacer dilim amına değer değmez, “Uğhh, ığhh!” diye sesler çıkarmaya başlamıştı. Etli amını emiyordum. Am dudakları büyük ve kahverengiydi. Onları içime çekiyordum resmen.
Hacer götünü sağa sola oynatmaya başlamıştı şimdi. Kesik kesik nefes alıyor, inliyordu. Amını yaladıkça sulanmaya başlamıştı. Hacer artık, “Iğhh, ayy, ığmm!” diye yüksek seslerle inler olmuştu.
Amını birkaç dakika boyunca yaladım. Böyle bir şeyi daha önce yapıp yapmadığını bilmiyorum, ama çok zevk aldığı belliydi. Amı istediğim kıvama gelmişti şimdi. Yalamayı bırakıp doğruldum. Yarağımı sıvazladım yeniden.
Yarağım artık amına girmeye hazırdı. Parmaklarımla amını araladım. Etli amına yarağım yavaş yavaş girmeye başladığında, Hacer’den derin bir, “Uğhh!” sesi geldi bu kez…
Yarağım taşaklarıma kadar amındaydı. Dört çocuk doğurduğundan amı genişti. Önce yavaş, ardından seri ve sert şekilde sikmeye başladım Hacer’i. Salonun içini kısa zamanda Hacer’in kalçalarından gelen ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri doldurmuştu.
Müthiş bir zevk alıyordum. Yarağımı amının derinliklerine kadar sokuyor, tamamen çıkarıyor, tekrar dibine kadar sokuyordum. Hacer artık yaşadığı anın zevkini çıkartıyor gibiydi. “Ağhh, ağhh, oğhh, ığmm!” diye şarkı söyler gibi uzun uzun inliyordu.
Kalçalarından sıkıca tutmuştum. Göt yanakları her bir yarak darbemle löpür löpür sallanıyordu. Masa da yerinde sallanmaya, gıcırdamaya başlamıştı. Hacer yüzünü masaya yapıştırmayı bırakmıştı şimdi, başını sağa sola sallıyordu. Başındaki büyük türbanı da bu arada rüzgarda uçuşuyormuş gibi sallanıyordu.
Gittikçe hızlandım, o ara Hacer de kendini yarağıma yaslamaya başlamıştı. Götünü ileri geri sallıyor, amını yarağıma bastırıyordu. Artık işi oluruna bırakmıştı.
Bir kaç dakika olmuş, amı oldukça sulanmıştı. Yarağım etli amının içinde kolayca ileri geri girip çıkıyordu. Biraz da önden sikmek istiyordum onu… Amından çıkınca, Hacer,
“Ağhh, gir içime, ağhh, devam et, ağhh!” demeye başladı. Belinden tutarak doğrulttum, kendime çevirdim yüzünü. Onun bakışları eşliğinde koltuk altlarından tuttuğum gibi masanın üzerine oturttum. Önümde sallanan, amının sıvıları ile kaplı yarağıma bakıyordu.
“Sırtüstü uzan, hadi durma öyle!” deyince, Hacer masanın kenarlarından tutundu yine ve kendini biraz geriye çekip, sırtüstü uzandı. Bacaklarını tuttum, havaya kaldırdım, kendime çektim. Amı şimdi istediğim gibi yarağımın önündeydi. Zaten kalkık olan yarağımı bir anda amına soktum yine. Hacer,
“Ağhh!” diye bir çığlık attı önce, ardından, “Iğmm, oğhh!” diyerek inlemeye devam etti. Etli butlu bir kadındı Hacer. Dolgun bacaklarını omzuma attım, kalçalarından tutmuştum. Bu şekilde sikmeye başladım.
Hacer’in iri memeleri bluzunun altında deli gibi sallanıyor, başını sağa sola çeviriyor sürekli inliyordu. Sürekli, “Ağhh, devam et, ağhh, ığmm, oğhh!” diyordu. Bu inlemeleri, konuşmaları beni daha çok azdırıyordu.
Pompaladıkça Hacer ileri atılıyordu, kasıklarım tombul kalçalarına çarptıkça salonda şiddetli ses patlamaları yankılanıyordu. Gittikçe daha çok inlemeye başladı.
“Devam et, devam et!” dedikçe, ben daha çok ve daha sert pompaladım. Bacaklarını tutup iyice ayırdım ve geriye ittim. Yarak darbelerim Hacer’in her bir yerini titretiyordu. Memeleri, kalçaları, tombul yanakları, kısaca her yeri titriyordu.
Hacer kısa zaman sonra inleyerek boşaldığında, ben de yaklaşmıştım boşalmaya. Son bir gayretle tüm gücümle yüklendim amına. Ama sonunda vücudumun her bir siniri gerildi, ardından büyük bir tazyikle döllerimi Hacer’in amına boşalttım. O kadar zevk almıştım ki, boşalmam bir dakika kadar sürmüştü.
Zevkten inleye inleye amında gidip gelmeye devam ettim. Amından çıktığım zaman döllerim amından taşmıştı, kasıklarına, masaya akıyordu. Yarağımdan akan son döllerimi de amının üzerine, göbeğine sıvazlayarak boşalttım.
Hacer derin derin nefes alıyordu. Havaya dikilmiş bacaklarını yavaşça dizlerinden kırdı. Gözleri sürekli bendeydi. Ellerini tutup kalkmasına yardımcı oldum. Yaşadığı sikişin her anını yaşıyor gibiydi. Sessizce bir süre masanın üzerinde oturdu. Ardından ayak uçlarında yere bastı.
Yüzü kıpkırmızıydı. Bize bakamıyordu. Hiç bir şey demeden yavaşça üstünü düzeltti, yerdeki külodunu alıp giyindi. Pardesüsünü giyip, çantasını almıştı ki,
“Rukiye ve Esma söylemezler değil mi?” dedim. Hacer yüzüme bakmadan,
“Bu saatten sonra söyleyemezler zaten!” dedi, yavaşça kapıyı açıp çıktı.
Emine elindeki kameraya bakıp sırıtıyordu. Ben Hacer’i sikerken, Emine’nin bir eli kamerada diğer eli amındaydı hep. Hacer’in yerinde olmak istediğini anlamıştım. Şimdi sıra Emine’ye gelmişti…
Emine elindeki kameraya bakıp görüntüleri tekrar tekrar izlerken kahkahalarla gülüyordu. Hacer’in başına gelenler onu çok sevindirmişti. Ben o arada banyoya girip duş aldım. Çıktığımda Emine telefonda biriyle görüşüyordu. Kapattı,
“Kocam aradı, bir saate kadar döneceğini söylüyor!” dedi.
“O zaman fazla zamanımız yok!” dedim. Neyi kastettiğimi anlamıştı. Üzerindekileri bir çırpıda çıkardı.
Hacer’in dolgun ama bakımsız vücuduna karşılık, Emine’nin daha narin, bembeyaz ama bakımlı vücudunu görmek beni daha çok tahrik etti. Üstelik sikiş konusunda iyiydi. Hemen önümde dizlerinin üzerine çöktü ve yarağımı ağzına aldı.
Az önce Hacer’in amına giren yarağım şimdi Emine’nin küçük ağzının içindeydi. Emine yarağımı iştahla yalıyor, taşaklarımı okşuyordu. Onunla sikişmeyeli uzun zaman olmuştu. Bu süre boyunca kocasıyla da sikişmediğinden, daha doğrusu sikeşemediğinden cinsel açlığı iyice artmıştı.
Yalamaları sonucu yarağım kazık gibi oldu. Fazla da zamanımız olmadığından, biran önce sikmek istiyordum onu. Omuzlarından tutup kaldırdım. Emine ağzının kenarlarındaki yarağımın sıvılarını eliyle şöyle bir sildi.
Ardından Hacer gibi masaya tutundurarak domaltım. Şeftali gibi yarılmış amı ve göt deliği karşımdaydı uzun aradan sonra. Yarağımı sıvazladım bir süre, amına, götünün yarığına sürttüm. Yavaşça amına girmeye başlamamla birlikte, Emine’nin derin iç çekişleri, inlemeleri de başladı.
Amına tamamen girince içinde bir süre bekledim. Amının sıcaklığını hissettim. Gidip gelmeye başladım bu kez. Az önce Hacer’i sert sert sikerken, şimdi Emine’nin amına yavaş hareketlerle girip çıkıyordum. Yarağımı amının duvarlarına sürttürüyordum içinde. Emine derin derin,
“Oğhh, oğhh, ığmm, ağhh!” diye inlerken, ben aynı tempomu devam ettirdim bir süre… Bu kez Emine kendini yarağıma bastırmaya başlamıştı. Hatta bir ara ben durdum, Emine kendini yaslıyordu tamamen. Yarağım ıslak ve kaygan amının içine girip çıkıyordu.
“Daha sert, daha sert!” demeye başlamıştı. Onu kıracak halim yoktu. Kalçalarından sıkıca tuttum ve amına bir iki sefer sert şekilde girip çıktım. Emine nefesi kesilecekmiş gibi oldu, hırıltılar çıkartıyordu.
“Böyle iyi mi, söyle bana?” desem de, onun beni duyacak hali yoktu. Amına sert sert girip çıkmaya başladım. Emine Hacer gibi uzun uzun derinden inliyordu. “Ağhh, oğhh, ığmm!” sesleri salonu doldurmuştu. Bembeyaz göt yanakları kasıklarım çarptıkça sallanıyordu sürekli. Başını devamlı sağa sola çevirip,
“Devam et, devam et!” dedikçe, ben daha çok hırslanıyordum. Şiddetle pompaladıkça, masa da yine sallanmaya başlamıştı. Emine kısa süre sonra, “Oğhh, ağhh, ağhh!” diye diye boşaldığında, ben de gelmek üzereydim. Amına birkaç defa daha girip çıkınca inleyerek boşaldım.
Bir süre daha kaldım amında ve döllerimi içine bıraktım. Ben amından çıkıp banyoya giderken, Emine de toparlanıyordu. Çıktığım zaman giyinmiş, koltukta oturuyor, elindeki kameranın görüntülerine bakarak gülüyordu yine.
Emine kötü bir oyuna alet etmişti beni. Onun yanlış bir hareket yapmasından çekiniyordum. Görüntülerle Hacer’e şantaj yapabilirdi. O sırada Aysel’i aradı. Benim de duyabilmem için hoparlörünü açtı. Aysel’e,
“Hocam, dediğiniz gibi yaptık. Osman Hacer’le ilişkiye girdi, ben de çektim hepsini!” dediğinde, Aysel,
“Oh, oh, çok iyi, artık anlatabiliyorsa anlatsın, benim sözümü dinlememek neymiş görsün!” dedi.
“Ama hocam o kaltak Rukiye ve Esma’ya anlatmış, kendisi söyledi. Ne yapalım hocam? Ya onlar söylerse ne olacak?” dedi. Aysel bir süre, “Hımmm!” yaptı, ardından,
“O zaman başka çare yok, aynısını onlara da yapacaksınız. Yoksa onlar anlatabilir her şeyi. Osman Rukiye ve Esma ile beraber olacak. Zaten Osman’ın itiraz etme hakkı yok, dediğimizi paşa paşa yapacak!” dedi. Emine,
“Hocam Allah razı olsun sizden!” diyerek kapadı telefonu… Bana bakıp gülerek,
“Hocanın dediğini duydun! Mecburen onlara da aynısı olacak. Senin itiraz etmeye hakkın yok zaten!” dedi ve “Hem benim sayemde karı sikiyorsun, sevinmen gerek!” diye de ekledi kahkahayla… Elindeki kamerayı aldım. Emine,
“Karıyı kocasından daha iyi siktin vallahi. Artık unutamaz bunu!” dedi.
“Sen kocasıyla yattın mı?” diye sorduğumda,
“Hayır, dedim ya, kocası bana musallat oldu, ama ben tersledim onu. O da benim için sağda solda laf çıkarmış. Benim onun kocasıyla işim olmaz. Zayıf, çelimsizin biri o adam. Bana senin gibi güçlü kuvvetli, erkek gibi adamlar lazım!” dedi gülerek. Kamerayı gösterip,
“Bu bir süre ben de kalacak!” dediğimde,
“Olmaz, o benim sigortam!” dedi sinirle.
“Görüntüler bende duracak, itiraz etme sakın!” dedim hiddetle. Bağırmam karşısında uslu bir kedi gibi olmuştu.
“İyi, sen bilirsin, ama kameramı isterim, kocam kaç para verdi ona. Hem sorabilir de kamera nerde diye!” dedi.
“Tamam sonra veririm!” dedim.
“Ben gideyim, birazdan kocam gelir!” diyerek ayaklandı. Ama ben,
“Bir kere daha yapalım, götten hem de!” dedim.
“Olmaz, kocam gelecek dedim sana!” dediyse de, onu bırakmaya niyetim yoktu. Belinden tuttum, ama kıvranıyordu,
“Bırak beni, kocam gelecek diyorum sana!” diye elimden kurtulmaya çalışıyordu. Ama sonunda kaçamayacağını anladığında, “Canımı yakmanı istemiyorum!” dedi usulca…
“Sen korkma, domal şu masadan tutunarak!” dedim sadece. Dediğim gibi yaptı, az önceki şekilde masadan tutunup iyice üzerine abandı.
Arkasında yerimi aldım. Üzerindeki uzun ince kot eteğini yukarı sıyırdım. Altında beyaz pamuklu külotla kalmıştı. Onu da aşağı sıyırınca, az önce içine boşaldığım amı ortaya çıkmıştı yine. Kasıklarında hala döllerimin ıslaklığı vardı.
“Bacaklarını aç iyice!” dedim. İki yana ayırdı bacaklarını. Göt yanaklarını ayırdım. Daha önce de siktiğim göt deliği şimdi yeniden önümdeydi.
Hafifçe çöktüm, göt deliğinin ağzına tükürdüm. Parmağımla tükürüğümü deliğinin içine, ağzına yedirdim iyice. Parmağım götüne değdiğinde, Emine yine iç çeker gibi inlemeye başlamıştı.
Yarağımı sıvazladım. Kafasından tutarak yavaş yavaş bastırdım götüne. İçine rahatça girmişti. Yüklendikçe de daha çok giriyordu. Ama yine de amı kadar rahat değildim. Göt deliğinin içinde gidip gelmeye başladım. Emine’den derin derin,
“Ağhh, ağhh, ığmm, oğhh, ağhh!” sesleri geliyordu yine. Götten sikilmekten zevk alıyordu. Gidip geldikçe deliği açılmıştı, şimdi daha rahattım. Sokup çıkardıkça kayganlaşıyordu. Hızlı hareket etmeye başladım bu yüzden…
Ben de büyük zevk alıyordum. Boşalmama yakın birkaç defa sert sert yüklenince, Emine’den acı inlemeler geldi. Akabinde götüne sarsılarak boşaldım. Emine’nin acı feryatları gitmiş, yine uzun ve derinden inler olmuştu şimdi.
Götünde biraz daha kaldım. Çıktığım zaman deliğin ağzı epey bir açık kaldı. Emine yavaş yavaş doğruldu,
“Uğhh, ağhh, acıyor, ayy!” diyerek götünü ovaladı bir süre… Yüzünde acı ifadesi vardı. “Sana canımı acıtma demiştim!” dedi.
“O kadar da olacak artık! Göt bu, am değil ki!” dedim gülerek. Güldüğümü görünce sinirlendi,
“Eğer Rukiye’yle Esma’yı sikmezsen, ben o zaman ben nasıl gülüyorum sana!” dedi kızgınlıkla…
Hacer’in yanında gördüğüm iki kadından biri uzun, diğeri kısaydı. Kısa olanın daha yaşlı olduğu belliydi. Uzun olan da ince, zayıf bir şeydi. Kısa olan da öyle.
“Onların hangisi Rukiye, hangisi Esma?” diye sordum. Emine külodunu giyinip, üstünü düzeltirken,
“Esma kısa olan, 45-46 yaşında galiba. İki çocuğu var. Kızını bir iki sene evvel evlendirdi. Oğlu şimdi askerde. Kocasını epey oldu kaybedeli. Kaynanasıyla aynı binada altlı üstlü oturuyor. Rukiye de benim yaşlarımda gene. İki çocuklu bir adama kaçmış gençken. Kendisi de üç tane doğurmuş, yani beş çocuklu bir kadın. Günahı boynuna, laf aramızda üvey oğluyla arasında bir şeyler var diyorlar!” dedi.
“Amma dedikoducu çıktın sen de!” dedim Emine’ye.
“Ne dedikodusu manyak! Herkes biliyor bunları da yüzüne karşı söylemiyor!” dedikten sonra, “Ben gidiyorum, kameramı geri isterim!” diye ekledi.
“Ee, peki bu iki kadın nasıl olcak? Ben tanımıyorum onları!” dediğimde,
“Onlar kolay, zor olan Hacer’di. Sen Hacer’i bu kadar kolay siktiysen, diğerlerini hayli hayli sikersin!” dedi. Başka da birşey demeden çıktı.
Her birinin diğerinden gizlediği, yada birbirlerine söyleyemedikleri sırları vardı. Gün gelince bu sırlarını birbirlerine karşı kullanmaktan geri durmuyorlardı. Arada kullanılan ben oluyordum, ama benim de yapabileceğim bir şey yoktu.
Banyoya girip tekrar duş aldım. Nerdeyse akşam olmuştu. Üzerimi giyindim. İçeriyi biraz toparladım. Kamerayı alıp çıktım. Kimse görmesin diye kamerayı arabanın torpido gözüne koydum.
Eve geldiğimde karım banyodaydı, kızlar televizyon izliyordu. Esra,
“Annem banyo yapıyor, teyzemlere gidecekmişsiniz!” dedi. Bu da nerden çıkmıştı şimdi. Karımın bana haber vermeden plan yapmasını hiç sevmiyordum, ama yapmaya devam ediyordu halen. Kızlarla oturup televizyon izlemeye başladım ben de.
Özge bacak bacak üstüne atmış, bana hiç pas vermiyor, gözünü televizyondan ayırmıyordu. Bir süre sonra karım banyodan çıktı, bornoza sarınmış halde yatak odasına geçti.
Ben aynı şekilde televizyon izlemeye devam ettim. Karımın içerde saç kurutma makinesini açtığını duydum. Hiç istifimi bozmadım. Benden habersiz plan yapmasına bozulmuştum çünkü.
Karım belki yirmi dakika sonra odadan çıktığı zaman, gözlerim fal taşı gibi açıldı. Esra annesini görünce, ‘Vayy!’ gibisinden ıslık çaldı. Karım ablasına gideceğiz diye bugün bir hayli süslenmişti. Normalde günlük kıyafetiyle giderdi ablasına, ama şimdi başka bir şeyler vardı.
Üzerine kırmızı bir etek ceket takımı, içine de beyaz bir bluz giymişti. Diz altına gelen pileli, geniş eteğinin altında ince ten renkli naylon çoraplı bacakları görünüyordu. Başını da siyah beyaz desenli bir türbanla bağlamış, yüzüne makyaj yapmış, dudaklarına ruj sürmüştü.
Üzerine Refiye’nin kokusundan sıkmıştı ve aramızdaki birkaç metrelik mesafeye rağmen, kokusunu rahatça alabiliyordum. Siyah çantası omzundaydı. Özge bile annesine bakıp,
“Çok güzel olmuşsun!” dedi. Karım ise bana bakıp gülümsüyordu. Yüksek topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı giydi.
“Ee, hadi gidelim!” dedi bana.
“İyi ama benim karnım aç!” dediğimde,
“Ablam hazırlamış, orda yeriz!” dedi.
“İyi, peki!” dedim mecburen. Karımı kıracak değildim. Arabada bana,
“Nasıl olmuşum?” diye sordu karım.
“Çok güzel, hayırdır?”
“Kendime bakmaz oldum epey zamandır…” dedi, daha sonra,
“Beni bir lokantaya götürsene, bu akşam dışarda yiyelim!” dedi.
“Hani ablanda yiyecektik?”
“Sana sürprizim var!”
“İyi, hadi bakalım!” diyerek güzel bir restorana gittik, güzel bir yemek yedik. Ardından arabayı Zarife’nin evine sürdüm. Arka koltukta duran naylon poşet karımın dikkatini çekti,
“Bu ne?” diye sordu. Aysel’den aldığım kuvvet macunu arabada kalmıştı.
“Bir şey değil. İşle ilgili…” dedim. Evin ışıkları yanmıyordu, kimse yoktu galiba. Kapının önünde karım çantasından bir anahtar çıkarıp kapıyı açtı. Evde gerçekten de kimseler yoktu.
“Ablamlar eniştemin köyüne gittiler. Herkes orada şimdi. Eve göz kulak olmam için de anahtarı bana verdi!” dedi. Karımın planı belli olmuştu.
“Evde kızlar var. Hem üstümüzde de annemler, bir de Elif geldi şimdi. Sana doyamıyorum, evde rahat değilim. Onun için buraya getirdim seni!” dedi.
Karım benimle rahat birlikte olmak için böyle bir plan yapmıştı. Beline sarılınca, karım da bana sarılıp,
“Seni çok seviyorum!” dedi. Kokusu beni cezbetmişti şimdiden. Dudaklarından öpmeye başladım. Gözlerini kapamıştı, parlak rujlu dudaklarını emdim, ufak ufak ısırdım. Ellerim sırtında geziniyordu, onunki de öyle. Karım bu gece çok istekliydi.
Ceketinin düğmelerini açtım; beyaz, vücuduna yapışmış bluzun içindeki dantelli sutyeni belli oluyordu. Ceketini çıkardım kollarından. Bluzunun üzerinden memelerini avuçladım. Şeffaf sutyenin içindeki dolgun memeleri hissettim. Karım inlemeye başlamıştı şimdiden. Onu üçlü koltuğa oturttum.
“Aşkım, aşkım!” diye sürekli konuşuyor, saçlarımı okşuyordu. Geriye yasladım koltukta. Eteğinin içine soktuğu bluzunu yukarı sıyırdım. Beyaz karnının üzerinde hafif siyah tüyler vardı. Karnını, göbeğini öpmeye, yalamaya başladım. Göbek deliğini dilimin ucuyla ıslatıp emdim. Karım gıdıklanıyor,
“Ay yapma, ayy!” diye kıkırdıyordu. Bluzunu biraz daha yukarı sıyırınca, şeffaf beyaz sutyeninin içinde taşacakmış gibi duran memeleri göründü.
Etli ve büyük meme uçları sutyenin içinde görünüyordu. Memelerinin üzerini öpmeye başladım. Karım gözleri kapalı, derin derin inler haldeydi. Sutyenini aşağı sıyırınca meme uçları açığa çıktı. Onları emmeye, yalamaya ve ısırmaya başladım.
Büyük ve sarkık memelerini emdikçe karımın iniltileri de çoğalmış, saçlarımı, boynumu kuvvetle okşar, sıkar olmuştu. Ağzım dilim memelerinde gezerken, sağ elimi eteğinin içine soktum.
Parlak naylon çoraplarının üzerinde elim kayıyordu. Çorap dizlerinin bir karış üzerine kadar gelmişti. Kalçalarında gezinen ellerim onu daha da ateşlendiriyor, gözleri kapalı halde başını sağa sola oynatıp inlemeye devam ediyordu. Memelerinin ucunu emdikçe emesim geliyordu.
Kalçalarındaki elim yukarılara çıktıkça inlemeleri de arttı. Kasıklarında geziyordu şimdi elim. İçinde şeffaf dantelli bir külot vardı. Minik külodun üzerinden amına bastırmaya başladım.
Karım bacaklarını oturduğu yerde biraz daha ayırdı. Şimdi daha rahat hareket edebiliyordum. Külodun kenarından elimi içine soktum. Amını belli ki yeni traş etmişti. Orta parmağımı amının üzerinde, dudaklarında gezdirdim bir süre. Bu süre boyunca ağzım meme uçlarındaydı halen.
Karımın inlemeleri salonu doldurmuştu. Zarife’nin evi tek katlı olduğundan, yaşayacağımız sikişte istediğimiz gibi inleyebilir, zevk alabilirdik. Karım zaten bu amaçla getirmişti beni buraya…
Orta parmağımı yavaşça içine sokmaya başladım. Amı sulanmıştı ve içi de epey sıcaktı. Parmağım içine girdikçe karımın inlemeleri, nefes alışları da çoğalıyor, kendini daha çok kaybediyordu. Şimdi meme uçlarını vakum gibi içime çekiyor, parmağımı hızlı hızlı amına sokup çıkarıyordum. Karım,
“Ağhh, ağhh, oğhh, ığmm!” diye derinden, tıpkı Hacer gibi şarkı söylercesine, inliyordu. Bu şekilde ne kadar zamanın geçtiğini bilmiyorum, ama amındaki parmağım artık vıcık vıcıktı, zevk suları kasıklarına akıyordu, elim de su içinde kalmıştı.
“Ağhh, ağhh, oğhh, aşşkımm, aşşkımm, ağhh!” diye diye boşalması epey uzun sürdü. Etli meme uçlarında dişlerimin izi vardı, parmağım, elim vıcık vıcıktı. Karımın kapalı gözlerinden küçük yaşlar süzülüyordu.
Parmağımı çıkardım amından. Doğruldum ve ayağa kalktım. Karım koltukta pembeleşmiş bir yüzle oturuyordu. Gözlerini benden ayırmadan,
“Seni çok seviyorum!” diyordu sürekli. Banyoya geçip ellerimi iyice yıkadım. Yarağımdan çıkan sıvılar pantolonumun önünü ıslatmıştı bu arada. Yarağım sertleşmişti.
İçeri döndüğümde karım bıraktığım gibiydi. Soyunmaya başladım. Külotumun önündeki ıslaklığı gören karım,
“Sen de mi boşaldın?” diye sorunca,
“Yok daha değil!” dedim. Tamamen çıplak kaldığımda, karım kendisine yaklaşmamı isteyen bir el işareti yaptı. Önüne geldim. Karım koltukta öne doğru kayarak zevk sıvıları ile ıslanmış yarağımı ağzına aldı. İştahla emmeye, yalamaya başladı.
Yarağımı dibinden tutmuş, başını ileri geri hareket ettirerek yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyor, “Iğmm, ığmm!” diyerek başını çeviriyor, yarağımı vakum gibi çekiyordu sürekli…
Büyük zevk alıyordum. Karım diğer kadınların hepsinden daha iyiydi yarak yalama konusunda. Neredeyse ağzına boşalacaktım. Başından tuttum, parlak türbanının üzerinden okşadım başını. Karım iştahla emmeye devam ediyor, içeriyi bu kez benim inlemelerim dolduruyordu.
“Tamam, bu kadar yeter!” demek zorunda kaldım birkaç kez. Karım sonunda yarağımı ağzından çıkardığında, yarağım dudaklarındaki kırmızı rujla kaplanmıştı. Yarağımın zevk sıvıları ağzını, dudaklarını ıslatmıştı iyice…
Elinden tutup ayağa kaldırdım. Ellerim eteğinin üzerinden götünde gezinmeye başlamıştı. Göt yanaklarını sıkıp avuçladım. Memelerini aç bir bebeğin annesinin memesine saldırması gibi emmeye başladım. Karım,
“Oğhh, aşkım, kocam, oğhh, devam et, ığmm!” diye diye söyleniyordu.
Memelerini bir süre ayakta emdikten sonra, bu sefer ortadaki masaya tutunmasını söyledim, o şekilde domalttım. Arkasında dizlerimin üzerine çökerek eteğini yukarı sıyırdım. İp külot göt yarığının arasında kaybolmuş gibiydi. Götünün yanaklarını öpmeye, emmeye başladım. Karım devamlı,
“Oğhh, aşkım, devam et!” dedikçe daha da azıyordum. İp külotunu bacaklarından sıyırıp çıkardım. Karşımda pürüzsüz amı ve biraz kıllı götüyle duruyordu. Göt yanaklarını araladım. Sabun ve parfüm kokan göt deliğine dilimin ucuyla dokundum. Karım, “Uğhh, ağhh, ığmm!” diyerek deli gibi inlemeye başlamıştı.
Bu arada orta parmağımı da amına soktum ve içinde gidip gelmeye başladım yine. Karımın göt deliğinin ağzındaki kıllar dilime batıyordu, ama benim iştahımı azaltmıyordu bu.
Karımın götünün deliğini parmaklarımla daha da ayırdım. Delik epey bir açılmıştı. Dilimin ucunu içine sokmaya başladım. Bununla birlikte karımın inlemeleri de çoğaldı. Bir elini amına atmıştı, elime değiyordu eli. Yarağım kazık gibi olmuştu.
Doğruldum, karım aynı pozisyonda durmaya devam ediyordu. Başını devamlı geriye atıp,
“Hadi sik, sik!” deyip duruyordu. Yarağımı sıvazladım, karıma,
“Götüne girmek istiyorum!” dediğimde,
“Aşkım sik beni, sik!” dedi sadece. Parmaklarımla deliğini biraz daha açtım, bacaklarını da ayırmasını söyledim. İstediğim pozisyona gelmişti karım…
Yarağımın kafasını tutarak yavaş yavaş götüne girmeye başladım. Karımdan derin bir, “Uğhh!” sesi geldi. Bir süre bekledim. Ardından yüklenmeye devam edince, göt deliği yarağımı epey bir içine aldı.
Ağır ağır hızlanmaya başladım. Artık göt deliği uzun zamandır siktiğim için kolayca açılıyordu. İçinde rahatça hareket edebiliyordum. Belimi ileri geri oynatarak götüne girip çıkmaya başladım. Karım her seferinde aldığı zevkle inlerken, onu kalçalarından tutmuş aynı tempomla sikmeye devam ettim.
Yarağım daha kaygan hale gelmişti, girip çıkmam da kolaylaşmıştı. Bir süre daha devam ettim, ama şimdi amına girmek istiyordum. Götünden çıktığım zaman deliği bir süre açık kaldı, bu kez alttan amına girdim. Amı daha geniş olduğundan daha hızlı sikmeye başladım. Karım,
“Ağhh, oğhh, devam et, ığmm, devam et!” dedikçe hızlandım. Daha sert siktim. Tüm bunların sonucunda kısa aralıklarla art arda boşaldık.
Karım da ben de büyük zevk almış, hızlı hızlı nefes alıp veriyorduk. Amından çıktığımda döllerim amından taşıyordu. Bugün dördüncü defa boşalmıştım. Daha ne kadar gidebileceğimi bilmiyordum. İkimiz de koltuğa yığılır halde oturduk. Karım bana sarılıp,
“Seni çok seviyorum!” deyip duruyordu. Yarağım döllerim ve karımın sıvılarıyla kaplı haldeydi.
“Burada banyo yapabilir miyiz?” diye sordum karıma.
“Yapmasak daha iyi, ablam bir şey anlamasın!” dedi. O zaman tuvalete gidip işedim, tuvalet kağıdı ile yarağımı iyice sildim.
İçeri döndüğümde karım aynı şekilde oturuyordu, ben de yanına oturdum. Bana,
“Gidelim mi?” diye sorunca,
“Bir kere daha yapalım!” dedim. Cevabım onu sevindirdi. Ayağa kalkarak üzerindekileri tek tek çıkarmaya başladı. Üzerinde, lastikleri kalçalarını epey sıkan ten renkli çorabı ile kalmıştı sadece.
Ardından dizlerinin üzerinde çökerek, yerde köpek gibi dörtayak domaldı. Ben koltukta otururken bacaklarımı açtı, yarağımı ağzına aldı. Bu kez daha da iştahlı yalıyordu. Kontrol karımdaydı. Yarağımı boğazına sokup çıkartıyor, inliyor, başını sağa sola oynatıyordu.
Kısa sürede kazık gibi yaptı yarağımı yeniden. Ben aldığım zevkle inlerken yalamayı bıraktı ve koltuğun üzerinde kucağıma oturur gibi yaparak yarağımı amına soktu. Ben iyice geriye yaslandım, ellerimi karımın göt yanaklarına attım.
Karım üzerimde ileri geri yaylanarak hareket etmeye başladı. Derinden gelen seslerle inliyordu. “Oğhh, oğhh, ığmm, ağhh!” sesleri içeriyi doldurmuştu.
Karımın sikiş konusunda epey ilerleme kaydettiğini görüyordum. Kollarını boynuma dolamış, sıkıca sarılmıştı. Üzerimde yaylandıkça, yarağım amına taşaklarıma kadar girip çıkıyor, koltuk yerinde deli gibi sallanıyordu.
Bu şekilde geçen zamanda her ikimizin de aldığı zevk katlanarak çoğaldı. Karım kollarımın arasında sarsılarak boşaldığı zaman, salonu inlemeleri doldurmuş, ardından ben de boşalmıştım. O kadar zevk almıştık ki, bir süre birbirimize sarılı halde öylece kaldık.
Karım üzerimden kalktığında kasıklarımda, yarağımda amının zevk suları vardı. Karım tuvalete geçti, işediğini duyuyordum. Birkaç dakika sonra gelince giyinmeye başladı. Ben de onunla beraber giyindim.
Karım içeriyi toparladı. Koltuğun üzerine bir miktar döl bulaşmıştı. Banyodan bir bez bulup koltuğu sildi. Arabaya binip evimizin yolunu tuttuk. Saat epey geç olmuştu. Karım,
“Bugün annemle senin hakkında konuştuk, daha doğrusu hepimiz hakkında!” dedi.
“Ne hakkında konuştunuz?” diye sordum.
“Şeyy, Elif seni seviyor, biliyorum. Onun için gitmedi annesinin evine!” dedi. Bu sözleri beni çok şaşırtmıştı. Ben sessiz kaldım. Karım,
“Sen de onu seviyor musun?” diye sorunca da ne diyeceğimi bilemedim. Ardından karım bana tuhaf teklifini yaptı,
“Eğer ben sana bir bebek veremezsem, Elif’ten çocuk sahibi olmanı istiyorum. Onu benim üzerime kuma olarak alabilirsin. Ben sesimi çıkarmam. Yeter ki beni bırakma!” dedi. Ağlamaya başlamıştı. Ağlarken konuşmaya devam etti,
“Hem Elif de bunu istiyor. ‘Ben bu saatten sonra Osman’dan başkasına karılık edemem!’ diyordu bugün!” dedi.
Kadınlar kendi aralarında benim geleceğimle ilgili çoktan karar vermişlerdi anlaşılan. Elif’le en kısa zamanda konuşmam gerekiyordu. Ama bir de Rukiye ve Esma meselesi çıkmıştı başıma.
O sırada kafam bunlarla doluyken, karımın bir sözü beynimde yankılandı:
“Refiye’yle birlikte olduğunu biliyorum!” dedi…
Karımın “Refiye’yle birlikte olduğunu biliyorum!” sözü beynimde yankılandı.
“Saçmalama!” dedim sinirle. Ama karım ısrarlıydı,
“Biliyorum!” deyip duruyordu.
“Nerden biliyorsun? Ne biliyorsun?” dedim kızgınlıkla.
“Geçenlerde sabaha karşı eve geldiğinde üzerinden bu koku geliyordu. Refiye’nin bana verdiği koku. Hem, sen de çok seviyorsun bu kokuyu, onun için sürmemi istedin bu kadar ısrarla!” dedi.
Doğrusu saf sandığım karım akıllı çıkmış, beni ters köşeye yatırmıştı.
“Biliyorum, geceyi onun evinde geçirdin, çocukları da burada yok zaten. Seni evine aldığı belli, onun da sana nasıl baktığını biliyorum!” sözleri karşısında çok şaşkındım. Ama asıl şaşkınlığım karımın buna sert bir tepki vermemesiydi. Cevap vermedim kendisine. Karım,
“Susuyorsan kabul ediyorsun demek ki!” dediğinde,
“Tamam, doğru. O gece onun evine gittim. Birlikte olduk. Duymak istediğin buysa doğru!” dedim. Karım başka birşey demeden sustu.
Sonraki birkaç günüm sakindi. Karımla ise aramız limoniydi. Çok gerginlik yoktu, ama yine de arasına bir mesafe koymuştu benimle… Bir akşam evde karım yine somurtuyordu. Ben de annemlere çıktım. Kapıyı Elif açtı,
“Teyzemle eniştem evde yok, karşı komşu mu ne rahatsızlanmış ona gittiler…” dedi.
“Olsun!” diyerek içeri geçtim. Evde ikimiz yalnızdık. Elif,
“Çocukları da yatırdım…” diyerek yattıkları odayı gösterdi.
“Seninle konuşmak istiyorum!” dediğimde heyecanlandı, kekeleyerek,
“Ne konuşacaksın?” dedi.
“Geçen gün (Ben bu saatten sonra Osman’dan başkasına karılık yapamam!) demişsin!” dedim.
Sözlerim onu afallattı. Kızardı, birşey demeden mutfağa girdi. Bense oturma odasına geçtim. Aradan birkaç dakika geçmesine rağmen yanıma gelmedi. Ben de mutfağa gittim. Sandalyede oturuyor, ağlıyordu. Elif’e,
“Boşandığın zaman hemen seni nikahıma alacağım!” dedim. Elif bana kızgındı,
“Bu zamana kadar neredeydin?” dedi. Ama cevabı hoşuma gitmişti. Karşısına oturdum, elini tuttum.
“Genç kızlığımdan beri senin karın olmak istedim, ama sen istemedin beni!” diyordu. Bu kadar açık konuştuğunu ilk defa görüyordum.
“Geç değil, hem karım da buna rıza gösterdi. Problem olmayacak!” dedim. Elif başını kaldırıp,
“Karın rıza mı gösteriyor?” diye sordu.
“Evet, sen boşanır boşanmaz nikahımız kıyılacak. Karım bana bebek veremiyor bir türlü. Senden bebek sahibi olmamı istedi!” dediğimde, Elifin beyaz yanaklarının pembeleştiğini gördüm. Avucumdaki elinin sıcaklığını hissettim.
“Bana bir bebek vermeni istiyorum!” dedim. Yanaklarındaki pembelik artmıştı.
“Gitsen iyi olacak!” diyerek ayağa kalktı. Gözlerini benden kaçırıyordu. Yüzünü avuçlarımın arasına aldım ve
“Benden utanma. Karım olacaksın yakında!” dedim, yavaşça dudağının kenarından öptüm. Tepki vermemişti. O zaman yanaklarını, pembe dudaklarını küçük küçük öpmeye başladım.
Elif hayatımda çıplak gördüğüm ilk kadındı. Hafif tüylü beyaz yanaklarını öptükçe sikimin sertleştiğini anlıyordum. O anda ona sıkıca sarıldım. Üzerinde uzun bir etekle gömlek vardı. İnce gömleğin altında dolgun memelerini hissettim. Elim sırtında geziniyordu. Elif,
“Yapma, zamanı değil. Ben halen evli bir kadınım!” diyordu. Kendimi yavaş yavaş kaybediyordum. Ellerim eteğinin üzerinden götünü avuçladığında, Elif,
“Bırak, yapma!” demeye başlamıştı. Ama benim onu bırakmaya niyetim yoktu. Götünün yumuşaklığını, külodunun lastiklerini hissettim. Yarağım pantolonumun içinde kazık gibi olmuştu.
“Osman yapma! Bırak beni!” dediyse de, ben sarılmaya, götünü avuçlamaya devam ediyordum. Elif en sonunda beni omuzlarımdan tutarak geriye itti,
“Yapma, lütfen. Git artık!” dedi. Pantolonumun önünde çadır dikilmişti. Yarağım kazık gibiydi, Elif’in gözü oraya takılmıştı.
“Benim olmanı istiyorum!” dedim ve yeniden sarıldım.
“Yalvarırım bırak beni, karın olduğumda yaparsın!”
“Daha zamanı var. Ben o kadar bekleyemem!” dedim. Ellerim vücudunda gezindikçe yarağım patlayacak gibi olmuştu.
Elif alt katta karım ve kızlar duyar korkusuyla ses çıkartamıyordu. Omuzlarından tutarak yere uzandırdım onu. Başındaki desenli büyük türbanını sıyırdım. Uzun siyah saçları göründü.
Gömleğinin düğmelerini çözdüm yavaş yavaş. Altındaki beyaz sutyenin içinde taşacakmış gibi duran memeleri görününce onları öpmeye başladım. Sutyenini aşağı sıyırdım sertçe. Koyu pembe meme uçları açığa çıkınca onları emmeye başladım.
Elif yavaştan inlemeye başlamıştı. Memelerini dişledim, emdim, yaladım. Bir elimi de eteğinin içinden soktum. Bembeyaz dolgun kalçalarını avuçladım. Kalçalarındaki alınmamış tüyleri elime geliyordu. Elif,
“Ağhh, ığmm!” diyerek saçlarımı okşuyor, derin derin nefes alıyor, dudaklarını emiyordu devamlı. O da zevk alıyordu. Sağ elim kasıklarında gezinirken Elif’in nefes alışları sıklaştı.
Pamuklu beyaz külodunun içine parmağımı sokunca etli am dudaklarını hissettim. Parmaklarımla onları sıktım, okşadım. Tüylü, kar gibi beyaz karnında dudaklarım gezindikçe Elif daha az tepki gösteriyordu.
Hafif kıllı amına parmağımı yavaşça sokmaya başladığımda Elif kenarda duran türbanını ağzına soktu. Aldığı zevkten inlerken alt kattakilerin duymasını istemiyordu. Bu arada kasıyordu kendini. Kasıklarının arasındaki elim sıkışmıştı. Bir taraftan vücudunu öperken,
“Sakin ol, rahatla, rahat bırak kendini!” diyordum. Yine de sürdü bu kasılmaları. Ama yavaş yavaş kendini bırakmaya başladı, ağzındaki türbanını koparacakmış gibi dişliyordu. Orta parmağım amındaydı şimdi.
Amının sıcaklığını hissediyordum, amı sulandığından parmağım içinde kolayca hareket ediyordu. Bacaklarını sürekli ileri geri, sağa sola oynatıyordu.
Memelerini emdikçe uçları büyümüştü. Dişledim onları, öptüm, yaladım. Onu banyo yaparken gördüğüm zamandaki gibiydi memeleri. Hatta şimdi daha büyüktüler. Gözlerimi kapattım, deli gibi emdim memelerini, bir elim amındaydı bu arada.
Elim su içinde kalmıştı. Amının zevk suları ve ter elimi iyice ıslatmıştı. O ara Elif’ten boğuk sesler çıkmaya başladı. Aldığı zevkle türbanını var gücüyle ısırırken gözlerinin kenarlarından yaşlar süzülüyordu.
Kendini kasmaya başlamıştı yeniden. Sesleri de çoğalmıştı. Göğüsleri aldığı derin nefeslerle bir inip bir kalkarken ona baktım. Artık memelerini emmeyi bırakmıştım. Sadece parmağım amında çalışıyordu.
Kısa süre sonra Elif boğuk sesler eşliğinde boşalmıştı. Kendini serbest bıraktı. İnlemeye devam ederken ağzındaki türbanını çıkardı. Yutkunuyor, yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Islak yanaklarından öptüm uzun uzun. Parmağımı amından çıkardım, elime baktığım zaman amının zevk sularının parmağımı nasıl ıslattığını gördüm.
Elif yavaşça doğruldu, kasıkları da zevk sularından ve terden iyice ıslanmıştı. Hatta yerdeki açık renk halının üzerinin bile ıslandığını gördük. Elif üzerini toparlarken,
“Gitsen iyi olacak!” dedi. Benim de pantolonumun önü iyice ıslanmıştı bu arada. Elif’in önüme baktığını gördüm. “Teyzemler gelmeden banyo yapmam lazım, bu halde kalamam. Lütfen git!” dedi.
“İçine girmek istiyorum!” dedim istekle.
“Karın olduğumda bu da olacak zaten. Yalvarırım şimdi git!” dedi tekrar. Ayağa kalktım, onu da elinden tutup kaldırdım. Hemen sutyenini, külotunu düzeltti, gömleğinin önünü kapadı.
“Beni boşaltmanı istiyorum, bu halde gidemem!”
“Nasıl yani? İlerde olacak dedim ya!” dedi şaşkınca.
“Gel benimle!” diyerek elinden tuttum ve söylenmeleri arasında banyoya soktum onu. Elif’in şaşkın bakışları arasında pantolonumu indirdim, külodumun önündeki şişkinliği gören Elif,
“Osman yapma, çok ayıp, ben senin karın değilim henüz!” dese de, külodumu aşağı sıyırdım. Elif elini ağzına götürdü, başını öbür tarafa çevirdi.
“Askerden geldiğim zaman beni banyoda gören sendin, biliyorum. Utanmana gerek yok!” dedim. Elif yavaş yavaş başını çevirdi. Eli ağzındaydı halen. Bana bakıp,
“Biliyor muydun?” dediğinde,
“Evet, o sendin. O gün bana bakamadın!” dedim. Sonra, “Beni boşaltmanı istiyorum!” dedim tekrar.
“Nasıl olacak?” diye sorunca,
“Dizlerinin üzerine çök, ellerinle tut yarağımı ve okşamaya başla!” dedim. Elif önce tereddüt etti biraz, ama sonra önümde dizlerinin üzerine çöktü. Bir eli ağzındayken diğeriyle yarağımı tuttu ve okşamaya başladı.
Elinin yarağıma değmesi bile beni zevklendirdi iyice. Gözlerimi kapatarak derin derin inledim. Elif narin elleriyle yarağımı okşadıkça, yarağım içine dolan kanla daha da sertleşti. Kafasından dibine kadar okşuyordu yarağımı, bana 31 çektiriyordu.
“Seni gördüğümde böyle yapıyordun!” dedi. Ona baktım, gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. Daha fazla dayanamayacağımı anladığımda,
“Tamam, yeter artık!” dedim. Küvete doğru döndüm, ben de bir iki kere sıvazladım yarağımı. O anda sarsılarak boşaldım, büyük bir tazyikle fışkırdı döllerim.
Karşı duvardaki beyaz fayansın üzerine sıçramıştı döllerim, küvetin içine, fayansa iyice bulaşmıştı. Yarağımı sıvazladım iyice. Derin derin inliyordum. Bir iki dakika geçti belki de bu şekilde…
Elif o sırada yerde diz çökmüş halde duruyor, beni izliyordu. Tuvalet kağıdıyla sildim yarağımı, klozete attım. Boşalmak beni kendime getirmişti. Külotumu ve pantolonumu giydim yeniden… Elif ayağa kalktı,
“Tamam, yalvarırım git artık!” diyordu.
“Hoşuna gitti mi? Cevap vermezsen gitmem bak!” dedim. Elif kızaran bir yüzle,
“Evet…” dedi. Onu dudaklarının kenarından öptüm. Üzerimi toparladım ve aşağı indim. Karıma ve kızlara görünmeden yatak odasına geçip yatağa girdim.
Elif’in vücudunu, memelerini, amını düşündüm. Onu sikmek için can atıyordum. Evlenene kadar kimbilir nekadar zaman vardı daha. Sabredemeyeceğimi anladım iyice…
Töre (36), resim №2
İlerleyen günlerde kendimi işlerime vermiştim. Emine bana, Esma ve Rukiye ile buluşma ayarlayacağını söylemiş, ama daha aramamıştı. Belki de kendi aralarında halletmişlerdir diye düşündüm. Bir sabah Hacer aradı,
“Ben size inandım, güvendim. Ama siz o orospuyla ortak olup bana oyun oynadınız. Beni iğfal ettiniz. Bana ihanet ettiniz. Güvenimi boşa çıkardınız!” deyip duruyordu. Yavaş yavaş sakinleşti. Kendisine epey dil döktüm. Yine de siniri geçmemişti.
“Sizinle yeniden buluşabilir miyim?” diye sorduğumda,
“Neden? Yine bana oyun mu oynayacaksınız?” dedi sinirle.
“Hayır, kamera görüntülerini vermek için! Görüntüler bende, onları size vermek istiyorum. Korkmayın Emine’den aldım!” dediğimde,
“Size nasıl inanırım ben?” dedi.
“Başka çareniz yok. Kabul ediyorsanız iki saat sonra buluştuğumuz çay bahçesine gelin!” dedim. Hacer,
“Tamam!” diyerek kapadı telefonu.
Görüntüleri kameradan silmeden önce bilgisayara aktarmıştım. Bilgisayardan bir CD’ye kopyasını çıkardım. İki saat sonra oraya gittiğim zaman, Hacer yanında Esma ve Rukiye ile oturuyordu.
Esma ve Rukiye’yi görmek beni şaşırttı. Acaba Hacer yaşananları onlara anlatmış mıydı? CD cebimdeydi, Hacer bahsetmedikçe hemen vermeyecektim ona.
Esma kırklarının ortasında, kısa boylu bir kadındı. Buna karşın yüzünde kırışık yada sarkma yoktu, daha genç gösteriyordu. Yeşil gözlüydü, hafif çilli yüzüne makyaj yaptığı belliydi.
Rukiye ise ince, uzun bir kadındı. Her ikisi de hoş, alımlı kadınlardı. Hacer geçen günkü gibi giyinmişti yine. Diğerleri de günlük kıyafetleri içindeydi, ama yine de zevkli giyinmişlerdi. Hacer,
“Osman bey, size bahsetmiştim…” diyerek beni diğer ikisine tanıttı. Kadınlar, “Memnun oldum!” diyerek başlarını salladılar. Konuya Esma girdi,
“Emine hanımla aranızdaki münasebeti biliyoruz. Ama bunu kocasına söylemek gibi bir derdimiz yok. Sağ olsun Hacer hanım bize epey geçerli sebep gösterdi bunun için. Hacer hanımın sizinle buluşacağını öğrendik. Onu yalnız bırakmak istemedik!” dedi.
Mesele anlaşılmıştı. Hacer belli ki kendileriyle konuşmuş, onlar da söylemekten vazgeçmişti. Ama buna rağmen içlerinden Emine’yi kıskandıklarını anladım o anda.
Emine onlarla yaşıt bir kadındı. Kendisinden daha genç bir erkeği nasıl tavladığını merak ediyorlardı. Özellikle Esma’nın bakışlarında, konuşmasında bu seziliyordu. Konuşma sırasında gıda toptancısı olduğumu söylemem üçünün de ilgisini çekmişti.
“Ne zaman isterseniz işyerime uğrayın, istediğinizi alabilirsiniz!” dedim. Memnun olmuşlardı bu sözümden… Kalkarken, Esma,
“Varsa bir kartınızı alabilir miyiz?” diye sorunca,
“Tabii!” dedim, birer kartımı verdim. Bu kadınlarla daha sonra da görüşeceğimi anlamıştım. İşyerime döndüğüm zaman Hacer aradı,
“Gelirken bu ikisi peşime takıldı. Gelmeyin diyemedim. Görüntüleri sonra alırım!” dedi.
“Onlara anlattın mı?” diye sorunca,
“Deli misin, böyle şey anlatılır mı? Ama seninle benim aramda bir şey var sanıyorlar!” dedi.
Telefonu kapadıktan bir süre sonra Özge girdi odama. Karımla aramın bozulduğunu gören Özge bundan mutlu olmuş gibiydi.
“Annem sana niye küstü?” diye sorunca,
“Boş ver!” dedim. “Kaç gündür annemle aranız bozuk, görüyorum bunu!” deyince,
“Annenle aram bozuk olunca sen mutlu mu oluyorsun?” diye sordum. Bu soruma bozuldu biraz.
Özge üzerine ince uzun siyah bir etek; dar, pembe renkli bir gömlek giymişti. Ayağında beyaz renkli, yüksek topuklu bir ayakkabıyla, başında beyaz parlak bir türbanı vardı. Penye eteğin içindeki götü topuklularla birlikte sağa sola sallanıyordu.
“Ayakkabını yeni mi aldın?” sorduğumda,
“Kaç gündür giyiyorum, dikkat etmiyorsun ki!” dedi.
Canım onu çekmişti. Bugünü boş geçirmek istemiyordum. Kaç gündür karım da sırtını dönerek yatıyordu. Yarağım bir ama, yada göte girmeyi özlemişti.
Özge odamdan çıktıktan sonra, Dilber elinde Türk kahvesi ile girdi odama. Dilber de bu ara devamlı,
“Benimle görüşmek istemiyorsun sen!” deyip duruyordu.
“Bana zaman ver!” diyerek başımdan savdım onu. Artık Sedat dönmüştü, onun evini istediğim gibi kullanamayacaktım. Üstelik Emine’den dolayı bir daha o eve elimi kolumu sallayarak gidemeyecektim. Bir çaresini bulmam gerekiyordu.
Akşam mesai bitiminde, çalışanlara ve Dilber’e gidebileceklerini söyledim. Özge de toparlanmış, krem renkli pardesüsünü giymişti. Bana,
“Gitmiyor muyuz?” diye sorunca,
“Biraz işimiz var!” dedim. Özge bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Diğerleri çıkınca kapıyı içerden kilitledim. Özge evi arayıp, annesine biraz gecikeceğimizi söyledi. Telefonu kapatır kapatmaz beline sarıldım.
“Sen kilo mu aldın?” diye sordum. Beli bir miktar kalınlaşmıştı.
“Evet, son zamanlarda boğazıma engel olamıyorum!” dedi.
“Böyle daha güzel!” dedim, pardesünün düğmelerini çözdüm ve çıkardım. Dolgun memeleri gömleğinin altında iyice belli olmuştu. Onları avuçladım, yanaklarından, dudaklarından öpmeye başladım.
Özge de elini sırtıma atmış okşuyordu. Yarağım sertleşmeye başlamıştı şimdiden. Özge elini pantolonumun önüne attı, pantolonun üzerinden yarağıma dokunuyordu.
İşyerinin ortasında ayaktaydık. Onu elinden tutup yazıhaneme soktum. Özge’nin bakışları arasında soyunup çıplak kaldım. İkili koltuğa geçip geriye yaslandım, bacaklarımı açtım.
Yarağım kazık gibi olmuş, havaya dikilmişti. Yarağımı sıvazlarken Özge önümde diz çöktü, dörtayak üstünde domaldı. Yarağımı eliyle tutup ağzına soktu ve iştahla yalamaya başladı.
Büyük zevk alıyordum, ben parlak türbanının üzerinden başını okşarken, Özge yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyordu. Yarağımın kafasına dili değdikçe içim bir hoş oluyordu. Derin derin inlemeye başlamıştım. Neredeyse boşalacak hale gelmiştim.
“Tamam, yeter hadi!” dediğimde yalamayı bıraktı. Yarağımın sıvıları dudaklarını ıslatmıştı. Ben ayağa kalkınca Özge’de kalktı. Onu belinden tutup masama domalttım. Arkasında yerimi aldım.
Topuklu ayakkabılar götünü iyice havaya dikmişti. Eteğini beline sıyırınca içine giydiği siyah renkli tangasını gördüm. Götünün yanaklarını küçük küçük öptüm, hamur gibi yoğurdum.
Özge inlemeye başlamıştı. Tangasını çorapsız bacaklarından sıyırıp çıkardım. Bacaklarını iyice açtı, parmaklarımla göt deliğini açığa çıkardım. Amına dudaklarımı, dilimi değdirmemle beraber, Özge, “Uğhh, ığmm!” diyerek daha yüksek sesle inlemeye başladı.
Yarağım patlayacak gibi olmuştu. Bir an önce götüne girmek istiyordum. Doğruldum, yarağımı sıvazladım ve açılmış göt deliğine bastırmaya başladım. İçine artık rahatça girebiliyordum. Belimi sağa sola oynatarak götünün içine iyice yerleştim. Yavaş yavaş öne yüklenmemle birlikte yarağım götüne iyice gömülmüştü. Özge,
“Ağhh, aşkım, yavaş, ağhh!” demeye başlamıştı. Götünde biraz bekledim. Acısı geçmeye başlamıştı. İleri geri hareket ederek götüne pompalamaya başladım.
Götü yavaş yavaş açılmıştı, şimdi daha rahattım. Bembeyaz kalçalarından sıkıca tuttum, Özge masaya iyice abanmış, yapışmış gibiydi. Daha hızlı yüklenmeye başlayınca, Özge,
“Ağhh, aşkım, ığhh, yavaş, lütfen!” dedi yeniden. Ama o anda onu dinleyecek halde değildim. Kendimi kaybetmiş gibiydim. İnleye inleye götüne girip çıkmaya devam ettim.
Aradan geçen uzun zamana rağmen bir türlü boşalamamıştım. Daha da yüklendim. Masa yerinde zangırdayıp duruyordu. Özge’nin de acı haykırışları, inlemeleri artmıştı. Sonunda sarsıla sarsıla götüne boşaldığımda, ne kadar dölüm varsa akıttım götüne.
İçinde gidip gelmeye devam ettim bir süre daha. Çıktığım vakit götünden hafif bir osuruk sesi geldi Özge’nin. Döllerim götünden kasıklarına, kalçalarına akıyordu. Yavaşça doğruldu, belini tutuyordu.
“Kendini kaybediyorsun, canım yanıyor!” dedi. Yüzünden belli oluyordu çektiği acı.
“Ne yapayım kızım… Kaç gündür anneni sikemiyorum, sırtını dönüp yatıyor!” dedim. Özge üzerini toparlarken bir yandan da söyleniyordu,
“Hep kendini düşünüyorsun, beni hep arkadan yapıyorsun! Arkadan o kadar zevk almıyorum, canım yanıyor! Beni önden yap diyorum, yapmıyorsun! Beni ne zaman kadın yapacaksın? Ben de o zevki yaşamak istiyorum!” diyordu.
Ona cevap vermedim, bir sigara yaktım. Sigaramı bitirdiğimde Özge de toparlanmıştı. Ben de giyindim, hazırlandım. Birlikte çıktık.
Karım akşam gene somurtuyordu. Onun bu hali sinirimi bozuyordu. Annemlere çıktım yeniden. Elif beni görünce heyecanlandı. Bu kez annem evdeydi, ama babam dışardaydı. Elif mutfakta bize kahve yaparken, annem,
“Oğlum bu kızın gönlü sende. Kocasından boşanır boşanmaz hemen şuna bir nikah kıyalım. Gir koynuna da, biz de torun sevelim!” dedi gülerek.
Kahveleri içerken Elif bana bakmamaya çalışıyordu, sessizdi. Eve döndüğüm zaman karım horul horul horlayarak yatıyordu.
Ertesi gün Cumartesi olduğundan Özge benimle işyerine gelmemişti. Ben de öğlen gibi çıkacaktım. Dilber sabah evde yaptığı börekten verdi biraz. Çok güzel olmuştu.
“Beni unuttun!” diye söyleniyordu yine.
Bugün diğerlerini gönderdikten sonra onu sikmeyi düşündüm bir ara… Öğleye doğru telefonum çaldı. Tanımadığım bir numaraydı. Açtığım vakit,
“Osman bey?” diyen, işveli bir kadın sesi geldi ahizeden.
“Benim, buyurun?” dediğimde,
“Ben Esma, hani geçen gün çay bahçesinde görüşmüştük…” diye kendini tanıttı.
“Merhaba Esma hanım, nasılsınız?” dedim.
“Teşekkür ederim. Şeyy, sizi rahatsız ettim kusura bakmayın. Hani demiştiniz ya, ne zaman isterseniz işyerime uğrayabilirsiniz diye. Ben biraz eve alışveriş yapmak istiyorum. Sizden alırsam daha uygun olur. Acaba bugün gelsem müsait misiniz?” diye sordu.
“Tabii ki, ne demek, buyrun gelin!” dedim.
“Saat üç sizin için uygun mu?” dediğinde,
“Gayet uygun, bekliyorum!” dedim.
“Tamam, saat üçte gelirim. Teşekkür ederim!” diyerek kapadı telefonu.
Aklımdaki Dilber’i sikme düşüncesi uçtu gitti bir anda. Bugün kısmetse Esma’nın tadına bakacaktım çünkü…
Bir yanıt yazın